Haiii, ben geldiiim.
Bol bol oy ve yorum isterim, yazım yanlışlarım varsa affoluna. Keyifli okumalar dilerim lokumlarım! Xx
**
Ben de ona sarılmak istedim. Tıpkı onun bedenimi kavrayan kolları gibi ben de onu sarmalamak istedim, ama yapamadım.
Tek yapabildiğim gömleğinin yakalarını sıkmaya son vermek ve yüzümü boynuna gömmek oldu. "Benim güzeller güzelim... Güvendesin..."
Sırtımı nazikçe sıvazlayan parmaklarının dokunuşu, saç diplerime bıraktığı kuş tüyü kadar hafif öpücükleri beni gittikçe biraz daha mayıştırdı.
Gömülüp kaldığım noktada kaybolmak istedim. İlk kez birinin sığındığım kolları bana huzurlu ve güvende hissettiriyordu. Hiç tadamadığım o huzuru ve güveni, Taehyung'un kollarında olmak bana veriyordu.
Kısacık sürede onun yanımda olmasına alışmaya başlamıştım ve bu kötüydü. Sürekli yanımda olmasını istememe sebep olacak kadar kötüydü hem de... Bencilce hep benimle olsun, yanımda kalsın istemeye başlıyordum ve bu beni korkutuyordu.
Daha ziyade ona bağlanıp alışınca, herkes gibi bana sırt çevirip benden uzaklaşmasından korkuyordum.
-
Dakikalarca boynunda gözyaşı döktüm, ta ki ağlayamayacak hale gelip bitkin düşüne, tükenene kadar. Ailemi kazada kaybetmeseydim hayatım nasıl olurdu diye düşünmüştüm, bu daha çok ağlatmıştı beni.
Ağlarken tek sığındığım limanım, sessizce sakinleşmemi beklemişti. Ve tıpkı söz verdiği gibi, sakinleşene kadar beni bırakmamıştı.
Gömleğinin yakalarını tutan parmaklarım uyuşmaya başlarken, yavaşça yüzümü gömüldüğüm sıcak ve yumuşacık boynundan ayırarak geri çekildim.
Göğsüne yüklediğim ağırlığımı onun üzerinden geri çekip doğrulurken omuzlarından tutunarak destek aldım.
Tenim gözyaşlarımın istilasına uğramıştı ve gözlerim son derece puslu görüyordu. Aracın tepe lambası sayesinde aracın içi karanlık değildi. Fakat ışık gözüme çarpınca bir süredir kapalı tuttuğum ve karanlığa alışan gözlerim ışığın saldırısıyla zonklamıştı.
"İyi misin güzeller güzeli bebeğim?" diye kısık bir sesle mırıldandı, bir süredir konuşmadığı için sesi son derece hırıltılı bir tınıyla döküldü dudaklarından. Tanrım... Bana güzeller güzeli bebeğim demişti.
Bu hitabı karşısında vücuduma garip bir titreşim yollanırken, burnumu çekerek kuruyan dudaklarımı birbirine bastırdım. Sesi zihnimde tekrarlandıkça nabzım çılgınlar gibi rayından çıktı. Beni gerçekten güzel görüyordu...
Tanrım... Bana böyle güzel sözler söyleyen tek kişi oydu ve ben... Ben ilk kez gerçekten güvende ve huzurlu hissettiğim yetmiyormuş gibi, o bana böyle özel sözler söyledikçe kendimi değerli biri gibi hissetmeye başlıyordum...
Hayır hayır ben özel biri değildim. Ben herkes tarafından dışlanılan biriydim. Ben kendimi bile sevmezken, kendimi özel biri gibi hissetmezken, kendime değer vermezken onun sadece yanımda olup bana destek çıkmasını gözümde çığır yaratacak şekilde görmemeliydim. Bu iyi değildi, bu hiç iyi değildi. Çünkü benim kaygılarım yüzünden günün birinde benden sıkılıp yanımda kalmak istemezse, o zaman feci yıkıma uğrardım...
Gözyaşlarımı parmak boğumlarıyla silmesiyle birlikte irkilerek düşüncelerimin denizinde daha fazla boğulmaya son verip silkelenerek kendime gelmeye çabaladım.
"Se-sen de gi-gideceksin. Bir gün sen-sen de beni bırak-bırakacaksın." diye fısıldadım, sesim fısıltıdan öteye tırmanamadı. Ben yine yalnız kalacağım. Çünkü hep yalnızdım. Yalnızlığa mahkumdum... Dinlenerek ağlayıp sığındığım o sıcacık ten boşluğa bırakacaktı yerini, yine kanıma işleyen o yalnızlığın soğukluğuna esir olacaktım... Her zaman olduğu gibi...
Boğazım düğüm düğüm olmuştu ve bir avuç kum yutmuşum gibi sızlıyordu.
"Bana beni bırakma dedin ama... Sen bunu söylemişken ben seni nasıl bırakabilirim, nasıl senden gidebilirim? Gitmeyeceğim yakamoz güzelim. Seni bırakıp hiç bir yere gitmeye niyetim yok." dedi ve uzanıp gözyaşlarımdan dolayı ıslanan ve şişmeye başlayan göz kapağıma dudaklarını narince değdirdi.
Gözlerim otomatik olarak kapanırken, yumuşacık sıcak dudakları göz kapağıma usulca kapandı. Göz kapaklarımın her bir karışını ezberlemek ister gibi beni öptüğünde kucağında bir yaprak misali titredim.
Herkesin tiksindiği tenimi dudaklarıyla açığa çıkartarak göz kapaklarımın üstünü ardından alnımı öptü.
Tenimi esareti altına alan sıcak nefeslerinin etkisiyle buluşan öpücüklerinin tenimde bıraktığı o dokunuşların seline kapılıp gittiğimi hissettim.
Bir fırtanın ortasında takılıp kalmıştım sanki. İçimde çığlıklar kopuyordu, çünkü dudakları tenime değdikçe dudakları ve burnu yardımıyla saçlarımı biraz daha yüzümden itekleyerek tenimi açığa çıkarıyordu.
Gözyaşlarımdan dolayı ıslanan dudakları elmacık kemiğime doğru sürüklendiğinde ellerim omuzlarına daha sıkı tutundu.
Parmaklarının ucuyla saçlarımı usulca geriye doğru tararcasına itip yüzümü komple açtığında, kirpiklerimi titreştirerek gözlerimi araladım.
O anda gözlerimiz orta yolda çarpıştığında ciddi anlamda nefesim kesildi. Kalbim tekledi. Çok fazla yakınımdaydı. Tanrım...
Bakışlarım ıslak dudaklarına kayınca sertçe yutkundum. Bu beni utandırırken boğazımı temizleyerek başımı hafifçe geri çekip aramıza biraz mesafe koyduğum anda bakışlarımı konsola doğru çevirip kediyi kontrol ettim.
Şapkanın içine kıvrılıp girmiş uyuyordu. Huzurlu görünüyordu... Ona bakarken dudaklarıma buruk bir gülümseme asıldı.
Tam o sırada Taehyung çenemden tutarak başımı önüme çevirmemi sağladığında, "Şey... Ben şey..." diye mırıldanırken uzandı ve yeniden saçlarımın yüzümü kapatmasına engel olarak asla beklemediğim bir şeyi yaptı.
Elmacık kemiğimden yanağıma doğru uzanan yıllar önce ailemi kaybettiğim kazada yüzüme saplanan cam parçasının bıraktığı o yara izine dudaklarını bastırdı.
Beynimden alevler fışkırırken, bayılacakmış gibi sarsıldım. Gözlerim yuvalarından fırlayacak raddede irileşmiş, ağzım bir karış aralanmıştı.
Yüzüm şokla çarpılırken, Taehyung gözlerimin içine baka baka arka arkaya yara izime öpücükler kondurdu.
"Se-se-sen ne-neden..." Kelimeleri birleştirip cümle dahi kuramadım. Rüyada mıydım ben? Tanrım rüyaydı değil mi bu... Hayır mümkün olamazdı. Herkesin tiksindiği ve yüzüme bakmak istemediği için saklamaya çalıştığım o izi iğrenmeden öpmüş olamazdı.
"Ya-yapmad-yapmadın hayır hayır..." dediğimde kaşları hafifçe çatıldı. "Öp-öpmedin bu ger-gerçek de-değil." Gerçek olamayacak kadar güzel...
"Gerçek yakamoz güzelim, buradayım ben, yanındayım." dedi ve sıcak nefesleri tenimi sıyırıp geçerken hafifçe geri çektiği başıyla bir kez daha uzandı ve dudakları yeniden yara izimin üstüne kapandı.
Hıçkırarak gözlerimi yumdum. "Ti-tiksin-tiksinmedin mi..."
Ellerini belime dolarken, dudaklarını tenimden ayırmadan yüzüme soludu. "Kusur olarak gördüğün bu yara izinin yüzüne kattığı o güzellikten nasıl tiksinebilirim? Dudaklarım yara izine yarabandı olabilir, öperek kusursuzlaştırırım tenini ve kırılgan, hassas, yaralı ruhunu iyileştirebilirim."
Her bir kelimesinde yara izime sürtündü dudakları. Sözleri bir bir yüreğime işledi.
Başımı önüme eğerek hıçkırdığımda, alnım burnuna sürtündü. Gözlerimi kapalı bir şekilde tutmaya devam ederken titreyen dudaklarımdan bir hıçkırık daha fırladı.
Tıpkı benim gibi başını eğmiş olmalı ki sıcak nefesleri bu kez dudaklarıma ve çeneme çarpmaya başladı.
Aynadan bakmaya bile cesaret edemediğim o yarayı gelip öpmüş olması... Tanrım bu gerçekten çok ağırdı. Dayanamayacak gibi ruhum eziliyor, kalbim sıkışıyordu.
Tüm bu sözleri, tüm bu yaptıkları çok ağır geliyordu yüreğime. Ailemi benden alan kaza olduğu için ve herkesin tiksinmesine sebep olduğu için bu yaradan nefret etmiştim hayatım boyunca.
"Eğme o başını, dik tut artık. Saklanma güzeller güzelim, saklayacağın bir kusurun yok, çünkü öperek kusursuzlaştırdım. Artık kusursuzsun."
Başımı usulca kaldırdığımda burunlarımız birbirine sürtündü. Birbirine yapışan ıslak kirpiklerimi titreştirerek gözlerimi araladığım anda, bakışlarımız orta yolda çarpıştığında nefesim kesildi. Tanrım... O çok... Güzel bakıyordu...
Karşısında... Sanki karşısında çok özel, çok güzel biri varmış gibi... Gözlerinin içi parlıyordu, irisleri ışıl ışıldı. Yıldızları göz bebeklerine sığdırmıştı sanki.
"İşte böyle. Artık kimseye boyun eğmek yok." dedi ve başımı oynatmamla birlikte yüzümün iki yanına gerisin geriye düşen uzun saçlarımı sırasıyla kulağımın arkasına sıkıştırdı.
"Oh şu güzelliğe bak..." diye fısıldadığında seslice yutkundum. "Ci-cidden... Güz-güzel miyim..."
"Bu muazzam güzelliğini kendi gözlerinle görmeni sağlayacağım şimdi." dedi ve eğilip çeneme dudaklarını bastırdığında kirpiklerim titreşti, gözlerim kapanacak raddede kaydı.
Kalçalarımdan tutarak beni kucağında çevirmeye kalkıştığında hayal kırıklığına uğramış bir şekilde sarsıldım. "Kal-kalkmamı is-istiyorsun."
"Hayır bebeğim, kalkmak istemediğin sürece kucağımda oturmaya devam edebilirsin, sadece dikiz aynasını görmeni sağlayacağın şekilde konumunu ayarlamak istedim. Kucağımdan kaldırmaya çalışmıyorum seni." dediğinde rahatlamış bir şekilde nefes aldım.
"Be-ben dön-dönerim ama aynaya bak-bakamam ki..." diye fısıldadığımda, "Bakarsın, galaksileri sığdırdığın bu güzel gözlerinin muazzam güzelliğini görmesine izin ver, yakamoz güzelim." dediğinde kirpiklerimi titreştirerek dudaklarımı kemirdim.
"Sanırım yapa-yapamam."
"Yapabilirsin, ben sana güveniyorum." dedi ve eğilip burnuma dudaklarını bastırdı. Hayatımda ilk kez bana güven veren, sığındığım biri olmuştu ve bu kişi bana güvendiğini söylüyordu... Tanrım...
"De-deneyeceğim." diye fısıldadım. "İşte benim güzeller güzelim." dedi ve beni kucağında çevirmek için hamle yaptığında ona yardımcı olarak bacaklarımı döndürdüm.
Bacaklarını iyice aralayarak sırtını koltuğa sıfırlayacak şekilde yaslandı. Onun bacakları arasına, koltuğun neredeyse uç kısmına denk gelecek şekilde otururken bacaklarımı zemine indirdim.
Tek eli karnımı sarıp sırtımı onun bedenine yaslayacağım şekilde beni kendine çekti. Bacakları üstünde değil de bacakları arasında, koltuğun üstünde oturmamdan kaynaklı geriye doğru kayınca başım otomatik olarak gözyaşlarımla sırılsıklam ettiğim omzuna yaslandı.
Ellerimi nereye koyacağımı şaşırarak havada tutmaya son verip kucağıma gelişigüzel bir şekilde bıraktım.
Tek eli dikiz aynasına uzanarak hafifçe çevirip ayarladığında, aynadan ilk baktığım şey onun yüzü oldu. Alnına dökülen saçları saçlarıma değerken başını hafifçe eğerek şakağımdan öptü.
Başını geri çektiğinde onu izlediğimi fark etmesin diye hızla gözlerimi yumarken buldum kendimi.
"Ah hadi ama, deneyecektin hani güzelim? Aç gözlerini, benim için, lütfen..." dedi dingin sesi, ağır ağır.
"Birlikte bakacağız. Benim bakmamdan utanırsan ben gözlerimi yumarım, ama aynadan kendi güzelliğine baktığını görmeden gözlerimi yummam, orada bir anlaşa-"
O konuşurken kirpiklerimi titreştirerek araladığım gözlerimi doğrudan aynaya diktim.
Taehyung ile bakışlarımız aynada buluştuğunda sertçe yutkundum. "Bak şu güzelliğine..." dedi ve dikiz aynasını düzelten eli yanağıma uzandı.
Parmak boğumlarıyla tenimi okşadığında içimin titrediğini hissettim. Dokunuşları deprem etkisi yaratıyordu içimde. Hiç çekilmesin, hiç uzaklaşmasın benden istiyordum, hiç yanımdan ayrılmasın...
Gözlerim parmağıyla okşadığı yara izime kaydığında gözlerimi kapatmak istesem de bunu yapmadım. Çünkü yanağımı okşayarak bana cesaret vermişti. Gerçekten bana destek çıktığını hissettiriyordu. O benim ciddi anlamda mucizemdi... Bana iyi gelen, beni iyileştiren en iyi şey Taehyung olmaya başlıyordu. Benim ilacım... Yaralı ruhuma merhem oluyordu.
"Bakamam diyordun, ama bakıyorsun işte, çünkü sen çok güçlüsün güzelim." dediğinde kıpkırmızı kesilen ve şişmeye başlayan gözlerime bakarak burukça gülümsedim.
Dudaklarım... Tanrım dudaklarım bir çöl misali kurumuş, çatlamıştı. Göz altlarım çökmüş gibi görünüyordu, morarmaya başlamıştı. Tenim çok solgundu. Yara izim korkunç duruyordu... Hayır hayır hayır...
"Güç-güçlü de-değilim güzel hiç-hiç değilim..." Kaygılarım bir an olsun dinmiyordu. Tam iyi hissettiğim evrede beni tepetaklak ediyorlardı. Zihnimdeki bana hakaret eden insanların o sesleri susmuyordu... Susturamıyordum.
"Yapamay-yapamayacağım." diyerek başımı salladığımda eğilerek aynadan gözümün içine baka baka yara izimi öptü. Ardından dudakları arasına alarak hafifçe emdiğinde başımı geriye atmak istesem de ensem omzuna yaslı olduğu için ilerleyemedi.
Genzimden boğuk bir inilti yükselirken, yara izime ıslak bir öpücük daha kondurarak boydan boya yaladığında mideme yumruk yemişim gibi kaskatı kesildim. Düğüm düğüm oldu midem.
Ardından dudaklarını geri çekerken gözlerini bir an olsun aynadan ayırmadı ve bakışlarımızın kontağını koparmadı. Kirpiklerimin arasından kalbim yerinden çıkacakmış gibi heyecanlanmış bir şekilde onu izlerken sertçe yutkundum.
Tenimde bıraktığı ıslaklık cildimi yakıp kavuruyordu. Tenim baştan tırnağa uyuşmuştu. Tanrım...
"Eğer bir daha bana güzel değilim dersen, güzelliğini inkar edersen dudaklarından öperek sustururum seni. Sen bu dünyada gördüğüm en güzel insansın. Benim güzelimsin. Benim güzeller güzeli bebeğimsin."
**
Bölüm sonu. Hıağğğ bu fic beni öldürecek gerçekten. Bölümlerce aynı günde ve aynı sahnede yazabilirim sanırım. Bu detaycı anlatımımdan dolayı üzgünüm, fakat geçirdiği her saniye çok değerli. Özellikle Kook'un duyguları için... Bu yüzden fazla detaycı işliyorum, umarım sıkılmazsınız >
Bol bol oy ve yorum isteriiim, gelecek bölümde görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın, sizi seviyorum, baiiii Xx
Instagram & Tiktok: Sevvyniz / Sevvy97 & Twitter: Sevvyniz
-Şevval



