"HER MASALIN BİR KAHRAMANI VARDIR..."
Gece mavisi elbisemin yırtmacını düzeltiyordum. Odamın kapısı çaldığında "Girin." demiştim gelen annemdi bana bakarak gülümsemişti. "Benim güzel kızım." demişti gözlerinde biraz hüzün vardı.
"Bu sana." dedi ve zarfı elime verdi şaşırmıştım. İlk önce hiç görmediğim dayımdan gelen bir mektup sanmıştım ama değildi. Zarfı çok hızlı bir şekilde açtım.
Beyaz bir maske vardı zarfın içinde bir de beyaz kağıtta yazılmış bir not vardı.
Zarfın içinde ki kağıtta şöyle yazıyordu: "Merhaba Maskeli prenses. Sence de artık bir prense ihtiyacın yok mu? Bu gece yarısı tıpkı Rome ve Jüliet gibi balkonda buluşalım." yazıyordu.
Bir süre nefessiz kalmıştım. Kafam karışmıştı. Belki de bir çocuk şakasıydı.
Gri topuklu ayakkabılarımı önemsemeden aşağıya indim kız kardeşim bir ıslık çaldı ve anneme dönerek "Anne bu zarfı nereden buldun?" diye sorduğumda gülerek "Kapımızın ziline küçük bir erkek çocuğu zile bastı ve elime verdi bunu sana vermemi istedi." dediğinde maskeyi yüzüme takmıştım bile.
"Anne kızın bugün bir prenses oluyor." dedim ve beyaz kapıdan dışarı çıktım. Topuklu ayakkabılarımı bile umursamadan okulun balosuna doğru yürümeye başladım.
Topuklu ayakkabılarımın sesi beni geriyor ve endişeli bir hale bürünmeme neden oluyordu. Okul balosunun salonundan içeriye girdiğimde salonun nerdeyse dolu olduğunu fark ettim.
Etrafta ki herkesin maskesi vardı. Yasema ve Eda oradaydı. Kızların yanına doğru yürümeye başlamıştım ki dans müziği duyuldu. Bir adam önümde durdu yeşil gözleri vardı. Elini bana doğru uzattı "Benimle dans eder misiniz leydim." dedi.
Elimi tuttuğunda küçük bir öpücük kondurmuştu. Dans etmeye başladığımızda bu zarfı gönderen kişi olabilir miydi? "Beni hatırladın mı?" dediğinde kafamı iki yana salladım.
"Beni nasıl hatırlamazsın?" dedi ve yüzü çok garip bir hal almıştı. "Ejder." dedi ve dans etmeyi bıraktı. "Sen fark etmesen de yıllarca seni bir salak gibi izleyen o kişi." dedi ve kanım çekilmişti.
Sonra gülmeye başladı "Nasıl hikayemi beğendin mi?" dediğinde kaşlarımı çatmıştım. "Ben Arya Emirhan, Eda'nın ikiz kardeşi ve sizi her daim Yasema ile sinir edecek o kişi." demesiyle yüzüne tokat atmam bir oldu.
"Salak herif az daha yüreğime iniyordu. Senin yüzünden ya. Birde Lens falan takmış gözüne." dedim ve omzuna vurarak yanından uzaklaştığımda "Ne vardı bu kadar kızılacak neyse bu şakayı Eda ve Yasema'ya yapayım da lenslere ödediğim para boşuna gitmesin."
Birde lense ödediğim para diyor be manyak herif. Manyak!
Dışarıya balkona çıkmıştım biraz hava almaya o zaman ayak sesleri gelince aklıma zarfta ki cümleler geldi. Bir anda hafızamda yayıldı resmen o cümleler kelimesi kelimesine...
Yangın merdivenlerini görünce aklıma ilk oradan inmek geldi ve sanki gece yarısı olmuştu da kül kedisi gibi prensimden kaçıyordum.
Ayağımdan çıkan gri ayakkabılar ve yere düşmem mırıldanılan bir küfür ve arkama dönmem bir oldu.
Sinek üçlüsünün grubundan Safirdi. Safir Çakır... gri topuklu ayakkabılarım onun elindeydi. "Ayak fetişin mi var?" dedi ve yanıma gelerek tam önümde durdu. Bana doğru eğildi.
Elini uzattı. Tutup tutmamak arasında kaldım. "Seni sonsuza dek bekleyemem." dediğinde elin, tuttum beni birden kendine çekti.
"Ayağını dizimin üzerine koy." dediğinde kalp atışlarım üst seviyeye çıkmıştı.
Dediğini yaptım bana doğru eğildi. Bileklerime dokunduğunda bir eliyle ayakkabımı giydirmişti. Bağcıklarını da bir kurdele gibi bağladığında ayağımı bileğimden tutarak yavaşça yere bıraktı.
Ayak izimi bile silmeye uğraşmamıştı bile. "İzleri severim. Özellikle de kalıcı izleri." dedi ve okul balosunun salonuna doğru içeriye gireceği sırada bana tekrar döndü. "Bu arada seni okulda hiç görmedim." dedi ben cevap vermeden yanımdan gitmişti bile.
Arkama dönünce Barlas'ı gördüm. "Barlas bir şey mi diyecektin?" demiştim gülümseyerek. Barlas ile çocukluktan beri arkadaştık. Beraber büyümüştük. Aynı evde büyümüştük.
"Yok bir şey." dedi ve bana omuz atarak yanımdan geçtiğinde yine ne yaptığımı sorgulamıştım. "Barlas." diye peşinden gittiğimde balonun prens ve prensesini açıkladıklarını gördüm.
Okul müdürü elinde mikrofonu ile konuşmaya başlamıştı. "Evet, gençler sakin olun. Bu seneki prens ve prensesimizi söylemekten gurur duyuyorum." dedi ve tüm öğrenciler alkışlamaya başladı.
Bende şaşkınlıkla okul müdürünü izliyordum. "Bu seneki prensesimiz oy birinciliği ile Arya Dinçer." dediğinde nefesimi tutmuş beni alkışlayan insanları izliyordum.
Bir süre beni alkışlayan insanlar eşliğinde sahneye çıkmıştım. Okul müdürü ise bana baktıktan sonra "Bu yıl ki prensimiz ise Safir Çakır." demişti. Her zaman ki gibiydi bir farkı yoktu. Her sene Safir Çakır olurdu farklı kızlar ile...
Her sene farklı bir kız çıkardı bu sahneye...
Etrafta beni destekleyen ve Safir'in ismini söyleyen insanlar vardı. Safir sahneye çıktığında okul müdürü bize gururla bakıyordu Başımıza geçirilen taçları okul müdürü taktığında gözlerim sadece Barlas'a odaklanmıştı.
Barlas bize bakıyordu. Göz göze geldiğimizde gözlerini kaçırdı. Emirhan'nın kulağına bir şeyler söyledi ve sessizce okul balosunun salonunu terk ettiğinde anlamsızca gözlerim dolmuştu.
Barlas bir anda beni kendine çekti. "Yine sen ha Sindirella. Bu sefer ayakkabıların ayağında?" dediğinde yüzüm kıpkırmızı olmuştu.
"Neyse maskeli prenses daha çok görüşeceğimiz günler olacak." dedi ve sahneden aşağıya indiğinde "Bekle." diye bağırarak peşinden aşağıya inmiştim.
Bana bakmadan yürümeye devam ettiğinde kolundan tutmuştum. "Neden bana maskeli prenses dedin?" diye sorduğumda bana bakarak gülmeye başladı. "Masken beyaz, başında beyaz bir taç var. Başka bir açıklamaya gerek var mı sence?" dedi ve haklıydı da...
Bu gece o mektubun sahibini bulamamıştım. Belki de çok yakınımdaydı ama ben görememiştim.
Her hikayenin kahramanı vardır. Bu hikayenin kahramanı da sensin.
