İçeriğe geç

mesafe

Bölüm 5 · 3 dk okuma

mesafe

Bölüm 5

Camdan kaleler parçalanırken

Kış, Aden’in yaşadığı şehre erkenden gelmişti. Odasının camları buğulanıyor, o ise bu buğunun üzerine parmağıyla sadece Emir’in görebileceği küçük notlar yazıp fotoğrafını çekiyordu. Ancak bu gizli dünya, her geçen gün daha dar gelmeye başlamıştı. Emir’in o gri hırkası, Aden’in odasındaki en değerli ama aynı zamanda en tehlikeli nesneydi.O akşam, Aden ders çalışma masasında Emir’in gönderdiği deftere bir şeyler karalıyordu."Bugün okulda herkes bir yerlere gitti, bense senin sesini duymak için eve koştum Emir. Bazen kendimi bu dünyaya ait değilmişim gibi hissediyorum. Benim dünyam senin ses tellerin arasında bir yerde..."Tam o sırada, kapı aniden ve sertçe açıldı. İçeri giren Aden’in annesiydi. Elinde çamaşır sepeti vardı ama yüzündeki ifade, Aden’in kalbini bir saniyeliğine durdurmaya yetti. Annesi, Aden’in yatağının üzerine gelişigüzel bıraktığı o gri hırkayı sertçe kavradı."Bu ne, Aden?" dedi annesi. Sesi titriyordu, hayal kırıklığı ve öfke harmanlanmıştı. "Haftalardır bu hırkayı giyiyorsun. 'Arkadaşımın' dedin, geçiştirdin. Ama bu bir erkek hırkası. Ve kokusu... Bu bir lise öğrencisinin kokusu değil."Aden masadan ok gibi fırladı. "Anne, ver onu lütfen! Sadece bir emanet...""Emanet öyle mi?" Annesi hırkayı yatağa fırlatıp masaya doğru yürüdü. Aden defteri kapatmaya çalıştı ama annesi ondan daha hızlıydı. O siyah defteri, Emir’in "Biz birbirimizin gözlerine bakıyor olacağız" yazdığı o sayfayı çekip aldı.O an odada zaman durdu. Aden’in annesinin gözleri satırlar arasında gezerken, Aden kendi sonunu izliyormuş gibi hissediyordu. Okunan her kelime, aralarındaki o kutsal bağı kirletiyormuş gibi canını yakıyordu."Emir kim, Aden?" Annesinin sesi artık bir fısıltı kadar alçak ama bir bıçak kadar keskindi. "On dokuz yaşında bir üniversite öğrencisiyle mi konuşuyorsun? İnternetten tanıştığın, adını sanını bilmediğimiz bir adamla mı?""O sadece bir adam değil anne! O beni herkesten daha iyi anlıyor!" diye bağırdı Aden. Gözyaşları artık esmer yanaklarından süzülüyordu. "Onu sevmemin yaşla ne ilgisi var? O benim tek nefes alabildiğim yer!""Sen daha çocuksun!" diye gürledi babası kapının eşiğinde belirerek. Tartışma seslerini duymuştu. "Biz seni oku, bir yerlere gel diye bu odaya kapatıyoruz, sen elin adamıyla aşk oyunları oynuyorsun! Ver o telefonu bana!"Aden geri çekildi, telefonu arkasına sakladı ama babasının otoritesi karşısında şansı yoktu. Telefonu elinden alındığında, sanki Emir ile olan son oksijen kablosu da kesilmişti. Babası ekranı açmaya çalışırken Aden olduğu yere çöktü."Girmeyeceğim o sınava! O telefonu alırsan hiçbir şey yapmam!" diye hıçkırdı.O gece Aden’in odası bir hapishaneye dönüştü. Bilgisayar kabloları söküldü, telefon babasının cebine girdi, o meşhur gri hırka ise çöpe atılmak üzere odadan çıkarıldı. Aden, hayatında ilk kez bu kadar büyük bir boşluğun içine düştüğünü hissetti.Öte yandan Emir, kendi odasında masanın başında oturmuş, telefonuna bakıyordu.Saat 22:15. Aden mesaj atmalıydı.Saat 23:00. Yayını açmıştı ama Aden izleyiciler arasında yoktu.Saat 00:30. "Aden, iyi misin? Korkutuyorsun beni," diye yazdı. Mesaj iletilmedi. Tek tık.Emir’in içi çekildi. On dokuz yaşın verdiği o "bir şeyler yapmalıyım" dürtüsüyle yerinde duramıyordu. Aden’in başına bir şey geldiğini, o camdan kalenin yıkıldığını hissetmişti. Bilgisayar ekranındaki o sessiz sohbet kutusu, sanki bir mezar taşına dönüşmüştü.Emir, montunu kaptığı gibi dışarı çıktı. Gece yarısıydı, sokaklar boştu. O an bir şeyi fark etti: Aden’in sesini biliyordu, ruhunu biliyordu, kokusunu o hırkadan tanıyordu... Ama Aden’in evinin adresini bilmiyordu. Sadece hangi şehirde, hangi semtte olduğunu biliyordu.Yol kenarındaki bir banka çöktü. Elindeki telefona, Aden’in son gönderdiği fotoğrafa baktı. "Seni bulacağım," diye fısıldadı karanlığa doğru. "Dünyayı başımıza yıksalar da, o enkazın altından seni çekip alacağım."Aden ise o sırada, kapısı dışarıdan kilitlenmiş karanlık odasında, defterinden koparabildiği son küçük kağıda şunları yazıyordu:"Işıkları söndürdüler Emir. Ama ben karanlıkta bile senin sesini duyabiliyorum. Sakın gitme. Lütfen gitme..."

Allah kahretsin ki yaşandı 😔

Bölüm sonu

2 yorum

  • LAN NEDEN BÖYLE BSİİ YAZDIN AMA OLMAZ Kİ BÖYLE YA 😭😭 ZAVALLI EMİR NE KADAR ENDİSELEMECEK (ZATEN EMDİSELENDİ)

    1Yanıt