İçeriğe geç

Mavi cizginin ötesi(Hilzeywlw)

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Mavi cizginin ötesi(Hilzeywlw)

Bölüm 2

Bölüm 2 ilk teneffüs

İlk dersin son zili çaldığında sınıf bir anda çözülmeye başladı.

Sandalyeler geriye sürtündü. Defterler kapanırken koridordan yükselen uğultu açık kapıdan içeri doldu. Sabahın serinliği hâlâ camlarda duruyordu

Hilal kalemini masaya bıraktı.

"Kalemin."

Zeynep başını çevirdi.

Sabah aceleyle uzattığı siyah tükenmez kalem, Hilal'in parmaklarının ucunda duruyordu.

"Unutmuşum."

"Hem de daha ilk dersten."

Zeynep kalemi alırken hafifçe gülümsedi.

"İyi hafızan var."

Hilal omuz silkti.

"Gerekli şeyleri unutmam."

Kısa bir sessizlik oldu.

İkisinin de o sessizliği bozmak gibi bir telaşı yoktu.

Zeynep camdan dışarı baktı. Arka bahçede birkaç öğrenci çoktan aşağı inmeye başlamıştı.

"Burası hep böyle mi?"

Hilal onun neyi kastettiğini anlamaya çalışır gibi baktı.

"Kalabalık."

"Ve... herkes birbirini tanıyor gibi."

"Çünkü tanıyor."

Zeynep başını hafifçe salladı.

"Anlaşılıyor."

Hilal'in dudaklarının kenarı belli belirsiz kıpırdadı.

"Aslında birkaç güne sen de alışırsın."

Tam devam edecekti.

"Zeynep!"

Lidya'nın sesi sınıfın uğultusunun içinden kolayca sıyrıldı.

Elinde su şişesiyle sıraların arasından yürüyüp doğrudan onların yanına geldi.

"İyi ki yakaladım."

Zeynep ona döndü.

"Ne oldu?"

Lidya gülümseyerek elindeki çalışma kâğıdını uzattı.

"Sabah öğretmen bunu dağıtırken sen müdür odasındaydın. Sende yoktur diye düşündüm."

Zeynep kâğıdı aldı.

"Teşekkür ederim."

"Bir şey değil."

Lidya ayakta kalmaya devam etti.

"Bu arada ikinci derste İngilizce var. Hocanın küçük bir takıntısı var."

"Ne takıntısı?"

"Geç kalanları sınıfa almıyor."

Zeynep güldü.

"İlk günden kapıda kalmayayım yani."

"Aynen."

İkisi konuşurken Hilal'in eli hâlâ masanın üzerindeydi.

Az önce söyleyeceği cümle aklından uçup gitmişti.

Lidya'nın gelişiyle sohbet sanki ona ait olmaktan çıkmıştı.

Bunu neden fark ettiğini kendisi de bilmiyordu.

Yüzünde hiçbir şey belli etmedi.

Sadece Lidya'ya kısa, düz bir bakış attı.

Lidya o bakışı yakaladığında gülümsemesi bir anlığına küçüldü.

"Hadi, kantine iniyoruz," dedi Zeynep'e.

"Birlikte gelir misin?"

Zeynep cevap verecekken yan taraftan bir sandalye sesi geldi.

Süeda çantasını omzuna geçirirken Hilal'e baktı.

"İçin rahat mı?"

Hilal gözlerini ondan ayırmadı.

"Neden?"

"Beni Arda'nın yanına postaladın ya."

"Abartıyorsun."

"Abartmıyorum."

Süeda dudak büktü.

"Çocuk bütün ders nefes almaya korktu."

"İyi olmuş."

Hilal'in cevabı o kadar sakindi ki Süeda birkaç saniye ona boş boş baktı.

"Var ya..."

Başını iki yana salladı.

"Bazen gerçekten sinir bozucusun."

Hilal hiçbir şey demedi.

Süeda bekledi.

Yine cevap gelmeyince burnundan kısa bir nefes verdi.

"Tamam."

Dönüp kapıya yürüdü.

Lidya da Zeynep'e dönerek, "Geliyor musun?" diye sordu.

Zeynep ayağa kalktı.

Ve Lidyanın teklifini kabul etti.

Zeynep tam kapıya yönelirken istemsizce arkasına baktı.

Hilal hâlâ yerindeydi.

Camdan süzülen sabah ışığı yüzünün yarısını aydınlatıyordu.

İfadesi yine sakindi.

Ama bu kez o sakinliğin içinde, henüz kendisinin bile adını koyamadığı küçük bir huzursuzluk vardı.

Bölüm sonu

2 yorum