İçeriğe geç

MAFYANIN ESİRİ

Bölüm 5 · 5 dk okuma

MAFYANIN ESİRİ

Bölüm 5

5 BÖLÜM

Toplantıdaydık. Şirkettin biri özenle hazırladığı sonumu yapıyordu. Ardı ardına akarken ben ise onları dikkatle dinlemeye başladım. Önemli gördüğüm yerleri not alıyordum. Arada fikrim sorulduğunda kısa ve yerinde yorumlar yapmaya çalışıyordum.

Etrafıma şöyle bir göz gezdirmeye başladım. Herkes ciddiyetle sonuna kadar odaklanmıştı. Herkes benim gibiydi.

Ama gözlerim baran bey'e değdiği an herşey bir anlığına durdu. Çünkü o sunumu yapan kişiyi değil, beni izlemeye başlıyordu.

Tam o sırada göz göze geldik. Kalbim istemsizce hızlandı. O an, gözlerindeki derin ve ölçen bakışlarla karşılaştım.

Hemen başımı eğip gözlerimi kaçırmaya başladım. Not defterime odaklandım ama kalemim artık yazmıyordu.

Baran Bey masanın başındaydı, karizmatik ve ciddi görünüyordu. Ben ise onun sol tarafına oturmuştum.

Birden, bacağımda bir el hissettiğimde tüm vücudum buz kesti. Nefesim boğazımda düğümlendi. Kalbim aniden hızla atmaya başladı.

Gözlerim yavaşça aşağı kaydı. El... Baran bey'e aitti.

Şaşkınlıkla başımı çevirip ona baktım. Ama o, Sanki hiç bir şey olmuyormuş gibi sunuma odaklanmış görünüyordu. Gözleri ekranda, ifadesi sakin ve dikkatliydi.

Panikle elini bacağımdan kaldırmaya çalıştım, ama o tam tersine elini daha da sıktı. Nefesim kesilecekti.

Dehşetle fısıldadım, sadece onun duyabileceği bir tonla:

"Ne yapıyorsunuz?"

Ama yanıtı beni daha da sersemletti.

"Sus. Bir şey dinliyorum."

O anda herşey bulanıklaştı. Baran Bey bacağımı okşamaya başladı.

Resmen beni taciz ediyordu. Ne yapacağımı bilmeden orada öylece kala kalmıştım. Ama bir noktada içimdeki panik bastı herşeyi.

Masadan aniden kalktım. Sandalyemin çıkardığı ses odada yankılandı ve bir anda bütün bakışlar bana döndü.

Baran Bey ise hiçbir şey olmamış gibi elini çekmişti.

Gözlerimi ondan degdirmeden, diğerlerine çevirdim. Kalbim deli gibi atıyordu. Ama yüzüme sakin bir ifade yerleştirmeye çalıştım.

"Pardon... Biraz daraldım da. Nefes almam lazım. Siz devam edin."dedim titrek bir sesle.

Hiç bir şey beklemeden, göz temasından bile kaçınarak toplantı odasından çıktım.

Şirketin terasına çıktım. Hava soğuktu ama içimdeki bunaltı çok daha ağırdı. Kazağımın yakasını çekiştiriyirdum, sanki o şekilde nefes alabilecektim. Ama olmuyordu. Gerçekten boğulacak gibiydim. Sadece dört dakikada herşey değişmişti. O adam dört dakikada beni alt üst etmişti.

Bir kaç dakika sonra, ardımdan baran Bey geldi. Hızlı adımlarla karşıma geçti. Elini yanağıma koydu, sesi beklediğimden yumuşaktı. "İyi misin?" dedi. Ama ben, ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Bu karmaşada onun ilgisini samimi bile bulamıyordum. Hızla geri çekildim, yüzümü elinden kurtardım. Gözlerine dik bakarak net bir sesle söyledim:"baran Bey, hareketlerinize dikkat edin."

Bir anlık sesiz oldu. O gizlerinde bir parıltı belirdi. Ne olduğunu anlayamadan tekrar yaklaşmaya başladı. Ben adım attıkça geri çekildim ve sonunda sırtım cam duvara dayandı. Artık kaçacak yerim kalmamıştı.

Baran Bey kolunu camın yanına koydu, bedenini bana doğru eğdi. Kaçışımı tamamen engellemişti. Yüzü, yüzüme yakındı. Gözlerini gözlerimden ayırmadan fısıldadı:"etmezsem... Ne olur?"

Onu bir anda, tüm gücümle ittim.

"Uzak durun benden!" dedim nefretle, sesi titreyen ama öfkesi net bir şekilde hissedilen bir tonda.

Artık ona "bey" falan diyemezdim. Saygının yerini tiksinti almıştı. O artık sadece barandı.

Baran bir adım geri gitti ama gözlerindeki öfke büyümüştü. Kaşlarını çattı, dudaklarını sıktı. "Durmuyorum," dedi inatla, sesi düşmanca bir kararlılıkla doluydu.

Dudaklarım öfkeyle titredi. "Ne istiyorsunuz ya benden? Ne bu hareketler?" dedim, hem sinirli hemde yorgun.

"Aşığım kızım sana!" Diye bağırdı birden, sesi tüm terasta yankılandı. Gözlerim istemsizce kocaman açıldı. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Ne demişti? Hayır.... Ne demişti?!

"Aşığım" mı dedi gerçekten? Ben mi yanlış duydum? Lütfen yanlış duymuş olayım.... Hatta kafamın içinden uydurmuş olayım, şizofreni tanısı koysunlar bana razıyım. Ama o kelimeyi gerçekten kurmamış olsun ağzından.

Bir an herşey durdu. Nefes almayı unuttum, göz kırpmayı da. Zihnimden sadece onun o net, kararlı sesi dönüyordu:"aşığım kızım sana!"

Boğazım düğümlendi. İçimdeki her şey birbirine girmişti. Bu itiraf.... Bu an.... Bu adam.... "N_ ne?" Dedim kekeleyerek, fısıltı gibi çıkan sesimi neredeyse kendim bile duyamadım. Baran yüzüme biraz daha yaklaştı, artık yüzlerimiz arasında sadece milimlik bir mesafe kalmıştı sadece,"duydun.... Seviyorum seni," dedi gizlerimin içine bakarak.

Dünya bir anda başıma yıkılmıştı gibi hissettim. Bu adam cidden ne duyurdu? Daha 15 gündür yeni tanıyordu beni. Ne ara sevmişti? Ne zaman bu noktaya gelmişti? Şokta, karmaşayla ve tarifsiz bir korkuyla bakakaldım. Bu bir oyun mu, yoksa hastalıklı bir saplantı mıydı?

Bedenim donmuştu ama içimdeki çığlıklar bana başka bir şey söylüyordu. Kaç? O an refleksle kolunun altından sıyrıldım ve var gücümle koşmaya başladım. Ayaklarım yerle temas etmiyor gibiydi. Sadece uzaklaşmak istiyordum. Bu adamdan, bu duygulardan, bu deliliğin ta kendisinden.... Bir an önce kurtulmam lazımdı.

Şirkette koşarken herkesin şaşkın bakışları üzerime çevrilmişti. Ayak seslerim koridorlarda yankılanıyor, kalbim göğsümden çıkacak gibi atıyordu. Kısa bir an için arkama baktım.... Ve işte o anda gördüm: Baran da peşimden geliyordu. Gözlerinde kararlı, karanlık bir ifade vardı. Bu bana sadece daha hızlı koşmam gerektiğini söylüyordu.

Şirketin kapısından çıktığımda derin bir nefes aldım, ama arahtlamam uzun sürmedi. Aniden iki koruma önüme dikildi. Yana kaçmaya çalıştım ama hemen engellediler. Nefes nefeseydim. Kapanmıştım. O sırada baranin sesi arkamdan geldi, sesi soğuk ve kararlıydı: "Benden kaçacağını mı sandın? Sence izin verir miyim?"

Sözleri tüylerimi diken diken etti. Birden beni kucağına aldı."Bırak! Bırak beni!" diye bağırmaya, çırpınmaya başladım. Ama her çırpınışımda, baran kollarını bedenime daha sıkkı doluyordu. Kaçış yoktu.

Beni arabasının arka koltuğuna koydu, kapıyı kapattı. Hemen yan kapıyı açmaya çalıştım. Ama baran çoktan direksiyona geçmiş, kapıları kilitlenmişti. Çığlık atmaya başladım. Arabanın koltuklarına tekme atıyor, camı yumrukluyordum. Ama hiç bir işe yaramıyordu. Hiçbir şey.... Onu durdurmaya yetmiyordu.

"Baran, lütfen.... Bırak gideyim," dedim üzgün, neredeyse yalvaran bir sesle. Gözlerim dolmuştu, nefesim kesik kesikti. Ama o sadece sırıttı, o tanıdık, sinir bozucu gülümsemesiyle döndü bana.

"Güzellim, sence seni bırakacak olsam kaçırır mıydım?" dedi, sesi ürpertici bir sakinlikle doluydu. "Unut artık gitmeyi.... Artık benimsin. Kaçış Yok."

Sözleri içime bir buz gibi oturdu. Panik, korku ve öfke birbirine karıştı. Koltuğa daha sert tekmeler attım, cama vurmaya devam ettim ama biliyordum.... Hiç bir şey değişmeyecekti. Ne kadar debelensem de, ne kadar bağırıp çağırsam da.... Cağrılarımın ulaşacağı kimse yoktu.

Baran'ın bakışları dikkiz aynasından üzerimdeydi. Soğuk, sahiplenici, tehditkâr. Ve ben.... Çaresizlikle titriyordum.

Bölüm sonu

1 yorum