"Yine iş yine ben... her gün aynı iş" diye düşündüm kendi kendime ama mızmızlanmanın vakti değildi, evet işimi fazlasıyla seviyordum ama buradaki müşterilerle ilgilenmek oldukça sinir bozucu olabiliyor...
Kafamı kaldırdığım an James'i gördüm "yine ne düşünüyorsun?" diye sordu.
"Sanane ya her şeyi de bilmene gerek yok!" dedim kahveyi hazırlarken.
"Tamam tamam hemen kızma" dedi gülerek sonra da bana döndü "iş çıkışı takılalım mı?" dedi.
"Üzgünüm ama bugün beni abim alacak belki başka bir gün" dedim.
James göz devirdi "seni anlayamıyor çok zenginsiniz ama böyle küçücük bir kafede çalışıyorsun" dedi.
James'e döndüm "çünkü bu işi seviyorum" dedim. James gülümsedi "sen bilirsin tabii" dedi.
İŞ ÇIKIŞI...
Kafenin önünde abimi beklerken geç kaldığını fark ettim "of abi ya yine nerede kald-" diyecekken abimin arabası önümde durdu, şaşırmadım tabi her zamanki abim işte...
Arabaya bindiğim an abim elindeki kadehten bir yudum daha aldı sonra da şoföre baktı "sürebilirsin" dedi.
"Günün nasıl geçti?" diye sordu. "Güzel geçti" dedim.
"Pekala... eğer canını sıkan bir şey olursa hemen bana söyle, biliyorsun senin mutluğun için her şeyi yaparım Diana" dedi.
"Biliyorum abi, teşekkür ederim..." dedim.
EVDE...
Eve girdiğimiz an yine aynı manzara ile karşılaştık, annem ile babam yine kavga ediyorlardı...
Babam anneme bağırmaya devam ederken abim olaya dahil oldu "baba ne oluyor yine?" dedi abim. Babam derin bir nefes alarak "yok bir şey odanıza çıkın" dedi.
Annemin gözleri fal taşı gibi açıldı "nasıl bir şey yok!" diye bağırdı. Babam "Ava kes sesini" dedi.
Abim "anneme bağırma!" diye bağırdı. Babam sakin bir şekilde "ikinizde derhal odanıza çıkın" dedi. Abim "baba karşında çocuk yok 27 yaşındayım, her ne oluyorsa bilmeye hakkımın olduğunu düşünüyorum" dedi.
Babam abime döndü "madem çok merak ediyorsun söyleyeyim... ülkenin en tehlikeli mafyası Boris Smith Diana ile evlenmek istiyor" dedi.
Abim sesini daha da yükseltti "KİM LAN BU PİÇ KIZ KARDEŞİMİ İSTİYOR!?". Babam soğuk kanlılığını korumaya çalışarak "ona azrail canavar gibi birçok lakap takmışlar, adam manyağın teki dünyayı yöneten dört mafyadan biri bu adammış" dedi.
Abimin ciddiyeti bir anda kahkahaya dönüştü "komik şaka baba" dedi. Babam "ben şaka yapmıyorum william" dedi.
Abim yine bağırmaya başladı "ULAN SİZ BENİMLE DALGA MI GEÇİYORSUNUZ, BU ADAM NEREDEN GÖRMÜŞ!" diyerek bağırmaya devam ederken bir şey farkettim, ben nefes alamıyordum...
"Nefes alamıyorum..."dedim zaten sonra da gözlerim kapanmasını bekledim, gözlerim kapanmadan önce annemin çığlıklarını duymuştum...
DİANA BAYGINKEN WİLLİAM...
Doktor bey babama "efendim endişelenecek bir şey yok, kızınız muhtemelen kriz geçirmiş" dedi.
Annem diana'ya bakarak "agh çok zayıf..." dedi. Babam "her şey için teşekkürler doktor bey, sizi geçireyim" dedi.
Babam odadan çıktıktan sonra kardeşime doğru yaklaştım "özür dilerim Diana" dedim. Annem "niye sen özür diliyorsun ki bu onun zayıflığı" dedi.
"Anne kes sesini" dedim. Annem "ölmek mi istiyorsun?!" diye bağırdı.
Artık gerçek düşüncülerimi söylememin vakti gelmişti "kardeşimi ölüme vereceğime ölürüm daha iyi, ben ona gerektiği zaman hem annelik hem babalık yaptım sizin yapamadığınızı yaptım, şimdi her zaman yaptığın şeyi yap ve bizi görmezden gel!" dedim.
Annem gözleri dolmuş bir şekilde odadan çıktı, annem odadan çıktığı anda da Diana kalktı" abi ne oldu bana?" diye sordu
Saçını okşadım "bir şey olmadı Diana" dedim.
Diana bana sarılarak konuşmaya başladı sesi titriyordu "korkuyorum abi... beni o canavarın eline vermeyeceksin değil mi abi?" dedi.
"Seni alması için cesedimi çiğnemesi gerekiyor güzelim, onunla konuşup onu sana vermeyeceğimi söyleyeceğim" dedim.
Diana ayağa kalktı "tamam bu kadar yeter duş almam gerekiyor" dedi.
"Ben böyle iyiydim" dedim. Diana "hala koca bir çocuksun" dedi.
Diana banyoya gittikten sonra telefonumu çıkarıp korumamı aradım;
TELEFON GÖRÜŞMESİ
Callum: Alo?
William: Callum bana Boris Smith ile bir görüşme ayarla
Callum: Efendim bunu yapama-
William: Diana'nın abisi de kabul edecektir
Callum: Peki efendim şansımı denerim bir gelişme olursa sizi haberdar edeceğim
William: Pekala
DİANA DUŞTAN ÇIKTIKTAN SONRA...
Duştan çıktıktan sonra odamın tam ortasında bir manken vardı beyaz ve biraz spor için bir kıyafetti.
Annemin böyle bir şey koyması pek mümkün değildi bunu muhtemelen abim koymuş olmalıydı "abim bu kadar zevkli miydi ya" diye düşündüm kendi kendime.
Zaten akşam yemeğine ineceğim bu biraz absürt kaçar diye düşünerek başka kıyafetler için dolaba bakmaya başladım.
AKŞAM YEMEĞİNDE...
Masaya oturduğum an annem yine söylenmeye başladı "başka giyecek bir şey bulamadın mı?, saçlarından hiç bahsetmiyorum bile" dedi. Oysaki saçlarımı iki yandan topuz yapmıştım sadece...
Abim "anne bırak istediğini giysin" dedi. Annem "seninle sonra konuşacağım..." dedi.
Ardından babam konuşmaya başladı "şu Boris Smith hakkında fikrimi verdim... sen nasıl istiyorsan öyle yapacağım" dedi.
"Teşekkür ederim baba" dedim.
Annem ayağa kalktı "nasıl sen öyle istiyorsan öyle yapacağım, kafayı mı yedin sen?! bizi nasıl koruyacaksın, sen bunu oyun mu sanıyorsun Harry!" dedi.
Babam da ayağa kalkarak anneme bağırmaya başladı "asıl sen bunu oyun mu sanıyorsun, o psikopat kızına neler yapabilir haberin var mı!" diyerek bağırmaya devam ederken abim elimden tutarak beni odama getirdi.
Abim gülümseyerek "birlikte uyuyalım mı?" diyerek sordu.
"Evet, buna çok ihtiyacım var" dedim. Sonra yatağıma baktım "ama benim yatağım ikimize yetmez" dedim. Abim "benim yatağım ikimize de yeter" dedi.
Bunu duyduğum an abimin üstüne atladım ve "o halde beni odana götür!" dedim. Abim beni taşırken bir yandan da "sen çok sinir bozucusun" dedi. "Evet, öyleyim" dedim.
Abim beni odasına getirdikten üstünden inerek yatağa atladım, abim ışıkları kapatarak yanıma geldi ve bana sarıldı "seni seviyorum abi" dedim. "Bende seni seviyorum Diana" dedi abim.
BİRKAÇ SAAT SONRA...
Uyandığım zaman abim odada yoktu, "abi" dedim ama cevap gelmedi. Büyük salondan ses geldiğini duyunca oraya doğru gittim.
Salona girdiğim zaman ilk gördüğüm abimin cesediydi göğsüne keskin bir bıçak saplanmıştı, çok kan kaybetmişti.
"ABİ!" diyerek koşmaya başladım saçlarını okşadım önünde birisi vardı ama yüzü yoktu siyah bir silüetti "NAPTIN SEN ABİME!?" dedim.
Siyah silüet "sana benimle evlenmeni söylemiştim, abin senin yüzünden öldü" dedi.
Sonra eğilerek bana yaklaştı ve yüzüme dokundu "güzelim kimse seni benden ayıramaz" dedi. "DOKUNMA BANA!" diye bağırdım ve gözlerimi açtım, gözlerimi açtığım an abimi gördüm tam karşımdaydı.
Abim "sakin ol kabus gördün sadece" dedi.
Abime sarıldım "abi ben ne yapacağım... o size zarar vermeye çalışırsa ben ne yapacağım?" dedim. Abim "öyle bir şey olmayacak diana uyumaya devam et" dedi.
SABAH OLUNCA...
işe gitmek için hazırlanıp büyük salona gittim ve orada da iş için hazırlanan abimi gördüm abimde beni görünce "seni arabayla bırakmamı ister misin?" dedi.
"Teşekkürler bugün yürüyeceğim" dedim ve evden çıktım.
DİANA KAFEYE GİDERKEN...
Kafeye giderken tanımadığım bir adam omzuma çarptı ve "pardon" bile demediğini görünce sinirlendim.
"Pardon, bana çarptığınızın farkında mısınız?" dedim. Adam umursamaz bir şekilde göz devirince daha da sinirlendim.
Adam konuşmaya başladı "o zaman önüne baksaydın" dedi. "Önüme bakmadan giden ben miydim sence, alt tarafı özür dileyeceksin ne kadar zor olabilir ki?" dedim.
"Özür dilemesi gereken kişi ben miyim sizce?" dedi. "Evet, sizsiniz bakın işe geç kalacağım özür dile gideceğim".
Adam "bak kadınsın diye bir şey yapmıyorum yürü git şuradan" dedi.
Adamın üstüne yürüyüp sert bir tokat attım "hadi yapsana" dedim.
Adam bana vuracakken arkamdan bir adam geldi, takım elbiseliydi belinde ise bir silah vardı.
Takım elbiseli adam, belinden silah çıkararak adamın kafasına dayadı ve gülerek "sen benimle geliyorsun" dedi ve adamı arkaya doğru ittirdi. İttirdiği yerden başka bir silahlı adam çıkarak sadece "yürü" dedi.
Neler olduğunu anlayamıyorken takım elbiseli adam hafif bir şekilde önümde eğildi ve "efendimizin size selamı var yenge" dedi.
"Ne yengesi be?!" diye bağırdım. Yoluma devam ederken "sabah sabah herkes kafayı yemiş" diye düşündüm.
BU SIRADA WİLLİAM...
Korumam Boris'in odasını gösterip "burası" dedi ve kapıyı birkaç kez tıklattıktan sonra içerden sesi geldi "gell"
İçeriye girdiğim an yapmacık bir şekilde gülümsedi "oo hoşgeldin kayınço" dedi. "Bana kayınço deme ben senin kayınçon değilim, buraya Diana'nın seninle evlenmeyeceğini söylemek için geldim" dedim.
Boris ayağa kalktı "bak normalde buraya gelip benimle böyle konuşsan şuan ölmüş olurdun, Diana'nın hatrına görmezden geliyorum, ama benimde sabrımı sınama" dedi.
"Kız kardeşimle evlenmeyeceksin" dedim tekrar. Boris bu sefer boğazımı tuttu "canına mı susadın lan sen, Diana'nın abisi falan dinlemem seni şuracıkta 75 parçaya bölerim" dedi.
"Onu sana vermeyeceğimi biliyorsun değil mi?" dedim.
Boris boğazımdan tutup beni havaya kaldırdı, tam gözlerim kapanırken tanıdık bir ses duydum "Boris adamı bırak, Diana'nın senden nefret etmesini mi istiyorsun?!" dedi.
Boris bunu duyduktan sonra beni hafif bir şekilde yer indirdi, yere indirdikten sonra bu tanıdık sesin kim olduğuna bakmak için gözlerimi açtım.
Bu adam Diana bayıldığı zaman gelen doktorun ta kendisiydi. "Vayy bize kendi adamlarından birini mi gönderdin?" dedim.
Boris anlamaz gözlerle baktı "ne diyorsun sen?" dedi. "Arkanda ki adam Diana bayıldığı zaman bizim eve doktor olarak gelmişti" dedim.
Boris "bu doğru mu Luka?... Diana bayıldı ve sen bunu bana söylemedin?" dedi.
Luka "kuzen ben unuttum, yemin ederim ki unuttum ama sana söyleyecektim yemin ederim" dedi. Anlaşılan bu ikisi kuzendi ama yalan söylemeyim dışarda görsem kuzen oldukları aklımın ucundan geçmezdi.
Boris Luka'ya döndü "seninle bu konuyu sonra konuşacağım" dedi daha sonra da bana döndü.
"Sende çık ofisimden!" dedi.
"Boris Smith kız kardeşimden uzak dur" dedim.
Boris "bak elimden bir kaza çıkmadan çık git şuradan" dedi.
DEVAM EDECEK...