Tünelin derinliklerindeki sessizlik, telsizden gelen parazit sesleriyle bölündü.
Deniz kontağı kapatırken aynadan Emre ve Kerem'e baktı.
"Burada uzun süre kalamayız."
Maskeli üç kişi hızla aracın etrafında güvenlik önlemi aldı.
Emre elindeki USB belleği sıkıca kavradı.
"Babamın sakladığı ikinci kasa nerede?"
Deniz birkaç saniye sustu.
"Yerini bilmiyorum."
Emre'nin yüzü gerildi.
"O zaman neden bizi buraya getirdin?"
Deniz çantasından eski, yıpranmış bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta Emre'nin babasıyla birlikte beş kişi vardı.
Arka planda büyük, terk edilmiş bir tren istasyonu görünüyordu.
Fotoğrafın arkasına tek cümle yazılmıştı.
"Son anahtar rayların bittiği yerde."
Kerem fotoğrafa dikkatle baktı.
"Bu istasyonu tanıyorum."
Deniz başını çevirdi.
"Neresi?"
"Şehrin kuzeyindeki eski yük garı."
Deniz'in gözleri büyüdü.
"Demek ipucu gerçekten oradaymış."
Tam o sırada tünelin girişinden motor sesleri yükseldi.
Bir nöbetçi koşarak geldi.
"Komutan!"
"Atlas izimizi buldu."
Deniz hiç vakit kaybetmedi.
"Herkes hareket etsin."
Araçlar yeniden çalıştırıldı.
Konvoy tünelden çıkar çıkmaz arka tarafta siyah zırhlı araçlar belirdi.
İlk kurşun aracın arka camını parçaladı.
"Yatın!"
Kerem karşılık verdi.
Mermiler geceyi yırtıyordu.
Deniz direksiyonu sertçe kırdı.
Araç dar bir sokağa girdi.
Ancak önlerini bir bariyer kapattı.
Deniz frene asıldı.
"İndirin onları!"
Maskeli ekip hızla mevzi aldı.
Kısa ama şiddetli bir çatışma başladı.
Emre, siper alırken USB belleğin cebinden düştüğünü fark etti.
Tam uzanacakken siyah eldivenli biri belleği aldı.
Adamın yüzü görünmüyordu.
Yalnızca bileğindeki altın renkli akrep dövmesi seçiliyordu.
Adam gülümser gibi başını eğdi.
"Geç kaldınız."
Bir sis bombası attı.
Duman dağıldığında ortadan kaybolmuştu.
Emre öfkeyle bağırdı.
"USB gitti!"
Deniz derin bir nefes aldı.
"Hayır..."
"Onun bunu çalmasını özellikle bekliyordum."
Emre şaşkınlıkla döndü.
"Ne?"
Deniz cebinden aynı USB'nin birebir kopyasını çıkardı.
"Gerçek anahtar hâlâ bizde."
Kerem hayretle sordu.
"Peki çalınan neydi?"
Deniz'in yüzünde hafif bir tebessüm oluştu.
"Atlas artık sahte verinin peşinden koşacak."
Tam o anda Deniz'in telefonu çaldı.
Ekranda tek kelime yazıyordu.
"İhanet."
Telefonu açınca karşı taraftan boğuk bir erkek sesi geldi.
"İçinizden biri Atlas için çalışıyor."
Hat aniden kesildi.
Araçta ölüm sessizliği oluştu.
Deniz yavaşça etrafındaki herkese baktı.
Hiç kimse konuşmuyordu.
Artık düşman yalnızca dışarıda değildi...