Motosiklet dar sokaklarda hızla ilerlerken kurşunlar asfaltı delip kıvılcımlar saçıyordu.
Kerem arkasına dönerek ateş etti.
Siyah SUV'lardan biri kontrolden çıkıp kaldırıma çarptı. Ancak diğer iki araç peşlerini bırakmıyordu.
"Sağa dön!" diye bağırdı Kerem.
Emre gidonu sertçe kırdı. Motosiklet neredeyse devriliyordu.
Birkaç dakika sonra eski bir sanayi bölgesine girdiler.
Paslı depolar, terk edilmiş vinçler ve kırık camlı fabrikalar geceyi daha da ürkütücü hâle getiriyordu.
Kerem omzunu tuttu.
Kurşunlardan biri onu sıyırmıştı.
"İyiyim... durma."
Emre motosikleti büyük, terk edilmiş bir hangarın içine sürdü.
Motor sustu.
İkisi de birkaç saniye nefeslerini dinledi.
Dışarıda araç sesleri yavaş yavaş uzaklaşıyordu.
Şimdilik kurtulmuşlardı.
Emre cebindeki USB belleği çıkardı.
"Şimdi anlat."
Kerem belleğe uzun süre baktı.
"Bu sadece bir veri değil."
"Öyleyse ne?"
"Atlas'ın gerçek yüzü."
Emre kaşlarını çattı.
Kerem devam etti.
"Yıllar önce Atlas sadece uluslararası bir güvenlik şirketiydi. Sonra dünyanın en güçlü insanlarıyla gizli anlaşmalar yapmaya başladı."
"Neden?"
"Gücü ele geçirmek için."
Kerem cebinden eski, yıpranmış bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta altı kişi vardı.
Birinin yüzünü Emre görünce donup kaldı.
"Bu..."
"Evet."
"Babam."
Kerem başını salladı.
"Baban Atlas'ın kurucularından biriydi."
Emre'nin nefesi kesildi.
"Hayır... Bu imkânsız."
"Gerçek."
"O zaman neden öldürüldü?"
"Çünkü fikir değiştirdi."
Kerem'in sesi titredi.
"Atlas, insanları izleyen ve yönlendiren 'Ağ Projesi'ni başlatmak istedi. Baban buna karşı çıktı."
"Sonra?"
"Kaçmaya çalıştı."
Kerem gözlerini yere indirdi.
"Başaramadı."
Tam o sırada hangarın sessizliğini elektronik bir bip sesi bozdu.
Bip...
Bip...
Kerem'in yüzü bembeyaz oldu.
"USB..."
Emre şaşkınlıkla baktı.
"Ne oldu?"
"İçinde takip modülü var."
İkisi aynı anda belleğe baktılar.
Kırmızı bir ışık yanıp sönüyordu.
"Çıkmamız lazım!"
Ama çok geçti.
Hangarın dev kapıları büyük bir gürültüyle kapanmaya başladı.
Tavanın köşelerinden projektörler yandı.
Parlak ışık ikisini de kör etti.
Hoparlörden soğuk bir kadın sesi yükseldi.
"Kaçış girişiminiz başarısız oldu."
"Atlas'a hoş geldiniz."
Gölgelerin arasından siyah üniformalı onlarca asker çıktı.
Hepsinin omzunda aynı arma vardı:
Pusulanın ortasındaki büyük A.
Askerler iki yana açıldı.
Ortalarından siyah takım elbiseli uzun bir adam yürüdü.
Yüzünde tek bir duygu yoktu.
Emre'nin gözleri büyüdü.
Çünkü bu adamı tanıyordu.
Televizyonda defalarca görmüştü.
Ülkenin en saygın iş insanlarından biri...
Herkesin hayran olduğu milyarder...
Ama Kerem'in dudaklarından dökülen isim bütün gerçeği ortaya çıkardı.
"Atlas'ın lideri..."
"...Murat Arslan."