Sabah gözlerimi açtığımda yanımda yatan adamı incelemeye başlamıştım. Elimi kaldırıp yüzüne hafifçe dokunduğumda ''seni seviyorum'' diye fısıldayıp doğrulmaya çalışmıştım. Geri yatağa uzandığımda kasıklarımda feci inanılmaz ağrılar saplanmaya başlamıştı. Biraz ağrılar azalmaya başladığında yavaşça yerimden kalkıp çarşafı da bedenimde tutmaya çalışıyordum. Yatağın orasındaki kırmızı lekeyi görmemle yüzüm yanmaya başlamıştı. Karan'ın çarşafına uzandığımda lekenin üzerini kapatıp banyoya adımlamıştım. Sıcak suyu açtığımda bedenimin gevşemesi için kendimi bırakmıştım. Kapı aniden açıldığında ''ne yapıyorsun kapıyı çalsana'' dediğimde ''yavrum görmediğim şeyler değil'' dediğinde haklıydı. Giderek yaklaştığında ''Karan ben şey'' diye mırıldandığımda ''sadece seni yıkayacağım '' dediğinde life uzanıp kendi duş jelini dökmüş köpürtüyordu. Kollarıma sürmeye başladığında giderek mayışıyordum. Birden suyun içi hareketlendiğinde Karan da duyun içine oturup beni kucağına çekmişti. Elini kaldırıp saçlarımı çözdüğünde omuzlarıma dökülmüştü. ''çok güzelsin'' dediğinde hafif gülmüştüm. Ellerini omzumdan aşağıya sürttüğünde ''yaramazlık yok'' diye mırıldamıştım. ''Dünkü vahşi kıza nereye gitti'' dediğinde elimi Karan'ın omzuna vurduğumda ''sussana edepsizlik yapma'' dediğimde Karan da gülmüştü. Suyu fıskiyeden açtığında duşun altında ikimizde ıslanmaya başlamıştık.
Kucağında ters manevra yaparak döndürdüğünde sırtım Karan'ın göğsüne çarpmıştı. Uzanıp şampuanı alıp avucuna döktüğünde saçlarımı köpürtmeye başlamıştı. Saçımı bir yerde toplayıp dudaklarını boynuma değdirdiğinde 'her yerin benim eserim'' diyerek mırıldanmıştı. Kafamı salladığımda Karan'a döner gibi olduğumda ''senin eserin'' diyerek dudağına öpücük kondurup geri çekilmiştim. Karan yeşil ışığı yaktığımı anladığında hızla dudaklarımı öpmeye başlamıştı. Dudağımı ısırıyor emiyor sonrasında da çekiştirdiğinde acı tatlı bir tat bırakıyordu. Kendini belli eden sertliğine sürtündüğümde elimi suya sokup aletini tutup avucuma alıp sıktığımda Karandan hırlama sesi duyup kafasını geriye atmıştı. ''öldüreceksin beni siktir '' dediğinde dimdik olan sertliğine hafif yerimden kalkarak deliğime getirdiğimde yavaşça oturmaya başlamıştım. Karan beni tutup ''Badeee ahh Badee canın yanacak'' dediğinde zar zor konuşmuştu. Hemen hemen hepsini içime aldığımda ilk yaptığıma göre daha az acımıştı. Acı tamamen yok olduğunda yerimden zıplamaya başlamıştım. İkimizde inlemelerin arasından Karan hızla göğsümü tutup tomurcuğunu emmeye başladığında ''ahhh '' diyerek bağırmıştım. Elini de altımda birleşme noktamıza getirdiğinde tepeciğime bastırmıştı. ''ahh siktir suyun altında bile benim için nasıl ıslanmışsın'' dediğinde geleceğimi anlamıştım. Karan'ın omzuna tırnaklarımı geçirdiğimde ''benimle birlikte gel'' demesi üzerine ikimizde aynı anda boşalmıştık.
Nefes nefes kaldığımızda ''sen var ya çok iyiydin'' dediğinde üzerinden kalkıp bacağının üzerine oturduğumda ''çok açıktım ben'' dediğimde ''ben kahvaltımı yaptım şimdi sıra sende'' dediğinde ikimizde hızlıca temizlenip banyodan çıkmıştık. Karan'ın odasında kıyafetlerim olduğundan evin içinde ince askılı badimi giyip altımda da şortumu geçirdiğimde ''ben aşağıya iniyorum'' diyerek hızla merdivenlerden aşağıya inmiştim.
Mutfağa girdiğimde dolabı açıp kahvaltılıkları çıkardığımda masaya düzmeye başlamıştım. Sabah ki ağrım kalmamış daha rahat hareket edebiliyordum. Masaya kahvaltılıkları düzdüğüm sırada kapı çaldığında kapıya gidip yavaşça açmıştım. Karşımda Gökhan Boran ve Mavi durduğunda kapıdan sola kaydığımda içeri geçmelerini bekledim. Gökhan ''yenge seni tekrar aramızda gördüğüme çok sevindim.'' Dediğinde kollarını açıp sarılacaktım ki merdivenlerden inen Karan ''eğer parmaklarını seviyorsan Bade den uzak dur'' dediğinde Gökhan iki adım gerileyip kollarım havada kalmıştı. Sinirle Karan'a baktığımda yanıma gelip'' sana benden başkası dokunamaz'' dediğinde kızarmaya başlamıştım. Boran elini uzatıp ''merhaba'' dediğinde 'merhaba'' diyerek cevap verip incelemeye başlamıştım. Ben bu adamı nerden tanıyordum diye düşünmeye başladığımda ''hatırlamadın sanırsam Boran ben Boran Demir'' dediğinde hala çıkaramamıştım. Boran, Mavinin omuzlarından tutup bana yaklaştırdığında şimdi hatırlamıştım. ''Evet evet hatırladım ama siz'' diyerek bir Karan'a bir de Boran' a baktığımda ''kardeşiz'' diyen Boranda gözüm takılı kalmıştı. ''Tabi ya Karan, Boran bu kadar benzerlik imkansızdı. Maviye baktığımda kocaman bir kız olmuştu. ''Merhaba prenses hatırladın mı beni'' dediğimde kafasını hayır anlamında sallamıştı. ''Hatırlamaman çok normal sen o zamanlar 5 yaşında küçücük bir kızdın'' dediğimde tebessüm edip saçıma dokunmuştu. Boran' a baktığımda '' hala konuşmuyor mu'' dediğimde kafasını iki yana sallayıp ''gitmediğimiz doktor kalmadı sorun da yokmuş kendisi canı ne zaman isterse konuşabilirmiş'' dediğinde anladım dercesine kafamı sallamıştım. ''Ee hadi o zaman hep birlikte kahvaltıya'' dediğimde ''yenge beni affet size afiyet olsun işlerim var '' diyen Gökhan'a öldürücü bakışlar atmaya başlamıştım. Karan da Gökhan'ın ensesine vurup ''yürü lan yengeni ikiletme'' dediğinde Gökhan da kafasını sallamıştı. Hep beraber yemek faslına geçtiğimizde ''abi sorun yok her şey yolunda gidiyor'' diye fısıldadığında kaşlarımı çatmıştım. Gökhan'la göz göze geldiğimizde kafasını eğip hafif güldüğünde hepimiz masaya oturmuştuk.
Kahvaltı faslı bittiğinde herkes birer birer dağılmaya başlamıştı. Son zeytini de ağzıma attığımda sandalyeden kalkıp masayı toplamaya başlamıştım. Karan da arkamdan gelip ellerini beline yerleştirdiğinde ''seni çok özlemişim'' dediğinde hafif kıkırdayıp. Karan'a doğru döndüğümde ellerimi boynunda birleştirmiştim. ''ben hiç özlemedim ama seni'' dediğimde gözlerinin içi kararmaya başlamıştı. Daha fazla kendimi tutamayıp güldüğümde ''şaka yapıyorum çok özledim'' dediğimde yaklaşıp dudağından bir öpücük kondurup geri çekilmiştim. Tam masaya doğru ilerleyip ''yok öyle şaka yapmak cezalısın gel buraya'' dediğinde belimden tutup çekmesiyle tekrar aynı yerde durmuştum . Elleri bel boşluğumu hafif okşadığında birden tezgaha oturtturulmamla ağzımdan tiz bir çığlık atıp Karan'ın omuzlarından tutmuştum. ''Bu kadar güzel olmak zorunda mısın'' dediğinde dalga geçerek ''Allah vergisi canım'' dediğimde kendisi de sırıtmaya başlamıştı. Hafif tezgahtan aşağıya çektiğinde bacaklarımı beline dolamıştım. Hafif kendini bana bastırdığında onu hissetmemle ağzımdan ''ahh'' diye inleme aynı anda olmuştu. Karan'ın gözleri kararmaya başladığından hafif bana yaklaşarak kulağıma boğukça '' akşam sürprizim var'' dediğinde kafamı az geriye atıp göz göze geldiğimizde ''ne sürprizi merak ederim ben'' dediğimde ''akşamı bekleyeceğiz öğrenmek için küçük hanım'' dediğimde ağzının içinden off çekmişti. ''Hadi kaytarmak yok küçük şuraları toplayalım akşama ne kaldı ki'' dediğinde tezgahtan atlayıp arkasından takip ediyordum. ''Bari ip ucu ver bu kadar insafsız olma'' dediğimde Karan bana dönmeden ''olmaz'' demişti. ''aman iyi be söylemezsen söyleme'' dediğimde mutfaktan çıkmıştım. Merdivenlerden odama çıktığımda dolabımı açtığımda çok bir eşyam yoktu burda. Dolabı kapatıp yatağa oturduğumda da ellerimiz yüzüme koyup ''kıyafetim yok bir an önce alışverişe çıkmam lazım'' diyerek kendi kendime konuştuğumda oturduğum yatağın çökmesiyle düşüncelime ara verip Karan'a bakmıştım. Beni kollarının arasına çekip ''ne oldu küçük üzülsün sürprizi söylemedim diye mi'' dediğinde kafanı üzgün bir şekilde salladığımda ''hiç kıyafetim yok burda dışarı çıkalım mı'' dediğimde tebessüm edip ''olmaz güzelim yani bugün olmaz yarın çıkarız'' dediğinde başımı sallamıştım. Karan'ın telefonu çaldığında yanımdan kalkıp aşağıya indiğinde kalkıp kitap aramaya başladım. Diğer odalara girdiğimde küçük kütüphane dikkatimi çekmişti. Daha önce hiç evi gezmediğim aklıma geldiğinde kütüphaneyi de görmemem normaldi. Ellerimi kitapların üstünde gezdirdiğimde Orhan Pamuk- kırmızı saçlı kız kitabı elime gelmişti. Kitabın ilk sayfasını açtığımda güzel bir yazıyla biricik aşkıma sevgilerle yazısı dikkat çekmişti. altında da 2006 yazıyordu. Bu da kim diye içimden geçirdiğim sırada kitabı kapatıp yerine koyacakken içinden düşen resim beynimde şimşekler çaktırmıştı. eğilip resmi aldığımda Karan o kıza arkadan sarılmış kız da kafasını yukarı kaldırmış Karan'a gülüyordu. Ne yani Karan'ın ilk aşkı bu kızıl yelloz mu diye içimden konuştuğumda kızın kızıl saçları ve masmavi bembeyaz bir teni vardı. Karan'a aşkla bakıyordu. Daha fazla bakamayacağımı anladığımda kitabı yerine koyup koşarak odama girmiştim. Yastığın altına koyduğumda sinirden çatlamak üzereydim. Karan da içeri adımladığında arkasındaki bayan bana tebessüm edip ''merhaba nergis ben kuaförüm'' dediğinde ne zaman kapı çalmıştı. Bu kadın girmişti anlayamamıştım. Yataktan kalktığımda '' merhaba Bade bende '' dediğimde Karan'a anlamadığım gözlerle bakıyordum. Karan ''soru sorma sadece istenileni yap'' dediğinde cevap vermemi beklemeden çıkıp gitmişti.
Saçımı fönle dalga verdiğinde çok sade yapmıştı. Kapı çaldığında ''efendim bunu Karan bey gönderdi'' dediğinde ''teşekkür ederim alayım ben onu'' diyip sandalyeden kalktığımda ellerimi uzatarak kıyafetimi almıştım. Koruma kabını açtığımda karşımıza çıkan lacivert elbiseye bakakalmıştık. Çok güzeldi. Hızla koruma kabından çıkardığımda Nergis Hanım da beğeniyle süzdüğünde ''çok yakışacak Bade Hanım size'' dediğinde kafamı sallayıp tekrar elbiseye bakmıştım. ''Ben giyinip geleyim hemen'' kadın kafasını sallamıştı. Banyoya gidip elbiseyi üzerimden geçirdiğimde elbiseye aşık olmam an meselesiydi. Kapıdan çıktığımda ''ayy Bade Hanım melek gibi olmuşsunuz'' dediğinde ''teşekkür ederim bende beğendim'' dediğimde karşımdaki nergis hanım bilekten bağlamalı topuklu ayakkabıyı bana uzatıp ''az öne Karan Bey bıraktı siz üstünüzü giyinirken'' dediğinde sandalyeye oturup ayakkabımı bağlamaya başlamıştım. Son dokunuşları da yaptıktan sonra Nergis hanım gitmişti. Şeftali tonlarındaki rujumu da sürdükten sonra hazırdım ki kapı birden açılmasıyla Karan içeriye girmişti. Karan'ı baştan aşağıya süzdüğümde Siyah gömleği ve siyah kumaş pantolonuyla göz alıcıydı. Kolları gömlekten patlayacak gibi durduğunda yerimden kalkarak kendisine adımlama başlamıştım. Karşısında durduğumda gözlerinin içi alev alev yanıyordu. Elimden tutup bir adım gerilince baştan aşağıya süzüp ''bunu aldığım aklımı sikeyim çok güzel olmuşsun nefes kesicisin'' dediğinde kahkaha atıp ''seni seviyorum'' diyerek dudaklarına öpücük kondurup geri çekilmiştim. ''Gitmeyelim siktir et ben sana burda sürprizi yaşatacağım'' dediğinde ''saçmalama o kadar hazırlandık'' diyerek bir adım geri adım atmıştım. Saate baktığımda saat 8 e yaklaşıyordu. ''Hadi artık çıkmamız lazım'' dediğinde kafamı sallayıp ''sen in rujumu tazeleyip geliyorum'' dediğimde muzipçe gülüp ''tazele güzelim tazele'' diyerek aşağıya inmişti. Hızla rujumu sürdüğümde merdivenlerden inip aşağı inmiştim. Karan kapının önünde sigarasını içerken Gökhan da arabanın içinde bizi bekliyordu. Siyah arabaya adımlamaya başladığımda Karan'ın elinden tutup yola öyle devam etmiştim. Arabaya yerleştiğimizde Karan da yanıma oturmuştu.
Hızla durduğumuzda çok şık bir mekanın önünde durmuştuk. Karan kapımı açtığında tebessüm edip etrafı incelediğimde elimden tutup içeriye doğru adımlıyorduk. ''Çok mu sevdin bu kıyafeti yırtılırsa üzülür müsün'' dediğinde anlamamış gözlerle karana baktığımda yüzünde sırıtma ifadesi vardı. ''Akşam'a birazcık yırtılabilir'' dediğinde karanlık koridorda yürüyorduk. ''bu söylediğine göz devirdiğimde ''neden karanlık etraf'' dediğimde birden ışıklar açılıp hep bir ağızdan ''İYİ Kİ DOĞDUN BADE'' diye bağıran millete bakıyordum. Şok olmuş gibi etrafa baktığımda Karan da ''iyi ki doğdun güzelim'' diyip çıkardığı kadife kutuda çok naif baget bir yüzük tam önümde duruyordu...
•
•
•
Ayy bu yüzük ne anlama geliyor?
Sizce o fotoğraftaki kızıl saçlı kız da kim?
İYİKİ DOĞDUN BADEMİM❤️
25 Mayıs 🫶🏻
Sizin düşünceleriniz nelerdir
