İçeriğe geç

MEKSELİNA

Bölüm 1 · 4 dk okuma

MEKSELİNA

Bölüm 1

Başlangıç

Mğmmmğhmhhmm" Ağzım bantlıydı, ses çıkarmaya çalıştığımda bunun gibi garip sesler çıkıyordu. Yerimde tepinerek tekrar ses çıkarmaya çalıştım ama lanet olsun ki hiçbir şeye yaramıyordu. Ha söylemeyi unuttum: KAÇIRILDIM!.

Tam olarak neden kaçırıldığımı bilmiyorum. Tam olarak değil aslında neden kaçırıldığım hakkında hiçbir fikrim yok. Hayır, hiç kimseye de kötü bir şey yaptığımı hatırlamıyorum... Geçen gün dövdüğüm kız hariç ve bana asıldığı için duygularıyla oynadığım çocuğu da es geçelim. Benden daha zengin olduğunu iddia eden zübbenin arabasını çizmişliğimde var tabi... Tamam kabul ediyorum çok da iyilik meleği sayılamam.

Ama yine de çok garip. Kim neden beni kaçırsın ki!?? Neden yani neden neden ?

Karanlık olduğu için hiçbir şey göremiyordum. Ha bir de elim ayağım bağlıydı. Olmasa şok geçirirdim zaten.

Saat kaç acaba? Gözlerimi açtığımdan bu yana tahminen 10 dakika falan geçti. Sadece bununla saati hesaplayamazdım elbette o yüzden hangi zaman aralığında kaçırıldığımı hatırlamam gerek...

Range Rover'ıma binip sahile geldim ve oradaki yürüyüş yolunda arabamı park ettim. Altımdaki siyah taytı niye bunu giydim ki diye düşünürken boş verip yavaş yavaş hızlanmaya başladım. Yaklaşık yarın saat boyunca koşup sporumu yaptıktan sonra oradaki banklardan birine oturdum ve nefeslerimi düzene sokmaya çalıştım.

Belimdeki su matarasını kemrinden çıkarıp kafama diktiğim esnada birinin yanıma oturduğunu hissettim. Kafamı sağ tarafa çevirdiğimde benim gibi nefes nefese kalmış bir kadın gördüm. Pek umursamadım çünkü neden umursayayım ki sonuçta.

Mataramdan bir kaç yudum daha su aldıktan sora kapağını kapatıp yanıma koydum. Üzerimde gezinen bir çift göz varmış gibi hissedince rahatsızlanarak etrafıma baktım. Rahatsızlığımı fark etmiş olacak ki yanımdaki kadın benimle konuşmaya başladı;

" Bir sorun mu var?"

"Birileri beni izliyormuş gibi hissettim de çok da önemli değil" verdiğim cevaptan sonra o da hafiften etrafına baktı fakat kimseyi göremeyince tekrar bana döndü

Hafifçe tebessüm etti ve"Bazen bende öyle hissediyorum biliyor musunuz? " Dedi. "Ama görünürde bir şey yok endişelenmeyin"

Tebessümüne karşılık verme gereği duyunca bende yüzüme nazik bir gülüş yerleştirdim.

"Yok endişelendiğimden değil zaten. Sadece hislerim doğru mu diye bakıyordum"

"Ben yanlış anlamışım o zaman"

"Sanırım" aramızda kısa bir sessizlik oldu. Şu sessizlik anları zaten sinirlerimi bozmuyormuş gibi bir de bir şey söyleme ihtiyacı doğuyordu içimde. Acaba ne söylesem diye içimden kendimle münakaşa yaptığım sırada- sanırım o da benim gibi şeyler düşünüyordu- sağ elini bana uzatıp kendini tanıttı;

"....?"

Ee? Nerede bu hikayenin devamı? Allah kahretsin niye hatırlamıyorsun İrem?! Hayır bari düzgün bir şey hatırlasaydım ben ne yapacağım elalemin kadınını.

Kendimi bir şeyleri hatırlamaya zorladım ama çabalarım bir sonuç alamadı. Bir süre sonra beynimi zorlamayı bıraktım ve gözlerimi kapadım...

Uykuyla uyanıklık arasında birkaç adamın kendi aralarında konuştuğunu duydum. Gözlerimi açmadan onları dinlediğimde uyanık olduğumdan haberleri yoktu.

"Patron ne zaman geliyor?"

."Ne bilelim bize söylediği mi var sanki"

"Yalnız kız baya güzelmiş"

"Hem de baya. Ama bu bizi ilgilendirmez patron duyarsa canımıza okur valla"

"Patron gelmez şimdi zaten. Hem bir şey yapmayacağız sadece kızın yanına gideceğiz "

Nefesimi tuttum. O adamların yakınıma gelmesini istemiyorum. Lütfen Allah'ım lütfen gelmesinler.

Gözlerimi sıkıca yumdum. Şu anda istediğim tek şey o adamların yanıma yaklaşmamasıydı. Yaklaşan adım seslerini duyduğumda korkudan titrememek için kendimi zor tutuyordum. Belimin üstünde bir el hissetmemle tüm vücudum kaskatı kesildi. Tecavüze uğramak istemiyorum. Bacağımdan yukarıya doğru sürtünen bir başka el hissettim: Buz kestim.

Belimden yukarıya doğru hareket eden el göğüslerimin altında durdu, hemen ardından tekrar hareketlenmeye başladı.

Yanağımda bir ıslaklık hissedene kadar ağladığımın farkında değildim.

"Siktir. Bu kız uyanık!"

Adamlardan bir Uyanık olduğumu fark edince yanındaki adamla birlikte hemen geri çekildiler. Gözümden akan yaşlar şiddetlendiğinde gözlerimi açmamam gerektiğini düşündüğüm için daha sıkı yumdum gözlerimi. Adamlardan biri sesini yükselterek konuşmaya başladı;

"Ne yapacağız lan! Ya söylerse?!!"

"Kes lan o sesini! Hangi cesaretle söyleyecek?"

Beklemediğim bir anda adamlardan biri hızla kolumdan tutup beni sarsmaya başladı. Acıyla inlediğimde adam kolumu daha fazla sıkmaya başladı.

"Sesini çıkarma!" Fazlaca yükselttiği sesinin desibelini azalttı ve kulağıma doğru sinirle şu cümleleri sıraladı; "eğer sana dokunduğumuzu bir kişiye dahi söylersen seni öldürürüz!" Acıyan kolumu çekmeye çalışırken başımı hızla aşağı yukarı salladım. Öbür adam çenemden yakaladığı gibi sıkmaya başlayınca hıçkırıklarım kaçınılmaz olmuştu. Adamlardan biri ağzımdaki bandı hızla çekince acıyla inledim."Söylemeyeceğim de lan!"

"Söylemeyeceğim... Yemin ediyorum söylemeyeceğim.." sesim incecik çıkınca halime acıdım.

Hızla ellerini üzerimden çektiklerinde sanırım birilerinin sesini duymuşlardı. Bir ses gelmişse bile ben duymamıştım. Nedenini söylememe gerek yok herhalde.

Gözlerimi hâlâ açmamıştım. Korktuğumda hep böyle yapardım zaten. Gözlerimi açtığımda dünyanın en korkunç, en kötü şeyini görecekmişim gibi hissederdim bu yüzden de o tehlikeli an geçene kadar da gözlerimi açamazdım.

İçeriye anı bir sessizlik hâkim olduğunda şu an içinde bulunduğum durumu tekrar sorgulamaya başladım. Bu adamlar kimdi? Neden beni kaçırmışlardı? En önemlisi ben onların ne işine yarayacaktım?! Tuttuğum gözyaşlarımın akmaması için uğraşıyordum, boğazım düğümlenmişti. Genizden konuşan, ürkütücü bir ses

;

"Ne zamandır uyanık?" Yanlış anlamadıysam benden bahsediyordu.

Bölüm sonu

2 yorum