Arkadaslar evlenme aşamalarını tek tek anlatmak istemedim. Kısa yazdıım.
MONA'DAN :
Evet tahmininiz gibi kaçmadım daha doğrusu kaçamadım. Sabah da hazırlandım falan sonra Gökhan piçi geldi düğün salonuna gittik, dans ettik ve mecburen evlendik.
Eve geldiğimizde ikimizde yatak odasında bulunan yatağa bakıyorduk. Aynı yatakta mı kalacaktık?
Asla, ben bunu kabul edemezdim. O an babamın ve annemin sözünü aklımda canlandırdım. Hangisinin sözünü yapacaktım? Tabii ki de annemin. Babamın sözünü yapmak istemedim.
Çocuk yap diyordu. Ben kendim çocuktum. Evet 18 yaşından büyük olabilirim. Fakat ben kendime göre daha çocuktum. Şükürler olsun ki misafir odası vardı. Ben orda yattım.
Diğer odada Gökhan (piçi) kaldı. Sabah olduğunda tabii ilk ben kalkmıştım. KENDİME güzel bir kahvaltı hazırladım. Tam yiyecekken Gökhan (piçi) gelip karşıma oturup yemek yemeye başladı. "Hayırdır?" dedim. Bana baktı. "Hayır hayır." dedi.
"Sana mı kahvaltı yaptım ben ?" dedim. O da şöyle cevap verdi: "Karı koca değil miyiz? Yemek yemek benimde hakkım." dedi. "Evet, senin hakkın olabilir ama ben bu kahvaltıyı kendime yaptım, bu yüzden git kendine yemek hazırla." dedim. Sonra ben işe gidiyorum dedi.
Oha ama daha dün evlendik. Hemen işe mi gidilir? En az 2 hafta beklenir. Balayıya gidilir. Hakikaten biz ne zaman balayına gidicektik?
Balayına gitmek istiyordum artık. Gökhan'a söyleyecektim fakat çoktandır işe gitmişti. "Neyse gelince söylerim." dedim. Bir kaç dakika sonra sıkılmaya basladım. Ne yapacaktım ki? Aklıma nefis bir kurabiye tarifi geldi. Malzemelerin hepsi vardı. Hemen yapmaya basladım. Yaptıktan sonra fırına koydum. 1 saat gibi bekledim.
Piştiğinde çıkardım. Biraz soğumasını bekledim. Sonra kapı zili çaldı. Elime bir kurabiye aldım. Tadına bakacaktım. Kapı deliğine baktım. Gökhan gelmisti. Oha çok çok erken gelmisti. Şaşırdım ama belli etmedim. Kapıyı açtım. Bir yandan kurabiyeyi yiyordum. Gökhan beni böyle gördüğünde "Sen kurabiye mi yaptın?" dedi.
"Evet." dedim. "Kesin kurabiyeyi yakmışsındır." dedi. "Hayır, yakmadım aksine çok güzel bir kurabiye yaptım ama KENDİME kurabiye yaptım." dedim.
Hızlıca mutfağa doğru adımlar attı. Orda kurabiyeyi görünce yemeye basladı. Açgözlü.
Sonra gene kapı çaldı. Kapı deliğine baktım. Nora gelmisti. Hemen kapıyı açtım ve Nora'ya sarıldım. "Ablam." dedi. Bende dayanamayarak "Canım kardeşim." dedim. Arkamdan Gökhan geldi. "Duygu sömürüsü yapmayın. Anladık özlediniz birbirinizi." dedi. "Sanane be, sen karışma!" dedim.
Nora içeri girdi. Sohbet edip bir yandan yaptığım kurabiyeleri yiyorduk. Gökhanda ayrı bir tabak alıp yaptığım kurabiyelerden koydu. O da telefona bakıp bir yandan yaptığım kurabiyeleri yiyordu.
Sonra Nora'yla dışarı çıkıp gezmeye karar vermistik. Tam çıkıcakken Gökhan "Heyy nereye?" dedi. "Gezmeye." dedim. Doğru söylüyordum gezicektik. "Tamam, gidebilirsiniz." dedi. Bende "İzin alan yok zaten." dedim. İzin almadık, almayacağız da. Neyse gezdik, gezdik akşam olmustu. Saat 19.00 geçiyordu.
Bir anda 4 adam karşımıza çıktı. Adamlardan biri "Naber, güzellikler yolunuzu mu kaybettiniz?" diyip gülmeye basladı. "Biz yolumuzu kaybetmedik. Ama belki sen yolunu kaybetmişsindir. Bize bulaşma sonun kötü olur." dedim.
Bu sefer 4'ü gülmeye basladı. Aralarından birisi "Hadi ama güzellikler sizinle sadece biraz eğlenicez." dedi.
Bende "Anan sizle eğlensin." dedim. Aralarından baska birisi "Oo bu biraz fazla cesurmuş." dedi. Nora "Burdan siktirin gidin pislikler!" dedi. Ben adamlardan birisini tekmeledim.
Nora ise çantasını adamlardan birisinin kafasını vura vura bayılttı. Sırada 2 adam vardı. Aralarından birisini alt özel bölgesinden bir güzel tekmeledim. Yere düşüp acıdan kıvranıyordu. Ve ona yumruklar, tekmeler atmaya başladım. Sonra o da bayılmıştı. 1 adam kalmıştı ama o korkudan kaçmıştı.
Eve geldik. Gökhan bizi sorguya çekti. "Neredeydiniz kaç saattir ?" dedi. Nora da "Gezdik ya kaç defa söyleyeceğiz enişte." dedi. Bende onu cimcikledim. Allah aşkına enişte ne ya. "Enişte derken?" diyip Nora'ya baktım.
"Karı koca değil misiniz? Tabii ki diyecem." Nora'ya bakıp bakıp hiç bir şey demedim. O da korkudan hemen ayağa kalktı.
"Görüşürüz enişte sana karınla başarılar ve bol şanslar dilerim." diyip, kaçtı. Onu tam kovalayacakken Gökhan kolumu tuttu. "Bak kardeşin bile bize şans diliyor. Ne dersin?" diyip beni süzdü.
Bende "Hoşt!" dedim. Çünkü bana öyle bakıyordu ki neyse. Bir anda üstüme gelmeye başladı.
Arkamda bir sertlik hissettim. Duvardı. Sonra Gökhan eliyle beni duvar arasına aldı. "Nora'nın dediği gibi karı koca değil miyiz? Bence zamanı geldi. Ne dersin?" dedi. Bende "Sakın ha sakın yaklaşma bana!" dedim.
Gözleri dudağıma kaydı. Bunu fark ettiğimde "Ben senin bildiğin kızlardan değilim tamam mı?" dedim. "Evet o bildiğim kızlardan değilsin çünkü onlardan daha güzelsin." dedi.
Bir anda istenmeden yutkundum. Gökhan "Korktun mu yoksa?" dedi. Bende "Neyden korkucakmışım?" dedim. Bana baktı.
"Tamam o zaman başlayabiliriz." Ona gene bakıp, yutkundum. "Neye?" Gökhan "Anladığını umuyorum." dedi.
Evet basbaya anlamıştım ama anlamamazlıktan geliyordum. Çünkü şuan sırası değildi. Ayrıca balayı konusunu açmam lazımdı.
Gökhan'ı itip "Senle konuşacaklarım var." Gökhan "Ne konuşacaksan yatakta konuşalım." dedi. Oha ama ne sapıkmış. İstemiyorum ya zorla mı ? Sessizce "Sapık." dedim.
Gökhan ise "Duyamadım ?" dedi, duymuştu galiba. Ben hemen kollarının arasından çıktım.
Ve hemen koltuğa oturdum. "Seninle konuşacaklarım var kaç defa diyecem ya?" diyip konuyu değistirdim.
Gökhan da koltuğa oturdu ve "Bu arada şaka yapmıştım. Aşık olduğumu falan sanma sana asla aşık olmam." dedi.
Ay sanki çok meraklıyım onunla yatmaya. Neyse hemen konuyu açmam lazımdı. Bende söze böyle başladım.
"Bak ben hayatımda ilk defa evleniyorum ve seni hiç tanımıyorum. Bana kendini tanıtman lazım. Ayrıca ilk defa evlendiğim için balayına gitmek istiyorum. Lütfen balayına gidelim. Yalvarmıyorum. Ya götürürsün ya da ben başka bir adamla giderim." dedikten sonra ...
Arkadaslaar bu kadar yeterlii ve ayrıca en heyecanlı yerinde kestigiim için ozuur dileriiim.
