İçeriğe geç

MEKTUPLARIN ARDINDA

Bölüm 4 · 6 dk okuma

MEKTUPLARIN ARDINDA

Bölüm 4

4. BÖLÜM: KARMAŞANIN İÇİNDE BİR KALP

4.BÖLÜM: KARMAŞANIN İÇİNDE BİR KALP

Belis, Mert’le konuştuktan sonra kafasını toplayabileceğini düşünmüştü. Genelde birbirlerinin ufkunu açarlardı ama bu seferki konuşma yeterli gelmemişti.

Demirhan’ın kendisine olan sevgisine inanıyordu, gerçekten sevildiğini hissediyordu; fakat içindeki şüpheler bir türlü gitmek bilmiyordu.

Olabilecek her ihtimali düşünmek istiyordu. Eğer sevgili olurlarsa dersleri etkilenir miydi? Babası öğrenirse ne yapardı? Aklı hala çok karışıktı. Arada bir Demirhan’dan şüphe ediyordu. Belki bunda bir hakkı yoktu ama kendine engel olamıyordu. “Belki sadece hoşlantı duyuyordur,” diye düşünüp duruyor, kafasındaki sesleri susturamıyordu.

Düşündükçe boğuluyordu. Artık her şey üstüne gelmeye başlamıştı. Her gün hayatında yeni bir olay oluyor, duygularını nasıl zaptedeceğini bilemiyordu. Tek istediği, hayatında her şeyin düzene girmesi ve biri tarafından karşılıksız, saf bir sevgiyle sevilmekti.

Belis ne yapacağını düşünürken, Demirhan ona karşı anlayışlı olmak istiyordu. Gerekli zamanı vermek, acele etmemek... Ama geçmişte yaşadığı travmalar buna izin vermiyordu. İçindeki kaygılar harekete geçmesi gerektiğini söylüyor, kafasını karıştırıyordu.

Aradan geçen bir haftada, Belis hâlâ ne yapacağına karar verememişti. Demirhan ise ona zaman tanımak adına hiçbir şey yapmamış, vereceği cevabı beklemişti.

İkisinin ortak arkadaşı olan Mert, bu düşünceli hâllerden sıkılmış ve bu kez Demirhan’la konuşmaya karar vermişti.

1 hafta sonra

Demirhan, bir ders çıkışı kampüsün kafesinde yalnız başına ders çalışırken, Mert onu fark eder ve yanına gelir.

Mert: Demirhan, nasılsın? Yanına oturabilir miyim?

Demirhan: Mert, gel otur.

Mert: Kanka, bu sıralar pek iyi değilsin. Belis’le bir şey mi oldu?

Demirhan: Ben Belis’e her şeyi söyledim. Onu sevdiğimi biliyor. Benden zaman istedi. Onu darlamak istemiyorum biliyorsun... Bekleyemiyorum.

Mert: Biliyorum ama bence biraz sabretmelisin. Sonuçta Belis hiç beklemediği bir teklif aldı. Kafası karışık. Genel olarak duygu durumu da pek iyi değil. Sen anlayışlı adamsın, sabret biraz.

Demirhan: Ona zaman veriyorum işte... Ama bende iyi değilim. Evet, o şuan daha zor bir dönemden geçiyor; bir sınava hazırlanıyor, ailesiyle arası pek iyi değil zannedersem. O da kötü zamanlar yaşıyor ama... Ben de kötüyüm be Mert. Ne yapacağımı bilmiyorum. Tek istediğim, o bana iyi haberlerle gelsin. Ben ona her türlü yardım ederim, kaygılarını yok etmeye çalışırım.

Ben onu, kendimi bildim bileli seviyorum. Fark etmeden her şeyim oldu.

Mert: Biliyorum kankacım... İşte bu yüzden, bu efsane kankan gidip Belis’le konuştu!

Demirhan: Ne?! Bana neden söylemedin? Nasıl konuştun? Ne dedin, o ne dedi ?

Mert, Demirhan’a Belis’le konuştuklarını anlatır. Demirhan, Belis hakkında bir şeyler öğrenmiş olmanın verdiği rahatlıkla derin bir nefes alır.

Belis

Mert’le konuştuktan sonra kafamdaki sorunlar hâlâ çözülmedi. Sürekli Demirhan’ı düşünürsem kafayı yiyebileceğimi düşündüm. Yine de aklımdan çıkarmadım onu ama önceliğim şimdilik ailem ve sınavımdı.

Kendimi kütüphaneye attım ve derslerimi çalışmaya başladım. Önce edebiyat denemesi çözdüm, çok yanlışım çıkmadığı için mutlu oldum. Ardından tarih çalışıp matematik çözmeye başladım. Yapamadığım her soruda aklıma Demirhan’ın gelmesini engelleyemedim. En sonunda tüm odağım kayboldu, kendimi Demirhan’ı düşünmekten alıkoyamadım.

Daha önce onu gördüğümde cam kenarında oturuyordu. Belki yine onu uzaktan da olsa görebilirim diye cam kenarına doğru yürüdüm. Masalara baktığımda göremedim onu, biraz üzüldüm. Acaba bana duygularını açıkladıktan sonra bir daha eskisi gibi olmaz mıydı? En azından arkadaş kalmaz mıydık, diye düşündüm.

Sonra bu mantıksız geldi; kim sevdiği bir insanla arkadaş kalmak isterdi ki? Ona cevabım ne olurdu bilmiyordum ama eğer kabul etmezsem bir daha aramız iyi olmazmış, bunu şimdiden anlamıştım.

Ertesi gün

Belis, birkaç gündür kütüphaneye gelmeyen Demirhan’ı görebilmek için araya Mert’i sokarak Demirhan’ı kütüphaneye getirmesi için ikna etmişti ve Demirhan’ın gönlünü alabilmek için ona kek yapmıştı.

Şimdi kütüphaneye gitmiş, cam kenarını gören bir masaya yerleşip kitaplarını açmış, Mert ile Demirhan’ın gelmesini bekliyordu.

Bir süre sonra Demirhan ve Mert ikilisi yüzlerinde bir gülümsemeyle kütüphaneye gelip çalışmaya başladılar. Belis, Demirhan’ın yüzündeki gülümsemeyi görünce mutlu olmuştu.

Mert’e mesaj attı.

Belis: Mert, Demirhan’ı getirdiğin için teşekkür ederim. Senide uğraştırdım. Ona bir şey yaptım, moladayken yanıma gelip ona verir misin?

Mert: Rica ederim civcivim, merak etme. Demirhan sana naz yapıyor, yoksa bu kadar uğraştırmaz insanı. Birazdan yanına gelip alırım o muhteşem kekini. Bana yapmıyorsun bu sıra, alınıyorum. İyi dersler, katil civciv. :)

Belis: Sensin katil civciv.

Bu mesajlaşmadan 10 dakika sonra Mert, Demirhan’a farkettirmeden Belis’in yanına gidip keki aldı ve Demirhan’ın masasına koydu.

Demirhan: Bu nereden çıktı?

Mert: Bilmem, aç bak.

Demirhan kekin olduğu kabı açar, tam keki yiyecekken kakaoya alerjisi olduğunu hatırlar.

Keki yiyemeden içinden çıkan nota bakar.

Seni üzdüğüm için özür dilerim. Beklemek istemediğinin farkındayım ama biraz daha zamana ihtiyacım var.

~Belis

Demirhan: Kakaoya alerjim olduğu için keki yiyemem ama düşünmesi yeter. Mert, sen ye kanka.

Mert: Nasıl, senin kakaoya alerjin mi var?

Demirhan: Evet, liseye giderken bir kere unutup çikolata yemiştim. Hastaneye kaldırmışlardı ama ilacımı içince sorun olmuyor.

Mert: Geçmiş olsun kanka.

Demirhan: Sağ ol. Bana bir dilim ayırsana, eve gidince yerim. İlacım evde.

Mert: Emin misin ya ilaç etki etmezse?

Demirhan: Hastaneye giderim, iğne olurum en kötü. Kalp acısından daha çabuk iyileşirim.

Demirhan eve gittiğinde, sevdiği kızın yaptığı keki yedikten sonra yine alerjisi başlamıştı.

Kendini tehlikeye atmak istemediğinden ilacını içti. Bir süre geçtikten sonra ilaç etkisini göstermiş, kendini daha iyi hissediyordu. Aklında hep Belis vardı.

Ertesi gün, Demirhan Belis’in ona bilerek mi kakaolu kek yaptığını düşünmeye başladı. Belis aklından çıkmıyordu. Ona mesaj atmaya karar verdi.

Demirhan: Kek için teşekkür ederim fakat benim kakaoya alerjim var. Yedim, çok güzel olmuş. İlacımı içtim, bir şey olmadı ama bilerek mi kakaolu yaptın bilmiyorum. Eğer beni sevmiyorsan sağlığımı tehdit etmene gerek yok, peşini bırakırım.

Bu mesajın çok sert olabileceğini düşünüp daha yumuşak yazmaya karar verdi.

Demirhan: Kekini yedim ama kakaoya alerjim var. Bir dahaki sefer sade yaparsan daha çok vakit geçirebiliriz. Şimdi iyiyim ve seni seviyorum.

Belis mesajı görünce şaşırdı. Kalbi hızla atmaya başladı, elleri terlemişti. Hemen cevap yazdı.

Belis: Özür dilerim, alerjin olduğunu bilmiyordum. Umarım iyisindir.

Demirhan, Belis’in biliçli yapmadığını anlayınca kalbi tekrardan eski bağlılığıyla atmaya devam etti. Belis’ten bir cevap beklediği için ona cevabını sormaya karar verdi.

Demirhan: İyiyim, merak etme. Hala seni ömrüm boyu sevebileceğim kadar iyiyim. Biliyorum, süreki üstüne geliyorum belkide ama bir karar verdin mi? Eğer biraz daha zamana ihtican vaesa beklerim ama merak ediyorum.

Belis’in kaçtığı gerçek tekrardan karşısına çıkınca gerildiğini hissetti. Tek bir söz söylemek, bir karar vermek ne kadar zor olabilirdi ki?

Çoğu kişi için basit olan bir karar, Belis için üstünde fazlasıyla durulması gereken, emin olmadan verilebilecek bir karar değildi.

Bütün gerginliği, heyecanı ve hızlı kalp atışlarıyla hala emin olmadığına dair bir mesaj yazdı.

Belis: Beklemek için fazla sabrının olmadığının farkındayım. Emin ol, bu kararsızlık beni de çok yoruyor. Ailem öğrenirse bütün hayatım biter. Üniversiteye onlardan gizli hazırlanıyorum. Bir şekilde yakalanırsam bir daha evden çıkamam. Sana kendimi acındırmaya çalışmıyorum. Seni seviyorum ama hala bir karar vermek için zihnim çok karışık. Biraz daha zamana ihtiyacım var, kusura bakma.

Ve Belis bu mesajı attıktan sonra gerçekleri daha iyi kavradı. Bir an önce üniversiteyi kanaıp kendini aile evinden kurtarması gerekliydi. Sürekli gizli saklı işler yapmaktan, sınırlar çizilmesinden çok yorulmuştu ve Demirhan’a karşı mahcup hissediyordu. Artık bir karar vermeliydi.

Kalbi aşkı için atarken, beyni derslerini ve ailesinden bunaldığı hayatı haykırıyordu.

Fakat aşkın girdiği oyunda mantık işlevini yitirmeye başlardı...

Demirhan mesajı okuduktan sonra Belis’i çok bunalttığını hissetti. Kalbi sıkıştı. Belki de hiç açmamalıydı duygularını… Onu ikilemde bırakmak, bu kadar karışık hissettirmek istememişti. Tek istediği yanında olmak, destek olmak, onunla aynı yolda yürümekti.

Ama şimdi düşündüğünde, belirsizliğin ağırlığı iki omzuna birden çöküyordu. Hem kendi hislerinin netliği hem de Belis’in çaresizliği arasında sıkışıp kalmıştı.

Onu sevmek, bu kadar ağır mı olmalıydı?

Penceresinin önüne geçti, geceye baktı. Şehir sessizdi ama onun zihni haykırıyordu. Belis'in sesi kulağında çınlıyordu sanki. “Seni seviyorum ama hala bir karar vermek için zihnim çok karışık…” Bu cümle, defalarca döndü durdu aklında.

İlk kez, "beklemek" bu kadar zor gelmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.