İçeriğe geç

MASKELİNİN CİNAYET LİSTESİ

Bölüm 1 · 3 dk okuma

MASKELİNİN CİNAYET LİSTESİ

Bölüm 1

İLK İSİM

Telefonun titreşimiyle uyandı.

Yiğit, gözlerini açmadan önce birkaç saniye boyunca telefonun başucunda titremesini dinledi. Saat henüz erkendi. Arayanın kim olduğunu görünce kaşları çatıldı.

Mert.

Bu saatte araması normal değildi.

Telefonu açtı.

“Efendim?”

Karşı taraftan birkaç saniye ses gelmedi.

Sonra Mert'in boğuk sesi duyuldu.

“Yiğit...”

“Ne oldu?”

“Baran'ı tanıyorsun, değil mi?”

Yiğit yatağında doğruldu.

“Ne demek tanıyor muyum?”

Mert derin bir nefes aldı.

“Baran ölmüş.”

Yiğit'in yüzündeki ifade bir anda değişti.

“Ne?”

“Polisler olay yerinde. Ben de buradayım.”

Yiğit birkaç saniye konuşamadı.

“Adres neresi?”

Mert adresi söyledi.

Yiğit telefonu kapattı. Üzerine aceleyle bir şeyler geçirip evden çıktı.

Olay yerine vardığında ilk dikkatini çeken şey kalabalıktı.

Polis araçları sokağın iki tarafında duruyordu. Güvenlik şeridi çekilmiş, birkaç polis meraklı insanları uzaklaştırmaya çalışıyordu.

Yiğit bariyerlerin önünde durdu.

“Arkadaşım nerede?”

Polislerden biri ona baktı.

“Yakını mısınız?”

“Arkadaşıyım.”

Polis kısa bir tereddütten sonra kenara çekildi.

Yiğit bariyerin altından geçti.

Birkaç adım attı.

Sonra durdu.

Baran oradaydı.

Açık bir alana bırakılmıştı.

Saklanmamıştı.

Tam tersine, bulunması özellikle istenmiş gibiydi.

Yiğit'in nefesi kesildi.

“Baran...”

Olay yeri inceleme ekibinden biri hemen yanına yaklaştı.

“Daha fazla yaklaşmayın.”

Yiğit gözlerini arkadaşından ayıramıyordu.

“Kim yaptı bunu?”

“Henüz bilmiyoruz.”

“Bir şey buldunuz mu?”

Görevli cevap vermeden önce yerdeki bir kâğıdı gösterdi.

“Şunu bulduk.”

Yiğit kâğıda baktı.

Üzerinde tek bir cümle vardı:

“Hepiniz bunun bedelini ödeyeceksiniz.”

Yiğit'in kaşları çatıldı.

“Hepiniz?”

Görevli başını salladı.

“Mesajın kime yönelik olduğunu bilmiyoruz.”

Yiğit tekrar Baran'a baktı.

Olay yeri inceleme ekibi çalışmalarına devam ederken başka bir görevli yanlarına geldi.

“Bir şey daha var.”

Yiğit ona döndü.

“Ne?”

Görevli kısa bir süre sustu.

“İlk incelemeye göre saldırganın amacı doğrudan öldürmek değilmiş.”

Yiğit'in yüzü gerildi.

“Ne demek bu?”

“Onu uzun süre hayatta tutmuş. Asıl ölüm nedeni ciddi kan kaybı.”

Yiğit'in bakışları yeniden arkadaşına kaydı.

“Yani bunu yapan kişi...”

“Onun hemen ölmesini istememiş.”

Yiğit cevap vermedi.

Kafasında tek bir soru vardı.

Neden?

Saatler sonra Yiğit karakoldaki bir odada oturuyordu.

Masanın üzerinde Baran'ın dosyası duruyordu.

Telefon kayıtları.

Güvenlik kamerası görüntüleri.

Tanık ifadeleri.

Son görüldüğü yer.

Hepsi tek tek inceleniyordu.

Yiğit dosyanın bir sayfasını çevirdi.

“Son olarak kiminle görüşmüş?”

Polis memuru birkaç sayfaya baktı.

“Mert.”

Yiğit başını kaldırdı.

“Mert mi?”

“Evet.”

“Buluşmuşlar mı?”

“Telefon kayıtlarına göre konuşmuşlar. Ayrıca aynı yerde olduklarına dair kamera kaydı da var.”

Yiğit ayağa kalktı.

“Mert nerede?”

Mert'in kapısını çaldığında birkaç saniye cevap gelmedi.

Yiğit tekrar çaldı.

Sonunda kapı açıldı.

Mert karşısında onu görünce gerildi.

“Yiğit?”

“Baran hakkında konuşacağız.”

Mert'in yüzündeki ifade değişti.

“Ben polise bildiğim her şeyi anlattım.”

“Onu en son sen gördün.”

“Hayır.”

Yiğit cebinden telefonunu çıkardı.

“Telefon kayıtlarında onunla görüştüğün görünüyor.”

“Konuşmuş olabiliriz.”

“Buluştunuz mu?”

Mert sustu.

Yiğit'in bakışları sertleşti.

“Buluştunuz.”

“Yiğit, ben onu öldürmedim.”

Yiğit birkaç saniye ona baktı.

“Ben sana onu öldürdüğünü söylemedim.”

Mert'in yüzü gerildi.

Sessizlik.

Yiğit bir adım yaklaştı.

“Ne biliyorsun?”

“Hiçbir şey.”

“Baran sana ne söyledi?”

“Bir şey söylemedi.”

“Bana bak.”

Mert başını kaldırdı.

Yiğit onun gözlerinin içine baktı.

Bir şey sakladığı belliydi.

Ama ne olduğunu anlayamıyordu.

“Bir şey hatırlarsan beni ara.”

Yiğit arkasını dönüp uzaklaştı.

Mert kapının önünde öylece kaldı.

Yiğit ise artık yalnızca katili düşünmüyordu.

Kime güvenebileceğini de bilmiyordu.

Şehrin başka bir yerinde...

Televizyonda aynı haber dönüyordu.

“Bu sabah meydana gelen cinayetle ilgili soruşturma devam ediyor. Olay yerinde bulunan mesajın, cinayetin kişisel bir hesaplaşmayla bağlantılı olabileceği düşünülüyor...”

Televizyon kapandı.

Oda karanlığa gömüldü.

Bir masa.

Bir sandalye.

Ve masanın üzerinde eski fotoğraflarla dolu bir pano vardı.

Fotoğrafların bazıları yıllar öncesine aitti.

Gazete kupürleri, isimler ve tarihler birbirine kırmızı iplerle bağlanmıştı.

Panonun ortasında eski bir evin fotoğrafı duruyordu.

O evin çevresinde yıllar önce yaşanan olayla ilgili belgeler vardı.

Bir köşede ise isimlerden oluşan bir liste bulunuyordu.

İlk ismin üzeri kırmızı kalemle çizilmişti.

BARAN.

Listenin altında başka isimler vardı.

Henüz dokunulmamış.

Henüz silinmemiş.

Maskeli kişi panonun karşısında durdu.

Parmağını ikinci ismin üzerine koydu.

Sonra üçüncüye.

Dördüncüye.

Hepsinin ortak bir geçmişi vardı.

O gece oradaydılar.

Maskeli kişi masanın üzerindeki eski bir fotoğrafı aldı.

Fotoğrafta yıllar önceki o ev vardı.

Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:

“Geçmiş asla gömülmez.”

Fotoğraf yeniden masaya bırakıldı.

Listenin en altındaki isimlerden birinin üzerinde duruldu.

ERDEM.

Parmak birkaç saniye o ismin üzerinde kaldı.

Sonra liste kapatıldı.

İlk isim tamamlanmıştı.

Sırada diğerleri vardı.

Bölüm sonu

6 yorum