İçeriğe geç

MEVANİ

Bölüm 23 · 11 dk okuma

MEVANİ

Bölüm 23

23

•

Asil

Evden içeri girip ceketimi bekleyen Dilşah'a uzattım. Merdivenleri kullanarak üst kata çıkarken peşimden daha sesli adım sesleri işittim.

-"Beyim! Asil beyim!"

Durmadan en üst kata geldiğimde elimi ahşap trabzandan çektim. Yanıma nefes nefese ulaşan Hanife'ye bakmadan odamın ağır kapısını ittirdim.

-"Bütün gün size ulaşmaya çalıştık. Beyim?"

-"Git başımdan." Lüzumsuz sesini duymamak için kapıyı üstüne kapattığımda boğucu gelen kazağı boynundan tutarak üstümden çıkarttım.

-"Lavin hanım. Gitti!"

Kazağı yere fırlatıp kapıyı açtım.

-"Ne saçmalıyorsun sen?"Bağırmamla yerinden sıçradı.

Ne demek gitti?

Zaten dün akşamdan bir sikim anlamayıp alt üst olmuştum.

-"Sabah erkenden babası götürmüş. Hale hanım geldi. Siz belki ne yapılacağını bilirsiniz diye ama bütün gün gelmediniz."

Beynime giden damarlar bir bir kasılıp açılırken olduğum yerde elimi kapıya attım.

-"Hale hanıma geleceğimi söyle."dememle gözden kayboldu.

Pantolonumun cebinden telefonumu çıkartıp lazım olur diye bir gece numarasını aldığım Ömer'in ismine tıkladım.

Çıkarttığım kazağı geri giyinip hala aramakta olan telefonumu aldım.

-"Asil bey?"

-"Nerdesiniz siz?!"

-"Doğan beyin evinde. Sabah geldik."dedi.

-"Lavin? Lavin de orada mı? Nereden çıktı bu?"diye sorarken hızlıca alt kata iniyordum.

-"Doğan beye bela olan birisi var. Çiftlikte olduğumuzu duymuş can sıkmaya gelecekti. Doğan bey orada öyle bir tatsızlık yaşanmasın istedi. Üstelik oraya bulaşırlarsa bir daha rahat vermezler diye apar topar yaptırdığı eve geçtik. Lavin hanım da burada."

Kalbim yanında atma ihtiyacıyla yanıp kavruluyordu.

Bu kız bana niye böyle yapmıştı?

-"İyi mi?"diye sordum kısık tuttuğum sesimle.

Kısa bir sessizlik yaşayınca göğsümde o tanıdık his belirdi.

-"Bilmiyorum Asil bey. Evin içine girdim fakat Lavin hanım odadan hiç çıkmadı."

Alnımı sıvazlayıp evden dışarı çıktım.

-"Onu kontrol et. Tekrar arayacağım."

Yan evin kapısına ilerleyip tokmağı çaldım. Öfkelenmeden fevri davranmadan olayı kavramaya çalışacaktım.

Lavin'e karşı ne düşündüğümden emin değildim. Belki biraz kızgındım. Birazdan daha fazla olabilir.

Çünkü ben ilk kez birisinin sözlerine ve davranışına böyle sarsılmıştım. Normalde umurumda olmazdı.

Evin çalışan kadını kapıyı açtığında direkt salona yürüdüm. Hale hanım düşündüğüm gibi yine iki gözü iki çeşme oturuyordu.

Kadınların bu denli kırılgan olmasına bazen katlanamıyorum. Ağlayarak sorun çözülür müydü?

-"Asil. Doğan şimdi aradı. Ben bütün gün delirdim."

Yüzünü silerek bana baktığında ayakta kalmayı sürdürdüm.

-"Öyleyse endişe etmeyin."dedim yalnızca.

Bir yanım deli gibi onu oradan almak istiyordu. Diğer yanım ise buna hiç karışmamak.

Bana sırtını dönmemeliydi. Beni öyle bırakmamalıydı.

-"Otur lütfen."

Lavin olmadan bu eve girmenin hiçbir anlamı olmadığını anladım. Aslında...artık onsuz hiçbir yerin anlamı yok gibi.

-"Beni aradığınızı duyunca geldim. Daha fazla rahatsız etmek istemem."

Salondan gidecekken ısrarı üstüne mecburen oturdum.

-"Gitmek istemedi. Seninle konuşmak istiyordu."

Bu cümle bende bir etki yaratmadı.

Öyle olduğunu sanmıyordum.

-"Bunu konuşmak istemiyorum. Söyleyeceğiniz başka bir şey yoksa-"

-"Doğruyu söylüyorum. Onu anlamaya çalış öyle yargıla."diye cümlemi kesti.

Hale hanım hayatımda bir yeri olmasa da saygı duyduğum bir kadındı. Ancak bu bana akıl vereceği anlamına gelmiyordu.

-"İyi geceler Hale hanım."

Kendi evime geçtiğimde önce salondan bir şişe viski aldım. Bir adet de bardak alarak salondan çıktım.

Muhtemelen birden fazla şişeye ihtiyaç duyacaktım. Aksi halde iyi şeyler olmaz.

-"Geri gelmeyecek mi?"

Önümü kesen Hanife'ye ters bir bakış attım.

Lanet olasıca bir öfke patlaması yaşayacaktım. Lavin'in ikinci kayboluşu artık beni delirtiyordu.

-"Onu bulamaz mısınız? Giderken çok ağlamış."

Merdivenin basamağında kısa bir duraksama yaşadım. Buz kesiği gibi bir sızı içimden geçmişti.

Tıpkı bende olduğu gibi çevresindeki herkesi büyüleyecek bir kız çocuğuydu. Hem güzelliğiyle hem güzel kalbiyle. Ona ağlamak hiç yakışmıyordu.

Ama o yapmıştı işte.

Bana yanımda kalmak istediğini söyleseydi onu elimden hiçbir güç alamazdı. Söylememişti. Hatta konuşmak istememişti.

Ne olmuştu bilmiyorum. Lavin doğrudan konuşmayı henüz aşabilmiş değildi. Bende onu zorlamak istememiştim. Böyle olacağını nerden bilecektim?

Şimdi bana gelmek istediğini bilsem bir saniye durmazdım.

Yaşadığım bocalamayı kenara bırakıp yukarı çıktım. Odada bardağı içkiyle doldururken telefona gelen mesaj sesiyle çıkartıp baktım.

-Doğan bey Lavin hanıma ulaşmanızı istemiyor.

Bardağı sertçe ahşap mobilyaya çarpıp bıraktım ve arama tuşuna bastım.

Sinir damarlarıma ilmek ilmek işliyordu. Telefon açılmadıkça kafam uyuşuyordu.

En sonunda açtığında onu ellerimle boğacak seviyeye gelmiştim.

-"Bana konum at."

-"Asil bey bunu yapamam. Doğan bey sizinle konuştuğumu bilse beni öldürür."

-"O Doğan denen herif şuan evde mi?"diye sorarken ikinci kere kendimi odadan dışarı attım.

Merdivenlerden inerken elimde tuttuğum bardağı dikleyip karşılaştığım Meryem'e verdim.

-"Evet. Ama buraya girmeniz imkansız olacaktır. İçeriye alınmama emriniz var."

Soğuk gülüşüm sadece komik geldiği içindi. Doğan bey beni çok iyi tanıdığı için sıkı bir önlem almış olmalıydı.

Ama farkında değildi ki Lavin gitmek istemediği sürece onu benden kimse alamazdı. Eğer bunu isteyecekse ben bunu onun güzel ağzından duyacaktım.

Ardından hatrı sayılır bir dostumu arayarak Doğan beyin kaçtığı yuvasının yerini öğrenmesini istedim . Bu iş için beklemek istemediğimden Ömer'e sormuştum ama ondan alamamıştım. Ancak yine küçüğüme istediğim sürede ulaşamadım.

Delirmeme az kala girdiği deliği çok zor bulmuştuk. Siktiğimin ülkesindeki evi bile daha kolay bulmuştum.

Tam dört gündür aralıksız uğraşmıştım. Ömer de telefonunu kapatmıştı. Ulaşamamıştım.

Lavin'in ne halde olduğunu düşünmek istemiyordum. Yine aynı hayatına dönmesi onun ruhunu çürütmüştür. Ne olursa olsun alacaktım.

-"Ceketimi ver."

Salondan hızla çıktım. Hanife kükreyişime koşarak gelmişti. Saçma saçma konuşmalarını dinlemeden arabaya oturdum ve bir numara tuşladım.

-"Buyur birader hayırdır?"

-"Bana şöyle sağlam üç beş kişi gönder Cevdet." Eski bir tanıdıktı. Boş boş tanışıklık verdiğim kimsem olmazdı. Eski işlere bulaşmayalı yıllar olsa bile ismim hep kapıları açtırırdı.

-"Emrin olur mevzu mu var?"

Arabanın kapısını açıp oturdum ve kemerimi taktım. Motoru çalıştırırken telefonu diğer kulağıma geçirdim.

-"Bir emanet alacağım."dedim kısaca.

-"Çiftliğin çıkışına gönderiyorum."

Bir şey demeden telefonu kapatıp yan koltuğa attım. Gerisin geri bahçeden çıkarak yola girdim.

Lavin benim bu hayatta oynadığım en büyük kumardı. Giriştiğim her işi ben yönetirdim. İlk defa bir başkasının gözleriyle yaşıyordum. Bir bakışı bir cümlesi bana dünyayı yaktırırdı.

İşte o son acımasız gidişi biraz koymuştu ama onu da halledecektim.

Küçük hanım ziyadesiyle beni peşine köpek etmişti diyebilirim. Şimdi gidelim bakalım yine yüz çevirecek miydi göreceğiz.

Yol üstünde durup beklediğim arabalar beni yine şaşırtmadı. Cevdet her boku abartıyordu. Bir ordu adam göndermişti. Arabadan inmeden camı indirip elimle beni takip etmelerini işaret ettim.

Arabayı zorlayarak en yüksek ibresinde ilerlerken Kaan aramıştı. Onu çekecek kafam yoktu. Sadece ve sadece Lavin'i görmem lazımdı.

Yol bitmek bilmediğinde kaçıncı sigarayı yakıp söndürdüğümü bilmiyordum. Baş parmağımı sertçe alnımda gezdirip arabayı durdurdum.

Ben daha inmeden karanlığın çöktüğü kapıdaki adamları paketlemişlerdi.

Acele etmeden arabadan indikten sonra vites boşluğundan bir dal sigara daha çıkarttım. Kaputa yaslandığım zaman derin bir soluk çekip kapının açılmasını bekledim.

Beklediğim gibi olmuştu. Demir kapının arkasında yaklaşık yirmiye yakın adam vardı. En arkadan yürüdüğünü gördüğüm Doğan bey adamları geçerek öne geçti.

-"Senden kurtulamayacak mıyız biz?"

Üstüme yürüyünce dudağımın kenarı varla yok arası yukarı kıvrıldı.

-"Biz derken?"diye sorup sigara dalını dudaklarımın arasına bıraktım.

Durduk yere sinirden kızarıyordu.

-"Kızım seni görmek istemiyor."demesiyle gülümsemem büyüdü.

-"O mu söyledi bunu? Bizzat kendisi mi?"dedim alayla. İyice delirtmek zevkliydi.

-"Al şu pisliklerini defol git evimden. Bir daha da yaklaşma."

Sigarayı yere atıp ayakkabımın ucuyla ezdim ve kaputtan kalktım.

-"Doğan bey biliyorsunuz ki fazla sohbet etmeyi sevmem. Lavin'in hatrına saygı duyarak size karşılık vermiyorum. Şimdi burayı başına yıkmamı istemiyorsan önümden çekil."dedim teker teker ona adımlar atarak.

Bir adım geri çekildi.

-"Sen kimi tehdit ediyorsun? İstemiyor seni diyorum anlamıyor musun? Ne haysiyetsiz adamsın lan sen?! Kardeşin yaşında kıza göz koyuyorsun! Bu mu senin adamlığın?!"

Kanın beynime sıçrayıp gözümü karartmasıyla daha fazla kendime hakim olamadım. Tam yakasına yapışıyordum ki zaafım kendini gösterdi.

-"Baba!"

Yönümü çevirip hasretinden öldüğüm güzeller güzeli çehresine baktım. Her görüşüm ilk görüşüm gibi etkileyiciydi. Aklımı başımdan alan kehribar gözleri,minik burnu ve etli dudaklarıyla lanet olsun ki herkesi etkisi altına alırdı.

Bir an irkilip kalabalıklaşan adamlara baktım. Enselerine yapışıp suratlarını duvarda ezebilirdim.

Hepsi benim güzel eşsiz çiçeğime bakıyorlardı.

Onlara baktığımı gördükleri gibi başlarını eğdiler. Şerefsiz herifler.

-"Gir içeri Lavin!"

-"Girmeyeceğim! Beni burada zorla tutamazsın!"

Of be kızım! Şu sesi duymadığım her saat kül oldum. Benim gibi adama yapılır mı bu?

-"Eve sokun şunu."

Yüzüne gözüne dalmış gitmiştim. İnsaf.

Lavin bunu duyduğu an hareketlenince bende durmayı kestim. Daha bir adım atmıştım ki koşarak kendini kollarıma attı.

Bilmem ki hayatımın hiç bir anı böyle güzel miydi?

Küçük bedenine kollarımı doladığım zaman kimse gelip onu benden almaya cesaret edemedi.

Boynuna gömülme isteğimi çok zor bastırdım. Mis kokulu saçları yüzüme çarpmış geri savrulmuştu. Ufak kalbi benim göğsümde bile hissedeceğim şekilde atıyordu.

Başını göğsüme bastırdığında ben daha onu bırakır mıydım?

-"Lavin o adamı öldürmemi istemiyorsan yanıma gel!"

Doğan beyin haykırması yetersizdi. Lavin yüzünü göğsümden çekip gözlerime baktı. Pürüzsüz yüzünde yanakları tatlı tatlı pembeleşmişti.

Kollarımdan ayrılıp önümde babasına bakar halde durdu.

-"Ben senin oyuncağın değilim."dedi başını dik tutarak.

Halbuki korktuğunu biliyordum. Ama boyun eğmiyordu. İçten içe onunla gurur duyuyordum.

-"Sen benim kızımsın!" Lavin'e yaklaştığında derin bir nefes alıp Lavin'i yanıma çektim.

Doğan beyimiz beni gözleriyle bin parçaya bölüyordu. İstifimi bozmadan ona baktım.

-"Evet kölen değil kızınım. Baba ben zaten seninle kalmayı seçecektim! Ama hapsolarak değil! Anla artık ben bundan çok yoruldum."Bağırırken onda gördüğüm bu yenilmişlik içimi sıkıştırmıştı.

-"Bu adam benden farksız mı sanıyorsun?" Yine aynı misillemeyi bana yapan adama yalnızca göz devirdim.

-"Ben onun geçmişte değil bugün kim olduğuyla ilgileniyorum."

Gözlerimi hızla Lavin'e çevirdiğimde içimden bir ses bir şeyler öğrenmiş olabileceğini fısıldadı.

-"Tamam istediğin hayatı yaşayacaksın. Ama bununla değil!"

Ya sabır

-"Buna siz karar vermeyeceksiniz."dedim sonunda sesimi çıkartıp.

-"Gidemezsin anladın mı gidemezsin?! İzin vermiyorum! Eğer her şeye rağmen beni çiğneyip gideceksen...annen gibi olacaksan artık bir baban da olmayacak Lavin."

Sikik herif

Kızı nereden vuracağını iyi biliyordu. Yanımda kuş gibi titrediğini hissettim. Buna rağmen başını eğmemişti.

-"Seni üzmek için söylüyor."diye kısık sesle homurdandım. Keşke bunu söyleyen ağzını kırsaydım da konuşamasaydı.

-"Ben...beni doğuran o kadın değilim baba yanılıyorsun. Seni terk etmiyorum. Ben annem değilim. Sadece mutlu olduğum yere...ait olduğumu hissettiğim bir adama gitmek istiyorum."

Ateş düştüğü yeri mi yakardı?

Yaktın içimi güzelim.

Dişlerimi sıkıp göğsümü şişirdiğimde içimden geçen o güzel dudaklarına ilişmekti. Vücudum karıncalanıyordu. Bana yaptığı etkiyi bir bilse.

-"Pişman olduğunda bana geri geleceksin. Bunu unutma."

Yanımda gelenler tuttukları adamları serbest bırakırken Lavin'i arabanın koltuğuna oturttum ve kapıyı üstüne kapattım.

Doğan beyin önünde durdum. Aslında bir yumruk çakıp gitsem içimde kalmazdı.

-"Siz ne yapmış olursanız olun Lavin sizi hep sevdi. Onun elinden hayatını çaldınız. Daha fazla üzmeyin. Artık sadece yanında olun yeter."

Arkamı dönecekken işaret parmağını göğsüme dayayınca kıpırdamadan durdum.

-"Gerçek yüzünü gördüğü zaman senden koşarak kaçacak. O gün gelene kadar kızımın bir tek teline zarar verirsen mezarını kendin kaz."

Göz ucuyla parmağına ardından yüzüne bakıp samimiyetten uzak güldüm.

-"O zamanın gelmesini beklemeye ömrünüz yeter mi bilemem. İyi geceler Doğan bey."

Önce geri adım attım ardından döndüm ve arabaya bindim. Arkadakiler binip yola girince onların peşinden sürdüm.

Uzun zaman önce bu yıpratan işleri bıraktığım için fazla fazla sinirliydim. Sigara yakana kadar bir anlık Lavin'i gözüm görmedi.

Alnımı sıvazlayıp sigarayı sol elime aldım ve sağ elimi ona uzattım.

Sonunda benimleydi. Ait olduğu yerde.

-"Benden kaçmana bir kaç gün müsaade verdim. Yeterli bir süre mi ufaklık?" Havası dağılsın diye ona takılıyordum.

Daha rahat görmek izlemek istediğim yüzünü eğmiş bana bakmıyordu. Yavaşça yanağında parmağımın tersini gezdirdim. Nadide bir güzelliği var.

-"Hiç gelmeyeceksin sandım."diye fısıldayınca elini elimin içine aldım. Gözlerimi yoldan ayırmadan elini bacağıma bıraktım.

-"Seni bırakacağımı mı düşündün gerçekten?"

Kısa bir bakış attığımda başını iki yana sallamıştı.

-"Sadece...sen...yani seni kırdığımı düşündüm."

-"Boşver bunu. Sonra konuşuruz." Elini avucuma sığdırıp direksiyona koydum. Diğer elimde tütmekte olan sigarayı içerken bir yanım rahat diğer yanım huzursuzdu.

Huzursuz olma nedenimi bilmiyordum. Galiba yaptıklarımı yadırgıyordum. Resmen babasından çekip almıştım. Ben bunu yapacak adam değildim. Ama insan değişiyordu.

İç çekip dumanı üfledim. Telefonum çalmaya başlayınca Lavin oturduğu yerden bana uzattı.

Elini bırakıp telefonu açtım.

-"Eyvallah Cevdet borcum olsun."dedim açtığım gibi.

-"İşini gördüysek sıkıntı yok usta. Dönsünler mi?"diyince onayladım.

Kapattıktan sonra ısrarla aramış olan Kaan'ı geri aradım.

-"Sağ ol abi ya ölsek kalsak cenazemizde arayacaksın."

-"İşim vardı kısa kes."dedim. Zaten kafam şişmişti.

-"Çiftliğe geldim. Nerdesin?"

-"Yoldayım geliyorum."

-"Benim yengem kayıpmış. Buraya gelmesem öğreneceğim yok. Sende o yüzden mi kayıplardasın?"

Lavin'in hayatımdaki yerini zevzeklik yaparak Hanife'den öğrenmişti. Oturup ona anlatacak halim yoktu.

-"Yanımda."derken gerçekliğini teyit etmek için ona baktım. Işığı sönmüş gözleriyle göz göze geldim. Gözleri yine buğulu bakıyordu. Kalbini bir daha hiç kırılmayacak şekilde onarmak istiyorum.

-"E bulmuş ya!"

Arkadan Hanife'yle konuşma sesleri geldiğinde oflayarak yola döndüm. Yüzüne kapatmaktan çekinmeden telefonu kenara bıraktım.

-"İyi misin? Sana kötü bir şey yaptı mı?"

Baş sallamasıyla yanıtladı. Yeniden içine kapanmasını sağlamak olabilecek ihtimaller arasında en kötüsüydü.

-"Eğer çiftliğe gitmek istemiyorsan..?"

-"Hayır gidelim. Halamı görmeliyim onu merak ediyorum."diyince kaşımı kaldırdım ve elinin üstünde parmağımı gezdirdim.

-"Hımm...Ben merak edilmedim mi?"dediğim zaman iyice koltuğa gömüldü. Karanlıkta rahatlıkla gülümseyip camdan dışarı baktım.

-"Telefonum yoktu. Sana ulaşamadım. O sabah yanına gelecektim. İzin vermedi gelemedim."

-"Açıklamana gerek yok."diye kestim.

-"Söylemeliyim."dedi hızlıca araya girerek.

-"Babam bir şeyler söyledi. Korktum. Yemin ederim sadece korktum. Aklım birbirine girdi her şey karıştı. Ben doğdum doğalı hep gizlenerek yaşadım. Hep hayatımdan endişe duyarak,başıma bir şey gelecek korkusuyla doldurularak yaşadım. Seninde...seninde babam gibi-"

Sesi git gide güçsüzleşti. Şimdi her şey daha netti.

-"Değilim Lavin." Fark etmeden arabanın hızını yükselttiğimi anlayınca yavaş yavaş hızımı indirdim.

-"Geçmişte öyleydim. Babandan daha fazla korkacağın işler yaptım. Bunları ilk ve son kez söylüyorum çünkü söz konusu etmeyi bile eskide bıraktım. Artık öyle bir hayatım yok. Vardı. Bunu gizlemiyorum. Geçmiş seni rahatsız edecekse şimdiden söyle."derken onu ürküttüğümü bilmeden son derece ciddi konuştum.

Öyle bir hayat yaşamak istemediğimi fark ettiğimde sıyrılmam çok zor olmuştu. Bu yüzden o defteri kökünden yakmıştım. Yeni bir başlangıç yapmıştım.

Sessiz kalması canımı daha fazla sıktı. Geçmişi geçmişte bırakmak gerektiğini bilmeliydi. Tecrübesizliğine fazla mı yükleniyordum bilmiyorum ama onun da benim gibi düşünmesini istiyordum.

Sadece benden gitmemeliydi. Eğer giderse yolumun düzlüğünü kaybedebilirdim. Lavin bende çok şey değiştirmişti.

Kalbim olduğunu göstermiş,küçük bir kıza nasıl tapılır bunu öğretmişti.

Ben şimdi ölsem yine de onu elimden alamazlardı.

•••

Merhaba herkese ❤️

Bölümü nasıl buldunuz?

Artık huzurlu bölümler gelsin istiyorum çok aksiyon yaratmak bana göre değil. Siz ne dersiniz?

Bir de galiba Asil'in ağzından yazmayı sevmiş bulundum bir sonraki bölümü de ondan okuyacağız 🔥

Bölüm sonu

1 yorum