Sevgili okurlarım✨️
Maxia Sihir Akademisi’nin son sayfasını kapatırken kalbinizin bir kenarında kırılan o sesi çok uzaktan bile hissedebiliyorum. Biliyorum, birçoğunuz bu hikâyenin sonunda 12 öğrencimizin ve Müdür Gizzy’nin neşeyle akademiye döndüğü, Diana’nın arkadaşlarıyla yeniden kahkahalar attığı ve ışıklar içindeki o mutlu sonu görmek istiyordunuz. Belki de bana biraz kırgınsınız, belki de kapağı kapatırken gözlerinizdeki yaşı silmek zorunda kaldınız...
Ama size hikâyenin en başından beri söylemek istediğim bir şey vardı: Bazı hikâyeler, mutlu bittikleri için değil; gerçek ve unutulmaz oldukları için kalbimizde iz bırakırlar.
Yazım sürecinin perde arkasını sizinle biraz paylaşmak istiyorum çünkü bu kitabı yazmak benim için de muazzam duygusal bir mücadeleydi.
Diana’nın o avlunun ortasında kendini feda ettiği an, benim için de yazması en can yakıcı kısımdı. Klavyenin başına her oturduğumda döngüyü kırıp Diana’yı kurtaracak başka bir yol aradım. Tıpkı Müdür Gizzy’nin yüzlerce döngü boyunca aradığı gibi... Ama karakterlerin kaderi bazen yazarın kaleminden bile daha güçlü duruyor. Diana bize gösterdi ki, en büyük büyü bir asadan çıkan alevler değil; sevdiklerinin geleceği için kendi ışığından vazgeçebilecek kadar devasa bir kalbe sahip olmaktır.
Bu bir "mutsuz son" gibi görünse de ben buna özgürlüğün acı ama gururlu bedeli diyorum. Diana olmasaydı, o 12 genç ve Gizzy sonsuza dek o Ortaçağ karanlığında mahsur kalacaktı. Diana onlara sadece akademiye giden kapıyı açmadı, onlara yaşamanın ve gerçek umudun ne demek olduğunu miras bıraktı.
12 tane birbirinden tamamen farklı öğrenciyi, bir Müdür’ü ve cadı Morgana’yı aynı sahneye koyup her birine hak ettiği duyguyu vermek inanın hiç kolay değildi...
Balo salonundaki ya da kovalama sahnelerinde 13-14 farklı karakter aynı anda hareket ediyordu. Kimin nerede durduğunu, kriz anında nasıl tepki vereceğini ayarlamak büyük bir zihinsel bulmacaydı.
Bir yanda Ortaçağ'ın kasveti, engizisyon korkusu ve açlık vardı; diğer yanda ise 16-18 yaşındaki gençlerin o çocuksu neşesi, umutları ve esprileri. O Kanlı Balo'dan 1 saat önce çocukların akademiye dair özlemlerini konuştuğu sahneyi yazarken sürekli durup düşündüm. Arthur'un kılıç sevgisini, Gideon'un yatak hayalini, Widzy'nin tatlı krizini yazarken kahkaha atıyordum ama 20 dakika sonra Diana'nın vedasını yazacağımı bildiğim için boğazım düğüm düğüm oluyordu.
Morrigan karakteri benim en çok zorlandığım isimlerden biriydi. Neredeyse hiç konuşmayan ama elindeki kehanet kitabıyla tüm olayı çözen birini yazmak... Onu kelimelerle değil, bakışlarıyla, telaşlı el hareketleriyle ve kitaba sarılışıyla anlatmak zorundaydım.
Gizzy’yi yazarken her cümlesine o yüzlerce yıllık döngünün ağır yükünü ve hüsranını katmaya çalıştım. Öğrencilerine bakarken hem bir öğretmen şefkati hem de "yine mi başaramayacağım?" korkusunu taşımak gerçekten zorlayıcıydı.
Diana silinip gitmedi. O, Maxia Akademisi’nin üstünde esen her tatlı rüzgarda, bahçedeki o dev çınarın altında ve arkadaşlarının gözlerindeki o son umut ışığında yaşamaya devam edecek.
Sizi çok sevgiyle kucaklayan ve duygularınızı en az sizin kadar paylaşan yazarınız,
Lunova
Veeeee en güzel kısıma geldi sıra...Maxia Akademisi karakterleri temsili görsellerine💖
Müdür Gizzy:Ariana Grande

Diana:Elle fanning

Arthur:Louis Partridge

Gideon:Jacob Elordi

Celestie:Maddison Brown

Widzy:Milly Alcock

Luna:Mackenzie Foy

Darcy:Mina Solak

Lyra:Maya Hawke

Kai:Hero Fiennes Tiffin

Channel:Dove Cameron

Quel:Zeki argun

Morrigan:Billie Eilish


