Gece saat tam 02.17'ydi.
Yağmur, boş sokakları sessizce döverken siyah bir araba eski fabrikanın önünde durdu.
Kapı açıldı.
Siyah takım elbiseli dört adam sessizce içeri girdi. Fabrikanın ortasında diz çökmüş bir adam vardı. Ellerindeki korku yüzünden okunuyordu.
Adamlardan biri telefonunu çıkardı.
"Patron hatta."
Hoparlörden gelen kalın ve sakin ses tüm binayı susturdu.
"İhanetin cezasını biliyorsun."
Adam titreyerek konuştu.
"Lütfen... Bir şans daha verin."
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra tek bir cümle duyuldu.
"Geç kaldın."
Silah sesi fabrikanın duvarlarında yankılandı.
Aynı dakikalarda şehrin başka bir köşesinde genç gazeteci Emre, bu cinayetle ilgili isimsiz bir mesaj aldı.
Mesajda sadece şu yazıyordu:
"Mafyayı bulmak istiyorsan önce gerçeği öğren."
Emre, bu mesajın hayatını tamamen değiştireceğinden habersiz bilgisayarını kapattı ve karanlık sokaklara doğru yürümeye başladı.