MERHABAALARRR bu benim ilk kurgum o yüzden hatalarım, yanlışlarım olabilir kusura bakmmayınn lütfenn Bu bir gerilim-cinayet romanı olduğu için ilk bölümlerde kafanız karışabilir ama zamanla oturacaaakkk eminim Oy ve yorumlarınız benim için çok önemli unutmayalım lütfen fakirin umudu 9ıwıdkolpeğşwdko neyse sizi seviyorummm keyifli okumaaalarr -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Bugün evini terk ediyordu. Her anını dolu dolu yaşadığı, kahkahalarının yankılandığı, gözyaşlarının aktığı, sesinin ve sessizliğinin bulunduğu evi... Ve bunları yaparken hiç zorlanmıyordu; çünkü içindeki öfke, bütün benliğinin önüne bir duvar misali örülmüştü. Kendini açıklayamamanın verdiği bir yorulmuşluk vardı üzerinde. Kime kendini anlatamıyorsa, Işıl onlara gerçeği gösterip yüzlerine çarpmak istiyordu. Çünkü bu dünyada onu en çok anlayan kişiyi kaybetmişti. Geriye kimi kalmıştı ki? Kendini hiçbir yere ait hissetmiyordu artık, nereye giderse gitsin. Eskiden korktuğu mezarlıklar, şimdi sanki onun eviymiş gibi geliyordu ona. Eskiden en ufak şeye gülerken artık hiçbir şeye gülesi gelmiyordu. Sanki kalbi bir çiçekmiş de artık hiç sulanmadığı için solmuştu. Tüm eşyalarını toplamıştı, aslında çoğunu atmıştı. Sadece abisiyle ilgili eşyalarını yanına almıştı. Buradan gitme kararını alalı çok olmuştu, o yüzden her şey hazırdı. Kapıdan çıktığında güneş, yeni doğduğunu belli edercesine gözlerine çarptı. Hızlı adımlarla taksiye bindi. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Ve o gün kendine bir söz verdi: Bir daha asla buraya geri dönmeyecek, her şeyi geride bırakacaktı. Anılarını, en önemlisi de çocukluğunu... Geri dönmemek üzere bırakacaktı arkasında. Çünkü biliyordu ki en ufak bir geri dönme düşüncesinde kahrolacak, geri dönmek isteyecekti.Ve o an kendine bir söz verdi ne olursa olsun birdaha bu eve dönmeyeceğine dair Daha fazla düşünmek istemedi, kulaklığını taktı ve yolu izlemeye başladı ........ Sonunda istediği yere varınca derin bir nefes aldı. Elinde bavulunu sımsıkı tutan eli terlemiş, ıslanmıştı. Elini bavuldan çekerek pantolonunun üstüne doğru sildi. Bavulunu çekiştirerek karşısında duran eve doğru ilerledi. Vakit gece yarısına geliyordu. Buraya sığınmaktan başka gidecek hiçbir çaresi yoktu. Onu bu duruma sokan annesinden bir daha nefret etti. Düşündükçe siniri daha da artıyordu. Bavulunu çekiştirirken bavul taşa çarpınca sertçe taşa ayağıyla tekme atıp kapının önüne geldi. Derin bir nefes alıp durakladı, nefes alışverişlerini kontrole almaya çalıştı. Hiçbir şey olmamış gibi yüzüne bir o kadar samimiyetsiz gülüşü peydahladı. Kapı ziline bastı. İçeriden saate rağmen sesler geliyordu. Kapı açılınca açan kişinin şaşkınlığı yüzünden anlaşılıyordu. Işıl'ın kuzeni onu gördüğüne şaşırdığı ağzının açık kalmasından anlaşılıyordu. "Işıl!" diyerek abartılı çığlık atarak Işıl'a sarıldı. Işıl ise ona karşılık geri sarıldığında yüzü arkaya dönünce yüzündeki zoraki gülümsemeyi sildi. Kuzeni sonunda sarılmayı bıraktığında: "Neden haber vermedin? Biz seni alırdık." "Öyle canım istedi, geldim. Sıkıntı yoksa." diyerek kaşlarını kaldırdı. "Malmısın, ne sıkıntısııı?" diyerek Işıl'ın yanaklarını sıktı. Eylül, "hadi içeri." diyerek Işıl'ı salona doğru çekiştirdi. Dedikleriyle yüz ifadesi tam olarak zıttı. Ayakkabılarını çıkartmamıştı ama anneannesinin sorun etmeyeceğini biliyordu. Salona geçtiğinde herkesin o saatte orada olduğunu gördü Işıl'ın ilk dikkatini çeken şey anneannesinin ayakta olmasıydı. Anneannesinin sırtı dönüktü, daha Işıl'ı görmemişti. Telefonda biriyle konuşuyordu. Sonra gözleri koltukta oturan en küçük teyzesine ilişti. Teyzesi onu görünce gözleri dolu dolu ayağa kalktı, hızlı hızlı adım atarak Işıl'ın yanına gelip ona sarıldı. Teyzesi ona sarıldığında içinin ısındığını hissetti. Saniyelik bile olsa kendisinin bile fark etmediği gülümseme oluştu yüzünde. Teyzesi ona sarılmaya devam ederken Işıl'ın gözleri anneannesinin yeşil gözleriyle kesişti. Anneannesi neden buradasın der gibi bakıyordu. Çünkü o da biliyordu, Işıl onun yanına geldiyse illaki büyük bir şey olduğunu. "Işıl" diyerek seslendi anneannesi. Büyük bir rahatlıkla "Efendim anneanne?" diyerek cevap verdi. Işıl'ın rahatlığının tersine herkes susmuştu. "Bizi yalnız bırakın." diyerek anneannesi odadakileri kovarken, Işıl herkesin tıpış tıpış çıkması komiğine bir anlık gelmişti. Bunun üzerine kahkaha atarak koltuğa doğru yöneldi. En büyük Ayşe teyzesi onun yanından geçerken kaşlarını çatarak, "Delirdin galiba?" diyerek bir soru yöneltti. Işıl koltuğa oturup kafasıyla onu onayladı. Gıcık bir şekilde gülümseyerek gözlerini bilerek kısıp, "En az senin kadar, teyzeciğim." Ayşe göz devirerek odadan kapıyı kapatarak çıktı. Anneannesi ise karşısındaki koltuğa oturup, "Anlat." dedi. "Neyi?" diyerek kaşlarını kaldırdı Işıl. "Hikâye mi?" "Işıl, salağa yatma. Neden geldin?" "Öyle canım istedi. Sevgili anneanneceğimi ziyaret edeyim." dedi Işıl, küstah bir gülüşle. Anneannesinden nefret ediyordu ama onu gıcık etmek de bir o kadar hoşuna gidiyordu. "Yalan söylemeyi sana hiç yakıştıramadım." Işıl gözlerini anneannesinden çekip yere doğru çevirdi. Biliyordu ki eğer konuşursa ağlayacaktı ve en son istediği şey bu kadının karşısında ağlamaktı. Soruyu cevapsız bırakıp iç çekerek, "Kızın burada olduğumu öğrenirse buradan kaçıp sokaklarda yaşarım. Ve davayı da çözemediği için ben kendi yöntemlerimle çözeceğim." Bir iki saniye duraklayıp gözlerini anneannesinin gözlerine çevirdi. "Eğer izin verirsen bir süre burada kalacağım." "Bana ne olduğunu anlat, sana yardımcı olayım." "Ne mi oldu?" diyerek alaylı bir gülüşle Işıl, anneannesinin bilmesini istiyordu her şeyi. "Senin biricik kızın, hayatına kaç sene sonra tekrar gelen yeni kocasıyla beni abim hakkında yalan söylediğimi düşünüyor. Tanımadıkları bir kızın çıkardığı sahte bir evrak sayesinde." Artık konuştuğu her kelime boğazına bir zehirli sarmaşık gibi sarıyordu. Gözünü yukarı doğru çevirdi, göz yaşlarının gitmesi için "tek başıma onunla mücadele edeceğim." diyerek cümlesinin sonunu getirdi. Işıl ayağa kalkarak kapıya doğru yöneldi. O sırada arkasından, "Yalnız değilsin. Senin her mücadelenin arkasındayım, her zaman." İnanmak istiyordu. Kendini güvende hissetmek istiyordu. Kelimelerin onun içini rahatlatmasını istiyordu. Ama biliyordu ki bu imkânsızdı. İş işten geçmişti artık. Hiç kimseye güveni kalmamıştı ama vazgeçmeyecekti. Abisinin intikamı için. Onu, dünyadaki tek sahip olduğu şeyi elinden aldıkları için. Artık hiçbir şey hissetmemesini sağladıkları için. İntikam alacaktı. Merhaba nasıl buldunuz yorumlarınızı bekliyorumm 💕💕 oyyy ve yorummm yapmayı unutmaayalım hayali okuyucuyaa hayirr
Bölüm 1
1
