Marya içeriden bazı sesler duyar ve eline biblo alarak içeriye doğru yürür.Garip bi şekilde perdeler kapalı, içerisi karanlıktır. Ve birden çok tuhaf bi manzara görür. Halası Seher bi vampirle konuşuyor. Marya bağırmamak için kendini zor tutar ve konuşmayı dinler:
S: Yeter artık, abim için sustum, ama yeter! Bu kızı çoktan yok etmeliydik! Nefret ediyorum o ucubeden! Her baktığımda abimin ölümü gözümün önüne geliyor, buna katlanımıyorum artık.
V: Ya bi sus, amma kafa ütüledin, bende bayılmıyorum o kıza, ama kardeşlerimiz için katlanmak zorundayız.
Seher gülerek: Zorundayız mı? Zorundasın olmasın o, bakan ben, yemeğini veren ben, her şeyini yapan ben bide zorundayız diyorsun! Cidden dayanamıyorum, sabrım taştı. Hem artık kız büyüdü, ya güçlenib o kafesten çıkarsa benim kanımı içmeyeceğinin garantisini veriyor musun? Onu vampirler diyarına götürmelisin. Bunca zaman ben uğraştım, şimdi sıra sizde!
Bunu duyan Marya şok olur, sanki Dünya durur onun için. Her ne kadar şok olsa da konuşmanın sonunu merak ettiği için dinlemeye devam eder:
V:Aklını peynir ekmekle mi yedin sen? Ah siz insanlar bu kadar gerizekalı olmak zorunda mısınız? Zaten ortalık karışık, kaç zamandır hasretiz insan etine, eyer bu kızı oraya götürürsem anında parçalarlar. Valla dayanıb dayanmaman beni ilgilendirmez, o kız gerçeği öğrenmeyecek, gerçek ortaya çıkarsa Dünya yerle bir olur! Valla bizim için hiç sorun olmaz, ama siz yok olursunuz!
Sonra vampir hızla ışınlanır. Marya içeri girer. Halası telaşla: S-sen ne zaman geldin, niye okulda değilsin?!
M: Son ders öğretmenler toplantısı olduğu için çabuk çıktık, bende şimdi geldim zaten. Sen niye çabuk geldin?
S: Sanane be! Sana hesap mı vericem? Git odana, ayak altında dolaşma.
M:Peki...
Marya hızla odasına gider ve sessizce ağlamaya başlar. Dehşet içerisinde titreyen ellerine bakar, kendi-kendine:
-H-hayır, bu ben olamam! Mümkün değil, çocuk masalı mı bu? Vampirler gerçek değil bi kere! Sanırım psikolojim bozuldu saçma hayeller görmeye başladım. Evet evet hayal bu gerçek değil.
Bir türlü inanmak istemez, peki ya her gece kafese kapatıması? Marya her ne kadar inanmak istemesede, kafasında bazı parçalar oturmaya başlar. Geceler hafızasının adeta silinmesi, halasının tavırları... Marya emin olmak için odaya gizlice kamera yerleştirmek kararı alır. Ama her gece halası telefonunu aldığı için bunu yapamaz. Oda bi kaç ay parasını biriktirib mikro bi kamera almayı düşünür. Ama çok uzun süreceği için bu fikirden vaz geçer. Aklına Sedat gelir. "Yarın bi şekilde Sedatla hall ederim bu işi"-diye düşünür. Sabah olur. Marya hızlıca dışarı çıkmak ister, halasını görmeye bile tahammülü yoktur.
S:Oo, bi günaydın bile yok mu?
Marya somurtarak: Günaydın.
S:Aman hiç çekemeyeceğim seni, defol git.
Marya okula gelir, Sedatı bulub telaşla:
-Sedat, Sadatt!
-Noldu kız, korkuttun beni, Allah canını almasın.
-Benim acil bi kameraya ihtiyacım var, sonra vericem.
- Ayarlarımda, sorması ayıp, neden??
- Lazım işte, bi kere de soru sorma Sedat. Ne zamana ala bilirim onu söyle.
- Yarına getiririm, ama bi şartla.
- Off, ne?
-Bu sefer ne olduğunu söylemezsen, hayatta vermem. Artık eminim sen benden bir şey saklıyorsun.
-Hayır, ne saklıyıcam. Sadece halamın bi şeyler çevirdiğini hiss ediyorum, öğrenmeliyim mutlaka. Oldu mu, rahatladın mı?
-Emin misin?
-Ya Sedat, sana yalan borcum mu var?
-Peki o zaman.
Sedat Marya'ya inanmaz, içine bi kurt düşer, ama belli etmez.