ALAZ
Sabah saat daha sekizdi konuşma yapılacakmış canım müdürümüzün canı sıkıldı herhalde
Gardiyanlar bizi konferans salonuna götürdüklerinde az kişi vardı. Kimler var diye göz gezdirdiğim de
Günahkârlar çetesi de buradaydı. Bizimkilere baktığım da onlar da görmüş olmalı ki şaşırmışlardı.
Yerimize oturduğumuz da müdür gelmişti.
Merhabalar ben müdürünüz Tuncay
Şimdi size cezaevini tanıtacağım.
Öncelikle bulunduğumuz cezaevi D tipidir. Tahmin ettiğiniz üzere kadın – erkek karışık
Biri idare bloğu olmak üzere 11 bloğumuz var 230 odadan (koğuştan) oluşmakta
- ‘’ E blokta; çamaşırhane kütüphane dershane ve çok amaçlı hobi salonumuz bulunmaktadır. Kütüphane ve hobi salonu 10:00 13:00 saatleri arasında kullanıma açıktır. Her açılış saatlerinde anons geçmektedir. ‘’
- ‘’ H ve L blokta; alt katları disiplin hücresidir, tek fark olur da bir haltlar yerseniz cezanızı siz kendiniz belirliyorsunuz. ‘’
- ‘’ G blokta; zemin katta 10 ve 1 inci 10 olmak üzere 20 müşahede odası bulunmaktadır. G blok idare katında 26 idari büro ve şuan bulunduğumuz konferans salonu, 2 adet her biri 10 yataklı revir bulunmakta. ‘’
‘’ Zemin katta santral berber hane, terzi, ses yayın odası, mutfak ve yemekhane bulunur. ‘’
‘’ Bir de bir uyarım var size; ‘’
‘’ Bloklarımızın her bir tarafı kameralar ile izlenmektedir. Sakın ola kaçmayı aklınızdan bile geçirmeyin. ‘’
‘’ Ki sizler buraya mahkûmsunuz… ‘’
ALAZ
Müdür konuşmasını bitirdikten sonra gardiyanlar bizi koğuşlara geri getirmişlerdi. Günahkâr çetesi karşı koğuşumuz da kalıyordu! Aman ne güzel
Bizim oda ve muhtemelen diğerleri de dört kişilikti sadece biz vardık daha güzeldi öteki türlü rahat edemezdik.
Masa başında otururken Anıl,
‘’ Biz şimdi bu salaklarla aynı cezaevinde olmamız yetmiyormuş gibi bir de karşı koğuşumuz damılar ‘’
Alp ise ‘’ Maalesef kardeşim ‘’
‘’Neyse ya ne güzel eğlence çıkar bize de ‘’ dedi Anıl
‘’Nasıl eğlenebiliriz pardon onlarla karşılıklı çiftetelli oynayacak halimiz yok ya ‘’ dedi Ali
‘’ Onu yapmayacağız tabi de en azından sıkılmayız demek istemiştim ‘’
‘’ Sus kardeşim’’ dedim gülerek Anıl ‘ a bakarken.
Öğle yemeği saati geldiğinde anons geçmişlerdi. Yemek aralarına ya da bahçeye çıkarken gardiyan bizimle gelmiyordu e zaten bir salın yani!
Sadece koridorda çokça gardiyan diziliydi olur da olay çıkarırız diye. Yemekhaneye geldiğimizde can sıkıcı bir şey öğrenmiştik. Herkes öyle karışık oturamıyordu. Karşılıklı koğuşlarla oturtuyorlardı ve bizim karşı koğuşumuz da Ayaz’lar yani günahkârlar çetesi vardı, ne kadar güzel!
Yemeklerimizi alıp masaya geçtik, oturmak zorundaydık. Benim karşımda Ayaz,
Yanım da Anıl, Anıl’ın karşısında Ata,
Anıl’ın yanında Ali,
Ali’nin karşısında Arca ve son olarak
Alp ve Behir karşılıklı oturuyorlardı.
Etrafa baktığımda yan masamızda kızlar oturuyordu ve içlerinden bir tanesi benim dikkatimi çekmişti. Kimse anlamasın diye hemen önüme döndüm.
Yemeği yemiş bahçeye çıkma saatimiz gelmişti. Bahçeye çıktığımızda Ayazlar ‘ da buradaydı, karşı karşıya geldiğimizde konuşmayı başlatan ilk o olmuştu.
‘’Şansa bak koskoca şehirde başka cezaevi kalmamış gibi birde burada göreceğim sizi ‘’
‘’Ya dimi, merak etme biz de size meraklı değiliz ‘’ dedim,
‘’Tüh çok üzüldüm’’ aynen baya üzülmüşsündür kanka ya
Ben konuşmayı sürdürmek istemesem de Ayaz sanki inadına yapıyormuş gibi konuşmaya devam ediyordu.
‘’Eğer burada da burnunuzu sokarsanız kırarım anladınız mı dışarıda zaten bir çuval inciri berbat ettiniz ama burada etmenize izin vermeyeceğim’’
‘’Hele bir de kırmaya çalış bak bakalım ne oluyor ‘’ dedi Anıl buna karşılık Ali ise
‘’Ne olur Anıl’cık ‘’ işte bunu demeyecektin
Anıl’ın bu konuda çok hassastı
‘’Bana bak seni var ya ‘’Anıl bağırmaya başladığında herkes bizi izliyordu.
‘’He canım ‘’ dedi Ali sanki onu kışkırtan hiç kendi değilmiş gibi, daha fazla dayanamayıp araya girdim.
‘’Hadi gidin şuradan yoksa bir kaza çıkacak’’ dedim
‘’ Çıkarsa ne olur ‘’ dedi Ayaz yangına körükle gitmek istiyor gibiydi.
Üstüne yürüdüğümde, yürüyemedim daha doğrusu çünkü o yemekhanede ki kız önüme geçmiş beni durdurmuştu.
‘’ Daha ikinci günden bir şey yapmanı istemiyorum’’ dedi konuşamıyordum çok şaşkındım beklemiyordum. Ağızımdan çıkan tek şey
‘’Tamam’’ olmuştu.
Ayazlar gitmişti, kızın arkadaşları yanımıza gelmiş kenarda öylece dikiliyorduk. Elini uzattığında,
‘’ Alev ben ‘’ dedi
‘’Alaz bende ‘’ dedim arkadaşlarıyla da tanışmıştık.
Onlarda Alkım, Alya, Alin’di
Koğuşlara geçtiğimiz de Alevler yan koğuşumuzdalardı. Masa başında oturmuş çaylarımızı içiyorduk.
Çocuklar bana ben de onlara bakıyordum yaklaşık on dakika bakışmanın sonunda
‘’ E hadi çıkarın ağızınızda ki baklayı’’
‘’ O bahçede ki kızla hayırdır kardeşim ‘’ dedi Ali sesindeki imayı anlamamak mümkün değildi.
‘’ Yok, bir şey sadece bugün yemekhanede gördüm onu bahçede de öyle davranınca şaşırdım hayır yani daha geleli ne kadar oldu yani ‘’
‘’ Tabi kardeşim haklısın ‘’ dedi Anıl yok bunlara laf anlatılmazdı.
Uyuyordum ki tıkırtılar beni uyandırana kadar ne güzel uyuyordum işte ne diye uyandım ki! Gözlerimi açıp etrafa baktığım da yerde beyaz bir kâğıt görmüştüm.
Alıp okumaya başladım.
‘’ bahçede o kız var diye bir şey yapmadım ama bize yaptıklarınızı ödeyeceksiniz ‘’
- Günahkârlar çetesi








