Ben Güneş Karaca.
1.72 boyunda, açık kumral düz saçlı, gözleri yeşil akik gibi olan bir kızım. Beni ilk defa görenler genelde iki şey söyler. Bir, çok soğuk duruyorsun. İki, çok havalısın. İkisi de doğru. Ben sıcakkanlı bir insan değilim. Herkesle samimi olmam, herkesle konuşmam. İnsan seçerim. Çünkü herkes benim enerjimi hak etmiyor. Aslında yaptiklarim hoşuma gidiyor, hemde fazlasıyla. Biraz egoist vibe vermiş olabilirim ama beni ben yapan da bu aslında.
Zengin bir ailenin tek kızıyım.Belkide bu yüzden çok saygı duyuyorlar.Büyük bir ev, istediğim her şeyin alınması, çeşit çeşit elbiseler,tatiller...Ama ben hiçbir zaman sadece parasıyla konuşulan bir kız olmak istemedim. Benim kendi karakterim var. Ben bir ortama girdiğim zaman paramla değil, duruşumla girerim. Yürüyüşümle, bakışımla, sessizliğimle. Eski okulumda koridorda yürüdüğüm zaman herkesim gözü benim üstümde olurdu. Zengin olduğum için değil. Sadece bende öyle bir hava var. Kimse bulaşmak istemez. Bende tavsiye etmem zaten.
Şımarık bir kız mıyım? Evet, biraz öyleyimdir diyelim. Yalan söylemeyeceğim. İstediğim olmayınca sinirlenirim. Ama asla ağlayıp sızlamam. Gider ve istediğimi alırım. Bu benim tarzım. Ağlamak bana göre değil. Ben sinirlendiğim zaman daha da güzelleşirim, gözlerim daha çok parlar. Gözlerimle insanları büyülerim.Bu yüzden sinirlenmeyi severim.
Kolay kolay kimseye güvenmem.Arkadaşlarım bu yüzden çok azdır. Ama olan arkadaşlarım da gerçekten kardeşim gibidir. Çünkü ben birine kalbimi açtığım zaman sonuna kadar açarım. Ama bir kere o güven kırıldı mı, bitti. Ben affeden biri değilim. Affediyormuş gibi yaparım, gülümserim, geçerim. Ama içimde asla affetmem. Her şeyi defterime yazarım. Beynimde kocaman bir defter var ve oraya herkesi not ediyorum. Günü geldiğinde hatırlayıp onlara hesap sormak için.
Sabahları uyanmak en sevmediğim şey. Hatta sabah uyanmaktan nefret ederim. Ama eninde sonunda uyanırım. Aynanın karşısına geçerim, saçlarımı tararım. Saçlarım dümdüz zaten ama kabarmasını asla istemem. Gözlerime bakarım. Yeşilin en güzel tonu diyebilirim gözlerim için.Annem gözlerimin yesil akik taşı gibi olduğunu söyler. Babam da "Aynı annen gibi bakıyorsun" der. Sonra bileğime bakarım. Orada dört yıldır duran bir bileklik var. Mavi ipten yapılmış bir bileklik. Biraz eskimiş, biraz solmuş ama hala sağlam. Onu hiç çıkarmam. Dört yıldır orada durur. O benim bir parçam gibi. Onsuz kendimi eksik hissediyorum.
Ve işte o gün geldi. Yeni okulum Ankara Çankaya Lisesi. 12/C sınıfı. Nakil aldırdım. Daha doğrusu babam "Yeni bir sayfa açacaksın." dedi. Ben de "Tamam" dedim. Ben Güneş' sem, nereye gidersem gideyim kendi yolumu kendim çizerim. Yeni okulmuş, yeni insanlarmış, yeni kurallarmış. Hiçbiri umurumda değil. Ben geldim ve bu okul artık eskisi gibi olmayacak. Bunu biliyorum. Hissediyorum. Çünkü o okuldan bir Güneş Karaca gecicek.
Çantamı aldım, kapıyı kapattım ve o büyük okulun yolunu tuttum. Ama içimde garip bir his vardı. İyi mi kötü mü bir türlü anlamadım. İçimde tek bir düşünce vardı. Acaba bu okulda beni ne bekliyor?