İçeriğe geç

MASAL GİBİ

Bölüm 2 · 4 dk okuma

MASAL GİBİ

Bölüm 2

Özür dilerim

Ve ilk adımı atıp bana sarıldı..

-

Bana sarıldığı an bi durdum, tam karşılık verecektim ki nefes almakta zorlandım bi an anlamadığım neden bu kadar sıkıyodu beni bi an kemiklerim kırılacak diye düşünüp onu ittim

"Ne yapıyorsun ya aptal! Kemiklerimi kırmak kı istiyorsun ha?" diyip hızlı nefes alıp verdim

"Ne!" Dedi anlamamış gibi bende göz devirdim

"Hocam barışma faslı bittiğine göre artık gidebilir miyim acaba"

"Mert affettin mi arkadaşını?" Dedi ve çocuğa baktı bende baktım sessizlik oluştu birden ve

"Affettim" dedi uzun sessizlikten sonra ardından hemen arkama bile bakmadan uzaklaştım ordan.

Hah çocuğa bak ya hem kemiklerimi kıracak kadar sıkı sarılıyordu hem de hiçbir şey olmamış gibi 'offottom' diyo ne komik. Ben affetmedim ama çocuk bana o cümleyi kurmayacaktın.

"Bekle" diyip kolumdan tuttu ve beni kendine çevirdi o çocuk

"Noluyo! Bırak kolumu" dediğim an bıraktı

"Tamam bıraktım ama dinle beni, bak sabah için özür dilerim tamam mı? sana berbat demek istemedim, hata yaptım izin ver düzelteyim hm?"

"Eğer o cümlenin bende ne yaralar açtığını bilseydin bırak özür dilemeyi yanıma bile yaklaşamazdın" diyip ayrıldım ordan

Biliyorum sizin için 'berbat bi sesin var' cümlesi pek bir şey ifade etmeyebilir ama benim için acı verici çünkü ben babamın bana sesimin berbat değil güzel olduğunu söylediği gün kaybettim.. hem babamı hemde güzel sesimi kaybettim.. doğru evet hâlâ sesimin güzel olduğuna inanıyorum inanmak istiyorum ve kimsenin bana sesimin berbat olduğunu söylemesini istemiyorum ama yinede kırılıyor insan tükeniyor bazen.. kaybettiğini anladığın an hevesin gider güzel olan her şey solar biter..

Bahçeye indim Ada'nın yanına gittim

"Masal, noldu sınıfta Onur hoca ne dedi"

"Konuşmak istemiyorum bu konuyu"

"Hm anladım pek iyi geçmemiş anlaşılan" derken zil çaldı ve sınıfa gidip sırama oturdum ve başımı kollarımın arasına alıp masaya koydum

Çocuk geldi yanıma oturdu bana baktı hafif kulağıma yaklaşıp

"Özür dilerim" dedi bende irkildim ve başımı kaldırırken onun burnuna çarptı

"Agh!" Burnuna vurduğumun farkında değildim kafamı kaldırdığım gibi ayağa kalktım o da burnunu tutuyodu ve ona bakarak

"Yeter artık özür dileyip durma"

"Üzgünüm arkadaşım ama sen benim özrümü kabul edene kadar peşini bırakmayacam"

"Bak çocuk, sen bana hata yaptın bende sana hata yaptım ikimizde ödeşmiş olduk ve senden sadece benden uzak durmanı istiyorum yoksa bundan sonrasına olacaklara karışmam"

"Ne yaparsan yap peşini bırakmayacam. Ayrıca ben hatamı ödeşmek yerine telafi etmeyi daha çok severim o yüzden üzgünüm sen nerde ben orda" diyip gülümsedi sinirle yüzüne bakarken hoca sınıfa girdi bende oturdum bişi yapamadım ve çocuğa hafif yaklaşıp

"Dua et hoca sınıfa girdi yoksa yumruğu yerdin" dediğimde hafif sırıttığını gördüm

40 dakika bittiğinde o günü tamamlamış oldum ve yaşasın artık evime gidebilecem mutluluğunu yaşayıp eşyalarımı topluyodum zil çalar çalmaz hemen çıktım sınıftan bahçeye inip bisikletimi gördüğüm an yüzümde gülücükler açtı hemen binip çıktım okuldan ve eve doğru yol aldım

"Annee! Annecimm! Ben geldimm!"

"Oh! Prensesim gelmiş" diyip bana kocaman sarıldı bende ona kocaman sarıldım

"Anne ya şu okulda geçen onca saatte seni özlüyorum"

"Ahaha prensesim sen okuldayken bende seni çok özlüyorum" diyip sarılmamızı bitirirken yanağına öpücük kondurup hemen odama çıktım

"Üstümü değiştirip geliyorum!" Diye söylenirken hemen odama girip dolaptan rahat ve en sevdiğim pembe renkli tişörtümü ve pembe renkli şortumu giydim saçlarımı salaş iki topuz yapıp banyoya girdim elimi yüzümü yıkadıktan sonra tavşan figürlü terliklerimi giyip annemin yanına koştum

Mutfakta her şeyden habersiz öylece yemek yapan kadına yavaş yavaş yanaştım parmak üstünde yürüdüğümü düşünüp usulca kadına yaklaştım veee

"Bööh" derken annem birden irkildi ve arkadan sıkıca sarıldım anneme bu hayatta en çok onu seviyordum ve onun için ölümü bile göze alırdım

"Ahaha deli kız korkuttun beni"

"Üzgünüm güzel annem ama bazen korkmak gerekir haksız mıyım?" Derken annem güldü ve bana dönüp elimden tuttu

"Prensesim ne yemek ist.." daha cümlesini tamamlamadan elini elimden çekip kalbine götürdü

"Ahh!" Dedi ne olduğunu anlamadan

"Anne noldu iyi misin? Annee" derken birden annem bayılır gibi düştü

"A-anne annee uyan anne beni duyuyor musun? Nolur ses ver anne nolur!" Diyip ağlamaya başladım

"A-anne anne nolur aç gözünü, lanet olsun telefonum nerdee!" Diye hıçkıra hıçkıra ağlayıp telefonumu ararken annem gözünü açtı

"Anne ohh çok şükür açtın gözlerini. Iyi misin anne?" Diye söylenirken annem ellerini yanaklarıma koyup gülümsedi

"Haklısın prenses bazen korkmak gerekir" dediği an az önce onu korkuttuğum aklıma geldi

"Ne! Ne bu b-bu şaka mıydı? Nasıl anne nasıl yaptın bunu ha ben perişan oldum burda ya, benim seni korkutmam ile senin beni korkutman aynı mıydı ha? Sadece arkadan gelip sarıldım ama sen s-sen" diyip annemi orda bırakıp odama çıkıp kapıyı üstüme kilitledim ve kapının önüne çöküp ağlamaya başladım

O an ilk defa tekrar kaybedeceğimi düşündüm..

Bir daha onu asla göremeyeceğimi..

_

Selamm pek içime sinmedi bu bölüm ama olsun

Eğer hatalarım varsa bana bildirin okuduğunuz için teşekkürler yorum yapmayı unutmayın :)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.