Okul hayatını genelde sevmezdim, herkes itici gelirdi gözüme karşı. Herkes 'zorba' diye adlandırılan bir şeye dönüşmüş. Hayattan bıkmanı sağlayan ve seni her şeyden soğduran varlıklar. Her şeyi geçelim, bunu 'havalı' sanıyorlar. Ben de yeri geldiğinde şakasına dalga geçerim birileri ile, ama bu seviyede değil. Diary'den kurtulduktan sonra sınıfıma doğru yürümeye başladım. Saçlarım ömüme geliyordu, elimle ikide bir arkaya atıyordum.
Sınıfa girdim ve sırama baktım. Bir an donup kaldım. Gözlerim şaşkınlıkla irileşmişti. Başımı salladım ve ayılıp tekrar sırama doğru baktım. Hayır, gerçekti. Sıramda mavi gözlü, bembeyaz saçlı ve etrafa ışık saçan bir kız oturuyordu. Bir an irkildim, gözüm bembeyaz saçlarına ve masmavi, deniz gibi gözlerine takılıp kaldı. Beyaz saçlı kız çenesini eline yaslamış, dizi masamın üzerinde dikilmiş bir şekilde oturuyordu. Bir an etrafa baktım, sanırım kıza bir tek ben kilitlenmemiştim. Bütün erkekler o kıza bakıyordu. Bir an sinirle diğer erkeklere bakarken tekrar gözüm o kıza döndü. Bir an tekrar dondum, kız bana bakıyordu. Beyaz kirpikleri ve masmavi gözleri bana doğru odaklanmıştı.
Hala bana bakıyordu, bende olduğum yerde duruyordum. Bir an sıcakladığımı hissettim. Evet, kızarıyordum. Bir an elimi saçlarımın arasına koydum ve yere baktım. Başım eğik bir şekilde sırama doğru yöneldim. Herkes bize bakıyordu, bu da garip hissettiriyordu. Ama tek sorun şu, ben genelde alışıktım birilerinin bana dik dik bakmasına, ama şuan nedensizce rahatsız oluyordum.
Sıranın yanına geldim, kızın yüzüne bakamıyordum.
Gao: "Burası...benim sıram.."
?????: "A-ah..kusuruma bakma...i-istediğin sıraya otur demişlerdi, b-ben de buraya oturdum.."
Kız kekeliyordu, ama mükemmel bir sesi vardı. Çantasını alıp sıradan kalktığını görünce bir an titredim. Başımı bir an dönüp başka tarafa baktım ve o tam kalkarken omzundan tutup onu durdurdum..