"Seni tanımıyorum." dedim karşımdaki adama. Sigarasından duman çekerken gözlerini kısmış ve bakışlarını bana yöneltmişti.
"Ben de seni tanımıyorum. Ne tesadüf." dediğinde, bir şey demeden başımı tekrar karanlık manzaraya çevirdim.
"Gider misin şuradan artık? Dikkatimi dağıtıyorsun." dedim yüzüne bakmadan.
"Hayır gidemem." dediğinde, yakınımdan gelen sesle, başımı sağa çevirdim. Ne çabuk gelmişti bu kadar yakınıma?
"Eğer az önceki olayla ilgin varsa ve bunu birilerine söyleyeceğimden korkuyorsan korkma." dedim ve başımı karanlık manzaraya çevirip, yutkundum. "Ölüler konuşamaz."
"Hayır çocuk. Ben gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam." dediğinde yüzüne baktım tekrar. "Hele senin gibi bir veletten hiç korkmam." dedi alayla. Beni küçümsediğini anlasam da bir şey demedim yine. Çünkü zaten biraz sonra ölecektim.
"İyi çok güzel. O zaman şimdi beni rahat bırak."
"Gerçekten bunu yapamam." deyip, az önce oturduğu kayanın üstüne oturdu yine.
"Niye yapamazsın?" dedim yüzüne bakmadan.
"Az önce de dediğim gibi, intihar edenleri izlemeyi severim."
"Kaç kişiyi intihar ederken gördün sanki?" diye söylendim kendi kendime. Ama duydu beni.
"Saymadım." dedi ve yanıma gelip oturdu. Ben ise ayakta duruyordum. Hâlâ bir adımım her şeyi bitirebilirdi. "Neden intihar edeceksin ki? Sence hayat buna değer mi?" dediğinde, ona doğru baktım. O ise karanlık denize doğru bakıyordu.
"Ama hayat yaşamaya da değmiyor. O yüzden yapacağım bunu." dedim ve derin bir nefes aldım. "Başka çarem yok." diye fısıldadığımda, gözümden düşen yaşa mani olamadım. Elimle hızlıca sildim yanağımdan süzülen yaşı. "Bunu yapmam gerek anlıyor musun? Yaşamak için bir nedenim yok." dedim. Evet, yaşamak için bir nedenim yoktu. Ama ölmek için birçok nedenim vardı.
"Yapsan şimdiye kadar yapardın." dediğinde, kaşlarımı çattım ama gördüğünden şüpheliydim. "Hem hadi yaptın diyelim. Arkanda bırakacağın kişileri düşünsene. Ne kadar üzülecekler!" dediğinde gülmeye başladım. Arkamda bırakacaklarım...
Kahkahalarım karanlığa karışırken, dizlerimin üstüne çöküp gülmeye devam ettim. Ama birdenbire gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı ve kahkahalarım yerini hıçkırıklara bıraktı. Hıçkırarak ağlamaya başladım. Sinirlerim bozulmuştu.
Omuzumda elini hissedince, elimle ittirdim elini.
"Kimsenin merhametine ihtiyacım yok anladın mı? Şimdi beni rahat bırak!" dedim ve tam atlamak için öne atılmışken, belime sarılan güçlü kollar beni geri çekti.
"Acele etme küçük. Cehenneme giriş şu an kapalı." dedi kulağıma doğru. Bedenim ürperirken, gözlerim karardı ve sonrasını hatırlamıyorum...
Yorumlarda buluşalım 🌸

