İçeriğe geç

MEKTUPLARIN ARDINDA

Bölüm 8 · 10 dk okuma

MEKTUPLARIN ARDINDA

Bölüm 8

8.BÖLÜM: AŞKIN ARDINDAKİ SÖZ

8.BÖLÜM: AŞKIN ARDINDAKİ SÖZ

Mayın Tarlası – Şebnem Ferah

Uraz

Demirhan küçüklüğünden beri duygularını mantığının önüne koyan biriydi ve ben oğlumun duyguları yüzünden mantığından uzaklaşmasına katlanamayacak kadar mükemmelliyetçi bir insanım bu yüzden o kızın oğlumun aklını karıştırmasına izin vermeyeceğim.

Demirhan evden çıkar çıkmaz, Uraz ve Semra arasında hararetli bir tartışma başladı.

Semra: Neden bu kadar büyük tepki verdin? Kız gayet güzel Demirhan da mutlu niye sorun çıkartıyorsun

Uraz: Demirhan o kızı sevmiyor Sinem’i unutmak için duygularıyla oynuyor mantığıyla hareket etmiyor ama ben varım hata yapmasına izin vermeyeceğim.

Semra: Demirhan artık lisedeki ergen değil neyin doğru neyin yanlış olduğu ayırt edebilecek kapasitede bırak hata yapıyorsa da yapsın onun hayatı.

Uraz: Bana Demirhan’ı övme Semra, o kızı sevmiyor sevmeyecek. Kerim’in yeri bende çok ayrı onun hatrı için Sinem’le birlikte olacaklar ya istekle ya zorla.

15 yıl önce

Uraz 22, Semra 20 yaşındayken okulda görüp aşık olduğu Semra ile sevgili olan Uraz, işleri evlilik yoluna sürüklemek istediğinde buna karşı çıkan Semra’nın babası Mehmet Bey’i ne yapsa ikna edememişti artık umudunu yitirmeye başlamışken derdini içinde tutamayan Uraz, sıkıntısını Kerim’e anlattığında ona çare olacağını bilmiyordu.

Kerim, Mehmet Bey’in kızından sonra mahallede kendi çocuğu saydığı tek çocuktu. Mehmet Bey’in ne zaman bir işi olsa ona yardım etmek için elinden geleni yapardı. Bu yardımların sonucunda aralarından su sızmayan bir baba oğul ilişkileri olmuştu.

Uraz derdini Kerim’e anlattığında kendisine çare olacağını bilmiyordu. Kerim Uraz’ın derdine derman olduğunda kendisine bir minnet borcu olduğu için ne isterse yapacağını söylemişti.

Uraz: Allah senden razı olsun kardeşim bana sevdiğim kadını almama yardım ettin. Artık sana bir minnet borcum var ne zaman bir şey istersen yaparım.

Kerim: Ben bir karşılık için yapmadım ama bir isteğim olur senden.

Uraz: Nedir o isteğin?

Kerim: Biliyorsun benim kızımı Sinem benim gözbebeğim onun mutlu olmasını her şeyden çok isterim eğer seninde rızan olursa büyüdüklerinde senin oğlanla benim kız evlenseler gözüm hiç arkada kalmaz.

Uraz: Sinem’i severim bu işi oldu bil bu saatten sonra Sinem benimde kızımdır.

Kerim: Senden yana şüphem yok Uraz kardeşim ama ya oğlun istemezse?

Uraz: Ben onu ikna ederim sen orasını düşünme.

Kerim: Sağ ol kardeşim.

Günümüz

Semra: Kerim’e söz vermişsin ama onun kızı zamanında Demirhan’ı istemedi şimdi sevdiği bir kız varken ve birbirlerini severken bunu yapabilecek misin? Uraz sen ne zaman bu kadar kalpsiz olmaya başladın?

Uraz: Bunun kalpsizlikle bir ilgisi yok. Ben sadece mantıklı olanı yapıyorum. Ayrıca dediğin gibi kalpsiz olsaydım bu kalbim seni sevemezdi.

Semra: Mantıklı olan oğlunu zorla sevmediği biriyle evlendirmek mi? Bu mu mantık?

Uraz Semra’nın kendisine karşı çıkmasına sinirlenmişti. Sesini yükseltti ve sinirle konuşmaya başladı.

Uraz: Evet bu mantık tamam mı? Bana karşı gelmekten vazgeç böyle dediysem böyle olacak.

Bu sırada Demirhan parkta kendisine isyan eden Belis’i düşüncelerinden vazgeçirmeye çalışıyordu.

Demirhan: Belis, saçmalıyorsun neden benimle konuşmuyorsun?

Belis: Demirhan belkide bir süre konuşmamalıyız.

Demirhan: Hayır Belis izin vermem beni yok saymana izin vermem senin için bu kadar çabaladıktan sonra beni bir kenara atmana izin vermem.

Belis: Seni kenara attığım falan yok Demirhan sen ailenle aranı düzelt bende biraz yalnız kalayım biraz düşünelim sanırım çok acele ettik her şey için

Demirhan: Senin için verdiğim çabayı görmüyor musun? Seni çekip aldığım o eve geri mi döneceksin?

Belis: Ben istemesemde yıllarca orada yaşadım alışkınım yardımların için sağ ol ama bunu sürekli bana karşı kullanarak bir yere varamazsın. İkimizinde kafasını toplaması lazım ben gerçekten biraz yalnız kalmalıyım bana izin ver.

Demirhan: Sen bilirsin konuşmak istediğinde haber verirsin görüşürüz.

Konuşmanın ardından Demirhan bir şey demeden evine doğru yürürken aklında sadece babasının hayatını nasıl ateşe verdiği vardı. Kalbi hiç durmayacak bir yangınla kül olmaya başlamış gibi hissediyordu. İçindeki ormanları bir bir can veriyor kurtulmak için çırpınıyordu. Düşündükçe deliriyor başına balyoz indirmişler gibi başı ağrıyordu. Eve gidene kadar sinirden elleri titremişti sonunda apartmana girdiğinde merdivenleri hızlıca çıktı ve eve girdi. İçeride anne ve babası tartışıyorlardı.

Semra: Bunu Demirhan’a yapamazsın!

Uraz: Benim bir şey yaptığım kötü bir şey yapmıyorum ki sonuçta.

Semra: Ben artık hiçbir şey söylemiyorum ama oğlumu üzmene izin vermeyeceğim.

Demirhan yanlarına ilerledi. Salona girdiğinde varlığı konuşmayı bıçak gibi kesmişti.

Demirhan: Kim kimi üzüyormuş? Ne oldu?

Semra: Baban Belis’i üzmesin diye uyarıyordum oğlum.

Demirhan asıl konuşulan konunun bu olmadığını anlamıştı fakat üstüne düşmek istemedi.

Demirhan: Babam Belis’i üzemez bu yaptığı patavatsızlığıda ondan özür dileyerek kaldırır diye düşünüyorum aksi halde babamı uğurlamak zorunda kalacağım.

Uraz bu lafın üstüne sinirlerini kontrol edemedi ve bağırmaya başladı.

Uraz: Üç günlük kıza gönlünü bağladın diye gerçekleri görmezden gelemezsin. Ben senin babanım lafına dikkat et.

Demirhan: Aynı şeyi sana da öneririm baba. Kimin yanında nasıl konuşulacağını hala öğrenememişsin demek ki.

Uraz daha fazla sinirlenir, Demirhan’a yaklaşıp kolunu tutar.

Uraz: Bana bak senin bu laflarını alttan almam kendine gel. Eğer gelmiyorsan da yakın zamanda sözüme gelirsin zaten.

Demirhan daha fazla babasının saçma sözlerini duymak istemediğinden onları salonda bırakıp kendi odasına kapandı. Daha bu sabah salondaki koltukta beraber uyanmışlardı şimdi saatler sonra bir süre konuşmaya ara vermiş olmaları Demirhan’ı boğmuştu. Kimseyi görmek istemiyor, sessizlikte tek başına durmak istiyordu. Odasındaki duvarlara boş boş bakıyor ne yaşadığını kavramaya çalışıyordu. Beynini zorluyor, saçlarını çekiyor, gözünü kapatıp açıyor ama yinede yaşadıklarının gerçek olmadığını kanıtlayamıyordu. Bu onu dahada depresif bir hale sokarken artık daha fazla düşünmek istemedi ve kendini kimyasal bir uykuya bıraktı.

Belis

Demirhan yanımdan gittikten sonra eve gitmek istemedim. Kendimi hiçbir yere ait hissetmiyorum. Ne zaman mutlu olsam ardından bir engel geliyor, evren ben mutlu olmayayım diye tüm negattiflikleri üstüme yağdırıyordu.

Demirhan’ın babasının bana böyle bir tepki vermesi aklımda yoktu gerçi bende hemen beni kabullenip sarılmalarını beklememeliydim zaten kim olsa karşı çıkar. Ama neden bütün mutsuzluklar bütün zorluklar beni buluyor? Bu dünyada mutlu olmayı haketmiyor muyum?

Ben şimdi nereye gidecektim? Hangi kapıyı çalsaydım? Nereye gitsem mutluluğum bozulmazdı?

Ama ismim Belis’ti aşkın ilk meyvesi demekti. Bende ailemin aşkının meyvesi olma büyüklüğünü taşıyordum. Yanlış aşkın yanlış meyvesiydim. Belkide başıma gelen zorluklar beni doğru yola sürüklemek içindi. Eğer bu zorlukların ardından hayatım güzelleşecekse çekmek boynumun borcu ama artık bir an önce bitsin istiyorum savaşacak gücüm, destek alacak varlığım kalmadı.

İnsanlar bazen amaçsızca dolaşır yapacak bir şeyi olmaz boş boş dolanır ortalıkta. Ben o insanlardan değilim hayatta bir amacım bir hedefim var ama buna rağmen öyle bir durumdayım ki o insanlardan daha kötü durumdayım şimdi. Ne sevdiğim adam yanımda ne ailem ne bir arkadaşım var şimdi yanımda ne de yanımdan geçen herhangi bir insan.

Nereye gitsem bilemediğim için kendimi sahildeki yüksek kayalıkların üstünde buldum kendimi. İnsanların güzel hayal kurdukları, belki sırf beğeni uğruna manzarayı çektikleri o kayalıkların üstüne oturmuş ne yapacağımı düşünüyordum. Evime gitmem gerekiyordu. Evim neresi? Neredeydi? Ev neydi? Bilmiyorum...

İlahi Bakış Açısı

Belis, kayalıkların üstünde oturmuş derin düşünceler içerisindeyken hava kararmıştı. İnsanlar işinden evlerine gitmiş, ailecek oturup yemeklerini yemiş şimdilerde televizyon karşısında çay içerken keyifli vakit geçiriyorlardı belki de. Belis’in hiç böyle bir anısı olmamıştı normal ailelerin her gün yaptıkları rutin haline gelen alışkanlıklar Belis için hiç tatmadığı bir duyguydu.

Saat 22.00 olduğunda karanlık tüm aydınlığı ele geçirdiğinde Belis, eve gitmek için kayalıklardan sahile indi amaçsızca bilmediği sokaklardan geçerek evi bildiği binaya gitti. İçinde bugüne kadar güzel anılarının olduğu huzurlu hissettiği o eve gelmişti. Cama baktığında ışıklar yanıyordu düne kadar içinde kendisinin bulunduğu kendini ait hissettiği o eve bakarken şimdi tekrar girebilme umudu vardı içinde. Ne kadar baksada giremeyeceğini anladığında dört duvar bir çatısı iki insanı olan o yere gitti,Vedat’ın evine.

Ertesi Gün

Karanlık yerini aydınlığa bıraktığında güneş ışığını etrafa saçıyordu. Bu ışıkların odaya girmesiyle uyanan Demirhan, başını yastıktan kaldırdığında yoğun bir baş ağrısı yaşıyordu. Elini yüzünü yıkayıp kimseye gözükmeden sessizce evden çıktı.

Sokaklar arasında nereye gideceğini bilmeden yürüyor, içindeki dertleriyle beraber yolunu bulabilmeyi umuyordu. En sonunda kütüphanenin önüne geldiğinde Belis’in de kütüphanede olmasını istedi. Kütüphanede dolandığında Belis’e dair hiçbir iz bulamadı bunun verdiği hüznü bir kenara bırakarak dersine odaklandı.

Ders çalışırken zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştı. Telefonuna ard arda gelen mesaj ve aramalar sonucunda saatin akşam 5 olduğunun farkına vardı. Annesinden ve babasından bir sürü cevapsız arama vardı. Kütüphaneden hızlıca çıkıp eve gittiğinde ortama ufak çaplı bir kaos hakimdi sessizce odasına geçecekken babasının karşısına çıkmasıyla durakladı.

Uraz: Neredesin sen sabahtan beri sana ulaşamıyoruz?

Demirhan: Kütüphanede ders çalışıyordum.

Uraz: Şu ders çalışma sevdandan bir türlü vazgeçemedin. Neyse hadi hazırlan kız istemeye gidiyoruz.

Demirhan: Ne? Ne saçmalıyorsun sen baba ne kız istemesi?

Uraz: Sözümüzü tutma zamanı geldi Demirhan Bey.

Demirhan Uraz’a anlamsızca bakıyor, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Demirhan: Ne sözü baba beni çıldırtma ya kimi istiyoruz?

Uraz: Çocukluk arkaşını istemeye gidiyoruz.

Demirhan: Belis benim çocukluk arkadaşım mıydı?

Uraz: O şeytan değil, Sinem.

Demirhan: Benim sevgilime saçma imalarda bulunmayı bırak. Ayrıca Sinem yıllar önce zaten beni istememişti şimdi niye evlensin benimle. Ben Belis’ten başkasıyla evlenmem.

Uraz: Her şey için çok geç Demirhan, Kerim Abinler hazır çiçeğimizi çikolatamızı alıp gidiyoruz hadi takım elbiseni giy.

Demirhan artık sinirlerine hakim olamadı ve bağırmaya başladı. Bu sırada Belis, Demirhan’la konuşmak için kapıya gelmişti. İçerideki bağırışmaları dinlemeye başladı.

Demirhan: Her şey yalandı değil mi? Bunca yıldır sevgin her şey sahteydi. Kendi aşkını elde edebilmek için benim hayatımı karartacağını mı sanıyorsun? Ben Belis dışında kimseyle evlenmiyorum.

Uraz: Kerim’e verdiğim sözü tutmak zorundasın anlaşamazsanız boşarnırsınız.

Demirhan: Sen her şeyi çok kolay sanıyorsun değil mi? Sana göre her şey çok basit olur biter. Yok öyle dünya tamam mı yok. Gelip hayatımı berbat ettiğiniz için teşekkür ederim şimdi daha fazla saçmalamadan çıkıp gidin evimden.

Uraz: Ne gitmesi bizi evinden mi kovuyorsun?

Demirhan: Evet! Belis’i kabul etmiyorsan benim evimde işin yok bundan sonra kendi menfaatlerin için hayatıma karışacaksan hiç konuşmayalım.

Uraz: İki günlük kız için yıllarıdır sana kol kanat geren seni büyüten babanı siliyorsun öyle mi?

Demirhan: Senin o iki günlük dediğin kız en azından beni çıkarları olmadan seviyor şimdi daha fazla rezil olmadan çık git evimden.

Semra: Oğlum yapma tamam gerildik ama konuşup düzletiriz her şeyi.

Demirhan: Neyi düzelteceğiz anne? Sende uydun mu babama? Beraber yaptınız tabii nasıl olsa Demirhan annesini seviyor kafalarız evlendiririz sevmediği biriyle diye düşündünüz oh ne güzel.

Semra Hanım oğlunun laflarına kırıldı ve sesi titredi.

Semra: Ben engellemedim mi sanıyorsun? Kendi sevdiğin biriyle evlenmen varken zorla biriyle evlenmeni isteyeceğimi mi düşündün? Baban bu konuda ne kadar sert bilmiyor musun?

Demirhan: Bana bunları anlatmayın lütfen evimden gidin Belis’i kabullendiğiniz zaman görüşürüz oldu ki kabullenmeyeceksiniz o zaman bende kimseye sormadan evlenirim onunla ruhunuz bile duymaz.

Semra Hanım’ın gözleri doldu hiçbir şeyi daha fazla uzatmak istemedi zaten toplamış olduğu bavulları alıp kapıyı açtı. Bu sırada kapıdaki Belis’le karşılaştı.

Semra: Belis, sen mi geldin kızım?

Belis: Ben Demirhan’la konuşmak için gelmiştim ama sanırım müsait değilsiniz daha sonra gelirim ben.

Demirhan: Kendi evine gelmek için müsait olmayı beklemek zorunda değilsin gel annemler gidiyorlardı zaten.

Belis: Yok ben rahatsızlık vermeyeyim.

Belis, arkasını dönüp gitmeye başladığında Demirhan peşinden ilerledi.

Demirhan: Belis gitme lütfen.

Belis: Demirhan konuşmayalım sende annenlerin yanına git benim yüzümden gitmesinler.

Demirhan: Seninle alakası yok

Belis: Daha sonra görüşürüz

Demirhan: Belis yapma lütfen

Belis hiçbir şey demeden eve gitti. Duyduğu konuşmaların etkisinden çıkamamıştı. Demirhan’ın hayatındaki varlığı onun ailesiyle olan ilişkisini etkilediği için arada problem olmak istemiyordu. Kendi hayatı yeterince problemliydi birde Demirhan’ın hayatına problem olmak istemiyordu. Fakat Demirhan’ın sözleri aklının bir köşesinde yankılanıp duruyordu.

“Her şey yalandı değil mi? Bunca yıldır sevgin her şey sahteydi. Kendi aşkını elde edebilmek için benim hayatımı karartacağını mı sanıyorsun? Ben Belis dışında kimseyle evlenmiyorum.”

“Evet! Belis’i kabul etmiyorsan benim evimde işin yok bundan sonra kendi menfaatlerin için hayatıma karışacaksan hiç konuşmayalım.”

“Kendi evine gelmek için müsait olmayı beklemek zorunda değilsin gel annemler gidiyorlardı zaten.”

Demirhan’ın babasına söylediği sözlere takılmıştı Belis, Demirhan’ı kiminle evlendireceklerdi? Demirhan onu sevecek miydi? Düşünceler kafasında dönerken aklını kaybetmek üzereydi. Her şey buğulanmış gibi hissediyordu, elleri titriyor, kalbi acı veren bir yavaşlıkta atıyordu. Zihninin yorgunluğu vücuduna yansımış ve derin bir uykuya dalmıştı.

Birbirlerinden haber almadan geçen günler ilerlerken ikiside birbirini düşünmüyor, kendilerini başka işlere yoğunlaştırıp duyguların mantığın önüne geçmesini engellemeye çalıştılar. Ama bir kere aşık olan kalp söz dinlemezdi. Sevginin tatlı ama aynı zamanda acı veren tarafıyla karşılaşan kalp tekrar aynı duyguları yaşamak için acı tarafını ortaya koyardı. Birbirine bağlı iki kalbin aşkları olmadan geçen günleri de tatsız acı bir his veriyordu.

Günler geçerken zaman daralıyordu, üniversite sınavına 1 ay kalmıştı. Belis tüm vaktini ders çalışarak geçirirken Demirhan, her zaman ki gibi matematik çözerek kafasını dağıtıyordu. Sınava 1 ay kalmış olması hem Belis’i hem Demirhan’ı geriyorken Demirhan, Belis’in yanında olup ona destek olmak istiyordu. Fakat bu süreçte hiç konuşmadıklarından kendisini sıkmamak adına üstüne gitmemeye karar verdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.