Ella, elbiseyi giyebildin mi?" dedim kapının arkasında beklerken aniden of dedi içeriden. "Arkasını kapatamıyorum, yardım eder misin?" demesiyle içeri girdim. "Yukarıdan uçları tut." dedim tutmasıyla fermuarın ucunu yukarı doğru çıkardım, Ella her zamanki gibi çok güzel olmuştu "Prenses, bir etrafınızda dönün bakalım." dedim gülümseyerek eteklerinden tutarak döndü, elbisesi mürdüm rengiydi, sarı saçları omuzlarına dökülmüş, elbise hafif buğday tenine çok güzel olmuştu.
"Hadi sende giyin." başımla onaylayıp odaya girdim, elbisemin fermuarını açtım. Elbisem zümrüt yeşiliydi. Elbiselerimizi Ella'nın annesi Caroline teyze seçmişti. Elbiseyi giydiğimde, aynanın karşısına geçtim, sade olan zümrüt yeşili elbisem beyaz tenimde güzel duruyordu.
Ella'nın kapıyı tıklatmasıyla dışarı çıktım. Ella beni kehribar rengi gözleriyle süzerken, Matteo'nun merdivenlerden çıktığını fark ettim. "Bu gece yanınızdan ayrılmamalıyım." demesiyle Ella arkasını dönerken konuşmaya başladı "Haha çok komiksin abiciğim." sonunu bastırarak söyledi. Matteo yanımıza gelip elini belime attı, üzerinde siyah bir takım birde bordo papyon vardı. Aşağı indiğimizde davetliler gelmeye başlamıştı. Annem ve Caroline teyzenin yanlarına doğru gittik. "Çocuklar geldiğiniz iyi oldu, Matteo, Ella davetlilerle ilgilenmemiz gerekiyor." dedi Caroline teyze ikisi de başlarıyla onayladılar, Matteo giderken hafifçe kulağıma eğilip "Kısa sürmesini sağlayacağım." diye fısıldadı. Gittiklerinde anneme döndüm ve masamıza geçtik.
" Liana, iyi misin tatlım?" dedi annem ben karnımı tutuyordum. "Kötü bir şey olacak gibi hissediyorum anne, vampirlerden uzun zamandır saldırı olmuyor." dememle önüne döndü. "Belki barış istiyorlardı." dediğinde ağzım açık ona döndüm, kafamı toplayıp konuşmaya başladım "Sen ciddi misin? Vampirler barış istemez, onu geçtim Ölüm İblisi izin verir mi sence?" ağzını açıp konuşacakken konuşmaya devam ettim "Kraliçe Emilye'nin ölümünden bu yana neredeyse on altı yıl oldu. Kraliçeyi öldüren biri, bizim gözümüzün yaşına bakar mı sanıyorsun. Barış istiyorlarmış. İstemiyorlar anne, barış asla olmayacak, anla artık şunu." dediğimde karnımı daha çok tutuyordum. "Liana, ya gerçekten bir varis varsa." of yine aynı konu "Gelsin kurtarsın o zaman bizi, eh tabi varsa." dediğimde Ella'nın bana yanıma gel bakışı attığını fark ettim. "İzninle." dedim anneme bir bakış atarken.
Ella'nın yanına doğru yürüdüm. "Ne oldu?" dememle beni kolumdan tuttu davetlilere kısa bir bakış attıktan sonra yürümeye başladık. "Ramiro geldi." demesiyle gülmeye başladım. "Ya, gülmesene!" demesiyle ağzıma fermuar çekmiş gibi yaptım. "Öf çok sıkıldım, şu davetlilerde bir bitmedi." dedi kraliyet masasına geldiğimizde o oturmuştu, ben yanında bekliyordum. "Liana, otursana." demesiyle kolumdan tutup oturttu. Birkaç dakika sonra Matteo yanımıza geldi "Kaçaklar, nasılsınız?" dedi "İyi." dedim. başımı çevirip etrafa bakındım, herkes neredeyse gelmişti.
Ben etrafa bakınırken yanımıza gelen Terra krallığının prens ve prensesini fark etmemiştim. "Ne cüretle?" dedi Prens Troy, bana bakarak söylemişti, Matteo ayağa kalkmıştı, ardından Ellayla bizde kalkmıştık. "Anlamadım." dedim önce Troya sonra Ellaya bakarak. Troy bana bir adım attı "Ne cüretle kraliyet masasına oturursun?" dedi masayı eliyle gösterirken, sesi yüksek çıkmıştı. Sağ tarafıma döndüğümde annem, Caroline teyze ve Terra kraliçesi Helen'nin bu tarafa geldiğini fark etmiştim. Ne güzel bir gün böyle diye düşünürken "Ne oluyor burada çocuklar?" demişti Caroline teyze. Matteo lafa girdi "Şimdi ben sana açıklayayım anne, şimdi bu koskoca Terra Prensi Troy kızların masaya oturmasına sinirlendi." etraftaki neredeyse herkes buraya bakıyordu. Troy'un yüz ifadesinden sinirlendiği belliydi. "Yanlışın var Matteo, Ben Ella'ya bir şey demiyorum, ama şu kızın bu masada ne işi var? Neyine burası onun?" dediğinde istemsizce ellerimi yumruk yaptım, annem koluma girmişti. Kraliçe Caroline lafa girdi "Troy, bu yaptığın çok yanlış..." Tabikide Kraliçe Helen lafını bitirmesine izin vermeden konuşmaya başladı "Sen şu kız için Troya mı kızıyorsun Caroline?" Ella boğazını temizleyip konuşmaya başladı. "Sen kendi balonda oturtmazsın Troy ama maalesef bu benim balom. Ben kimin nereye oturmasını istersem oraya oturur, buna karışmak kimsenin haddine değil." Ella'nın bacağına vurduğumda, bana dönmedi bile. Troy bakışlarını bana çevirip beni süzdü "Öyle olsun kuzen." dedi masaya geçerken, annemin kolundan çıkıp masamıza doğru ilerledim.
Caroline teyze ve annem arkamdan geliyordu. Masanın yanına geldiğimde Caroline teyzeye döndüm. "Ben bilmiyordum böyle olacağını, Ella oturalım dedi, bende oturdum. Özür dil-" dememe kalmadan Caroline teyze bana sarıldı "Üzülme kızım, asıl ben senden özür dilemeliyim, ayrıca masada konuşmaya dahil olmadığın için teşekkür ederim." dedi tekrar sarılırken. Annem masaya oturmuştu. Sarılmayı bıraktığımızda, hafifçe kulağına eğildim. "Caroline teyze, bana gizli geçidin anahtarını verebilir misin?" dediğimde kaşlarını kaldırdı "Bir şey mi var Liana?" dedi "Yani vampirlerin sağı solu belli olmaz." dediğimde boynunda anahtarlı kolyeyi çıkardı ve boynuma geçirdiğinde görülmeyecek bir yere taktı. "Liana, bana dürüst ol, bir şeyler mi hissediyorsun?" dediğinde karnımdaki ağrı ağırlaştı, başımla onayladım. "Pekala, hadi geç bakalım masaya." dediğinde oturdum, oda masasına doğru ilerdi.
"İyi misin?" dedi annem, başımı aşağı yukarı salladım. Davetliler gelmişti tüm masalar doluydu. Yanımıza bir aile oturmuştu. Birkaç dakika sonra orkestra çalmaya başladı. Ella'ya doğru baktım yanında Ramiro oturuyordu, ikisi beraber ayağa kalktılar ve tahtların önüne geldiklerinde dans etmeye başladılar. Kraliçe Caroline ve Kral Edwin de onlara katıldı. Biri Sağ omzuma dokunduğunda başımı cevirdim. "Acaba bu dansı bana bahşeder misiniz?" dedi Matteo sağ elimi tutarken. "ayağa kalktım, ve bizde dans edenlerin arasına karışmıştık. "İyi misin?" dediğinde başımı sallamakla yetindim. "Ella'nın taç giymesi bugün mü olacak? Başka bir gün mü?" dediğimde gözlerini tekrardan bana çevirdi "Bugün."
Burada her on altı yaşına basan kraliyet üyesi prens veya prenses kabul edilirdi. Taç giymeden önceki zamanda ise de prense veya prenses kabul edilirler ama bunu sadece kraliyetler bilir. Halk prens veya prensesin varlığından taç giyme töreninde haberdar olur. Orkestra durmuştu, Kral Edwin ve Ella kalmıştı sadece, Matteo elinde bir taç ile onlara yürüyordu. Matteo tek dizinin üzerine çöküp tacı babasına verdikten sonra doğruldu. orkestra hafif bir melodi çalmaya başladı. Ella eteklerinden tutarak yavaşça eğildi. Kral Edwin tacı yavaşça Ella'nın başına taktı. Ella başını kaldırdı, Matteo'nun yanına geçti. Görevliler Herkese şarap dağıtıyorlardı. Herkese dağıtıldıktan sonra Ella elindeki şarap ile bir adım öne çıktı. "Değerli davetliler, ben kadehimi tüm krallıklar ve Elenor krallığı için kaldırmak istiyorum, en çokta Kraliçe Emily için..." dedi hepimiz kadehlerimizi kaldırdık.
"Tüm krallıkların huzuru için..." dedi Ella, hepimiz tekrar ettik, "Kraliçe Emily için." dediğinde hepimiz yine tekrar ettik. Orkestra dans müziği çalmaya başladı. Ramiro, Ella'ya doğru ilerledi ve dans etmeye başladılar. Tüm kral ve kraliçeler dans ediyordu. Ella'nın bana baktığını fark ettim. ona ne var bakışı attım, galiba yanına çağırıyordu. Ah heyecanda ölmek üzereydi kesin. Yanına doğru ilerliyordum ki, bir el belimi kavrayıp, dans edenlerin arasına karışana dek, bakışlarımı yüzüne çevirince ağzım açık kaldı.
Benimle dans eden Troydu. Ellerimi ellerinden çekmeye çalışırken konuşmaya başladı "Yerinde olsam fazla dikkat çekmek istemezdim, her hareketin aleyhine. Sonuçta karşında Terra prensi var." Küstah, ne hakla bana böyle davranırdı. Hafifçe kulağına eğildim "Eğer şimdi ellerimi bırakmazsan, ağzım çıktığı kadar sapık var diye bağırırım." ellerimi bıraktı, masaya ilerken bir el omzuma dokundu. "Al birini vur ötekini!" dedim arkamı dönerken "Sakin ol prenses." ah Matteoydu. "Of! Kusura bakma." dedim yutkunurken. "Önemli değil. Sen iyi misin?" Başımı evet anlamında salladım. "Oturalım mı Liana?" oturduğumda yanımdaki sandalyeyi bana çevirdikten sonra oturdu.
Gözleri Boynumda dolanıyordu. "Ne var senin boynunda?" ah fark etmiş olamazdı. "Hiç, kolye." dediğimde iç çekti. "Bakabilir miyim acaba?" baksa iyi mi olurdu kötü mü olurdu, kafamda artı ve eksileri tarttıktan sonra kolyeyi görünecek şekilde gösterdikten sonra yine içime soktum. "Onun sende ne işi var?" dedi iç çekerken "Kötü bir ihtimale karşı, annenden bana vermesi için rica ettim." seslice nefesini verdi "Altıncı hissinin kuvvetli olmasından nefret ediyorum." inan bende demek istedim ama susmayı tercih ettim. Neredeyse herkes dans ediyordu.
Ella ve yanında bir kız bize doğru geliyorlardı. Matteo ayağa kalkıp diğer kıza sarıldı, Ella yanıma gelip hızlıca kulağıma eğildi "Çok konuşma, hiç iyi enerji alamıyorum." diye fısıldadığında kısa bir bakış atıp, Matteo ve kıza döndüm. Ayağı kalkıp elimi uzattım "Liana." dediğimde kızda elini uzatıp karşılık verdi "Weather prensesi Bella. Sende Troyla tartışan kız olmalısın." hı evet o kız, sırayla mı geliyor bunlar bana. Hepimiz sandalyelerimize oturduk. Bella bana dönüp konuşmaya başladı.
"Liana, doğrusu senin gibi kızdan beklemezdim susmanı. Hani genelde halk gururlu olur ya, şaşırttın beni." gerçekten bunlar sırayla geliyordu. "Orada Kraliçe Caroline konuşurken, bana düşmez. Gururdan değil, Kraliçenin ailesi onlar bir yerden sonra ne kadar birbirleriyle konuşmasalarda." dedim gülümseyip, Ella'ya döndüğümde atlayacağım üzerine bakışı atıyordu. "Liana hadi gel dolaşalım biraz arka bahçede?" başımla onayladım, biz kalkarken Bella kalkmıştı. "Bizde gelelim." Ella kısaca bana bir bakış attıktan sonra Bella'ya döndü. "Yok canım sağ ol biz bugünkü küstahlık dozumuzu aldık." kolumu çekiştirmesiyle arka bahçeye geçtik.
"Sana bir şey söylemem lazım, Troyla dans ettik." dediğimde gözleri kocaman açıldı "Ay! yanlış anladın. Ben senin yanına geliyordum sonra belimden tuttu dans etmeye başladık. Birde şey diyor. Yorunde olsom fozlo dikkot çokmok istemozdum." Ella'nın ağzı bir karış açık kaldı. Elimin tersiyle çenesini yukarı ittirdim. "Ay! deli bu. Birde şey Ramiroyla dans etmek çok güzeldi." gülmeye başladım. "Gördüm, gördüm. İçine düşüyordun en son." dememle hafif omzuma vurdu. "Dışarısı soğuk, içeri geçelim mi?" başıyla onayladı.
İçeri geçtiğimizde neredeyse davetlilerin yarısı gitmişti. Annem ve Caroline teyze bir şey konuşuyorlardı. yanlarına doğru ilerlediğimizde kapıdan bir görevli aceleyle girdi. "Kralım, Kraliçem vampirler geliyor." Caroline teyzenin bana dönüp gidin işareti yapmasıyla, Ellayı merdiven altına doğru çekiştirdim ama karşımıza arka bahçeden geldiğini düşündüğüm vampir çıktı "Ah prenses, bizi niye çağırmadınız ki?" demesiyle Ellayla bir adım geri çekildik.