"Kızım! hadi gel bak çayın soğuyacak"
"Geldim anne"
Odamdan çıkıp mutfağa indiğimde kahvaltıyı birlikte yememiz için beni bekleyen annemin yanağına bi öpücük kondurup masaya oturdum.
"Günaydın güzeller güzeli annecim"
"Günaydın prensesim"
Kahvaltıyı yedikten sonra ayağa kalktım odama çıkıp okula hazırlanmaya başladım.
"Prensesim bugün seni okula benim bırakmamı ister misin?"
Diye bağıran anneme
"Hayır annecim her zamanki gibi çok sevdiğim bisikletimle gidicem, yorulmanı istemiyorum."
Yanıtını verirken annem odama girdi
"Prensesim izin ver bugün seni ben bırakayım hem biraz gezmiş oluruz"
"Güzel annem, bugün yanlız gideyim, söz veriyorum sana haftasonu seninle alışverişe gideriz ne dersin?"
"Ah peki teslim oluyorum"
Cümlenin ardından gülerken anneme ufak bi öpücük verip evden çıktım.
Çok sevdiğim siyah ve üstüne beyaz boyayla yıldızlar çizdiğim bisikletime binip okula doğru yol aldım
Okulun önüne geldiğimde Ada yalnız başına bahçede duruyordu ve yanına gittim
"Günaydın Adacım"
"Günaydın Masalcım"
"Diğerleri nerede?"
"Ozan gelmeyeceğini söyledi Dorukta bugün anneannesine gidecekmiş o da okula gelmeyecek."
"Bir kerede Ozan'ın gelmediği bi gün Doruk gelse şaşırırdım zaten"
"Evet ya hakkaten Masal, Doruk niye böyle
Ozan'a bağlı gibi"
"Nereden bileyim, yapışık ikiz gibiler hâlbuki bu yıl tanıştılar"
"Evet ama baya iyi anlaşıyorlar"
"Günaydın kızlar"
Diye girdi araya Defne
"Günaydın"
"Günaydın"
Derken zil çaldı ve üçümüz sınıfa doğru yol aldık.
Sınıfa geçip kızlardan uzak en arka sırada tek başıma otururken Onur hoca yanında bizim yaşlarda bi çocukla sınıfa girdi.
"Günaydın gençler, oturabilirsiniz"
"Günaydın hocam"
Diye karşılık verirken
"Gençler, sınıfınıza yeni bi arkadaşınız nakil oldu onunla tanışıp kaynaşın arkadaşınıza güzel davranacağınızı umuyorum. Evet kendini tanıtabilirsin"
"Merhaba ben Mert, Mert Kaplan.. söyleyeceklerim bu kadar. Masama geçebilir miyim?"
Onur hoca sınıfa baktı. Benim masama baktı.
"Hocam, şu masa boş oraya oturacağım."
Ne diyordu bu çocuk. Benim masamda mı oturacaktı?
"Peki geçip oturabilirsin."
Onur hocanın söylediğiyle hemen ayağa kalktım
"Hocam, yalnız bildiğiniz üzere ben hep tek otururum o yüzden arkadaş başka yere otursun"
"Sınıfta senin masandan başka boş masa görmüyorum Masalcım. Sen görüyor musun?"
Boş bakış attım hocaya
"Güzel, Mertcim geçebilirsin"
Çocuğun benim masama doğru geldiğini gördüğüm an konuştum
"Hocaya burada oturmak istemediğini söyle yoksa karışmam"
"Ne?"
"Otursana çocuğum, derse başlayacam hadi ama. Masal, çantanı alsana otursun çocuk. Hadi Masal hadi"
Sinirle çantamı aldım ve oturdu. Hah şaka gibi ya sen gel 4 yıl boyunca tek başına otur ama bu çocuk her şeyi bozsun. Yanımda birinin oturmasına dayanamıyorum bu çocuk elimde kalacak.
Zil çaldı ve hoca çıktığı an çocuğa bağırdım
"Kalk!" Bana boş boş bakıyordu
"Ne bakıyorsun, kalksana!"
"Bağırma, berbat bi sesin var" dedi sakin ses tonuyla ama ben çıldırmak üzereydim
"Ne! Ne dedin sen" diyip üstüne atladım ikimizde yere düştük ve ben ona vurmaya çalışıyordum he hakla bana öyle der? berbat bi sesin var da ne demek insan insana bunu der mi?
"Sen ne hakla bana bunu dersin? Hem sırama oturuyorsun hem de saçma sapan konuşuyorsun." diye söylemiştim o da beni üstünden kaldırmak için çaba sarf ediyordu.
"Deli misin be kalksana üstümden! Ağh! Bırak saçımı, bıraksana deli"
Derken Alihan hoca geldi. Evet evet Alihan hoca, herkesin korktuğu Alihan hoca.
"Noluyo burada! Masal napıyosun kızım kalk çocuğun üstünden kalk!" diyip beni kaldırmaya çalışıyordu bende hâlâ saçını çekiyordum
"Bırakın beni hocam bırakın dövecem bu çocuğu" derken bir anlığına kafa attım burnuna ve evet çocuğun burnundan kan aktı hoca beni ayağa kaldırırken çocuğa baktım. Hızlıca oradan uzaklaşıp tuvalete gittim. Hoca da çocuğu kaldırıp revire götürüyordu.
Yüzüme su tutarken Ada' nın içeriye girdiğini gördüm.
"Masal iyi misin? Naptın sen öyle? Içinden resmen canavar çıktı ya"
Saçımı başımı düzelttim ve cevabımı verdim
"Az bile yaptım"
Şaşkın bir şekilde bakmıştı bana
"Ne! Bana ne dediğini duymadın mı? Sesimin berbat olduğunu söyledi"
"Evet biliyorum Masalcım ama onu dövdün, yani bildiğin sen çocuğu dövdün"
"Aşırı bir şey değildi. Haketti, öyle demeseydi böyle olmazdı." dedim ve onu arkamda bırakıp çıktım tuvaletten. Bahçeye indim ve boş bir bank bulup oturmuştum. İşte o an aklıma gelmişti..
~
Küçükken babamla hep şarkılar söylerdik ve gerçekten babamın sesi çok güzeldi benim sesimde fena sayılmazdı ama onun sesi o kadar güzeldi ki her gece uyumadan önce bana şarkılar söyleyip o rahatlatıcı sesiyle uyurudum. Babamla bir gün yine karaoke yapıyorduk nakaratını benim söylememi istemişti bende nakaratı tam söylemeye başlarken sesim tiz ve berbat çıktığı için üzülmüştüm, susup ağlamaya başlamıştım.
"Bir şey beceremiyorum. Sesim berbat baba, ben neden senin gibi güzel söyleyemiyorum."
Diyip ağlamaya başladım babam karaokeyi durdururken yanıma otururup ellerini yanaklarıma koyup kendine döndürdü
"Prensesim, güzel kızım neden ağlıyorsun? Senin sesin berbat değil ki çok güzel. Bir iki pürüz çıktığı için böyle üzülürsen olmaz ki, öyle değil mi? Bak güzel kızım eğer her hatana üzülürsen bu seni kötü etkiler ve hata yapmaya devam edersin ama üzülmek yerine hatanı telafi edersen hatan azalır. Mesela şu an üzülmek yerine nakaratı tekrar tekrar söylersen hatanı düzeltmiş olmaz mısın?"
"Sesim güzelleşir mi hatamı telafi edersem?"
"Senin sesin zaten güzel prensesim sadece hata yaptığında telafi edersen üzülmek yerine sevinirsin.. sana bir sır vereyim mi, şarkı söylerken her zaman gözlerini kapat ve hayal etmeye çalış. İşte o zaman harika bi sesin olur.. hadi kalk hatanı telafi edelim" diyip beni ayağa kaldırdı ve şarkıyı tekrar açtı nakarat kısmı gelince söylemeye başlarken yine pürüzlü çıktı sesim ve durdum bekledim gözlerimi kapattım derin bi nefes aldım ve bu sefer gözümü açmadan kapatarak söylemeye başladım. Başarmıştım, BAŞARDIM.. şarkı bitince babama kocaman sarıldım ve
"Teşekkür ederim babacım iyi ki varsın. Sayende sesim daha güzel. Şu an çok mutluyum!"
O günden sonra asla ama asla kimse bana sesin berbat diyemezdi çünkü değildi. Benim sesim berbat değildi hem biz babamla sesimi güzelleştirdik o gün. Neden sesim berbat olsun ki
Sesim berbat değil, babam sesimin güzel olduğunu söyledi.. değil mi baba..
~
Anılara dalarken gözümden bir yaş aktığını hissetim ve göz yaşımı silerken Ada' nın yanıma geldiğini gördüm
"Şükür buldum seni nerdesin ya sen, her yerde seni arıyordum"
"Aman be Ada, sınıftan dışarı baksan bulurdun zaten"
"Evet ordan bakarken buldum zaten"
Dedi ve ufak bi güldüm
"Hadi kalk sınıfa gidelim Alihan hoca seni çağırıyor"
"Niye ki?"
"Yeni çocukla ilgili galiba"
Sıkılarak nefes verdim. Ayağa kalktım ve sınıfa doğru gidiyordum. Sınıfa girdiğimde sadece Alihan hoca ve o çocuk vardı..
"Beni çağırmışsınız hocam"
"Gel Masal, içeri gir"
"Tabi, geleyim hocam"
"Arkadaşının yanına otur."
Baktım hocaya ve kaşlarımı 'hayır' anlamında yukarı kaldırdım
"Masal, otur kızım hadi"
Bıkkın bir nefes verip mecburiyetten oturmuştum
"Anlatın bakalım, sorun nedir?"
"Anlatacak bir şey yok hocam"
"Masalcım, çocuk okula yeni nakil olmuş. İlk ders biter bitmez saldırıyorsun. Bu kısa zaman da ne olmuş olabilir ki sen kalkıp çocuğa saldırıyorsun? Anlat bakalım."
"Böyle söyleyince olmuyor hocam. Ben öylesine saldırmadım herhalde."
"Sebebi nedir peki?"
"Sebebi ne olacak hocam, bu kız bir deli."
Diye atladı hemen çocuk. Damarıma basıyor haberi yok
"Sensin deli, konuşma."
"Şşş, kendi aranızda konuşmayın. Bana sadece ne olduğunu anlat Masal."
"Bu çocuk Onur hocaya benim masamda oturmak istediğini söyledi. Onunla da kalmayıp ben ona masamdan kalk diyince bağırma dedi ve üstüne bir de sesimin berbat olduğunu söyledi."
"Masalcım, biliyoruz ki tüm okul şahit senin 4 yıl boyunca yalnız oturduğunu. Ama çocuk nakil öğrenci ve bir tek senin yanın boş. Başka nereye oturabilir ki?"
"Başka sınıfa alın beni hocam. Bu kızın yanında oturmak istemiyorum. Deli bu kız."
"Sen bi sussana ya. Hoca benimle konuşuyor görmüyor musun? Lafa giriyorsun maydanoz gibi."
"Şşş, tamam sessizlik. Kalkın bakalım ayağa"
İkimizde ayağa kalktık. Alihan hoca yanımıza gelip bizi birbirimize döndürdü
"İkinizde hatalısınız. Özür dileyin birbirinizden."
"Ben özür dilemem hocam. Hatalı olan o."
"Sen bana saldırdın, nasıl hatalı değilsin?"
"Keyfimden mi saldırdım. Sen de o cümleyi kurmasaydın."
"Kulağımın dibine girip bağırdığın için öyle dedim."
"Sen de ilk kalk dediğimde kalksaydın, lafımı ikiletmeseydin öyle olmazdı."
"Tamam. Öyle olsaydı böyle olsaydı diyerek bir şey değiştirmeyeceksiniz. Hemen şimdi ikiniz de özür dileyeceksiniz birbirinizden."
Bıkkınlıkla nefes verdim ve Alihan hocaya baktım.
"Evet, bekliyorum. Haydi."
Çocuk ilk önce davranmıştı
"Kurduğum cümle için özür dilerim."
Alihan hoca bana baktı, bende derin bir nefes alıp söylemiştim
"Sana saldırdığım için özür dilerim."
"Aferin çocuklar. Şimdi sarılıp barışın bakalım"
"Ne! Hocam lütfen ama özür diledik bitti sarılmak olmaz"
"Özür dilediniz ama henüz ikinizde birbirinizi affetmiş sayılmazsınız. Sarılın ve barışın, lafımı ikiletmeyin."
Bu sefer çok büyük bir bıkkınlık nefesi vermiştim. Karşımda durmuş bana öylece bakıyor.
"Ne bakıyorsun?"
"Ben de sana meraklı değilim. Sarıl bitsin"
Söylediği şeye bak sarıl bitsinmiş, aptal.
"Haydi çocuklar sarılın. Bakın zil çalacak, dersi kaçıracaksınız. Dersten geri kalmak istemezsiniz herhalde. İşimiz gücümüz var haydi."
Hocaya bakmıştım belki vazgeçer diye ama nafile. Nasıl kurtulacaktım bu sarılma işinden diye düşünürken. Çocuk aniden sarıldı bana. Ani hareketin etkisiyle donuk kalmıştım. Kulağıma fısıldadığını duydum
"Özür dilemem ya da sarılmam seni affettiğim anlamına gelmiyor.."
-
İlk bölüm nasıl beğendiniz mi??


