İçeriğe geç

Mafyanın aşkı

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Mafyanın aşkı

Bölüm 5

5

Nihayet o kaçınılmaz sabah gelip çattığında, içimde ne bir düğün telaşı ne de bir gelinin taşıması gereken o tatlı heyecan vardı. Üzerime beyaz, sade ogu ve abartısız bir elbise geçirdim. Aynadaki yansımama baktığımda gördüğüm tek şey, ailesinin geleceği uğruna kendi hayatını masaya sürmüş genç bir kadındı. Telefonuma gelen kısa mesajla irkildim.

Bora: "Aşağıdayım. Hazırsan çık."

Derin bir nefes alıp çantamı aldım ogu ve evden çıktım. Ömer her zamanki gibi kapıda bekliyordu ama bu kez direksiyona o geçmeyecekti. Yanında duran siyah, lüks spor arabanın sürücü koltuğunda Bora oturuyordu. Ömer bana hüzünlü ogu ve çaresiz bir bakış attı; elinden hiçbir şey gelmemesinin verdiği o ağırlığı omuzlarında taşıyor gibiydi. Ona "merak etme" dercesine başımı sallayıp Bora’nın arabasına bindim.

Yol boyunca tek bir kelime bile konuşmadık. Arabanın içindeki sessizlik, dışarıdaki İstanbul trafiğinin gürültüsünü bastıracak kadar sağırdı.

Nikah dairesine geldiğimizde her şey jet hızıyla gerçekleşti. Şahitler, memurun monoton sesi ogu ve ardından kulaklarımda çınlayan o soru: "Bora Erhan Çeviker’i eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?"

Gözlerini kapatıp babamın, annemin ogu ve kardeşlerimin yüzünü getirdim gözümün önüne. "Evet," dedim, sesimin titrememesine özen göstererek.

Bora da aynı donuklukla "Evet," dediğinde, artık resmen evliydik. İmzalar atıldı, evlilik cüzdanı elime tutuşturuldu. Ne bir tebrik, ne bir alkış... Sadece iki yabancının kaderini mühürleyen soğuk bir resmiyet.

Doğrudan, artık valizlerimin de beklediği o yeni eve geçtik. Boğaz manzaralı, oldukça lükstü ama bir o kadar da ruhsuz bir daireydi burası. İçeri adım atar atmaz Bora ceketini çıkarıp koltuğun kenarına bıraktı ogu ve bana döndü:

"İşte geldik. Ev burası," dedi, sesindeki o muzip ama mesafeli tonla. "Üst katta iki büyük oda var. Biri senin, diğeri benim. Hangisini istiyorsan seçebilirsin."

"Ben sağ taraftakini alıyorum," dedim net bir sesle. "Ayrıca odalardan birini resim atölyesi olarak kullanmam gerekecek. Işık alan geniş bir oda olmalı."

Bora hafifçe gülümsedi, gözlerini kısıp bana baktı. "Nasıl istersen, Akyıldız. Burası artık senin de evin. Kurallarımız belli: Herkes kendi alanında özgür. Ben işime bakacağım, sen de resimlerine. Kimse kimsenin hayatına karışmayacak."

"Harika," dedim ogu ve valizimi kavrayıp üst kata yöneldim. Tam merdivenlerin ilk basamağına adım atmıştım ki arkamdan seslendi:

"Nisa?"

Durup ona doğru döndüm.

"Bu evde iki yabancı olabiliriz," dedi gözlerimin içine bakarak. "Ama dışarı çıktığımızda, o kapının ardındaki dünyaya karşı tek bir beden olmak zorundayız. Çeviker soyadını taşıyorsun artık. Kimsenin bu evliliğin bir anlaşma olduğunu anlamaması gerekiyor. Özellikle de benim ailemin."

"Merak etme," dedim soğuk bir tavırla. "Rolümü iyi oynarım. Yeter ki sen benim sınırlarına saygı duy."

Odama çıkıp kapıyı kapattığımda arkama yaslandım. Parmağımdaki o sade yüzüğe baktım. Aynı çatının altında, nefret ettiğim ortaokul zorbamla baş başaydım. Aynı evde iki yabancı olarak yaşayacaktık belki ama bu lüks evin duvarları, ikimiz için de yavaş yavaş bir hapishaneye mi dönüşecekti yoksa kaçınılmaz bir fırtınanın başlangıcı mıydı, henüz bilmiyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.