Alkım – Alp
Kahvaltı ettikten sonra biraz televizyon izlenmiş sonra herkes farklı yerlere dağılmıştı. Kapının önüne çıkmış etrafı geziyordum. Burası gerçekten huzurluydu.
Huzur bulmak istediğim bir yer daha vardı.
Alp ‘ in yanı.
O ister mi bilemem ama ben isterim. Alev her ne kadar âşık olduğumuzu söylese de içten içe inkâr ediyorum. Fakat cezaevinden çıkarıldığımız zaman yollarımız ayrılacak diye ödüm kopmuştu.
O zaman anladım Alp ‘ ten hoşlandığımı.
Galiba artık onunda bilmesi gerekiyor.
🦂
Alkım…
Sarıpapatyam, ilk gördüğümden beri dikkatimi çekse de pek umursamamıştım açıkçası. İsyan olduğu gece ona bir şey olması korkusu sarmıştı bedenimi. Daha sonra kabullendim hoşlandığımı ve burada o cesareti toplayıp ona açılacaktım.
Balkondan baktığım da Alkım ‘ ın bahçede olduğunu gördüm. Etrafı beraber gezmek zarar gelmezdi sanırım. Ayakkabılarımı giydiğim de bahçeye çıktım. Alkım ‘ ın yanına gittim.
‘’ Dolaşırken sana eşlik edebilir miyim?
Edebilirsin de ne olur…
‘’ Tabi ki ‘’
İşte bu! İstediğim cevap.
Evin arka tarafına doğru ilerliyorduk. Her eve özel bahçe vardı o yüzden rahattık. Arka bahçede bank vardı ona doğru ilerlediğimiz de oturduk. Gözlerimi kapatıp bu güzel havayı içime çektim. İyi gelmişti.
‘’ Havası gerçekten güzel ‘’ dedi. Alkım.
‘’ Evet, öyle ‘’ daha sonra Alkım ‘ a bakıp.
‘’ Sende güzelsin ‘’ dedim. Bunu derken bile heyecanlanmıştım.
‘’ Teşekkürler, ‘’
‘’ Alkım ‘’
‘’ Alp ‘’
‘’ İlk sen söyle ‘’ dedim. Derin bir nefes çekti içine. Vücudunu bana döndürdü.
‘’ Peki, nasıl söylemem gerekiyor hiçbir fikrim yok ama ‘’ durdu. Gözlerimin içine bakarak.
‘’ Ben senden hoşlanıyorum ‘’ yüzünü önüne eğdiğinde ben ne dediğini kavrayamamıştım.
Doğru mu duymuştum.
‘’ Ne ‘’ dedim. Şaşkınlıkla.
‘’ şey neyse tamam unutalım ‘’ kalkacağı sırada elinden tuttum.
‘’ Alkım, dur. Bende hoşlanıyorum ‘’ dedim sesimin heyecandan titremesini önlemeye çalışarak.
‘’ Ne ‘’ dedi. Bu sefer oda.
‘’ Yani, benden senden hoşlanıyorum ‘’ dedim büyük bir gülümsemeyle.
🦂
Alya – Anıl
Anıl. Her yerde bizi güldürmeyi başarabiliyordu. Yüzümde gülümsemeyi başarabilen bu adam. Onun her hareketinde kalbim de gülümsüyordu.
Yani kalbimin küt küt atmasına sebep oluyordu.
Bu hissiyat çok garipti. Ama bu hissiyatı onun yarattığını bilmek.
Çok hoşuma gidiyordu.
Öğleden sonra, şehre inip gezmiştik. Küçük bir çarşıydı ama güzel şeyler vardı. Hatta oradaki meşhur tatlı hamsi köy sütlacını yemiştik.
Çarşıyı gezip eve gelmiştik. Yemekleri hazırlayıp, masayı kurmuştuk. Yemekleri koyduktan sonra yemeye başladık.
Anıl çorbasını içtiğin de
‘’ ben bir kâse daha alabilir miyim? ‘’ diye sordu.
‘’ Tabi ‘’ deyip kâsesine çorba koyup ona verdim. Zaten karşımda oturuyordu. Yerime oturduğum da yemeğime devam ettim.
‘’ Kim yaptıysa çok güzel olmuş ‘’ dedi. Anıl iltifat karşısında gülümsemiştim.
‘’ Afiyet olsun, ben yapmıştım ‘’ dedim. Anıl ‘ a gülümseyerek.
‘’ Ellerine sağlık ‘’
Yemekler yendikten sonra herkes bir yere dağılmıştı. Anıl ‘ a baktığım da balkonda tek başına oturuyordu. Üzerime şal aldıktan sonra yanına gittim. Ona da şal getirmiştim. Şalı omuzlarına koyduğum da
‘’ Hava soğuk ondan ‘’ dedim.
‘’ Çorba, gerçekten güzeldi. Bundan sonra sen yap bence ‘’ dedi. Gülümseyerek.
‘’ Olur, yaparım tabi. Beğendiysen ne güzel ‘’ dedim. Vücudunu bana doğru döndürdüğün de balkonun tırabzanın üzerinde ki ellerime, ellerini koydu.
‘’ Hava soğuk ondan ‘’ dedi. Soğuktan üşüyen ellerimi ısıtmak ister gibi sıcacık elleri sarmıştı.
🦂
Alin – Ali
Sabah kahvaltımızı yapmış, hazırlanıyorduk. Belirttiğim fikir ve çok görmek istediğim o çal mağarasına gideceğiz. Çok güzel olduğunu daha önce fotoğraflar da görmüştüm. Ve hazır buraya gelmişken görmek istediğimi söylemiştim.
Arabalara bindiğimiz de Alaz konum açtıktan sonra arabayı çalıştırmıştı. Pansiyonda paraların olduğu çekmecede telefonlar vardı. Onları kullanmaya başlamıştık.
Mağaranın olduğu alana giriş yaptığımız da giriş ücretini ödemiştik. Arabayı park ettikten sonra gezmeye başladık. Mağaraya girdiğimiz de iki ayrı yol vardı. İlk olarak sol kısma girdiğimiz de suların aktığı bir kısımdı. Sağ kısımda ise göl vardı. Gerçekten güzel bir yerdi. Ve oldukça büyüktü. Diğerleri yavaş yavaş ilerlerken durup gölü izlemeye başlamıştım. Yanımda bir hareketlilik hissettiğim de kim olduğuna bakmıştım. Gelen Ali idi. Kafamı göle geri çevirdiğim de hala onun bakışlarını üzerimde hissediyorum.
‘’ Manzarayı neden izlemiyorsun? Bir şey mi oldu? Dedim. Sona doğru sesim endişelenerek.
‘’ Yok, bir şey olmadı. Ayrıca ben zaten manzarayı izliyorum. ‘’ dedi. Dediklerime karşılık gözlerimin içine bakarak.
‘’ Tamam, ben bana bakınca bir şey var sandım. ‘’ diyerek. Göle bakmayı sürdürdüm. Ama Ali hala bana bakıyordu. Konuşacaktım ki beni durduran ve kalbimin neredeyse yerinden çıkartacak bir şey söyledi.
‘’ Evet, sana bakıyorum çünkü benim manzaram sensin.’’
‘’ Ve sen buradaki manzaradan daha güzelsin Alin… ‘’



