Taksi evin önünde durduğunda ücreti ödeyip indim ve bahçe kapısına doğru yürüdüm ama bir terslik vardı. Bahçe kapısı açıktı. Mahalleden çocukların açtığını düşünerek içeri girip kapıyı kapattım, arkamı dönüp eve yaklaştığımda evin kapısını aralık gördüm yerden bir taş alıp eve yaklaştım. Kapıdan içeri girerken "kimse var mı?" Diye seslendim ama ses yoktu antreyi geçince oturma odası ve mutfak vardı, ikisi de olduğu gibi duruyordu üst kata çıktım ve direkt benim odamın girişine yaklaştım. Odam darmadağın idi 0
Aşağı inip direkt evden çıktım ve polisi aradım. 15 dakika sonra polisler evimdeydi araştırma yapıyorlardı. Düşmanım ya da başka yapabilecek birisi olup olmadığını sorup ifademi aldılar ve araştırmaya devam ettiler. Tekrardan yanıma bir adet polis gelmişti.
- Selin hanım oturma odanızdaki orta sehpanın üzerinde bir adet mermi bulundu. Siz düşmanınız olmadığına emin misiniz ? Dedi ama ben o an korkudan şoka girmiştim. Hayatımda hiç böyle bir şey yaşamamıştım.
- hayır. Gerçekten bir düşmanım yok şimdiye kadar kavga bile etmedim ben kimseyle, kimseye zararım dokunmamıştır ki benim.
- bu alenen bir tehdit mümkünse evinizden uzaklaşın biz size herhangi bir sonuca ulaştığımızda haber vereceğiz. Deyip yanımdan uzaklaştı. Beyninden vurulmuşa dönmüştüm. Şimdiye kadar tek bir karınca bile incitmemişken tehdit edilmek çok korkunçtu. Düşüncelerimden beni alan telefonumun çantamdan gelen sesiydi. Ekranda anımsadığım ama tanıyamadığım bir numara vardı. Açamam doğru muydu bilmiyordum ama tereddütle açtım.
- Alo !
- Selin, merhaba. Bu Asaf beyin sesiydi.
- Merhaba Asaf bey buyrun.
- Selin bu akşam işe başlayabilir misin diye soracaktım, eğer uygun değilsen yine evdeki ablaya söylerim ama büyük bir misafirim olacak.
- Gelirim gelmesine Asaf bey ama polislerin işi biter mi bilmiyorum. Beni gönderilerde elbette gelirim.
- Polis mi ? Ne polisi ?
- Evime hırsız girmiş sanırım o yüzden polisler var.
- Ev adresini hemen ver geliyorum.
- Asaf bey olur mu hiç ben konuşur gelebilirsem gelirdim evinize.
- Olmaz Selin ver ev adresini geliyorum. Dedi ben de ev adresimi verdim. Evin dışında karşı kaldırımda oturmuş polislerin eve girip çıkışını izliyordum. Aradan biraz zaman geçmişti ve sokağın başında bir adet Range Rover göründü. Bu Asaf bey olmalıydı. Hemen ayaklandım. Araba durunca hemen yanıma geldi.
- Hoşgeldiniz Asaf bey zahmet oldu size de.
- Hoşbuldum Selin lütfen öyle söyleme ne zahmeti. Bekle sen ben hemen polislerle konuşup geliyorum. deyip polislerin yanına gitti. Bana karşı olan tavırlarını çok garipsiyordum. Bu beni korkutuyordu. Herkes onun ne kadar kötü, vicdansız ve kaba olduğunu söylerken bana böyle davranması beni korkutuyordu. Neden böyle davranıyordu?
Polislerin yanından gelip
- İçerde mermi bulmuşlar. Bu bildiğin tehdit. Evde kalmaman gerektiğini söylediler.
- Evet öyle olmuş ama benim tehdit alacağım kimse yoktu.
- Kalacak yerin var mı ?
Aslında arkadaşlarım vardı ama hiçbirinde kalacak kadar yakın görmüyordum sığıntı gibi hissederdim. Otelde kalmayı düşünüyordum.
- Otelde kalmayı düşünüyorum Asaf bey. Dedim anında yüzü gerildi. Başka bir cevap bekliyordu sanırım ya da bir şey onu kızdırmıştı.
- polislerle konuştum. Burda kalmama gerek yokmuş ben seni benim evime bırakayım sana menüyü de bildireyim sen yemekleri hazırlansın. Dedi ve arabaya yöneldi. Sanki bana kızmıştı ama benim bir suçum yoktu. Hiçbir şey yapmamıştım ki olsundu.
Bende arkasından arabaya yöneldim ve arka kapıyı açarken " ön koltuğa gel" diyerek emrini verdi. Demek ki özüne dönüyordu yavaş yavaş.
Ön koltuğa oturdum ve yola çıktık. Yolu izliyordum ama bir süre sonra bu beni yormaya başladı. Yarım saattir yoldayık. Galiba dağ başında oturuyordu bu adam. Sıkılmaya başlamıştım. Yerimde kıpırdandım. Bana baktı ve önüne döndü. Yolu izlerken
- merak etme çok az kaldı geldik bile. Dedi ve sağa dönüp az ilerdeki 3 katlı villanın önünde durdu. Villa kocamandı ve bahçesi belki de belediye parklarından bile büyük yeşilliğe sahipti. Benim iki katlı kira evim buranın yanında evin tek odası gibi duruyordu. Arabadan inip eve doğru arkasında ilerledim. Kapıyı 60' karında bi teyze açtı.
- geldin mi oğlum? dedi.
- geldim sultanım. Bak bu Selin sana bahsettiğim aşçı kız. Büyük misafirlerime artık o yemek yapacak. Sen istersen evine geçebilirsin. Deyip içeriye ilerledi. Teyzeyle beraber kaldık.
- Hoşgeldin Selin kızım. Ben Sultan
- hoşbulduk Sultan hanım.
- gel ben sana mutfağı göstereyim. Deyip restorandakinden büyük olan mutfağı tanıttı bana Sultan teyze.
İçerden Asaf bey seslenince oraya geçtim bana günün menüsünü söyledi ve yemekler hazır olunca ona haber vermemi söyleyip evden çıktı. Asaf beyin arkasından Sultan teyze de bana kolaylıklar dileyip evden çıktı. Koskoca evde tek başıma kalmıştım. Yemekleri hazırlamaya başlamıştım aradan iki saat geçtiğinde bazı yemeklerin son işlemleri kalmıştı ama mutfağın penceresinden siyah takımlı birkaç adam görmemle şoka uğradım. Onlar da bana bakıp şok oldular sonra hemen telefonlarına sarıldılar. Biri de evin girişine yönelmişti. Arkasından hemen kapı çaldı açıp açmamam gerektiğini bilmiyordum ama elime bir bıçak alıp kapıyı araladım. Benim yaşlarımda olduğunu düşündüğüm adam
- Merhaba yeni çalışanmışsınız. Demin Asaf beyden öğrendik sizi camda görünce korkuttuysak kusura bakmayın. Asaf bey bir eksiğiniz var mı diye sormamız istedi.
- Şuanlık bir eksiğim yok teşekkürler.
- Olursa bana söyleyecekmişsiniz. Ben Arın.
- tanıştığımıza memnun oldum Arın Bey ben de Selin.
- Lütfen siz bey demeyin Selin hanım ben de çalışanım.
- Tamam teşekkürler ama benim ocakta yemeğim var diyip kıkırdadım Arın da kocaman bir gülümsemeyle
- o zaman ben sizi tutmayayım Selin hanım bir eksiğiniz olursa evin çevresinde olacağım deyip arkadaşı olduğunu düşündüğüm diğer adamın yanına gitti. Ben de mutfağa geçip yemekleri bitirdim. Hemen Asaf beye yemeklerin hazır olduğuna dair bir mesaj atmak için numarasını kaydedip WhatsAppa girdiğimde geçen gün kimden olduğunu bilmediğim mesajın Asaf beyden geldiğini anladım. Bugün kaçıncı şok geçirişimdi bilmiyorum ama tekrar bir şok geçirdim ama hemen toplanıp mesajı attım. Birkaç dakika sonra gelen mesajı hemen açtım. Evde beklememi ve garsonların geleceğini onlara yemek servislerinin nasıl olacağını anlatmamı ve onun geleceği zamana kadar onu beklememin gerektiğini anlatan bir mesaj atmıştı. Tatlıyı ada tezgahtan alıp iyice soğuması için buzdolabına koydum ve süslemek için çilek baktım ama yoktu.
Acaba Arın'a söylese miydim ? Tabi ki söylemeliydim tatlı eksik çıkamazdı ya !
Kapıyı açıp dışarı bakındım ama Arın yoktu. 'Arın' diye bir kaç defa seslenip dışarı çıktım bahçe de dolaşırken Arın'a sesleniyorken güçlü bir patlama sesi duydum ve korkuyla kulaklarımı kapattım.
Ne olduğunu anlamazken birkaç silah sesi yankılandı ve hemen ardından birinin ağırlığıyla yere düştüm. Bunun Arın olduğunu bana seslenerek bir şeyler demesinden anladım ama kestiremiyordum korkudan dilim tutulmuştu. Yavaş yavaş sesleri duymaya başlarken Arın devamlı iyi olup olmadığımı soruyordu ve silah sesleri yoktu. Üstümden kalkıp beni ayağa kaldırmak için kollarımı tuttu ama sol kolumdaki acıyla çığlık attım. İkimiz de koluma bakarken kolumdan kan akıyordu.
kolumdan akan kanı görüp yavaşça Arın'ın üstüne doğru düştüm. benim bir suçum yok beni kan tutardı. Bazı şeyler hissediyordum ama ne olduğunu kestiremedim, yavaş yavaş sesler de duymaya başlamamla gözlerimi açmaya başladım. Başımda tanımadığım bir adam vardı. yanında Arın ve Asaf bey.
-Noldu bana, neden herkes başımda ? dedim ve ardından hemen olanları hatırlamaya başladım. ay ben vurulmuştum falan. Direkt dönüp Arın'a baktım. bana hafifçe gülümsedi sanırım ne olduğunu hatırladığımı anlamıştı.
- küçük bir sıyrık olmuş ama canınızın yanması normal iki dikişle hallettik yaranızı, pansuman yapmayı ve çabuk iyileşmesi için yazdığım kremleri kullanmayı unutmayın. dedi tanımadığım adam demek ki doktordu.
-tamam dediklerinizi yapacağım. teşekkür ederim. dedim adam da bana gülümsedi ve Asaf beyle odadan çıktılar. Arın'la yalnız kalınca ' teşekkürler sen olmasan ne yapardım bilmiyorum ilk defa böyle bir şey yaşadım. şok geçirdim ne yapacağımı bilemedim. iyi ki yanımdaydın.'
- rica ederim. evde olsan böyle yaralanmazdın ama dışarda olman kötü oldu. sen yaralandın işte. canın çok yandı mı? sen vurulmaya da alışık değilsindir şimdi. hemen bayılıp gittin.
- yok canım çok yanmıyor ama kan tutar beni ondan bayıldım. evden de çilek istemek için çıkmıştım, sana da seslendim hatta ama beni duymadın. sonra da silah sesleri geldi zaten korkudan dondum kaldım.
- tamam bir şey olmaz ben seni korurum kan tutucu. dedi ve ben kan tutucu dediği için ona vurmuştum ve ikimiz de gülüşürken içeri Asaf bey girdi. Arın hemen ciddileşip sustu. ben de sustum ve uzandığım yerden doğrulmaya çalıştım ama kolum acıdı ve acıyla inledim. Arın bana destek olmak için bir eliyle sırtımı tutunca Asaf bey
- tamam uzan zaten yaralandın. diyerek beni azarladı, sanki benim suçumdu da ben bilerek yaralanmışım gibi davranıyordu. O bana kibar davranan adam gitmiş yerine çok kaba bir adam gelmişti. üzülüp Arın'a baktım. Arın uzunca gözlerini kapatıp açtı. Asaf bey ikimize de kızarak bakıp Arın'a dışarı çıkmasını söyledi. Arın çıkınca annesinin okulun ilk günü okula bırakıp gittiği çocuk gibi terk edilmiş ve korkak hissettim kendimi.
yerimde iyice geriye kayıp sessizce bekledim. Asaf bey odanın içinde biraz dolandı camın önüne geçip aşağıya baktı. ben de onu izledim sonra yavaşça bana doğru yaklaştı.
- neden evden çıktın ? dedi.
- tatlı için malzeme eksikti Arın'a söylemek için çıkmıştım ama bulamadım bahçe de aramaya devam ederken bir anda silahların sesini duydum olduğum yerde dondum kaldım sonra da kolumun kanadığını fark edip bayılmışım.
- anladım. bu benim ve düşmanlarımın arasındaki bir mesele yaralandığın için özür dilerim. seni koruyamadım ama bunun bedelini ödeyecekler. suçsuz birine bunu yaptıkları için kaçacakları yer yok. kurtuluşları yok. Hiç şansı yok. dedi hırsla konuşmuştu sona doğru.
- misafirleriniz gelecekti. tatlı eksik sadece onu da tamamlarım sonra çıkarım isterseniz. dedim
- misafirlik iptal oldu. sende burada kalacaksın hem yaralısın hem de kalacak yerinin olmadığını biliyorum. hem de pansuman yapman lazım, onu da burada yaparız. çocuklara diyeyim de yemekleri servis etsinler yemek yiyelim acıkmışsındır. dedi ve hemen odadan çıktı. acaba dissosyatif bozukluğu falan mı vardı. garip tavırları vardı çok hızlı duygu değişimi yaşıyordu.
yavaş yavaş toparlandım yatakta kolum yaralıyı ama tüm vücudum ağrıyordu. neden bilmiyordum ama kendimi kimsesiz gibi hissediyordum ilk başta evime gidemiyordum çünkü tehdit almıştım evim benim her şeyimdi. kim evinden uzak kalmak isterdi ki ve neredeyse hiç tanımadığım bir adamın evinde kalacaktım. derin bir nefes alıp yataktan kalktım. odadan çıkınca ikinci katta olduğumu anladım. Asaf beyin odası bir üst kattaydı. içimdeki meraklı Selin yukarı çıkıp odasına bakmak istedi ama çıkmadım. sessizce etrafıma bakarak aşağıya indim. üst kata hiç çıkmamıştım bugün.
aşağıya inince etrafıma bakındım Asaf bey yoktu. mutfağa geçtim Arın ve bir kaç kişi daha mutfakta kavga gürültü bir şeyler yapıyordu. Arın tanımadığım beyaz gömlekli adama
- oğlum o öyle mi yapılır ? düzgün koy şunu diye azarlayarak bağırdı. adam da
- ne bileyim ben nasıl konur hiç böyle yemek mi yedim sanki. beceremiyorum işte, çok biliyorsan gel kendin koy dedi. içeri girip hepsine merhaba dedim. beyaz gömlekli adam bana ters ters baktı.
- yardımcı olmamı ister misiniz ? dedim. Arın olur valla ama sen uzaktan söyle abim düzgünce koyun yemekleri diye kızdı bahçeye çıktı. çok düzene takılır dedi.
yanlarına yaklaşıp nasıl koymaları gerektiğini anlattım ve onlara da az buçuk yardım ettim. sağ kolum yaralanmadığı için tek elimle elimden geldiğince yardımcı oldum. Mutfaktan teker teker yemek masasına gidiyordu hazır olanlar. ben de elime alıp Arın'ı takip ettim. Asaf bey masanın uzağında duran koltukta oturmuş dışarıyı seyrediyordu. ben içeri girerken bana baktı. sinirle ayağa kalktı.
- sen yaralandın nasıl iş yaparsın. iş yapmanı istesem yap derdim ben zaten. otur çabuk. korkmuştum adeta içinden şeytan çıkmıştı bağırdığı için boğazındaki damarlar ve alnındaki damar belirginleşmişti. ne yapacağımı bilemedim. öylece ayakta duruyordum.
- OTUR DEDİM SANA !
- sen bana hangi cürretle bağırıyorsun be kölen değilim ben senin oturmuyorum da oldu mu? sen tek başına otur koca masanda dedim ve odadan hızla ayrıldım. mutfağa gidip masada duran telefonumu aldım Arın bana baktı ama ben hızla eşyalarımı alıp evden çıktım. çıkar çıkmaz etrafıma bakındım ama ev dağ başındaydı bildiğin. Allah'tan hafızam kuvvetliydi de geldiğimiz yolu hatırlıyordum. geldiğimiz yoldan aşağı doğru inmeye başladım.
bayağı bir yürümüştüm galiba 15 dakika falan geçmişti. karnım guruldamaya başlamıştı. şu yaşadığım şeyleri bir hafta önce yaşayacaksın deseler inanmazdım. evet patronum olabilirdi ama bana bağırmaya hakkı yoktu. saygı duyması gereken biriydim. en başında insanım bende. telefonum çalmaya başladı. o arıyordu. yandan sessize aldım ve yola devam ettim. yorulmaya başlamıştım. hem ağrılarım vardı hem günün yorgunluğu hem de açtım, bugün doğru düzgün yemek yiyememiştim. ilerde bir banka görmemle hızla gidip oturdum. sanki tüm kemiklerim gevşemişti. etrafıma bakındım ama daha çok yolum vardı.
telefonumu elime alıp baktım 3 kez aramıştı. az mıydı çok muydu bilmiyorum hem suçlu hem güçlü mü olmak istiyordu. araba sesleri geliyordu. telefonum elimdeyken tekrar çalmaya başlamıştı ama yabancı numaraydı açıp açmamak arasında kalsam da açtım.
-Selin nerdesin ?
- Arın sen misin ?
- evet Selin nerdesin abimin düşmanları çevredeymiş seni almamız lazım tehlikede olabilirsin nerdesin
- ban- bankta oturuyorum aşağıda şehre yakınım sanırım çevremde villalar var.
- tek duran bank mı?
-evet çevre de başka bank göremiyorum.
- Tamam seni almaya geliyoruz. abimin arabasındayız. arabayı zaten biliyorsun başka araba görürsen tepki verme bekle sakın korkma.
- tama- bir araba geliyor mat siyah bir araba
- korkma iki dakikaya ordayız sadece sakin ol
sessizce telefonu kulağımda tutarak doğal davranmaya çalıştım. araba gelip tam önümde durdu.
-geldi.
- geliyoruz dayan korkma
arabadan genç benim yaşlarımda biri indi. bana doğru yaklaşmaya başladı. onu izlemeyi kesip çevreye bakındım. bir yandan da Arın gil geliyor mu diye kontrol ediyordum. tam o sıra da
-boşuna bakma yollar kapanıyor dedi yabancı adam.
- anlayamadım dedim safa yatarak
- Emir'i bekliyorsan bekleme gelemez.
- siz kimsiniz Emir kim?
-Asaf mı demeliydim? dedi adam. demek ki Asaf beyin başka bir ismi daha vardı.
-benden ne istiyorsunuz ? durduk yere yanıma gelmiş olamazsınız ya dedim ve adamın gözlerine bakmaya başladım. yavaşça yanıma oturdu.
- Emir'le olduğun sürece beni daha çoook görürsün. ha biz tanışmayı unuttuk Selin hanım ben Emir'in büyük düşmanı Kaya Kayrı. sana neden geldiğimi düşünüyorsan bunu Emir beye sorabilirsin. ve biraz sonra burada olacaktır ona yakalanmadan gitsem iyi olur boşu boşuna kurşun harcamayalım. dedi ve ensemde bir sızı hissettim.
- birazdan zehirlenmiş tepkisiyle saatler sürecek bir uykuya dalacaksın. kabuslar kusmalar bir hafta boyu sürecek ama merak etme ölüyorum dediğin her an ölmeyceksin. öldürmüyor ama süründürüyor işte. iyi ki bu banka oturdun yolun ortasına bayılıp gitmeni istemezdim diyip arabaya bindi ve hızla uzaklaştı. ensemde yanma hissediyordum ne ara bana zehir vermişti anlamamıştım. Asaf beyin arabasının yaklaştığını görünce hızla ayağa kalktım ama ayaklarım karıncalanıyordu. Asaf bey ve Arın arabadan inip bana gelmeye başladılar ama benim gözlerim kararmaya başlamıştı bile. Asaf beye uzandığımda bacaklarımı hissetmemeye başlamıştım ve az kalsın yere düşüyordum beynim uyuşuk ama hala algılarım açıktı. beni kucağına alınca Asaf bey
-noldu sana ne yaptı böyle, neyin var, bir şey söyle Selin. dedi
- Zeh- zehir vermiş bana dedim ve gözlerim karardı. kocaman bir boşluğun içine girmiştim. Asaf bey doktoru ara diye bağırıyo
rdu arabanın kapıları açıldı ben bir yere yatırıldım ve tekrar kapılar kapandı. sonrası yoktu.