İçeriğe geç

Masumiyetin mezarı /tamamlandı

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Masumiyetin mezarı /tamamlandı

Bölüm 1

1. Bölüm mezar

Sevdiğin adamdan çocuk istemek kötü bir şey değildi… Ama sevdiğin adam bir çocuk katiliyse, işler biraz değişebilirdi. Üç yıl önce – bir yaz sabahı. Genç kadın elinde bir çiçek buketiyle sevgilisiyle buluşmaya gidiyordu.Hep erkekler mi çiçek alacaktı yahu? Bu kez o, sevdiği adamı şaşırtmak istemişti. Ama bilmiyordu ki, aslında asıl şaşkınlığı yaşayacak olan kendisiydi.Üç yıl sonra başına neler geleceğini hayal bile edemezdi. Şimdi gülerek, umutla, kalbi kıpır kıpır giderken… kaderin onun için hazırladığı karanlıktan habersizdi. Bu mu hayatın cilvesi? Yoksa kaderin iğneyle işlediği bir ceza mı? Kadın çok enerjik, çok tatlı biriydi. Yazdığı hikâyelerde mükemmel karakterler ve bambaşka evrenler yaratıyordu. Ama zihninin karanlık köşelerinde neler olup bittiğini kimse bilmiyordu… Bilmiyordu ki, en tatlı hayallerin bile bir bedeli olabilir. Belki de…Bu hayatta en tatlı, en masum görünen insanlar bile, zihninin karanlık bir köşesinde cesetler biriktiriyordu. Belki de bazı insanlar, gülümserken gömmeyi seçiyordur. Mezarını kazarken dua eder gibi susuyordur. Kimse bilmez…Bazı ruhlar çiçek yetiştirirken, toprağın altına çocuklar gömer.Bir gülümsemenin ardına gizlenmiş fısıltılar, bir kahkahanın içinde boğulmuş çığlıklar vardı. Kim bilebilirdi ki? Kimsenin aklına gelmezdi o gözlerin bir gece vakti sessizce mezar kazabileceği… Kadın Paris sokaklarında buluşacağı mekâna gelmişti. Dışarısı çiçeklerle süslü, güzel, tatlı küçük bir butik kafeydi. İçeri girdiğinde, sevgilisinin onu beklediği masaya doğru yürüdü. Sevgilisi, onu görünce hemen ayağa kalktı. “Çiçeğim, hoş geldin, geç otur,” dedi ve kadının sandalyesini çekerek centilmen bir beyefendi gibi davrandı.“Adrian, burası çok güzel,” dedi kadın hafif gülümseyerek. Adrian’ın gözlerinde, dışarıdaki çiçeklerin parlaklığına inat, hafif bir gölge vardı. “Luna’m, hiçbir yer senden güzel olamaz,” dedi Adrian, sesi yumuşak ama içinde taşıdığı karanlık, kelimelerin arasından süzülüyordu. Kadın, sanki dışarıda unutulmuş bir pasta gibi erimemek için kendini zor tuttu. Yüzünde hafif, sevgiden sarhoş bir ifade olmaması neredeyse imkansızdı. “Ya Adrian, iltifatlardan hoşlanmadığımı biliyorsun,” dedi ama sesi biraz yumuşamıştı. Adam kıkırdadı, “Sevgilim, bebeğim, canım, hayatım… İltilaflardan içten içe hoşlandığını biliyorum,” diye cevap verdi, gözlerindeki sıcaklık inkar edilemezdi. Kadın gülümsemekle yetindi,gülümsemesinde sıcak, kabullenen bir ton vardı. Şimdi böyle mutlu zamanlar geçiriyorlardı, ama ileride ne kadar karanlık zamanlar geçireceğini sadece gelecekteki onlar biliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.