Adrian elinde keskin bir bıçakla, sandalyesine bağlı küçük, saçları toplu tatlı çocuğa bakıyordu. Gözlerinden vahşet akıyordu. Çocuk ağlıyor, dizlerine kapanıp yalvarıyordu. “Lütfen… lütfen bırak beni…” Adrian’ın nefesi düzensizdi, parmakları bıçağın sapına sıkıca sarılmıştı. Gözlerindeki karanlık, yılların biriktirdiği öfke ve acının yansımasıydı.O anın içinde zaman donmuş gibiydi; yalnızca çocuğun çaresizliği ve Adrian’ın içindeki fırtına vardı. Dışarıda soğuk rüzgar, camdan sızan ay ışığıyla karışıyor, odanın sessizliğini daha da derinleştiriyordu.Ama o gece, hiçbir şey göründüğü gibi değildi. Çok yakında, bu karanlık odanın sınırlarını aşan sırlar açığa çıkacaktı… O gece bir çocuk daha ölmüştü … Luna Bilgisayarımın tuşlarına öyle hızlı basıyordum ki, parmaklarım neredeyse alev alacaktı. Romantik sahneler yazmayı çok severdim; o anların sıcaklığı, kalplerde açan çiçekler gibi beni sarardı. Ama cinayet sahneleri de bir o kadar cezbediciydi beni — karanlık, gizemli ve ürkütücü yanımı dışa vuruyordu. Yine de, bu kitapta cinayete yer yoktu. Bu, zihnimin mutlu, umut dolu yanını yansıtıyordu. Ama aynı anda yazdığım diğer seri katil romanım… O ise zihnimin en karanlık köşelerine açılan bir kapıydı.İki dünya, iki farklı benlik… Biri ışığın, diğeri gölgelerin sesi. 1 yıl sonra “Adrian” “Birtanem?” ”Neden hiç geceleri görüşemiyoruz?”Adrian rahatsızca kıpırdandı, bu sorumdan hoşlanmadığı belli idi. “Bebeğim… biliyorsun, geceleri…” Sanki uyduracak bir şey arıyormuş gibi gözünü kaçırdı Kaşımı kaldırıp, “Geceleri?” Diye üsteledim. “Luna’m yapma biliyorsun ben-”sözünü hışımla kestim “sen ne Adrian?! Ben neyi biliyorum? Ben senin hakkında hiçbir şey bilmiyorum” 2 hafta sonra Adrian’ın Göğsünde uzanmış manzarayı seyrediyordum, “Bebeğim”dedi. “Efendim?” “Seni çok sevdiğimi biliyorsun değil mi?”Gülümsedim, “biliyorum Mon amour*” “Mon amour,” dedi yakınırcasına. Sesiyle tüylerimin ürperdiğini hissettim, 2 saat sonra Adrian yine aynı odada bu sefer karşısında farklı bir çocuklaydı, aklından geçenler aynıydı “Abi, lütfen yapma!” “Mon petit oiseau** tabiiki yapacağım” “Lütfen abi lütfen yapma Je vous en prie***” Ve bıçak küçük kızın şah damarına saplandı. Saniyeler içinde kız öldü, kız sadece 7 yaşındaydı Adrian kızı diğer cesetlerin yanına koydu Ertesi gün- haberler “Bilinen hiçbir iz ya da şüpheli olmadan, kasabanın çevresindeki ormanlık alanda yaklaşık yetmiş çocuk cesedi bulundu. Katilin kimliği hâlâ bilinmiyor.” Televizyonun başındaki Adrian genişçe gülümsedi ve “Katil benim” dedi ürkütücü bir tonda. * Fransızca aşkım demek ** Fransızca minik kuşum demek ***fransızca sana yalvarırım demek
Bölüm 2
2.bölüm Katil benim
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.