İçeriğe geç

MAFYA VE AŞÇI

Bölüm 2 · 9 dk okuma

MAFYA VE AŞÇI

Bölüm 2

1

İşten çıkmıştım. Yine çok yoğun bir gündü. Zaman su gibi akıp geçmişti. Çok yorulmuştum yolda sakin sakin yürüyordum otobüs durağında yine savaşa gidecek kadar bir yoğunluk vardı. Canım hiç otobüse binmek istemiyordu ama evime yürümek bu yorgunlukla çok zor görünüyordu. Binbir zahmetle otobüse bindim ve 20 dakika sonra inip evime girdim. Eve girer girmez "evim evim güzel evim" diye bağırdım ve direkt koltuğa oturdum. Kemiklerimin rahatladığını hissediyordum gün boyu restoranda kaç kişiye yemek pişirmiştim kim bilir. Bugün erken çıkmıştım işten, akşam sevgilim Mert'in doğum günüydü. Patronumla binbir kavga sonucu izin alabilmiştim. Restoranın sahibinin tekrar erken izin alacağımda beni işten çıkaracağını söylemişti. Doğum günü demişken biraz daha oturursam hazırladığım yemeği götüremeyecektim. Kalktım hızla duşa girdim sonrasında saçlarımı örüp açık yerlerini maşa yaptım hafiften üstüme siyah straplez bir elbise giydim ve gümüş detaylı siyah topuklularımı ayağıma geçirdim.



Makyajımı hafif yapıp dudağıma kırmızı rujumu sürdüm arktık yemeği alıp çıkmaya hazırdım. Yemekleri mutfaktaki çantaya koydum ve iki sokak ötedeki Mert'in evine yürümeye başladım evde 5 dakika sonra evinin önündeydim ama yatak odasının camından ışık görüyordum ama bugün eve geç geleceğini söylemişti. Camın yanındaki saksının içindeki en büyük taşı kaldırdım ve altından yedek anahtarı aldım. Sanırım işe giderken lambasını açık unutmuştu. Hemen girip masayı hazırlamalıydım. Çantayı yere bırakıp kapıyı açtım çantayı içeri koydum ve hemen odanın ışını kapatmaya üst kata çıkıyordum ama odanın kapısı kapalıydı ve hafif hışırtı gibi sesler duyuyordum. Yavaşça kapıyı araladım ve Mert'i başka bir kadınla yatakta gördüm dilim tutuldu, kal geldi bir şey oldu bilmiyorum ama hiç tepki veremiyordum. Beni görmüyorlardı. Sol gözümden hızla bir yaş yanaklarıma yuvarlandı kalbimde derin bir acı hissettim. "Mert" dedim. O kız da Mert de bana döndüler. Şok olmuşlardı. Arkamı dönüp hızla alt kata indim ve evden koşarak çıktım Mert yukardan "Selin dur açıklayabilirim" diye bağırıyordu ama ben göreceğimi görmüştüm. Böyle bir durumun açıklaması olamazdı ki hem.

Eve gitmedim. Sahilin kenarında boş bir yerde tek başıma oturuyordum kalbim acıyordu ama ağlayamıyordum, içimden ağlamak gelmiyordu. Biliyordum benim bir suçum yoktu o kendi karaktersizliğinin bedelini ödüyordu o beni kaybetmişti. Bilerek ve isteyerek 5 yılımızı heba etmişti.

Kalkıp eve geçtim. Ilık bir duş aldım, canım yanıyordu ama yapabilecek bir şey yoktu. Benim onun için atan kalbimi o bilerek durdurmuştu. Saat gece 1'i geçiyordu, sessizce yatağıma uzandım. Telefonumu saatler sonra açtım. Mert'ten 50 cevapsız çağrı ve onlarca mesaj vardı. Tüm sosyal medya hesaplarıma mesajlar yağdırmıştı ama artık benim için bir önemi yoktu olan olmuştu. Dikkatimi WhatsApp üzerinden gelen bir mesaj çekti. Tanımadığım bir numaraydı. İşten bir daha bu kadar ısrarla izin almamam gerektiği yazıyordu. Birazcık korkmuştum. İşten çıkarılmak istemezdim bu şehirde tek başıma yaşıyordum ve ünlü bir restoranda şef olmak kolay değildi. Evin kirası mutfak masrafları kendi masraflarım derken liste uzayıp gidiyordu ve artık uyumam gerekliydi sabah yine işim çoktu. Düşüncelerimle uykuya daldım.

∆

Sabah yine hızla hazırlanıp otobüs durağına koştum. Otobüsle gidip gelmek yoruyordu ama bu ayki maaşımdan araba almak için biriktirdiğim paramı tamamlayacak ve hayalimdeki arabaya kavuşacaktım. Maaşıma da bir kaç gün kalmıştı heyecanlıydım. Yol bitmişti iş yerine hızla vardım steril olduktan sonra önlüğümü ve şapkamı takıp mutfağa girdim gün içerisinde iş yemekleri ve yemeğe çıkanlar dışında yoğun olmuyordu ama akşamları yetiştirmek için garsonlara " nolur siparişleri alırken oyalanın" demekten yoruluyordum. O kadar çok sipariş gelip gidiyordu ki mutfakta siparişler çok zor yetişiyordu. Eğer yavaşlık yüzünden şikayet alırsak müdürümüz canımızı okuyordu ama bugün mutfakta ayrı bir telaş vardı Barın' a yaklaşıp " ne bu telaş ?" dedim. "Büyük patron bugün iş yemeğine gelecekmiş buraya" dedi. Uzun zamandır burda çalışmama rağmen ben de buranın sahibini hiç görmemiştim sadece gayiben çok sert, asla hata affetmeyen, kimsenin gözünün yaşına bakmadığını söyledikleri biriydi. Hayalimde hep kel göbekli ve çirkin yüzlü merhametsiz ve vicdansız biriydi. Umarım bugün hiçbir şey ters gitmezdi.

∆

Saatler geçti akşam oldu garsonlardan biri büyük patronun geldiğini müdürün patronun peşinde dolandığını söyledi. Esasen büyük patronun ne yiyeceğini ona ne hazırlayacağımı çok merak ediyordum. Beklediğim an gelmişti garson içeri girdi ve Paella ile bir kaç yemek daha söyledi ama dikkatimi Paella çekmişti. Benim ödül aldığım yemekti bu. Özene bezene yapıp diğer siparişlerle içeri gönderdim. Gelen siparişlerle ilgileniyor ama aklım hep içerde kalıyordu. Belki de büyük patron bilerek Paella sipariş etmişti. Israrla işime devam ediyordum. Kapanış saatine yarım saat kalmıştı ama patron hâlâ kalkmıyordu. Yavaş yavaş mekan boşalmıştı işimiz oldukça azalmış hiç kalmamıştı. Tüm gelenler gitmiş büyük patron kalmıştı. Benimse işten çıkış saatim gelmişti üstümü değiştirmek için mutfağın personel kapısına gelmişken arkamdan " şef" diye bir ses duydum. Arkamı döndüm garsonlardan biriydi. "Efendim" dedim. Yüzü biraz düşüktü. "Müdür ve büyük patron seni çağırıyorlar masaya" dedi. Bir an korktum. Aklımda bin bir düşünce vardı 'yemeği kötü mü yaptım, iyi mi pişmedi, eksik malzeme mi koydum' diye düşünerek içeri geçtim gözlerim anında masayı buldu masada bir adam vardı ama arkası bana dönüktü müdür içeri girdiğini görünce sinirle bana baktı. Adama gözüm kaydı arkası bana dönüktü siyah saçları vardı. Korkuyla yanlarına yaklaştım.

Masanın kenarına yaklaştım içimde kocaman bir korku vardı. Nefesimi tutup müdürün yanına geçtim. Aslında büyük patronun genç ve yakışıklı biri olduğunu görünce çok şaşırdım gözlerim kocaman olmuştu. Hiç hayallerindeki gibi biri değildi. Müdür beni yandan bilidiğiniz dürttü ve ben dünyaya döndüm bildiğiniz. "Buyrun beni çağırmışsınız." dedim düz bir sesle. Hiç kimsenin altında ezilemezdim. Patronum olabilirdi ama ben de bir insanım ve bana da saygı duyulmalıydı. Büyük patron bana baktı, gözlerimin tam içerisine hiç kesintisiz bakıyordu ben de onun gözlerinin içine baktım. "Selin hanım, Paella'nız çok güzel olmuş ellerinize sağlık. Size saygısızlık etmek istemediğim için iş çıkış saatinizi bekledim teşekkür etmek için" dedi. Çok şaşırdım "rica ederim, afiyet olsun." dedim. Gözlerimin içine baktı yine "sizi ısrarla burada istemekle çok doğru bir karar vermişim, gerçekten ödülü hak edecek kadar lezzetliydi. En sevdiğim yemektir. Kendi ünlü olduğu ülkede bile bu kadar lezzetlisini yememiştim. Ellerinize sağlık" deyip masadan kalktı. Bana söz hakkı tanımadan müdürle uzaklaştılar. Ben de üstümü değişmeye gittim tekrardan.

∆

Sabah alarmımdan önce telefonumun çalmasıyla uyandım. Müdür arıyordu. Tereddütle açtım telefonu.

- efendim

- Selin seni Asaf bey holdingine bekliyor. Bugün işe gelmeyip oraya gideceksin.

- holding mi ? Orada ne yapacakmışım ki ? Neden beni çağırdı biliyor musunuz ?

- Selin bilmiyorum. Demin arayıp bugün oraya gitmen gerektiğini söyledi, işe gelmeyecekmişsin bir de öyle söyledi.

- Holding nerde, nerden bulacağım ben orayı?

- DEMİRAĞ Holding kime sorsan gösterir. İşlerim var meşgul etme beni görüşürüz.

Diyip telefonu suratıma kapattı. Bu saatte olsa olsa Mira uyanık olurdu onu arayıp olanları anlatmalıydım ama sonra vazgeçtim. Daha ne olduğu belli değildi ilk önce öğrenmem lazımdı. Saat daha çok erken olduğu için yatakta biraz oyalandım telefonumla bir şeyler yaptım sonra kalkıp kendime güzel bir omlet yapıp kahvaltımı yaptım güzel bir duş aldım. Üstüme kendimce bir kombin yapıp saçlarımın uçlarını dalgalandırdım.



(Kombini)

Saat çoktan 10 olmuştu hafif bir makyaj yapıp eşyalarımı aldım . Gecikmemek için taksi çağırıp onunla holdinge gittim hem yerini de bilmiyordum da böylesi daha iyi olacaktı. 15 dakika sonra taksi de ücreti ödeyip holdinge baktım, camlardan oluşan bir binaydı. Dışardan fazlasıyla ürkütücüydü. Güvenlikten geçip danışmaya Asaf beyin beni çağırdığını söyledim

Kadın "Asaf bey randevu vermiş miydi bugün onun kimseyle önemli olmadığını sürece görüşme yapmayacağı gündür" dedi anlamayıp "nasıl yani" dedim. "Asaf bey Çarşamba günleri çoook çok önemli olmadığı sürece kimseyle görüşmez o yüzden size de randevu vermemiştir. Görüşemezsiniz iyi günler." Dedi ve bilgisayarına döndü. Şok olmuştum beni çağırdığını söyleyip hiçbir şey bildirmemiş miydi? Boşu boşuna mı gelmiştim. Kadına "Sole Ristorante da baş şef benim bugün benimle görüşecek iş müdürümüze bildirmiş görüşmeye çağıran kendisi. Arayıp sorun isterseniz." Dedim ve kadına dik dik baktım. Sanki ben yalan söylüyormuşum gibi davranıyor olması beni sinir etmişti. Kadın telefona uzanıp bir şeyler yaptı ve bekledi sonra adımı sordu ve bana " 20. Kat zaten tek oda çıkınca görürsünüz Selin hanım. İyi günler" deyip yine bilgisayarına döndü. Etrafı inceleyerek asansöre geçtim. Aslında bayağı gergindim asansörlerden çok korkardım.

Asansörde ki tutunacak yeri sıkı sıkı tutarak içimden sayılar sayarak kata gelmesini bekledim. Asansörden ses gelince hemen dışarı fırladım. Avuç içlerim terlemişti. Kapalı kalamıyordum nefesim kesiliyordu. Ölüyorum gibi hissediyordum. Önümde kocaman bir masa vardı ama oturan kimse yoktu çevreye bakındım. Bilardo masası kocaman bir toplantı masası arka tarafta dosyalarla dolu kitaplık alanı sol tarafta boydan boya bir cam, camın önünde iki tek kişilik koltuk ve ortasında bir sehpa vardı. Sağ tarafta taş duvar vardı. Üzerinde çeşitli tablolar vardı. Basım tablolardan değildi belliydi elişi olduğu. Sessizce tablolara yaklaştım inceliyordum arkamdan "beğendin mi ?" Diye bir ses duyunca yerimden sıçradım. Tabloya bakmaya o kadar dalmıştım ki hiç ses duymamıştım. Arkama dönüp Asaf beyi görünce "merhaba" dedim

-merhaba. Korkutmak istemezdim ama sen çok dalmışsın sesimi bile duymadın.

- kusura bakmayın. İncelerken dalmışım.

- önemli değil buyur otur lütfen. Deyip kendisi de yerine oturdu. Bende masanın önünde sağ tarafta olan tek kişilik koltuğa oturdum.

-ne içersin? Dedi ve bayağı çekindim.

-sağ olun. Bir şey içmesem daha iyi olacak dedim.

- bugün hava sıcak ikimize de birer limonata istiyorum hemen. Deyip telefondan istedi.

- teşekkür ederim. Deyip yüzüne baktım. Esmer kirli sakallı açık kahve gözleri vardı. Saçları tam kendine uyacak şekilde kısa ama yukarıya kalkıktı. Onu incelerken göz göze geldik gözlerini çekmedi gözlerimden ben de çekmedim gözlerimi asansör açılınca ilk o bakışlarını çekti içeri tayyör takım giymiş bir kız girdi. Limonataları bırakıp dışarı çıktı.

- seni niye çağırdığımı merak ediyorsundur. Ben direkt sadede geliyorum. Selin ben sana maaşının 5 katını teklif edip benim özel misafirlerim olduğunda ben sana haber verince evimde ağırlayacağım misafirlere yemek yapmanı istiyorum. Maaşın aylık olarak hesabına yatacak ama sen bana her gün yemek hazırlamaya gelmeyeceksin. Ben çağırdığımda sabahları erkenden gelip sana verilen menüdeki yemekleri yapıp misafirler geldiğinde sıcaklığından emin olup evden ayrılacaksın tüm işin bu kadar olacak. Dedi bir an ne duyduğumu şaşırdım. Evet ödül almış olabilirdim ama elime kuru bir madalyadan başka bir şey geçmemişti. CV'm de ödülümü yazıyordum sadece o kadar. Yıllardır çalışıp zorla para birktirmişken şimdi maaşımın 5 katını diyordu. Zaten asgari ücret üstünde olan maaşın artmış olacaktı ve iş benim için çocuk oyuncağıydı ama aklıma takılan şeyler vardı.

-neden ben ? Restoranda benim dışımda çalışan aşçılarınız da bulunuyor. Onlardan farkım yemeği gerçekten güzel yapmış olmam mıydı ?

- evet yemek fazlasıyla güzeldi ama evde günlük yemeğimi yapan ablayla daha fazla özel misafir ağırlayamazdım. Senin olmanı istiyorum. Dedi

Aslında işime gelirdi.

- tamam o zaman ben sizden haber bekliyor olurum. Dedim

- teşekkürler kabul ettiğin için. Dedi ve elini uzattı. Elini sıktım.

- şimdi eve gidip dinlenmelisin yarın ilk iş günün olacak. Dedi ben de gülümseyip teşekkür edip asansöre doğru yol aldım. Şimdi 20 kat in in bitmezdi. Yeni işime mi sevineyim yoksa asansörden mi korkayım bilemedim asansöre binince korkmam gerektiğini anlayıp tutunacak yere yine yapışmıştım. Tekrar bir taksiye binip eve gittim heyecanla. Arkadaşlarımı arayıp tek tek haber verecektim.

Bu bölüm daha uzun oldu eksik bıraktığımı düşündüğünüz yerleri yorum yapa

rak belirtirseniz. Düzeltirim.

Teşekkürler 🦋

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.