İçeriğe geç

Meczup (kitap oldu)

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Meczup (kitap oldu)

Bölüm 5

5.bölüm

1 ay sonra...

Güneşin odasını aydınlattığı bir güne uyandı yataktan çıkıp elini yüzünü yıkadı. Kahvaltı için kendine mısır gevreği hazırladı.

Biraz heyecanlıydı. Dolunay 'ya birlikte bir şeyler yapmayı teklif edecekti. Sadece her şeyi eline yüzüne bulaştırmaktan korkuyordu. Tesadüfen karşıladı. lazımdı. Başka şekilde ulaşmazdı. Üstüne bir kırmızı bir tişört alıp altına siyah bir pantolon giyip evden çıktı. Asansörü çağırdı. Kulaklığını kulağına taktı ve sıfırıncı kata indi. Her zaman ki gibi yürüyüş yapmaya başladı. Umutsuz çünkü neredeyse 5 haftadır karşılaşmıyorlardı.

Uzun bir yürüyüşten sonra eve doğru geldi. Asansöre bindi. Eve geldiğinde kapıyı çaldı. Annesi kapıyı açtı.

"Akşam için ekmek alır mısın?"

"Peki."

Annesin uzattığı parayı alıp tekrar asansöre bindi. Asansörden inip markete doğru yol aldı. İçeri girip ekmek dolabından iki tane ekmek alıp poşete koydu. Kasaya doğru ilerledi. Önünde Dolunay vardı ve uykusuz olduğu için fark etmemişti. Dolunay parayı ödeyip tam çıkacakken Turkaz’ı gördü.

"Selam."

"Hı?"

"Selam dedim."

"Ha şey ya uykuluyum biraz kusura

bakma."

"Sorun değil."

"Ha şey..."

Utandığını belli etmeden şu sözleri söyledi.

"Bekler misin birlikte gidelim."

"Tamam beklerim."

Dedi ve Turkaz kasiyere parayı uzattı. Kasiyer aldı ve marketten çıktılar. Sessiz bir şekilde evin yolunu tuttular.

Uzun bir sessizlikten sonra sessizliği bozmayı tercih etti.

"Ee nasılsın?"

"İyiyim sen nasılsın?"

"Ben de iyiyim."

"Bir şey sorabilir miyim?"

"Evet Turkaz sorabilirsin."

"Şey ya."

"Ne?"

"Bu gün bir işin yoksa merak ediyorum da benimle birlikte bir şeyler yapmak ister misin?"

"Olabilir ne yapacağız?"

"Bir kafeye gidip sohbet edebiliriz istersen?"

"Olur."

"O zaman 14.00 sana uygun mu?"

"Evet, uygun"

Dedi ve asansörden indi. Turkaz asansörden inip eve girdi. Elindeki ekmeği mutfağa bırakıp odasına gitti.

Odasını düzenlemesi gerekiyordu. Elektrikli süpürgeyi fişe takıp odasını temizlemeye başladı.

1 saat sonra...

Temizliğini bitirip süpürgeyi yerine bıraktı. Üstüne mavi bir tişört seçip altına siyah bir pantolon giydi ve evden çıkıp asansörü çağırdı. Dolunayla sıfırcı katta buluşacaklardı. Asansörden indi ve Dolunay 'yı beklemeye başladı. 10 dakika sonra Dolunay gelmişti. kafeye doğru yol aldılar.

Kafeye girip bir masaya oturdular. Kafe'nin bütün duvarları pembeydi. Bu Turkazı oldukça germişti.

Dolunay sütlü kahve aldı ve sohbet etmeye başladılar.

"Uzun zamandır konuşmuyoruz nasıl gidiyor?"

Turkaz pür dikkat pembe duvarı izliyordu. Gözlerin önünde bulanık bir görüntü gelip gidiyordu.

"Turkaz?"

"Turkaz?"

"Turkaz?"

"Efendim?"

"İyi misin daldın gittin?"

"İyiyim ya birini gördüm sandım. Ne diyordun?"

"Ne yapıyorsun bu aralar demiştim."

"Ne yapıyım işte okula gidip geliyorum."

Dedi gergin tavrını bozmayarak.

"Anladım."

Bu sırada garson karşı masadaki müşteriye vişne suyu götürüyordu. Sağ taraftan dalgın adımlarla ilerleyen sarışın bir erkek önüne bakmadan ilerliyordu. Arkadaşın seslenmesi ile koşamaya başladı. Ayağı önündeki masaya takıldı ve önündeki garsona çarptı. Bütün vişne suyu pembe duvara sıçramıştı. Turkaz duvara tekrar odaklandı. Gözlerin önde siyah saçlı kahverengi gözlere sahip orta boylarda bir kadın belirdi. Yüzünde yara izleri vardı. Emin olamadı Turkaz gözünü kapattı ve açtı. Önünde ki kadının kafası kanıyordu. Ona seslendi.

"Doktor kafan kanıyor?"

Sustu hayali ses cevapladı Dolunay.

"Kime diyorsun?"

"Yanındaki hanım efendiye."

Kafasını çevirdi.

"Kimse yok?"

"Nasıl?"

Geçen haftalarda babası psikoloğa gideceksin dediğinde zaten benim bir psikoloğum var demişti. Bunun sebebi zaman zaman doktoru gerçek sanmasıydı. Bu kafada kurma hastalığın bir parçasıydı. Bu sahte senaryo kurmak değildi bu gerçekte olmayan birin gerçekte olduğuna inanmaktı. Kendine oyun oynamaktı. O günde kulaklık vardı kulağında kopuştu dünyadan kaçmıştı her şeyden. Şarkılar ve kitaplar onun tek huzur noktasıydı. Uzun zamandır karanlıkta olduğuna inanıyordu. 6 yaşında başlamıştı her şey başlarda pek bir şey yoktu. Yaşı ilerledikçe hastalığında ilerdi. Psikolojisinin bir ip gibi sökülmeye başlamasıydı. Bu o kadar karışık bir şeydi bir ileri bir geri gidiyordu. Bu o kadar korkutucuydu ki istemediğin şeylere bir duvar tarafından zorlanıyordu.

Yapmazsa günlerce hayali sesler duyuyor, yaparsa da psikolojisi daha çok bozuluyordu. Ne yapması gerek bilmiyordu. Seçenekler arasında sıkışıp kaldı. Ne yapsa zarardaydı. Geceleri uyuyamazdı. Bir sağa bir sola dönerdi o yatakta sanki bütün kötü anları yeni bir senaryo yazmak için onun yatağa yatmasını bekliyordu. Ne kadar kaçmalı? Ne kadar saklanmalı? Ne yapmalı? Ne etmeli? Neyi seçmeli? Bilmiyordu. Yazmazdı korkularını çünkü elleri titredi. Kelimeler onun için hep yetersizdi. sanki kelimeler ondan kaçardı. Sanki tüm sayfalar karlamıştı. Sanki silgi izleri vardı sayfalarda ya da üstlerine kahve dökülmüştü. Omuzlarında ki yükü indirmek yerine o yükle koştu hep işte en büyük hatası bu oldu. Zamanı geri alamazdı ama geleceğini düzene sokabilirdi. İpler eline bağlanmıştı. Ya o ipleri çözecekti ya da ipleri daha fazla dolaşarak canın yakmasına sebep olacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.