Nil gözlerini açtığında sabah güneşi odasına doluyordu.
Birkaç saniye boyunca gece yaşananları düşündü.
Bilgeler…
Luneya…
Kolye…
Gözlük…
Sonra yatağının yanındaki sandığa baktı.
Hâlâ oradaydı.
Demek ki gerçekten yaşanmıştı.
Tam o sırada kapı açıldı.
Annesi içeri girdi.
“Günaydın, Nil.”
“Günaydın anne.”
Kadın yatağın yanındaki sandığı görünce durdu.
“Bu da ne?”
Nil bir an ne diyeceğini bilemedi.
Sonra aklına ilk gelen şeyi söyledi.
“Bir arkadaşımın hediyesi.”
Annesi şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı.
“Doğum günü hediyesi mi?”
Nil başını salladı.
“Evet.”
Kadın sandığa kısa bir süre baktıktan sonra gülümsedi.
“O zaman aşağı gel de hediyeni kahvaltıda anlatırsın.”
Nil rahat bir nefes aldı.
Neyse ki daha fazla soru sormamıştı.
Bir süre sonra aşağı indi.
Babası çoktan masaya oturmuştu.
Masada sıcak ekmekler, peynirler ve reçeller vardı.
Nil her zamanki yerine oturdu.
Annesi ona gülümseyerek baktı.
“On yaşına girdiğine hâlâ inanamıyorum.”
Babası da gülerek başını salladı.
“Daha dün kapımızın önünde bulmuştuk sanki.”
Nil de gülümsedi.
Ama içinden geçenleri kimse bilmiyordu.
Kahvaltı devam ederken kapı çalındı.
Annesi kapıyı açmaya gitti.
Birkaç saniye sonra tanıdık bir ses duyuldu.
“Nil!”
Nil’in yüzü aydınlandı.
Aras gelmişti.
Prens olmasına rağmen çoğu zaman saraydan kaçıp onunla oyun oynamaya gelirdi.
Annesi gülerek başını salladı.
“Sizi tutan yok. Ama akşama kadar ortadan kaybolmayın.”
İki arkadaş hemen dışarı çıktı.
Bir süre yürüdükten sonra Aras’ın dikkati Nil’in boynundaki kolyeye takıldı.
“Bu yeni mi?”
Nil istemsizce kolyeyi tuttu.
“Evet.”
Aras merakla yaklaştı.
“Doğum günü hediyesi mi?”
“Sayılır.”
Tam o sırada Aras gözlüğü de fark etti.
“Bir de gözlük almışsın.”
Nil çantasından gözlüğü çıkardı.
Aras eline almak için uzandı.
“Bakabilir miyim?”
Nil bir an tereddüt etti.
Sonra gözlüğü ona verdi.
Aras gözlüğü taktı.
Birkaç saniye etrafına baktı.
Sonra omuz silkti.
“Normal bir gözlüğe benziyor.”
Nil gözlüğü geri aldı.
İçten içe rahatlamıştı.
Demek ki gözlüğün sırrını yalnızca kendisi görebiliyordu.
O sırada ikisinin de fark etmediği bir şey oldu.
Nil’in boynundaki kolye bir anlığına hafifçe parladı.
Ve çok uzakta, Bilinmeyenlerin dünyasında bir bilge gözlerini açtı.
“Luneya ilk adımını attı.”
Diğer bilgeler sessizce ona baktı.
Çünkü kader yavaş yavaş harekete geçmeye başlamıştı.