İçeriğe geç

Malikane Dekorasyonu

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Malikane Dekorasyonu

Bölüm 3

Kimsin sen?

Canım acıyor…neden ölemedim?Kan.Çok fazla kan.Bağırmak istiyorum ağlamak istiyorum ama yapamıyorum.Ölmek istiyorum acının dinmesini istiyorum.

Gözyaşlarım gözlerimden boşalıyor.Hıçkırıklarım canımı daha çok acıtıyor.Bayılıcak gibi hissediyorum…

Zor da olsa titreyen elimi karnıma götürdüm,sıcak.Gözlerim kayıyor,sanırım ölüm böyle hissettiriyor.

Acıya rağmen ölüm hissinin tadını çıkarmak istiyorum.Ağzıma kan tadı gelirken bir kadın çığlığı duyuyorum.Artık herşey bulanık ve giderek beyazlaşıyor…

•

Siyah.

Beyazlık tamamen kayboldu.Herşey siyah.

Artık acı hissetmiyorum.Öldüm mü?Burası cehennem mi?Hayır.Burası rüyalarımın olduğu yer.

Aynı ses tekrar kulaklarımda dönüyor.Ama acı hissetmiyorum,elimi kalbimin üzerine koydum hala atıyor.

”Artık oyun oynamak istemiyorum.”dedim.Canım cesaretimden dolayı mı acımıyor?

Ses yükseliyor ama dik durmaya devam ediyorum.Artık kimseye boyun eğmiyeceğim.İçimde öfke doğuyor,herkese karşı,bana iftira atan,beni intihara sürükleyen herkese.Ben fark etmeden gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüyor.Elimin tersi ile onları siliyorum ama giderek çoğalıyorlar.

”Ben yapmadım.”diyorum hıçkırıklarım arasından.Yapayalnızım,kime konuşuyorsam?

İstediklerini elde ettiler.Sonunda nefretlerinde boğularak can verdim.Artık öldüğüme göre huzura ulaşırlar mı?Yoksa cenazemde timsah gözyaşları mı dökerler?

”Ölmedin”diyor ses”henüz değil”

Korkuyla irkiliyorum

”Nesin sen?”diye soruyorum ağlarken.

”Kurtarıcın olacak kişi.” diye cevap veriyor bana.

”Bu saatten sonra…beni kimse kurtaramaz.”diye cevap veriyorum ona.

”Yaşamak istiyor musun?”diye soruyor bana dediğimi kaale almadan.

”Neredeyim ben?”diye soruyorum sorusuna cevap vermeden.

”Hmm”diyor ses”sanırım araftasın demek en doğrusu.”

”Ne?”

”Ölüm ile yaşam arasında bir yerlerdesin ama endişelenme.Seni kurtarmak için buradayım.Bir kez daha soruyorum.Yaşamak ister misin?”

”İstemiyorum,ölmek istiyorum.”

”Gerçekten ölmek istiyor musun?İftiralar uğruna hayatından vazgeçmek istiyor musun?”diye soruyor ses

”Evet”

”Onların kazanmasına izin vermemi mi istiyorsun?”

”EVET!”sesim tüm alemde yankılanıyor.

“Eh ama ben bunu istemiyorum ve burada benim isteklerim gerçekleşir”diyor utanmazca.Gerçekten sinirlenmeye başlıyorum.Ölüye bile rahat yok.

”Sen benimle dalga mı geçiyorsun?”

”Evet”diyor ve gülmeye başlıyor.

”Bana kendini göster,kimsin sen?”

”Sana kendimi nasıl gösterebilirim ki?Ben senin bilinç altınım.İçindeki sesim.Senin hayallerindeki kurtarıcınım işte.”

Kafamı ellerimin arasına alıp yere çöküyorum.Gözlerim tekrardan doluyor.

”Anlamıyorum açıkla bana.”diyorum çaresizce.

“Buradan bakınca çok acınası gözüküyorsun.Aslında şu ana kadar söylediğim herşey yalandı.”

”Bilinç altım değil misin?”diye soruyorum anlamayarak.

”Bilmem”diyor dalga geçercesine “Öyle miyim?”

Sinirden ellerimi o kadar çok sıkıyorum ki avuçlarım kanamaya başlıyor.

“Burası gerçek mi?”diye soruyorum.

”Doğrusu sana cevap vermek çok isterdim…”diyor ses”ama ben de hala tam olarak bilmiyorum.”

”Sen burayı yönetmiyor musun?”diye soruyorum bu sefer.

”Evet ama buraya geleli sadece birkaç ay oldu.Upss sanırım birşeyi ağzımdan kaçırdım”

“Zihnime gelmeden önce başka biryerde miydin?”diyerek soru yağmuruma devam ediyorum

“Eh sanırım artık seninle anlaşma yapmalıyım yoksa öleceksin”diyor iç çekerek

”Ölmedim mi?”

”Daha değil.”diyor.Ölmeyi bile beceremiyorum…

”Öyle düşünme üzülüyorum.”diyor ses

”Düşüncelerimi de mi okuyabiliyorsun!?”

”Ahh..Aptal çocuk senin içinde olmama değil de zihnini okuyabilmeme mi şaşırıyorsun.”diyor ses.

Tüm bunlar bir rüya olmalı.Bunların gerçek olmasına imkan yok.

”Üzgünüm ama bunlar gerçek ve bir iblis çağırabilecek kadar fazla öfke biriktirmişsin içinde.Duygularını bu kadar yoğun şekilde gösterebilen çok nadir insanlar vardır.Sen de onlardan birisin.Uzun zamandır senin içindeki öfke beni rahatsız ediyordu ve bu işe kendim el atmak istedim.Aslında daha önceden gelmeliydim ama gelemedim çünkü içinde bulunduğum insan ölmeden başka birinin ruhuna geçemem.”diyor iblis ve kalbimin yavaşladığını hissediyorum.

”Evet gerçekten de ölüyorsun.Hadi benimle anlaşma yap.”diyor iblis ve bedenini bana gösteriyor.Hikayelerde anlatılan iblislere benzemiyor.Tam tersine insan görünümünde.Siyah uzun saçları yüzüne vuruyor ve kırmızı gözlerini açığa çıkarıyor.Ateş gibi parıldayan gözlerinin içine bakmaya korkuyorum.Sırtındaki kocaman yarasa kanadını andıran siyah kanatları onun gerçekten de iblis olduğunu gösteriyor.

Bana doğru yaklaşınca geriye doğru yürüyorum.

”Korkma”diyor bana “iblis olsam da tanıdığın çoğu insandan iyi kalpliyim”diyerek elini bana uzatıyor.”36 saniye içinde doktorlar kalp masajı yapmayı kesecek ve öleceksin.Eğer anlaşmayı kabul edersen yaşayacaksın.Bu anlaşmadan birine bahsedersen ölürsün zamanın azalıyor kararını çabuk ver anlaşmayı kabul edecek misin?”

Anlamıyorum.Hiçbirşey anlamıyorum,sanki beynim çalışmayı durdurdu.Bu iblis neden benimle anlaşma yapmak istiyor?Ben gerçekten ölmek istiyor muyum?Buna hazır mıyım?

İblis saymaya başlıyor “10,9,8…”

”Ölmek istemiyorum!”diye bağırıyorum ardından iblisin elini tutuyorum.İblis gülümsüyor.

”Şeytana güvenecek kadar çaresizsin ama endişelenme,seni kurtaracağım.”diyor iblis ve kolumda bir yazı ortaya çıkıyor

Templio omnium hominum pacis.

İnsanlar arasındaki barışın babası.

“Bu yazıyı sen hariç kimse göremez.Sadece şunu bil delirmedin yani şimdilik.Bu akşam sana herşeyi anlatacağım,rüyalarda buluşacağız.Unutma bundan birine bahsettiğin an ölürsün ve o zaman seni ben bile kurtaramam.”diyor iblis

”Kimsin sen?diye tekrar soruyorum.

”Baphoment.Bu ismi unutmasan iyi edersin.”diyor Baphoment ve alem ortadan kayboluyor…

•

Hastane odasında gözlerime vuran ışık ile uyandım.Annem yanımda ağlıyor ve ben yaşıyorum.Serum bağlanmış koluma baktım,yazı gerçekten de orada.Yaşananlar rüyadan ibaret değil miydi?

Ağlayan anneme baktım,görünüşe göre yazıyı fark etmiyordu.Ellerini yüzüne gömmüş sessizce ağlıyordu.

”Anne,ağlama”dedim.

Annem kafasını kaldırıp bana baktığında daha çok ağlamaya başladı.Elimi annemin omzuna koydum,elim bileğime kadar sargılıydı.

”Anne ben iyiyim”dedim onu rahatlatmak için.Annem bana sıkı sıkı sarılınca karnımdan gelen acıya karşı istemsizce inledim.Annem hemen geri çekildi ve endişeli gözler ile beni süzdü.

”Doktor çağırmalı mıyım?”diye sordu telaşla.

”Hayır anne sorun yok,sakinleş”diyerek onu teselli etmeye çalıştım.Mavi gözlerimiz buluştuğunda annem “bunu neden yaptın?” der gibi bakıyordu.Bunu sorucaktı ama muhtemelen iyileştiğimde.

”Tam olarak ne oldu?”diye sordum anneme.Annem kafasını iki yana salladı.

”Doktorlar dinlenmen gerektiğini söyledi.Biraz uyumayı dene.”dedi ve üstümü güzelce örttü.

Uyuyamicağımı bilsem de yorgana sıkıca sarıldım.Uyumaktan çok yemek yemek istiyordum.

”Anne ben çok acıktım.”dedim

”Yemek yiyip yiyemeyeceğini hemşireye sormamız gerek.”

“Hemşire sana bu konular hakkında bilgi vermedi mi?”diye sordum tek kaşımı havaya kaldırarak.

”Verdi ama ben ağlamakla meşguldüm.”dedi annem buruk bir gülümseme ile.”Uzun sürmez.”dedi ve odadan çıktı.

Annem odadayken annemi daha çok korkutmamak adına yaralarıma bakamamıştım ama annem gittiğine göre şimdi tam vakti.

Yorganı üzerimden çekip hastane kıyafetini yukarıya doğru sıvadım.Karnım bandajlar ile sarılmıştı,canımı en çok acıtan yer olduğundan burada bir yara olduğundan emindim ama bu kadar geniş bir alanı kaplicağını düşünmemiştim.Baphoment olmasa kesinlikle ölmüştüm.

Sol dizim alçıdaydı.Kollarım,heryerim morluklar ve kesikler ile kaplıydı.Yüzümdeki tek yara çenemdeki yarıktı.Hissettiğim kadarıyla birkaç dikiş atılmıştı.

Bir süre sonra annem geri döndü ve yemek yiyemiceğimi söyledi.Ardından kontrol için doktor geldi ve ardından bir psikolog.Herkese biraz kafa dinlemek için oraya gittiğimi ancak dengemi kaybedip düştüğümü söyledim.İnanmasalar da elimden başka birşey gelmiyor.

Ben düştükten sonra köpeğini yürüyüşe çıkaran bir kadın telefonumun çaldığını duymuş ve telefonun yanına gitmiş.Ardından aşağıda kanlar içinde yatan beni görmüş ve hemen ambulansı aramış.

Belki bu kadın bile Baphoment’in işidir.Bu gece rüyamda buluşacağımızı söylemişti.Saat çoktan gece yarısına gelmişti bile.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.