İçeriğe geç

Maria

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Maria

Bölüm 3

Yoldaki Tuzak

Kütüphaneden çıkarken sol gözümden bir damla yaş aktığını farkettim.

Siz ne sanmıştınız? Bir dedektifin yada polisin duyguları olabileceğini ama suçluların olamayacağını mı?

İşte bu düşünceler ve gizlenme gereği yüzünden bu kadar yalnızdım.

Hayatımı sorgularken gözümden sadece bir damla değil, onlarca damla yaş aktığını farkettim.

Kardeşime sanki yaptıklarım iyiymiş gibi örnek olmaya çalışıyor, babamı arkasından bıçaklyor, sevdiklerimi üzmem yetmezmiş gibi sevdiğim adama sırf kimliklerimiz uymadığı için zarar veriyordum.

Bunların üzerine bir de güçlü durmaya yada görünmeye çalşıyordum.

Sonra aklıma onların yaptıkları geldi. Bu yaşamı onlar yüzünden çekiyordum. Neden mi?

Bu işi çok sevdiğim için yapmıyordum ki! Bir zamanlar babamı tıpkı Casey gibi örnek almaya çalışırdım. Bir gün babamın ofisinde, onun dosyalarını incelerken ilgimi çeken bir dava dosyasını alıp kaçmıştım. Dava zordu, ama kısa sürede çözülebilirdi. Çözdüğümde ise bir suçlu tutuklanabilecekti.

Şans eseridirki planım ters düştü, artık o adam benim değil ben o adamın elindeydim. Şanslıydım ki bana iki şans verdi. Ya ölecek yada onunla beraber bir suçlu olacaktım.

Canım değerlidir.

Yaklaşık üç yıl geçtikten sonra bu işi bırakabilecğimi söyledi ama bir şartı vardı. Benim kimliğimi herkes bilecekti. Bir şey yapamadım ve şu an bu şekildeyim. Ne kadarda kulağa saçma yada çocukça gelsede bunlar gerçekler.

Ağlamamı kestim.

Lavoboya ilerledim. Sinirliydim, sinirimi bir şeyden çıkarmazsam bu çevremdekiler için bir sorun olurdu.

Vardığımda tişörtümün içine ne olur ne olmaz diye sakladığım bıçağı alıp aynayı tek hamlede tuzla buz ettim.

Diğer aynada yüzümdeki makyajı ve saçlarımı düzeltip dışarıya çıktım.

Arabaya bindim ve bir şey olmamış gibi davranmaya çalıştım.

"Ben gelene kadar altı dondurma yediğine bahse girerim."

"Nerden anladın ya."

"Bir de dedektif olucam dersin baksana heryer dondurma ambalajı olmuş."

Hızlıca ambalajları toplayıp bir poşete koydu. Yirmi dakikalık bir yoldu, on üçüncü dakikada polisler tarafından durdurulduk. Casey' e arabadan çıkmamasını ve sadece seyretmesini söyledim.

Dışarı çıktım. Çıktığımda sokağın iki tarafından da polisler ve askerler geliyordu, etrafımızı sarmışardı. Hepsinin elinde her ne kadar içlerinin boş olduğunu bilsemde silahlar vardı. En son iki askerin arasından babam daha doğrusu Albert çıktı.

"Yolun sonu gibi görünüyor. Ne dersin Maria?"

"Albert Aron, uzun zamandır görüşemiyorduk. Fanların yenilmeni özlemiş olmalı."

Sinirden kızarıyordu, ama bozuntuya vermek istemiyordu. Kendini bir kez daha küçük düşüremezdi.

Aramızda 5 adım kadar mesafe kalana kadar yaklaştı.

"Ne dersen de, bu sefer etrafın sarılmış gibi görünüyor Maria."

"Hayır, dedektif! Senin etrafın sarıldı."

"Eminim öyledir."

"Biliyormusun ben sizi çözdüm. Sadece egonuz yüzünden kaybediyorsunuz, tek zayıf noktanız bu!"

bir süre duraksadım ve devam ettim:

"Dikkatli bak Albert! Arkandakilere dikkatli bak, hepsinde siyah maskeler var ve yine hiç dikkat ettinmi bilmiyorum ama hepsinin maskelerinin köşesinde M harfi var. Bir şeyler çağrıştırdı mı?"

Arkasını döndüğünde bütün silahlar ona doğrulmuştu. Silahların içinin boş olduğunu bilmesem iş bu kadar kolay olmazdı.

"Bunu nasıl yaparsın?"

"Her ustanın kendi gibi öğrencileri vardır. Benim öğrencilerime dikkatlice bak, onları incele. Yürüyüşlerine kadar beni temsil ediyorlar! Ayrıca benim kadar centilmen oldukları için seni ofisine kadar bırakacaklar. İyi akşamlar dedektif!"

Üç asker babamı bir arabaya yerleştirdiler. Ben de kendi arabama bindim ve yine yolculuğa devam ettik.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.