Jennie’nin bakış açısından.
Geçen geceki yat partisinden sonra okula gelmek benim için neredeyse imkansız gibiydi. Kafamın içinde hâlâ Lisa’nın o loş kamaradaki fısıltıları, dudaklarının sıcaklığı ve parmaklarının cildimde bıraktığı o tatlı sızı yankılanıyordu.
Neyse ki bugün şaşaalı partiler veya gerilimli davetler yoktu. Dışarıda pencereleri döven hafif bir sonbahar yağmuru ve okulun devasa, sessiz kütüphanesinin meşe kokulu havası vardı.
En arka rafların arasındaki ahşap masaya oturmuş, önümdeki sanat tarihi kitabının sayfalarını öylesine çeviriyordum. Ama aklım derslerde değildi.
Aniden hemen arkamdaki raftan bir kitabın çekildiğini duydum. Ahşap boşluğun arasından tanıdık, kahverengi gözler belirdi.
"Burada saklandığını biliyordum Kim." dedi Lisa, fısıltı gibi tatlı bir sesle.
Kalbim anında ritmini şaşırdı. Yüzüme o her zamanki mesafeli ifademi takınmaya çalıştım ama başaramadım. "Saklanmıyorum Manoban, ders çalışıyorum."
Lisa rafın etrafından dolanıp yanıma geldi. Sandalyesini tam benimkine bitişik şekilde çekti ve oturdu. Üzerinde okulun gri kazağı vardı ve saçları yağmurdan hafifçe nemlenmişti. Sıcaklığı anında yanımı kapladı.
"Ders çalışıyorsun demek..." dedi hafifçe kıkırdayarak. Önümdeki kitabı ters tuttuğumu fark edip parmak ucuyla kitabı doğru yöne çevirdi. "Ters okunabilen yeni bir teknik mi bu?"
Yanaklarımın ısındığını hissettim. "Çok sinir bozucusun." diye mırıldandım başımı çevirerek.
Lisa uzanıp çenemi nazikçe kavradı ve yüzümü kendine döndürdü. İki rafın arasında, kimsenin bizi göremeyeceği o küçük kuytuda gözlerimizin içine baktı. Bütün o alaycı havası bir anda dağılmıştı.
"Seni bütün sabah koridorda aradım." dedi fısıltıyla. Yüzünü yüzüme doğru yaklaştırdı. "Gözlerimi senden alamıyorum Jennie. Artık yapamıyorum."
O an kütüphanenin sessizliği, dışarıdaki yağmurun ritmi ve Lisa’nın nefesten ibaret olan sesi birbirine karıştı. Lisa yavaşça eğildi ve dudaklarını yanağıma, tam da elmacık kemiğimin üzerine yumuşacık bir öpücük olarak bıraktı. Ardından dudakları kulağımın hizasına kaydı.
"Akşam çıkışta seni ben alıyorum. İtiraz kabul edilmez."
Tam o sırada birkaç raf öteden bir öksürük sesi geldi. Kafamızı çevirdiğimizde Jisoo ve Rosé’nin ellerinde kitaplarla bize baktığını gördük. Jisoo bize bakıp bıyık altından gülerken, Rosé gülmemek için dudaklarını ısırıyordu.
"Devam edin kızlar, biz sadece kaynak kitap bakıyordukk." dedi Jisoo neşeyle fısıldayarak.
Gözlerimi devirdim ama Lisa’nın elini masanın altından bulup parmaklarımı onun parmaklarına kenetlemekten de geri durmadım. Bütün o dünya karmaşasından uzak, okulun bu sessiz köşesinde, sadece onunla olmak hayatımda ilk kez bana bu kadar tatlı ve doğru geliyordu.