"pist... pist kalksana lan"
biri beni dürtüklüyordu sanırım kalkmam için ama yatağım öyle rahattı ki hiç uyanasım gelmemişti. tanrım sonsuza kadar gömün buraya beni...
en sonunda feci sarsildim ve korkuya doğrulup karşımdakine baktım. karşımda benimle yaşıt gibi duran, hizmetci kiyafeti giymis sevimli bir adam vardı.
"ah boyle uyandirildigin icin kusura bakma tatlım ama kalkman gerek, hadi." dedi.
"önemli değil" dedim ve banyoya savsak adımlarla ilerlemeye başladım. Sizi bilmem ama ben ilk kez bu kadar rahat uyumuştum. İşlerimi halledip banyodan çıktığımda hala gitmemiş olduğunu gördüm. Yüzüme salak salak bakıyordu. Sonra elini uzatıp "benim adım Ahmet, sen de İbrahimsin sanırım." Dedi.
"Evet, İbrahim ben." Dedim ve elini sıktım.
"Güzel... Kaça alındın?"
"Anlamadım?"
"Fiyatın diyorum pahalıya benziyorsun."
"Ne diyorsun sen ya?"
"Ah hala kendine yediremedin mi? Doğruya daha yeni geldin ama alışırsın zamanla."
"D-dur sen de mi satın alındın?"
"Buradaki herkes satın alındı. Korumalardan tut hizmetçilere hizmetçilerden tut 'cariyelere' görebileceğin herkes birer mâl."
"Cariye mi? burada cariyeler de mi var? nereye düstüm lan ben."
hafifce guldu saskin halime ve "neyse sen ilk gunden kafa yorma bunlara. beni takip et mutfaga gidelim. yeterince gec kaldik zaten.." dedi.
cidden bir bok cukurunun icine dustugume emin oldum.
beraber merdivenlerden inerken, mutfaga girip digerleriyle tanisirken ve tabaklari masaya dizerken bile sadece buradan nasil kurtulabilecegimi dusunuyordum. ne kadar zengindi bunlar? bir tarikat olabilirlerdi. hatta dini bir tarikat olabilirlerdi. eger oylelerse cidden sicmistim; polisi satin almis ve devletle is birligi yapmis olma olasiliklari vardi. umarimki adnan oktar olayi gibi bir cukurun icine dusmemistim..
