Bir hafta geçmişti.
Zeynep artık Aster Koleji'nin koridorlarında ilk günkü gibi yabancı hissetmiyordu.
Hangi merdivenin nereye çıktığını, kantinde hangi masaların daha sakin olduğunu, hangi öğretmenin derse birkaç dakika geç geldiğini öğrenmişti. Hatta sabahları sınıfa girdiğinde onu karşılayan birkaç tanıdık yüz bile vardı artık.
En çok da Lidya.
İlk gün başlayan samimiyetleri, geçen bir hafta içinde iyice yerleşmişti.
Hilal ise hâlâ aynıydı.
Zeynep'le konuşuyor, ama hiçbir zaman gereğinden fazla konuşmuyordu. Bazen yanından geçerken kısa bir bakış bırakıyor, bazen Zeynep başka biriyle konuşurken uzaktan onları izliyordu.
Zeynep bunu birkaç kez fark etmişti.
Ama anlamlandırmamıştı.
O gün tarih dersinde öğretmen sınıfa girer girmez elindeki kâğıtları masasına bıraktı.
"Bu hafta bir proje yapacağız."
Sınıftaki uğultu azaldı.
Öğretmen tahtaya konu başlığını yazdıktan sonra devam etti.
"İkişerli çalışacaksınız. Eşinizi kendiniz seçebilirsiniz."
Cümle biter bitmez sınıfta sandalyeler hareket etmeye başladı.
Lidya daha Zeynep'e dönecekti ki Hilal çoktan "Zeynep" Demişti
Zeynep başını kaldırdı.
Hilal ona bakıyordu.
"Benimle yap."
Lidya'nın ağzı hafifçe aralandı.
Belli ki söyleyeceği cümle yarım kalmıştı.
Zeynep ise birkaç saniye Hilal'e baktı.
Sonra gülümsedi.
"Olur."
Hilal'in yüzünde belli belirsiz bir memnuniyet oluştu.
Lidya bunu fark etti.
Ama bir şey söylemedi.
Okul bitti ve Hilal Zeynep ile Hilalin şöförüne doğru gidiyolardı Hilal Zeynebin eline tutmaya başlamıştı okuldaki öğrenciler ise şaşırmıştı nasıl olurda Hilal Süedan baskasıyla takılır diyolardı.
Hilal'in arabasından indiğinde karşısındaki yapıya birkaç saniye boyunca bakakaldı.
Ev demek yetersiz kalıyordu.
Yüksek taş duvarların ardında geniş bir bahçe, bahçenin sonunda ise birkaç katlı, eski ama son derece gösterişli bir köşk yükseliyordu.
Zeynep istemsizce Hilal'e döndü.
"Burada mı yaşıyorsun?"
Hilal anahtarı çevirirken ona baktı.
"Maalesef."
Zeynep güldü.
"Maalesef mi?"
"Evden çok müze gibi."
İçeri girdiklerinde Zeynep neden böyle söylediğini anladı.
Yüksek tavanlar, büyük pencereler, duvarlarda tablolar ve geniş merdivenler...
Her şey fazlasıyla büyüktü.
Beraber odalarına geçtiler projeyi 2 saate bitirdiler
Zeynep çantasını toplarken ayağa kalktı.
"Ben artık gideyim."
Hilal de yerinden kalktı.
Kapıya kadar birlikte yürüdüler.
Tam Zeynep ayakkabılarını giyerken Hilal bir anda durdu.
"Bir şey soracağım."
Zeynep ona döndü.
"Ne?"
Hilal birkaç saniye sustu.
Sonra doğrudan sordu:
"Kızlardan mı hoşlanıyorsun, erkeklerden mi?"

Zeynep'in yüzündeki ifade değişti.
Sorunun beklenmedikliğiyle Hilal'e bakıyordu.
Zeynep tam bir şey söylicekti Hilal Zeynebi dudağından öptü.
Zeynep ne yapıcağını şaşırdı
Hilal merak etme Agahdan ayrıldım
Zeynep ben en iyisi eve gidiyim dedi.
