İçeriğe geç

Maral

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Maral

Bölüm 4

Müdürün odasında

Bir sonraki dersin birimine doğru danışman öğretmenimiz Kübra Hoca beni ve Aras’ı müdürün odasına çağırdı. Müdürümüz Ahmet Bey bize oturmamız söyledi. Karşımızda Bülent Hoca oturuyordu. “Şimdi, derste istemediğimiz bazı olaylar olmuş değil mi Maral?”

”Evet, müdürüm.”

”Peki, bana bu olayı daha detaylı şekilde anlatma imkanın var mı?”

Bülent Hoca bana çok kötü bakıyordu. Yutkundum.

”Var, müdürüm.”

”Güzel, seni dinliyoruz Maral.”

”Müdürüm sizin de çok iyi bildiğiniz gibi ben geometri dersinde sıkıntılar yaşıyorum. Bugün dersteyken dikkatim dağınıktı. Normalde böyle bir dikkat dağınıklığı yaşamadığımı sizde bilirsiniz ancak bu ders aynı şey söz konusu değildi. Daha sonrasında daha tam olarak anlamadığımız ve daha aynı derste işlediğimiz bir konunun sorusu karşıma çıkınca afalladım ve yapamadım. Bülent Hoca da beni sınıfın ortasında aşağıladı ve tam olarak şöyle dedi: “Ben daha sana üçgenin iç açılarını zor öğrettim, bunu nasıl öğretebilirim ki?”

”Peki, Bülent öğretmenin her soruyu bilemediğinde bunu sana yapıyor mu?”

”Çoğunlukla evet müdürüm beni azarlamadığında ise yorgun olduğu için azarlamadığını söylüyor.”

”Peki, Bülent öğretmenine ders dışında ekstra olarak soru veya konu sordun mu?”

”Sormaya çalıştım müdürüm ancak Bülent Hoca her zaman geometride başarılı olan öğrencilerin sorularını alıyor ve bunu sadece bana yapmıyor. İsterseniz geometrisi kötü olan başka birini çağırın, ondan da aynılarını duyacaksınız.”

”Kübra Hanım, rica etsem bana Mehmet Özdemir ve İlay Çalı’yı çağırır mısınız?”

Kübra Hoca onları çağırmaya gitti ve birkaç dakika içerisinde hem Mehmet hem İlay kapının önündeydi.

”Çocuklar, buyurun oturun. Size sormam gereken birkaç sorum var. Öncelikle Mehmet’in dikkat eksikliği olduğu için bu sorum sana İlay. Öğretmenin dersi o anlık dinlemediği için kızıyor mu?”

”Evet, müdürüm.”

”Şimdi, bu sorularım ikinize. Soruyu çözemediğiniz de öğretmeniniz sizi aşağılıyor mu?”

”Müdürüm, beni sadece aşağılıyor ancak ders içinde Mehmet’e çok fazla bağırıyor ve dikkat eksikliğiyle alakalı hoş olmayan sözler söylüyor.”

”Bülent Bey, bakın sizin normal bir okuldan geldiğinizi biliyorum. Evet, özel bir okulda da yıllarca mğretmenlik yapmışsınız ancak buradaki hiçbir çocuğun tembellik gibi bir akışkanlığı yok ve hepsi üstün zekalı çocuklar. Şimdi, öğrencilerin anlattıklarını kabul ediyor musunuz?”

”Evet, Müdür Bey.”

Müdür, masasının bir dolabından bir kâğıt çıkarttı. Üstünde kocaman harflerle işten zorunlu hal ile çıkarılma belgesi yazıyordu. Müdürümüz üstüne bir şeyler yazıp Bülent Hoca’dan imzaladıktan sonra eşyalarını ve bu belgeyi alıp okuldan çıkmasını söyledi. Bülent Hoca, belgeyi aldı ve odadan çıktı. “Aras, sen bu adaletsizliğe dur demesen arkadaşlarının hali ne olurdu kim bilir oğlum.” Sonra hepimize bir izin kağıdı verdi. “Bugün izinlisiniz.” Sınıftan çantamı aldım ve Aras’ın ardından yürümeye başladım. “Seninle kütüphaneye geliyorum ama bana hem geometri hem de edebiyat çalıştırman gerek.”

”Çalışırız, güzelim.”

Güzelim mi!?!!?!?!?! Neyse çok kafaya takmadan peşinden yürümeye devam ettim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.