İçeriğe geç

MEVANİ

Bölüm 17 · 12 dk okuma

MEVANİ

Bölüm 17

17

••

Huzursuz derin bir uyku beni içine çekmeyi bırakmıştı. Gözlerimi açarken saçımda ve yüzümde gezinen parmakların sahibini tanıyordum. Rahatlatan kokusu burnumdaydı. Güven kokuyordu.

Kıpırdanan gözlerimi kısa bir an açıp yeniden kapattım. Alnıma sıcak dudaklarını bastırmış yanağımı okşamaya başlamıştı.

-"Asil"

Kurumuş dudaklarımdan ismini fısıldadığım zaman elini karnımda duran elime koydu.

-"Buradayım güzelim."

Vücudumda daha önce bilmediğim bir uyuşukluk hissi vardı. Kendimi verip düşüncelerimi yönetemiyordum. Aklım ruhum devre dışı kalmış gibiydi.

Tek bildiğim Asil yanımdayken iyi olduğumdu.

Ya giderse?

-"Gitme."dediğimde yanağım süzülen bir damla yaşımla ıslanmıştı.

Gözyaşıma tüy kadar hafif bir buse kondurdu.

-"Gitmiyorum korkma."

Üstlerine beton dökülmüş hissi veren göz kapaklarımı açamadığım için yine uykuya yenik düşmüştüm.

'

Karanlık odada araladığım gözlerim bu defa daha kolay aralandı. Üstümdeki ağırlık hissiyatı kaybolmuştu.

Başımı ağrıtacak kadar yoğun olan düşünceler bir bir belirdi. Kaşlarımı çattığında göğüs oluğuma vuran sıcak nefesi fark ettim.

Derin bir nefes alarak elimi kaldırdım.

Asil

Yanağını omzumla yastık arasına yaslamış uyuyordu. Hafifçe başımı kaldırmak istedim ama uyanır korkusuyla yapamadım.

Elimi yanağına bıraktım ve ona hissettirmemeye çalışarak sakallı yüzünü parmaklarımla sevdim okşadım.

Yüzü soğuktu. Üstümdeki örtüyü ona örtmek için hareketlendiğimde kıpırdanmıştı. Yinede durmadım ve yatağımı kaplayan bedenini örttüm.

-"Lavin." Dudaklarından boğuk çıkan ismim sonucu yatağa geri yatıp omzuna doğru elimi koydum. Sanki varlığımı hissetmiş gibi boyun girintime yüzünü yerleştirmişti.

Şuan belki de burada babam vardı.

Nasıl olabilirdi?

Nasıl?

O aylardır bir ölüydü! Bunu yapmış olamazdı.

Ben neden bunları yaşıyorum neden mutlu olamıyorum?

Her şey ama her şey birbirine girmişti. Benim artık kaldıracak gücüm kalmamıştı.

Dudağımı sertçe ısırıp yavaşça yataktan kalktım. Banyoya girdiğimde sessizce hıçkırıklarımı gizledim.

Boğuluyordum.

Bunlar sindireceğim şeyler değildi ki. Üstesinden gelmek için deli olmak lazımdı. Bana verilen bu hayata dair hiçbir dayanağım kalmamıştı.

Asil dışında

Yanlışlarla kötülüklerle dolu hayatım onu da karanlığa gömecekti. Muhtemelen o da bir gün alabileceğim en büyük yenilgime dönüşecekti.

Benim hiç ışığım yoktu. Hiç iyi giden bir yolum yoktu.

-"Lavin? Ne işin var yerde? Buz gibi olmuşsun."

Güçsüz vücudumu zorlanmadan yerden kaldırdığında yüzümü ve gözlerimi sertçe sildim. Yatağa girmemi sağlayıp üstümü sıkı sıkı örttü ve saçlarıma öpücük bıraktı.

Neden her şey normalmiş gibi davranıyordu?

Dünyam bitmiş yerle bir olmuştu. Görmüyor mu?

-"Dışarı çıkmak ister misin? Yürürüz. Hava alırsın." Henüz gün açmamıştı bile. İyi olmamı istiyordu. Olamazdım.

Başımı iki yana salladım.

-"Halim yok."

Benimle uğraşıyordu. İnanılması güç sorunlarımla uğraşma mecburiyetinde kalmıştı. Kalbim ağrıyordu. Mutlu olmak istiyordum.

-"Pekala öyleyse gel bakalım buraya."

Yatağıma oturup sırtını yasladıktan sonra belimden tuttu ve başımı göğsüne çekti. Sırtıma elini koyduğunda dudaklarımdan bir hıçkırık kaçtı.

Titreyen dudağımı ısırıp yüzümü elimle kapattım.

Gün ışığı odayı aydınlatana dek hafızamı boşaltmış yalnızca ona odaklanmıştım.

-"Geri dönmen gerek."diye mırıldandım. Saatler sonra çıkan çatallı sesim karşısında hareketlenen göğsü yüzünden iç çektim.

-"Seni almadan gitmeyeceğim."dedi sert bir tonda.

Dudaklarımı dilimle ıslatıp nefesimi üfledim.

-"Gelemem."dediğimde boğazıma bir yumru yerleşti.

Beni göğsünden kaldırıp yüzümü tuttu.

-"Seni burada bırakmayacağım. Gelemem de ne demek?"

Odamın aralık duran kapısı çalınınca Asil'le olan konuşmamız kesildi. Yataktan kalktı. Yüz ifadesi değişmişti.

-"Gelebilir miyim?"

Ruhum çekilir gibi oldu. Ürperdim.

Hızlı soluklarla ellerimi yatağa bastırdım.

Babam

Tıpkı eskisi gibi siyah takımlarının içindeydi. Yüzü zayıflamıştı. Yaşına göre genç bir adamdı. Ama yaşlanmıştı.

Korkuyordum.

Duyacaklarımdan mı yoksa daha kötü ne olabilir düşüncesinden mi bilmiyorum.

-"İyi misin?" Ters bakışları Asil'in üstündeydi.

Hala şok içindeydim. Ellerim titriyordu. Üşüyor ve yok olmak istiyordum.

Cevaplamadığım sorusunun ardından kapıyı tamamen açtı ve içeri girdi. Yıllar boyunca bir kere bile iyi olup olmadığımı merak etmemişti.

Şimdi yarattığı enkazdan ne bekliyordu?

-"Bizi yalnız bırak."dedi Asil'e.

Kucağımda ellerime diktiğim bakışlarımı kaldırmadım. Fakat Asil'in bana baktığını hissediyordum. Bir kaç saniye içinde sessizce odadan çıktı.

Gidişiyle omuzlarım düştü. Varlığının gücü çok yüksekti.

-"Biliyorum inanmakta güçlük çekiyorsun. Ama bunu yapmam gerekiyordu. Hem senin hem benim hayatım tehlikedeydi. Beni yok etmek isteyenlerle baş edemeyecek durumdaydım. İşler sarpa sarmıştı. Çözüm ortadan kaybolmamdı. Öldüğümü sandılar meydandan çekildim. Daha güçlü dönmem için bunu yapmalıydım. Ve gerçekçi olması için seninde diğer herkes gibi öldüğüme inanman lazımdı."

Boş gözlerle babamı izledim. Ne diyebilirdim? Mantıklı olan ne vardı?

-"Lavin gözüm hep üstündeydi. Olması gerektiği gibi her şeyle başa çıkabildin."

Yataktan hızla kalkıp örtüyü öylece fırlattım.

-"Sen ne diyorsun? Ne anlatıyorsun? Ben neler yaşadım senin haberin var mı? Ne baş edebilmesi? Ben sokağa çıkamıyorum sokağa! Senin yüzünden...sizin yüzünden ben artık aklımı kaybedeceğim!"

Düzensiz soluklarımla göğsüm inip kalkarken yüzümü cama çevirip ellerimi yüzüme kapattım. Damarlarımda buram buram öfke dolanıyordu. Bu evi başına yıkmak istiyordum.

-"O kadının geldiğini biliyorum. Bir daha sana yaklaşmasına müsaade etmeyeceğim."

Başımı kopartıp atacağım. Gerçekten en sonunda bunu yapacağım.

-"Ne düşünüyordun? Söylesene? Kimsesiz kalıp ne yapacağımı düşünüyordun?"

Yitip giden gücümle ona döndüm. Gözlerimden yaşlar boşalıyor ellerim titriyordu.

Başını sağa çevirip çenesini sıktı.

-"Babamın buraya geleceğini düşünmemiştim. Ama senin için iyi bir yol oldu."

Güler gibi bir ses çıkarttım.

-"Senin annen...babaannem...her gördüğü yerde bir fahişenin kızıyım diye beni aşağıladı!! Bundan da haberin var mı?!"

Gözlerinin karardığına şahit olurken kendimi daha fazla ayakta tutamadım. Hıçkırıp yere dizlerimin üstüne çöktüm. Ellerim yüzüme kapanırken akıl sağlığımı korumaya çalışıyordum.

-"Beni el birliğiyle mahvettiniz."

Ağlayarak kendi kendime konuştum. Hiçbir şeye müdahele edemiyordum. Hayatım elimden su gibi kayıyordu tutamıyordum.

-"Herkese tek tek hesap soracağım. Kimse sana zarar veremez."

Dudaklarımdan kopan hıçkırığın peşinden delirircesine güldüm.

-"Bana sen zarar veriyorsun görmüyor musun?"dedim gözlerinin içine bakarak.

Göz göre göre heba oluyordum.

Duygularının onu ele geçirmesine izin vermeden ayakta dikiliyordu.

-"Tek amacım güvende olman. Yaşaman. Bunun için uğraşıyorum."

Ölü numarası yaparak mı?

Yanaklarımı silip başımı salladım. Yıkılmıştım.

-"Nefes alıyor olmam yaşadığım anlamına mı geliyor baba?"diye sorduğumda çok çaresizdim.

Ben hiç ona sesimi çıkarmamıştım. Hiç içimi akıtmamıştım.

Bocaladı. Gözlerinde küçük bir an acıma duygusu gördüm.

-"Gittin gördün işte. Dışarıdaki hayat seni üzmekten başka ne yaptı?"diye kızdı.

Dudağımı ısırıp başımı eğdim.

-"Normal bir insan olmak istiyorum." Hıçkırıklarım bir bir boğazıma dizilirken yüzüm sürekli ıslanıyordu.

-"Daha fazla dayanamıyorum. Benim babam öldü. Babasız kaldım. Kimsesiz kaldım. Şimdi çıktın geldin..ben..ben dağıldım. Bunu kaldıramıyorum."

Gözlerim halıya odaklanmış bilinçsiz şekilde kıpırdanırken yaşam belirtilerim sıfırlanmış gibi hissediyordum.

-"O adam mı seni bu hale getirdi?!"

Ben daha beter haldeydim. Hiç görmemişti ki.

Yüzümü silerek başımı kaldırdım. Ardından yerden kalktım.

-"Hayır Asil beni iyileştiriyor."dediğimde kaşlarını çattı.

-"O herif kaç yaşında senin haberin var mı?!"diye üstüme gelerek bağırdı.

-"Üstelik tehlikeli olduğunu bile bile eve sokmuşsun! Sana bir şey yapacak korkusuyla aklıma neler geldi!"

Acıyla tebessüm ettim.

-"Tehlikeli mi? Senin için cama çıkmam da tehlikeli baba. Ben senin takıntılı mafya bozuntusu düşmanınla bile uğraştım. Ama sen bunu da biliyorsundur. Tıpkı Asil'i araştırdığın gibi. Orada mutlu olduğumu da biliyor musun? Gerçi sen bununla ilgilenmezsin."diyip gözlerimi elimin tersiyle sildim.

Karşımda öfkeyle soluk alıp veriyordu. Değiştiğimi görmüştü.

-"Kendine gel. Kendini topla. Onu da derhal evimden gönder."

Arkasını döndüğünde dudaklarımı araladım.

-"Ben evime geri döneceğim. Sende burada evinde yalnız hayatına devam et. Çünkü ben artık yokum."dedim kendime güvenerek. Aslında çok kötüydüm. Her an sallanıp yıkılabilirdim ama son bir kuvvet diyordum.

-"Sen zaten evindesin."dediğinde kapıdan çıkmak üzereydi.

-"Hayır. Halamın yanına gideceğim." Meydan okumaya devam etmem ne kadar sürecekti emin değilim.

Bana yavaşça döndü. Gözlerinden ne düşündüğü anlaşılmıyordu.

-"Sana bu izni kim veriyor?"

Bir kaç adımla önüne yürüdüm.

-"Ben bu eve hapsettiğin kızın değilim. Kendi hayatımı kurmaya çabalıyorum. Çalışıyorum...öğreniyorum ve her şeyi değiştireceğim. Ölü numarası yaparken sen beni düşünmedin. Başka bir hayata dahil oldum. Bunları izin almadan tek başıma yaptım. Gücün yetiyorsa durdur."dedikten sonra dişlerimi sıkı sıkı birbirine bastırdım.

Bedenimin her hücresi şaha kalkmıştı.

Bunun nedeni artık bana zarar veren her şeyden sıyrılma isteğiydi. Gerekirse babamı yine ölü bilecektim.

-"Lavin.." Elini kaldırıp bana doğrulttu.

-"Psikolojinin iyi olmadığını bilerek üstüne gelmiyorum. Sen benim izin verdiğim kadarını yaptın. Daha fazlası yok. Başına türlü belaları ve adamları bulaştırmana göz yummayacağım." diyerek Asil'i ima etti.

O esnada açık duran kapıda bedeni belirdi. Babamın arkasındaydı. Dağılmış görüntüm onu hiç sarsmadı. Yüz ifadesi değişmedi.

Yutkunup bekledim.

-"Lavin kendi kararlarını verebilecek yaşta. Eğer bırakıp gittiyseniz siz de bunu görmüş olmalısınız."

İki öfkeli adam yüz yüze geldi. Babam da zayıf güçsüz birisi değildi ama Asil...onun önünde yıkılmaz bir güçle dikiliyordu. Sadece görüntüsü bile güven doluydu.

-"Evimi derhal terk et. Biz misafir ağırlamayız."dedi babam.

-"Gitmeyecek."dedim soğukkanlı olarak.

-"Kes Lavin!"

-"Bağırma ona!"

-"Sanane lan! Sen kimsin?! Kızımın etrafında dolaşıyorsun bari yaşından utan!"

İkisinin arasına girip babamı geriye doğru ittirdim. Göğsündeki ellerimi çekip indirdi ve bileğime yapıştı. Beni yanına çekecekken Asil ona engel oldu.

-"Yeter artık yapma! Bir kez olsun ne istediğimi gör!"diye haykırdım.

Nefes nefese göğsünü indirdi.

-"Tamam yanıma gel. İstiyorsan Türkiye'ye taşınırız. Seni zorla eve hapsetmeyeceğim. Çalışmaya devam edersin. Ama şu adamı yanında görmeyeceğim."dedi parmağını Asil'e doğrultup.

Başımı iki yana salladım.

-"Asil'i hayatımda istiyorum."

Beynimde tekrar kaybetme çığlıkları yankı yapıyordu.

Asil bileğimi tutuğu elini elimin içine kaydırdı ve sıkıca kavradı.

-"İstediğiniz kadar zorluk çıkarın. Lavin'i yanımdan almaya gücünüz yetmez."

Babamın gözlerinden alay dolu bir ifade geçti.

-"Lavin şeyi biliyor mu? Geçmişinin benimki gibi pislik dolu olduğunu? Beni öyle mi korkutacaksın? Ha ama bak korkabilirim. Sende pek tekin değilsin Asil bey."

Neyden bahsediyordu bilmiyorum ancak Asil'in hoşuna gitmediği belliydi. Elimi tutan eli kasıldı.

-"Dediğiniz gibi geçmiş. Geçmişte kaldı."dedi gergin şekilde.

Ona tüm gücümle inanıyordum. Herkesten çok. Ne olduğu ne yaşadığı umurumda değildi.

-"Lavin tehlikeyi sevmez."dedi babam.

-"Bende onu tehlikeye atmam."diye diklendi Asil.

Kalbim gümbür gümbür göğüs kafesimi sallandırırken sırtımı yasladığım adamın yanına kaydım. Bu esnada eli elimden çekilmişti.

-"Ne istiyorsun benim kızımdan?"

Yüzümü yere eğip sessizce nefesimi üfledim.

-"Şuan bunu mu konuşacaksın? Ya sen öldün ya! Kendimden de geçtim kendi anneni babanı düşünmedin mi?"diye sordum.

Başını salladı.

-"Benim ailem sensin Lavin. Onları tanımış olman ailemiz olduğu anlamına gelmiyor. Hiçbiriyle görüşmeyeceksin. Sadece sen ve ben anladın mı?"diye kaşları çatık halde konuştu.

Vücudumdan üşüme hissi geçti. Herkesi silmişti. Bu yüzden yıllar boyu yalnızdık. Kimsemiz yok diye kandırılmıştım.

-"Ama varlar."dedim acı çeker gibi.

Gittikçe yüz ifadesi sertleşiyordu.

-"Sakinleştiğinde konuşalım."

Koridora çıkmıştı ki arkasından çıktım.

-"Burada kalmayacağım. Halamın bana ihtiyacı var."diye bağırdım.

Sanırım içten içe Asil'le gitmek istediğim içindi.

Babam ise duymamış gibi merdivenlerden indi. Asil elimden tutup çekene dek arkasından bakmıştım.

Beni odaya sokarak kapıyı kapattı. Kapının önünde yalnızca birbirimize sarıldık. Çenesini başımın üstüne sabitleyip öylece sarıldı.

Hiçbir şey yerine oturmamış olsa dahi yanımda olması paha biçilemez bir duyguydu.

-"Ne yapacağım ben?"diye sordum yüzümü göğsüne yaslayıp.

Sırtımı okşayarak derince soluk aldı.

-"Öylece çekip gitmen sorunlarınızı çözmez. Bende seni burada bırakmak istemiyorum ama babanla konuşman gerekiyor."

Başımı geriye çektim ve gözlerine baktım.

-"Gidecek misin?"

Sıkıntılı yüzünü gizlemek için beni yeniden göğsüne yasladı.

-"Bekleyen sorumluluklarım var. Sen bana geleceksin. Uzun sürmeyecek biliyorum. Kendine güven olur mu?"

Belirsizlik içerisinde yüzüyordum. Çırpındıkça batıyorum.

-"Olur."dedim fısıltıyla. İçimden geçen beni burada bırakma demekti. Yapamadım.

O günün akşamına kadar odamda kaldık. Son kez görüyor gibi sadece sarılıp kokusunu soluyarak yaşadım.

Babam tekrar gelmedi. Nerede olduğuyla da ilgilenmiyordum.

Asil'le evin kapısına inmiştim. O zaman babam da salondaydı. Arkamda durmuş zaferine gülerek bakıyordu. Benim ise gözlerim yaşlıydı.

Asil omuzlarımın ötesindeki babama öfkeyle bakarken elimi tuttu.

-"Seni arayacağım. Dikkat et ve kendini daha fazla üzme. Ağlama güzelim." Son cümlesini fısıldayıp gözlerimi sildi.

Babam geldiği için gidiyordu. Yoksa beni burada bırakmazdı ki.

-"Sende dikkatli ol."Gelemezsem üzülme.

-"Luna ile seni bekliyor olacağız."dedi küçük belli belirsiz bir tebessümle.

Dudaklarımı gülümsemeye zorladım. Şu günler çok uzaktı.

Uzanıp beline sarıldığımda babamın sahte öksürüğünü umursamadım.

Bedenimi okşayarak geçen parmakları eşliğinde sıcaklığı da uzaklaştı. Arkasını dönüp Ömer'in kapıya getirdiği arabasına bindi.

Elim kapıda ardından bakakaldım. Göğsümün içinde yer alan her yer sızım sızım sızlıyordu. Sanki içime bir şeyler saplanmıştı.

Derin bir acı duyuyordum.

Esaretime az da olsa nefes olmuştu.

-"Git ve biraz uyu. Yorgun görünüyorsun."

Odama çıkıyordum. Fakat bu babam dediği için değil. Yatağımdaki kokusu silinene kadar içime hapsedebilmek içindi.

'

Birbirinin aynısı olan günlerden bir gün hava aydınlanmadan suyun altındaydım.

Daha kavuşmadan tekrar tekrar kaybettiğim sevgiyi düşünüyordum. Bir hafta oluyordu. Gideli. Ben biteli.

Havluya sarılıp çıktığımda saçlarımdan sular damlıyordu. Umursamayarak yatağıma ilerledim. Babam durmadan beni oyalıyordu. Ancak benim dayanacak bir günüm daha kalmamıştı. Burada onunla eski günlere dönmek kabus gibiydi.

Yataktan kalkacakken mesaj bildirim sesi geldi. Telefonumu aldım.

Asil

-Geldim

-Şimdi eve girdim

-Hale hanımla karşılaştım. Kontrolden dönüyordu pek iyi görünmüyor arayıp konuşsan iyi olur

Üst üste sıraladığı mesajları okuduktan sonra sıkıntılı nefesimi üfledim.

-Geleceğimi söyleyip gitmedim

-Telefonlarımı açmıyor

Gözümde ışık hızıyla beliren damlayı sildim. Neredeyse manevi ailem konumuna gelen halamla böyle olmak çok acıydı.

-Gelmezsen ben geleceğim

Mesajı karşısında yüzümü sıvazladım. Babam onu ikinci kere asla eve sokmazdı. Asil bu uğraştırıcı saçma sapan meselelere daha ne kadar katlanırdı emin değilim. Onun için sadece ve sadece sorundan ibarettim.

-Geleceğim

Asil'le olan ilişkim hatta ilişki bile denmezdi fakat ne olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu. Ona karşı nasıl davranacağımı bilmiyordum. Bana karşı o kadar çok yönlü ki her boşluğumu tamamlayabiliyordu.

Peki ya ben ona nasıl hissettiriyordum?

-İki günde seninle uyumaya alıştım

-Beni kötü etkiliyorsun

-Düzenim bozuldu

Şu son günlerin berbatlığına rağmen sessizce kıkırdadım.

-Bende öyle ama ben bundan şikayet etmiyorum diye yazıp utana sıkıla gönderdim.

Anında yazmaya başladı. Gülümseyip dudağımı ısırdım.

-Demek öyle

-Geldiğinde telafi edersin

Birlikte uyuduğumuz gecelerde hiç iyi değildim. Bu yüzden farklı şekilde hisler doğmamıştı. Ancak böyle söyleyince göğsüm çok kötü sıkışmaya başladı. Yeni duş almış olmama rağmen terlediğimi hissedince yataktan kalktım.

-Biraz işim var sonra konuşuruz diye yazıp gönderdim.

Bu ayrılık artık çok uzamıştı. Ben mutlu olduğum ait olduğum yere dönecektim.

Saçlarımı kurutmadan üzerime rastgele bir şeyler geçirdim. Saate baktım. Muhtemelen evdeydi.

Odamdan çıktıktan sonra üst kata yöneldim. Çalışma odasının kapalı kapısını tıklattım. Gel komutu üstüne beklemeden açtım ve kapıdan içeriye baktım.

Beni görünce odada içtiği sigarayı söndürüp içeriye çağırdı. Yalnızca bir adım attım.

-"Daha fazla durmayacağım. Günlerdir işlerimi halledeceğim bahanesiyle beni burada tutuyorsun."

-"Bitmedi çünkü. Ayrıca bir bahane değil."dedi tane tane.

-"Umurumda değil! Ben yarın buradan gideceğim. Seninle yaşamak istemiyorum. Çiftliğe gideceğim."dedim kararlılıkla.

Bana öylesine boş bakışlar attı.

-"Halamızı ziyaret edebilirsin Lavin. Ama orada yaşayamazsın. Yeterince ayrı kaldık. Yaşadıklarını öğrendim. Babamı ve diğerlerini de görmeyeceksin. Kimse benim kızımı üzemez. Oralar sana göre değil. Senin yaşam kalitene uygun değil."dedikten sonra kendine bir içki doldurdu.

Sinirden bedenim titriyordu.

-"Hak ettiğim hayat bu mu? Sen buna hayat mı diyorsun?!"

Kendimi ve göz yaşlarımı yine tutamadım. Gerçekten katlanamıyorum.

-"Ben hayatımda bir kere yalnız dışarı çıkmadım. Hiç arkadaşım olmadı. Hiç dışarıda kahve içmeye gitmedim. Bu mu hayat? Sen benim hayatımı çaldın! Ben insani duygulardan yoksun büyüdüm. Bir kere olsun sevgi şefkat görmedim. Çünkü bu duyguların varlığını bilmiyordum! Söylesene o kadın da bu yüzden mi senden kaçtı?"dediğim an bardağı sertçe masaya vurdu ve ayağa kalktı.

-"Haddini aşma! O kadına dair hiçbir cümle ağzından çıkmayacak! Seni daha kendi karnındayken kaç kere öldürmeye çalıştı haberin var mı? Ben,sen hayata gel diye mücadele ettim. Onunla savaştım. Kızım yaşasın diye. Şimdi bana sakın yanlış cümleler kurma."

Sıktığım dişlerimi serbest bıraktım. Elimin tersiyle yanağımı sildikten sonra göğsümü boğan havayı üfledim.

-"Keşke beni doğurmaması için mücadele etseydin."

Çalışma odasından çıkıp kendi odama geldiğimde direkt dolaplarımı boşaltmaya başladım. Çatı katındaki dolaptan bavullarımı birer birer aşağı indirdim. Bunları yaparken karşılaştığım babam hiç sesini çıkarmamıştı.

Saat gece yarısından sonra dört sularında bütün odamı tıpkı aylar öncesindeki gibi toplamıştım.

Benim mücadelem buraya kadardı. Gidip kurtulacaktım.

Artık bu dünya bana küçük bir mutluluk vermeye borçluydu.

•••

Merhaba iyi geceler ❤️

Sonunda bitirip yayınlayabildim. Umarım beğenmişsinizdir.

Kontrol etmeden yayınlıyorum. Hatalar varsa söylerseniz düzeltirim.Bir sonraki bölüm görüşürüz 🎈

Bölüm sonu

1 yorum