"Evimdeki" yerimi aldım. Rafların en kuytu bölgesinde, kaykayımın üzerine oturmuş elime yeni geçen kitabı okuyordum.
Elimdeki kitap bir Fransız klasiği olarak 18. yüzyılda yazılmıştı. Yazarı ise pek çok başarıya imza atan Victor Hugo'ydu.
Kitabın en ilgi çekici yanı, ölecek birinin son günlerini konu almasıydı. Kitabın büyük bir kısmı son günlerindeki mahkumun yaşamak adına yaptığı yakarışlarla geçiyordu. Ama bu beni sıkmak yerine kitabın içine hapsetmişti resmen.
Yanıma gelen kişi ile kitabıma ara vermek zorunda kalmıştım. Kafamı kaldırdığımda 10 yaşlarında küçük bir kız ilgiyle bana bakıyordu özellikle de saçlarıma...
"Şeyy ben bir kitaba bakmıştım ama... bulamadım." Kıza tebessüm ettim bu yaşta kitap okuma alışkanlığı kazanması çok zordu. Belki ailesi zorlamıştır. Belki de gerçekten kitap okumayı seviyordur?
"Kitabın adı ne tatlım? Utanarak bana bakıyordu.
"Ben...adını unuttum ama." Ona farklı bir kitap önerebilirdim. Onun yaşındayken az kitap okumamıştım. Soru,kabul eder miydi?
"Hmm, o zaman şöyle yapalım mı? Ben sana çok güzel başka bir kitap vereyim küçük hanım." Bana küçükken böyle dediklerinde çok mutlu olurdum. Bunun sebebi belki de küçükken sevgi görmememdi.
"Olur. Bir de abla..."
"Efendim tatlım." Hâlâ gözlerinin saçlarımda olduğunu gördüm.
"Saçların çok güzel. - Şapkamı gösterek-Neden onları saklıyorsun?" Genelde herkes buna takılırdı. Onu dedikleri aklıma gelmişti şimdi de.
Dikkat çekmeye çalışıyorsun ama onları saklıyorsun? Mavi Kafa sen sorunlu musun?
Küçük kıza elimden geldiğince gülümsemeye çalışarak cevap verdim.
"Bana annemi
hatırlatıyor..."

