Darma duman olan salonumu incelerken elim cebim de ki sigara paketine uzandı. İçinden bir tane alıp dudaklarımın arasına koydum ve ucunu ateşe verdikten sonra ayağa kalktım. Salonun köşesinde ki buz gibi fayansa oturdum. Fayansa yapışan çıplak ayaklarım yüzünden dizlerimi kendime çekemesem de en sonunda cılız bir ses çıkararak kendime çekmiştim. Sigarayı parmaklarımın arasına aldıktan sonra başımı duvara yasladım ve düşünmeye başladım. Ne düşündüğümü bile bilmiyordum. Düşünmeyi bir kenara iterek karşı da görünen aynada ki yansımama baktım. Saçlarım kabarıktı, dudaklarımda ki dün anlık can sıkıntısı ile sürdüğüm bordo kırmızısın da ki ruj dağılarak ağızımın etrafına kaymıştı. Üç gün önce sürdüğüm banyo yapsam bile geçmeyen o lanet olası rimel tam bir yüz karasıydı. Sigaram bittiğinde ikincisini almak için ayağa kalkmıştım ki kapımdan gelen anahtar sesi ile duraksadım. O yine gelmişti. Ellerinde ki market poşetlerini salona adeta fırlattıktan sonra yağmurdan ıslanmış ceketini koltuğa fırlattı. Önce yerde ki poşetlere sonra ise ela gözlerine baktım. Umursamazca omuz silkerek "Beni her gün ziyarete gelmene gerek yok." Dedim. Orta da masa da ki boş pizza kutularını ve sigara izmaritlerini eli ile itekledikten sonra poşetlerde ki enerji içeceklerinden iki tanesini çıkardı. Ayakta boş gözlerle onu izlediğimi görünce "Otursana." Dedi. Çıplak ayaklarımın zeminde çıkardığı sesle koltukta yanına doğru ilerledim ve oturdum. Benim için açtığı enerji içeceğinden bir yudum aldıktan sonra ikinci sigaramı yakarak o zehirli dumanı ciğerlerime doldurdum. Ayaklarımı üst üste attım ve "Yapacak işlerin yokmu da her gün evimi işgal ediyorsun?" Diye sordum parmak uçlarım da ki sigarayı dudaklarıma götürerek. Gülerek enerji içeceğinden bir yudum aldı "Evet işim yok. Tek işim sensin ruh hastası," diyip tam devam edecekken salona göz gezdirdi. " Bu evi temizlemeyi hiç düşünmüyor musun sen? Allah aşkına baksana duvarların ve fayansların sararmış, orta da ki masa zaten çöplük gibi yerler sigara izmaritleriyle dolu. Bence senin ev değiştir-" derken sözünü kestim.
"Öyle bir şey olmayacak. Ben evimden memnunum tamam mı? Annemin anıları ile yaşamaktan çok memnunum. Bulaşık yıkarken söylediği şarkı mırıltısı çok güzel..." Dedikten sonra sigaramı yere fırlattım ve çıplak ayağımla onu ezdim. Ayağımın altında ki acı sanki ateşin üstünde yürüyormuşum gibi yavaşça bedenime yükselirken çığlığımı dudaklarıma hapsederek yerime oturdum. O ise yerde ezdiğim sigaraya derin düşüncelerle bakıyordu. Kafasını ağır ağır bana kaldırdı "Sence bu evde annenle ilgili kalan tek ses söylediği şarkı mırıltısı mı Meris?" Dediğin de kaskatı kesilmiştim. Başka ne olabilirdi ki? Yutkunurak "Evet o. Başka ne olabilirdi?" Dedim kaşlarımı çatarak. Yapmacık bir gülümseme yerleştirdi yüzüne. İçeceğini yudumladıktan sonra
"Annenin çığlıklarını, yaşadığı acıyı unutuyorsun Meris ama mavi boyayı ve o mırıltısını hiç unutmuyorsun.." dediğin de "Aptal ben yarım hafızalıyım ne hatırlamamı bekliyorsun!" Diye haykırdığın da acı içinde gülümsedi benim paketimden sigara alırken. Ucunu ateşe verdi ve "Anlatmıştım." Diye fısıldadı. Gözlerini bana dikti ve "Sana herşeyi anlatmıştım Meris.." dedi. Ancak ben hiç bir şey hatırlamıyordum. Hafızam bazı şeyleri fazla hatırlattığı gibi bazı şeyleri hiç hatırlatmıyordu. Bir çocuk gibi "Bir daha anlat Miraç." Diye mırıldandım usulca. Bilmeye hakkım vardı. "Hatırlamazsın ki.." dediğin de acı içinde gülümsedim. "Anlat Miraç, anlat annemin anılarını. Anlat bu evde ki yakırışlarını." Dedim. O ise hiç bir şey demeden ayağa kalktı ve "Sana yemek bişeyler hazırlıyayım. Sen kesin sigara dışında bir şey yiyip içmemişsindir." Dedi ve salondan çıktı. Bende gülümseyerek annemin söylediği o mırıltıyı söylemeye başladım. Mutfaktan "Meris kes şunu!" Diyen sesini işitince susmak zorunda kaldım. Ne dedim ki şimdi ben?