Maduna yeniden koridorda buldu kendini. Arkadaşlarının yanıan gidemiyordu çünkü bu durumu nasıl açıklayacağını bilmiyordu, aklına gidebileceği tek bir yer geliyordu. Bugün kader günü olduğu için kütüphane boş olmalıydı, en azından o böyle umuyordu.
Adım seslerinin canlandırdığı seramik döşeli zeminde meşeden yapılma çift kanatlı kapıya ulaşana dek ilerledi. Kapının üstündeki zambak ve kırlangıç kabartmalarının can veren güzelliği her zaman Maduna'yı hayran bırakmıştı ancak o gün bu kabartmaları inceleyecek vakti bile vermeden içeri attı kendini.
Kapının gürültülü açılışı sessiz kütüphanenin parlak raflarında yankılanırken Bayan Güzel, yeni gelen kitaplarla birlikte binbir türlü bilgiyi insanların kulaklarına fısıldayan hazinelerin arasından çıktı. Gördüğü kişi ise normalden farklı olarak şaşırmasına sebep oldu. "Maduna?" dedi nahif ve melodik sesiyle. Yaşlanmak ondan hiç götürmemişti sanki. Hala zarif cesareti attığı her adımda belli ediyordu kendini. "Bugün Alagon ile dersinizin olmadığını sanıyordum. Seni buraya getiren özel sebebi öğrenebilir miyim?"
Maduna dudaklarını birbirine bastırdı. Bunu açıklayamazdı ancak bir bahaneye ihtiyacı varmış gibi görünüyordu. Kütüphaneye gelmesinin asıl sebebini de düşününce Maduna'nın buradan kurtulmak için fazla sağlam bir sebebe ihtiyacı vardı ve hiçbir sebep ya da bahane o kadar güçlü veya inandırıcı olamazdı.
Gözleri etrafı taradı ve anahtar dolabındaki safir taşlı, kara anahtar hemen gözüne ilişti. Bir lanetin izlerini taşırmışcasına iç karartan rengi ve ince işçilikle yapıldığını belli eden desenleriyle göz alıcı bir çekiciliğe sahipti. İhtiyacı olan şey buydu. Yasaklı bölüme gitmesini sağlayacak anahtar buydu.
Nereye baktığının anlaşılmaması için bir süre kitaplarda oyalandı gözleri. Maduna hafifçe dudaklarını yaladı ve konuşmaya başladı. "Evet normalde Alagon'la dersimiz olmadığı konusunda anlaşmıştık ama odamda sıkıldım. Kütüphaneye tek başıma gelme iznim yok mu?" Maduna kıkırdamaya çalıştı ancak çabaları bir sırıtmadan öteye gidemedi.
Bayan Güzel de sadece hafifçe gülümsedi. "Tabii, keyfine bak. Benim yerleştirmem gereken birkaç kitap olduğu için beni bulamayabilirsin." Maduna başını sallamakla yetindi. Neredeyse her gün kütüphaneye yeni kitaplar gelirdi bu nedenle Bayan Güzel'in işi hiç bitmezdi. Bazen Bay Çirkin de gelir, Bayan Güzel'e yardım ederdi fakat bu her zaman olmazdı. Onların işleri farklıydı. Bay Çirkin bir eğitimciyken Bayan Güzel kütüphane görevlisi olmayı seçmişti.
"Ah, Bayan Güzel! Kader kitaplarıyla ilgili bölümün anahtarını alabilir miyim?"
Maduna'nın ani sorusu karşısında Bayan Güzel ne diyeceğini bilemedi. Kilitli bölümlerin anahtarı yalnızca bir eğitimciye verilebilirdi, eğer bir öğrenci oraları gezmek isterse bir eğitimcinin gözetiminde olmalıydı ancak şu anda Bayan Güzel'in vakti yoktu ve Maduna tek başınaydı.
Maduna da ne istediğinin farkındaydı. Bu kuralları biraz hiçe saymaktı fakat Bayan Güzel ile aralarındaki güven ilişkisi yıllara dayanıyordu. Maduna, onun izin vereceğinden neredeyse emindi.
"Maduna, kuralların farkındasın." Bayan Güzel'in söze başlama şekli Maduna'yı hayal kırıklığına uğrattı. Gözlerinin parlak yeşili birkaç saniyeliğine söndü. Bunu fark eden Bayan Güzel iç çekti ve anahtar dolabına yaklaştı. Tahtadan yapılmış gibi görünen damarlı kahverengi anahtarı bulana kadar gözleri dolabı taradı. "Bu sadece tek seferlik. Kader kitabını aldığın için bir tebrik, bir daha böyle bir şey isteme lütfen."
Bayan Güzel, basit görünümlü anahtarı demir kancadan çıkardığında anahtarın görüntüsü aniden basit bir anahtarınkinden farksız hale geldi. Paslanmaya yüz tutan metal yüzey, az önceki sağlam tahtanın tam tersiydi. Maduna bu görüntüye şaşırmamıştı çünkü ilk defa görmüyordu. Daha önce pek çok kez eğitmen gözetiminde kilitli bölümlere girmişti. Anahtarların üzerindeki büyü yalnızca cinslerini belirlemeye yarıyordu. Doğru kancaya takıldığı zaman olması gerektiği gibi hafif bir his yayıyorlardı etrafa.
Maduna gülümsedi ve anahtarı hızla aldı. "Teşekkür ederim, Bayan Güzel." Bayan Güzel de gülümsedi ve işine devam etmek için kitaplıkların arasına geri döndü.
Maduna bir süre sakince her tık sesinde daha derine yelken açan adım seslerini dinledi ve yeterince uzak olduğuna karar verdiğinde kendi ayakkabısının takırtılarıyla eşlik etti. Neredeyse koşarcasına, büyük adımlarla anahtar dolabına gitti ve hiç düşünmeden gizli bölmenin anahtarıyla kader kitabı bölümünün anahtarlarını değiştirdi.
Küçük anahtarın son olarak siyah bir anahtara dönüşmesini seyretti. Ancak tek bir fark vardı: Bir lanetin izlerini taşırcasına içini karartmıyordu. Herkes ilk bakışta bu anahtarın yanlış yere konulduğunu anlardı. Bu sadece geçici bir çözümdü ve bir sırdan da fazla saklanan gizli bölümin içindekileri öğrenene kadar ona yetecekti. Bugün kader günüydü, küçük-büyük her cinsten Sertofyalı'nın arkadaşlarıyla kutladığı bir gün. Kimse kasvetli hissettirmeyen bir anahtarı umursamazdı. En azından bir süreliğine...
Maduna bu bir sürenin ona yeteceğine inanarak giriş kapısının sağ tarafında bulunan merdivenlerden yukarı çıktı. Kilitli bölümlerin hepsi üst katta bulunuyordu, gizli bölüm ise en uzak köşede kalıyordu. Öğremcilerin dikkatini çekmesin ve merakları üzerine toplamasın diye özellikle çoğu öğrencinin ilgisini çekmeyen bölümlerin arasına konulmuştu ancak Maduna çocukluğundan beri merak ediyordu. Kimseye sormaya cesaret edemese de içeriye girdiğinde bir çocukluk hayali gerçekleşmiş olacaktı.
Gizli bölümle ilgili bildiği tek şey aykırı durumlarla ilgili bilgi içerdiğiydi. Şimdiye kadar "aykırı durum"dan kasıtın ne olduğunu bilmiyordu ama hala elinde dolanan boş kader kitabı sayesinde ufak bir fikir aahibi olmuştu.
Kapıların hepsi kendi hallerinde Maduna'yı çağırıyordu sanki. Sertofya'nın sihiriydi bu, ruh veriyordu onlara. Ancak bu yapay bir ruhtan farksızdı. Hissiz bir ruh... Bir insanın incelikli ruhunun aksine ruha sahip nesneler sadece kalbinizi titretirdi. Titreme ise herhangi bir duyguya da sebep olmaz, olsa bile çabuk unutulurdu. Bu ruh, sadece onları birbirinden ayırmaya yarayan sihirli bir gün ışığıydı.
Bu kapıların arasında en gösterişsiz ve çağrısı en güçsüz olan... İşte Maduna'nın aradığı kapı buydu. Gizli bölümün kapısı buradaydı.
Maduna hiç durmadan kapıya yanaştı ve elindeki gösterişsiz anahtarı deliğe soktu. Kalbi maraton koşarmışcasına atıyordu, nabzı o kadar hızlanmıştı ki her atışını hissediyordu. Kapıyı açıp içeri girdiğinde ise karşılaştığı merdiven tüm heyecanını götürdü. Dar, taştan bir koridor ve aynı taştan yapılma aşağı giden merdivenler... Maduna arkasını kontrol etti ve elinden geldiğince sakin şekilde içeri girip kapıyı arkasından kapattı.
Kapıyı kapatırken git gide kararan görüşü karşısında endişesi arttı. Keşke yanıma bir mum alsaydım düşüncesiyle kapıyı tamamen kapattığında kapının arkasında bir meşale yanıverdi. Çığlık atmamak için hızlı bir hareketle ağzını kapatırken geriye doğru sıçradı ve sırtını duvara vurdu.
"Tamam..." dedi kendi kendine. "Artık bir ışık kaynağım var." Kapının arkasındaki meşaleyi sapından tutup yerinden çıkarttı ve derin bir nefes verdikten sonra sahneyi adım seslerine ve ateş sesine bıraktı.
Seri ve kontrollü adımlarla sonu gelmeyecekmiş gibi hissettiren merdivenlerden inerken karşıdan loş bir ateş ışığı ulaştı gözüne. Sonunda, diye geçirdi içinden ve son basakları atlayarak en alta indi.
Odaya girdiğinde düşündüğünden daha küçük olduğunu görmek onu hayal kırıklığına uğrattı. Hemen karşısında samimi hissettiren bir şömine vardı, odanın her iki tarafında da ikişey tane ince uzun kitaplık vardı ve tüm duvarı kaplıyorlardı. Neredeyse kare şeklinde bir odaydı, en ortada duran küçük masa ve iki sandalye görüntüyü tamamlıyordu sanki.
Maduna daha fazla vakit kaybetmemesi gerektiğinin bilincinde olarak elindeki meşaleyi şöminenin üstündeki boş meşale yerine bıraktı ve sol taraftan aramaya başladı.
Buraya girerken kararlaştırmıştı: Sadece kendi ihtiyacını alacaktı. Kendi ihtiyacına bakacaktı. Kitapların arasında dolanırken ilgisini çeken hiçbir başlıkta durmamasının sebebi de buydu. Boş kader kitabı ya da onunla ilgili bir şey arıyordu, belki de geçmişle ilgili bir kayıt. Portal odasıyla ilgili bir kitap, isimsizlerin kayıtlarıyla ilgili beş ciltlik bir dosya dizisi ya da kutsal kulenin sahibi hakkındaki bilgileri içeren bir dosya değil.
Maduna bulduğu bir top dosya tomarını karıştırırken içinden bunları geçiriyordu. Sadece başlıklarına bakıyor, değerlendiriyor ve ilişkili olmadığını düşündüğünü her şeyi düzgünce kenara koyuyordu. İçeriğiyle ilgili tek kelime dahi okumadan yapıyordu bunu.
Tam bu dosyalardan da umudu kestiği sırada bir başlık dikkatini çekti: Medusa'nın Kahramanlığı. Boş bir kader kitabıyla alakalı olacağını düşünmediği için kenara koyacaktı ancak bu dosyaya bakması gerektiği hissi peşini bırakmıyordu. "Sadece bir defa göz gezdireceğim." Kararlılığı ve merakı arasında gerçekleşen bu savaşın kazananını belirten hafif mırıltısı şömine ateşine karıştı ve açılan dosyanın kalın karton sesiyle bütünleşti.
Maduna, ateşin çıtırtısı eşliğinde yazılanları yüksek sesle okumaya başladı. "10.243'üncü Kader Günü gecesinde Ölümlü Medusa, Kutsal Kule'nin efendisini çıldırmış bir kader sahibinin elinden kurtardı. Bir zamanlar isimsiz olan kader sahibi, kaderinden memnun olmadığı için ayın tepeye vardığı gece yarısı saatinde Kutsal Kule'ye saldırdı. Bu sırada şans eseri orada bulunan Ölümlü Medusa sayesinde Kutsal Kule'nin efendisi ... ölümden kurtuldu.
"Bu olayın ardından Kutsal Kule'nin efendisi ... Ölümlü Medusa'ya bir di..." Maduna sayfaların kalanına baktığında cümlelerin çoğunun silinmiş olduğunu fark etti. Kutsal Kule'nin efendisiyle ilgili her şey silinmişti. Medusa'ya ne dediği, ona nasıl teşekkür ettiği... Hiçbir bilgi verilmemişti, biri bu bilgileri kasıtlı olarak silmiş gibiydi.
Maduna bu olayın kendisiyle ilgili olabileceği fikrinden kurtulamıyordu. Sayfayı ışığa tutup bir daha inceledi. Yazılar doğal olarak hala okunmuyordu ancak annesinin Kutsal Kule'nin efendisine söylediklerini tam olarak silmediklerini fark etmişti Maduna. Okuyabildiği kadarıyla şunu diyordu: "Kader... Korku... Adaletsiz... Lütfen... M... ..."
Maduna fazla uzun süre burada kaldığını düşünüp hızla dosyaları topladı. "M..." diye geçirdi içinden. Bu araştırmanın tamamen boş olduğunu düşünmüyordu içten içe ancak bir yanı vakit kaybettiği fikrini benimsemişti. Kapıyı geri kilitleyip bu sefer gerçekten koşarak ve Bayan Güzel'in işinin hala bitmemiş olduğunu umarak anahtar dolabına giderken bile bu iki fikrin pasif-aktif çatışmaları içinde yorulduğunu hissediyordu.
Merdivenleri atlayarak indikten sonra anahtar dolabına bakmak için kafasını kaldırdığında Müdür Pan'ın sırtını görmek küçük dilini yutmasına sebep olacaktı neredeyse. Elindeki küçük anahtarı elbisesinin cebine atıp sessizce kitaplıklardan birinin arkasına saklanırken merdivenlerden inerken fazla gürültü çıkarmamış olmayı umuyordu.
Kalbi öylesine güçlü atıyordu ki nirinin onu kalp atışlarından bulabileceğine emindi. Midesi büzüşürken kan dolaşımının gücü onu terletiyordu ve aldığı nefesler bile soluk bprusundan zor geçiyordu.
Kısa süre içerisinde Bayan Güzel'in koşarak geldiğini duydu. "Bayan Güzel; işiniz varken sizi rahatsız etmeyi sevmem, bilirsiniz. Peki, sizi buraya neden çağırdım?" Müdür Pan'ın tehditkar ses tonu Maduna'nın damarlarına baskı yapan kanını dondurdu resmen. Nefesini tutma ihtiyacıyla tüm sinirleri uyarılıyordu, sanki biri onu her an nefes alışlarından bulabilirmiş gibi bir korku dalgası soğuk su misali şokladı.
Bayan Güzel de bu tehditkarlıktan nasibini almıştı. Sesindeki hafif kaymalar Maduna'nın dikkatinden kaçmamıştı. "Neden çağırdınız Müdür Pan?"
Maduna'nın karnı iyice büzüldü ve pişmanlık duygusuyla kalbinde bir sızı hissetti. Ne olduğunu tahmin etmek zor değildi, Maduna geç kalmıştı ve yakalanmıştı. Ölmemek için çabalarken kendi ölümüne koşmuştu. Belki de bu yüzden kader kitabı boştu, kim bilir?
"Lütfen şuraya bakın, sizce de bie hata yok mu?" Müdür Pan'ın sesi aynı tehditkar havayı sürdürürken Maduna, görmese de nereyi işaret ettiğini anlamıştı: anahtar dolabı.
Bayan Güzel, anahtarların karıştırıldığını görünce dudağını ısırdı ve sakin olmaya çalışarak Müdür Pan'a döndü. "Ah, bu aralar aklım bir karış havada. Anahtarların yerini karıştırmışım." Tahtadan yapılma anahtarı çıkarttı ve olması gereken yerine geri koydu. Bu hareketle ortaya çıkan melodi yaz ve ilkbahar sabahlarının karışımını andıran bir hisle geri dönüş yaptı. Ama bu güzel his, Müdür Pan'ı dindirmeye yetmemişti.
"Sorunun çözüldüğünü sanmıyorum, Bayan Güzel. Eksik anahtar için geçerli bir sebebiniz yoksa sizi kovmaktan başka çarem de yok demektir."
"Ah, Bay Çirkin size haber vermedi anlaşılan. Gizli bölümün anahtarında bir sorun tespit ettiği için düzeltmeye aldı. Kısa süre içinde geri getirecektir, merak etmeyin." Bu sözler karşısında Maduna kulaklarına inanamadı. Aynı anda hem Bayan Güzel'in kusursuzca yalan söyleyebilmesine şaşırıyor hem de neden onu koruduğunu sorguluyordu. Kendi başını da yakabilirdi. Eğer Maduna, biraz bile Müdür Pan'ı tanıyorsa buradan çıktıktan hemen sonra Bay Çirkin'in yanına gidecekti, anahtarın onda olmadığını anladığında yapacağı ilk iş Bayan Güzel'i kovmak olacaktı. O zaman neden yapmıştı bunu?
Maduna bunları düşünürken Müdür Pan'ın gideceğini belirten sözler söylendi. "O zaman anahtar düzeltilince geleyim." O kütüphaneden çıkarken Maduna da saklandığı yerden çıktı. Bayan Güzel'e ne demesi gerektiğini bile bilmiyordu.
Bayan Güzel ise Müdür Pan'ın arkasından kapıyı kapatıp arkasını döndüğünde o kadar duygusuz bir surat takınıyordu ki Maduna tanımadığı birisine bakıyormuş gibi hissetti. Maduna'yı görünce bakışlarındaki boşluk öfke aleviyle yanmaya başladı ve büyük adımlarla Maduna'nın yanına gelirken Maduna kılını dahi oynatmadı, hatalı olduğu için azarlanması ya da kendisine karşı öfke duyulması normaldi ve o, bunu karşılamaya hazırdı.
Fakat Maduna yalnızca bir azar ve öfkeyi karşılamaya hazırdı. Aniden yanağına inen bir tokat ise hayatı boyunca ilk defa karşı karlıya kaldığı bir durumdu. Tokatın etkisiyle sağa doğru tökezlerken saçları yüzüne döküldü. Saniyeler içinde tüm yanağı acıyla yanmaya başladığında tepki dahi veremedi.
"Anahtarı ver." Maduna, elleri titrese dahi Bayan Güzel'i ikiletmeden cebinden anahtarı çıkarttı ve ona uzattı. Bayan Güzel ise Maduna'nın suratına dahi bakmadan anahtarı aldı ve kağıt kalem çıkarıp bir şeyler yazdıktan sonra kapının yanındaki küçük zili çaldı. Bu zil, hizmetçi perileri çağırmak için kullanılıyordu. Müdür Pan'ın, Bay Çirkin'den anahtarı isteme ihtimaline karşı anahtarı Bay Çirkin'e göndereceğini anlamak zor değildi.
Hizmetçi peri anahtarı ve kağıdı alıp Bayan Güzel'in komutları üzerine Bay Çirkin'in yanına giderken Bayan Güzel, göz ucuyla Maduna'ya baktı. Maduna hala tokatın şaşkınlığını üstünden atamamıştı. "Ne bekliyorsun?" dedi Bayan Güzel aniden. "Başka bir şey çalmadıysan burada işin kalmadı demektir." Bu sözler Maduna'nın gücüne gitmişti. Onu bebekliğinden beri tanıyan Bayan Güzel'in ona aniden böyle davranması kalbini kırmıştı. Hiçbir şey söylemeden kapıdan çıktı ve koridora attı kendini.
Bu sefer üzüntüden dolayı hızlı adımlarla koridorda yürürken ve yanağına atılan tokadı düşünürken gözleri doldu. O soğuk gözlerle nasıl bakabildi Maduna'ya? Olayları düşündükçe kalbinin daha da kırıldığını hissetti. Ardından aniden durdu. Sanki bir şeyi fark etmiş gibi hissetti. "Ben onu kandırdım..." diye mırıldandı Maduna arkasında kalan kapalı kütüphane kapısına bakarken. "Belki de o da kırılmıştır..."
Hayatında ilk defa kuralları çiğnemişti Maduna ve sonucunda çok sevdiği birinin güvenini kaybetmişti. Eli, hala sızlayan yanağına gitti. Ardından başını iki yana salladı. "Güven, kolay kaybedilen ama zor kazanılan bir şeydir. Eğer Bayan Güzel'in güvenini yeniden kazanmak istiyorsam zaman ihtiyacım olacak ve bunun için hayatta kalmalıyım. Duygusal anlara yetecek zamanım yok." Evet, Maduna'nın hiç zamanı yoktu. Bir hafta içinde kimseye çaktırmadan bu sorunu çözmeliydi ancak arkadaşları şimdiden onun hakkında endişelenmeye başlamışken bu çok zor olacaktı.
💚🐍💚🐍💚🐍💚🐍💚🐍💚🐍💚
Saat üçte bölüm yayınlamayan da ne bileyim... Bölüm yazmak için uyumadım evet o7
Yeni motivasyonum: Birinci kitabı bitir ve çok sevdiğin karakterlerine kavuş. Çocuklar arası ayrımcılık mevcuttur o7 ikinci kitaptaki karakterle aramda daha kuvvetli bir bağ olabilir... bence okuyunca siz de beni anlayacaksınız.
Umarım bölümü beğenmişsinizdir. Yorumlarınızı esirgemeyin.