"Belki de ben senin ilgilenmeni istiyorumdur" dediğinde şok olmuştum.
Vücudumdaki tüm kan yanaklarıma hücum ederken birden kapı açıldı. Kafamı arkaya çevirdiğimde gelenin Jennie ve Jisoo olduğunu farkettim.
Jennie "Olanları duyup gelmiştik ama görüyorum ki birşeyiniz yok" diyerek sırıttı.
Kıpkırmızı olmuştum. Lisa'da benden pek farklı değildi. Hemen Lisa'dan ayrıldım ve kızların arasından geçerek koşarak bahçeye çıktım.
Açık havada bile yanıyordum. Kendimi sakinleştirmeye çalışıyor ama sakinleştiremiyordum. Bir anda aklıma Lisa'nın yaralı olduğu ve onu orada öylece bıraktığım aklıma geldi.
Oflayarak revire hızlı adımlarla yürümeye başladım. Yüzüne nasıl bakacaktım şimdi. Üstüne üstlük bir de kaçmıştım.
Revire girdiğimde Jennie ve Jisoo'nun gittiğini ve sadece Lisa'nın orada olduğunu görmemle derin bir nefes alarak revire girdim.
Yavaş adımlarla yürümeye başladım. Oksijenli su ve pamuk alarak konuşmaya başladım. "Özür dilerim bir anlık utanarak seni unuttum" diyerek somurtup ona yaklaştım.
Yaklaşıp yarasını temizlemeye devam ettim. Bana bakmıyordu gerçekten çok saçma bir davranışta bulunmuştum ama çok utanmıştım ve yapabileceğim birşey yoktu.
Temizlemem bittiğinde benden önce kalkıp gitmişti. Öylece kalakalmıştım. Lisa'yı anlamak gerçekten zordu.
Revirden çıkıp sınıfa gidiyordum ki biri kolumdan tutup beni yanına çekti. Çeken kişiye baktığımda onun Jisoo olduğunu anlamıştım.
"Chae bu doğru mu?" Diye sorduğunda hiç birşey anlamamıştım. "Ne doğru mu Jisoo?" Diye sorduğumda telefonunu bana gösterdi. Telefonun ekranında bı haber vardı. Ekranda Dün yanıma gelen Jimin'le fotoğraflarımız vardı ve işin saçma olan tarafı haberde sevgili olduğumuz iddia edilmişti.
"Tabiikide doğru değil" dediğimde derin bir nefes verdiğini farkettim. "Jimin okulun popüler çocuklarından biri ve erkek arkadaşları dışında kızlarla pek konuşmaz bu yüzden sevgili olduğunuzu düşünmeleri bence gayet normal" dediğinde dediklerini düşündüm peki neden benimle konuşmuştu?
"Benim gitmem gerek" diyerek Jisoo'ya veda ettim. Sınıfa giderken herkes bana bakıp yanındaki kişi ile fısıldayarak bir şeyler konuşuyordu.
Adımlarımı hızlandırarak en sonunda sınıfa girdiğimde de herkes bana bakıyordu. Bundan cidden sıkılmaya başlamıştım.
Sırama yani Lisa'nın yanına oturdum. Çok geçmeden öğretmen sınıfa girdi ve derse başladı.
Dersin ilerleyen dakikalarında Lisa bacağımı dürtekledi ve konuşmaya başladı "Haberler doğru mu gerçekten sevgili misiniz?" Diye sorduğunda "Neden sordun?" Diyerek cevap verdim. "Hiç sadece sordum, soramaz mıyım?" Dediğinde hocanın gözüne batmış olmalıyız ki hoca bize seslendi. "Lisa ve Chaeyoung konuşmayı keserek dersi dinleyebilir misiniz artık?" Dediğinde tüm sınıf bize döndü. Başımızı sallamakla yetindik.
Öğretmen de çok geçmeden derse devam etti. "Eee cevap vermeyecek misin?" Diye sorduğunda "öğretmen daha yeni kızdı teneffüste cevap veririm." Dediğimde kaşlarını çattı "Teneffüsü bekleyemem çok kolay bir soru sordum evet mi hayır mı?" Diye fısıldayarak tekrar sorduğunda beni cevap almadan bırakmayacağını anladığımda "hayır değiliz" diyerek cevap verdiğimde sırıtarak kafa sallayıp önüne döndü.
Gerçekten garipti bir soğuk davranıp bir sıcak davranması tüm beynimi karıştırmıştı. Arkadaş mıyız? Değil miyiz?
Ders sona erdiğinde kızlarla birlikte yemekhaneye gittik. Yemeğimizi aldıktan sonra boş bir masa bulup oturup konuşmaya başladık.
Jennie "bence Lisa ile çok yakışıyorsunuz" diyerek konuşmaya başladı. Jisoo da yemeğinden bir kaşık alıp "bence de" diyerek Jennie'ye katıldı.
"Kızlar saçmalamayın" diyerek göz devirdim. Jennie "Neden ama ileride birlikte olabilirsiniz bence" diyerek konuşmayı sürdürdü. "Asla böyle birşey olmayacak" diyerek yemeğimden bir kaşık aldım. Jisoo "asla, asla deme Chaeyoung" diyerek sırıttı. Nereden çıkmıştı şimdi Lisa meselesi?
Jisoo ve Jennie'nin yemeği bittiği için benim ısrarımla gitmişlerdi. Ben de yemeğimi yemeye devam ediyordum.
Yemeğimi bitirdiğimde Jisoo ve Jennie'yi aramıştım ama bulamamıştım. Ben de onları aramayı bırakıp müzik odasına ilerledim.
Müzik odası okuldaki en sevdiğim yerlerden biriydi. Evimizde bir gitarım vardı ve çalmayı çok severdim. Eskiden bir piyanomda vardı ama taşındığımızdan dolayı Kore'ye getirememiştim.
Piyanonun başına oturarak ezbere bildiğim Gone şarkısını çalmaya başladım. Bir yandan çalıp bir yandan söylüyordum. Evet gitar ile daha güzel çalınıyordu ama piyano ile de fena sayılmazdı.
I just wanna be the one
But to you, we're already done
Tell me, why'd you have to hit-and-run me?
Now I'm all alone crying ugly
You broke my heart just for fun
Took my love and just left me numb
Now it's eight in the morning
Hate in the morning (all because of you)
Another story that's sad and true
I can feel the pain, can you?
You had to be the one to let me down
To color me blue
Hate to see you with someone new
I'll put a curse on her and you
Ain't no looking back, now you're dead and gone
My love is gone too
Lisa'dan
Müzik odasında gitar çalmayı çok sevdiğim için müzik odasına gidiyordum. Kimse benim gitar çaldığımı bilmediği için çoğunlukla buraya gizlice gelirdim. Yine aynı şekilde gidiyordum ki müzik odasına giren Chaeyoung'u gördüm.
Müzik odasına yaklaştığımda bir piyano sesi gelmeye başladı. Kapıya yaklaşıp sesi dinlemeye başladım.
Ve Chaeyoung şarkıyı söylemeye başladığında büyülenmiştim. Sesinin bu kadar güzel ve ince olduğunu hiç farketmemiştim. Gerçekten mükemmeldi...
Büyük bir hayranlıkla onu gizlice dinliyordum. Gizlice dinliyordum çünkü odaya girersem çalmayı ve söylemeyi bırakıcaktı.
O an tek istediğim şey bir gün bana da çalmasıydı. Lisa ne saçmalıyorsun sen diyerek kendime kızsam da bu düşünceleri engelleyemiyordum.
Chaeyoung çalmayı bitirdiğinde oradan hemen gidecektim ki kendi ayağıma çelme takarak yere kapaklandım. Ne kadar büyük rezillik.
Ayağa kalkana kadar Chae çoktan beni kapıda farketmişti. "Lisa iyi misin?" Diyerek kolumdan tutup kalkmama yardım etti.
"İyiyim sağol" diyerek gidiyordum ki "Burada ne yapıyorsun?" Diye sordu "öylesine canım sıkılmıştı geziyim dedim burada da düştüm işte" diyerek bir kelime daha etmesine müsaade etmeden uzaklaştım.
Chaeyoung'dan
Düşünmekten deliye dönmüştüm. Acaba beni dinledi mı yada duydu mu? Umarım bu iğrenç sesimi duymamıştır offf
Müzik sınıfından en sonunda çıktığımda zil çalmıştı. Bugün Lisa'ya ne kadar rezil olduğumu sayamıyordum bile.
Sınıfa girip sırama oturdum Lisa daha gelmemişti. Ders için kitaplarımı masaya çıkararak kafamı her zamanki gibi sıraya gömdüm.
Yanımdaki sesi duyduğumda kafamı kaldırdım. Gelen kişi Lisa'ydı tam kafamı sıraya geri gömecektim ki sıraya bir üst sınıftan olan Jungkook ve Taehyung isminde olduğunu öğrendiğim öğrenciler girdi.
İsmi Jungkook olan çocuk "Selam bu akşam bizim evde parti var davet etmek için gelmiştik" diye konuşmaya başladı. Ardından ellerindeki davetiyeleri bize uzattılar.
"Teşekkür ederim" diyerek davetiyeyi aldım Lisa da davetiyeyi aldıktan sonra birkaç kişiye daha vererek sınıftan ayrıldılar.
Bende davetiyeyi incelemeye koyuldum. Ailem umarım izin verir diyerek davetiyeyi çantama düzgünce koydum.
Sonunda tüm dersler bittiğinde hızlıca babamın arabasına ilerleyip arabay bindim. Yol yine her zamanki gibi sessiz geçmişti.
Eve geldiğimizde koşar adım odama çıkarak her zamanki gibi duş aldım. Duş alıp giyindikten sonra aşağı annem ve babamın yanına gittim. Koltukta oturup televizyondaki haberleri izliyorlardı.
Yanlarına gidip yanaklarına birer öpücük kondurdum. Babam hemen niyetimi anlayarak gülümseyerek "bu sefer ne istiyorsun baş belam söyle" diyerek yanındaki boşluğu işaret etti.
Babamın yanına oturup sarıldım. "Baba akşam arkadaşlarım bir parti veriyor da bende onlarla gidebilir miyim?" Diye sorduğumda hiç beklemediğim bir şekilde babam anında kabul etmişti.
Sevinçle babamın yanağıma bir öpücük daha kondurarak odama çıktım. Giyeceğim kıyafetleri ayarlamakla başladım.
En sonunda giyeceğim elbiseye karar verebilmiştim. Siyah zarif mini bir elbise giymeye karar vermiştim. Çok da abartılı değildi ama altta kalabilecek bir elbise de değildi.
Jisoo ile konuştuğumda babası oradan geçeceği için beni de alıp bırakmayı teklif etmişti. Ben de Kore'ye yeni geldiğim ve daha yolları tam bilmediğim için kabul etmiştim.
Elbisemi giyip saçımı yaptıkdan sonra hazırdım. Aşağı inerek annem ve babama veda ettim. Jisoo ve babası çoktan gelmişti hemen arabaya binerek ilerlemeye başladık.
Gidene kadar Jisoo ile biraz sohbet etmiştik en sonunda vardığımızda ağzım açık ev denilen şatoya bakıyordum.
Fazla oyalanmadan içeriye geçtik. Açıkcası Jisoo benden daha güzeldi. Giydiği beyaz elbise ona çok yakımıştı. Jennie'de giydiği aşırı şık kırmızı elbisesi ile yanımıza geldi.
Ayaküstü biraz konuştuktan sonra benim gibi siyah elbiseli olan Lisa'yı farkettim. Elbisesi benimkine çok benziyordu ama onunki daha güzel görünüyordu.
Parti ilerlediğinde pek de eğlenmemiştim. Herkes içip sarhoş olmuştu neredeyse. Ben de canım sıkılıdığı için evin açık balkonundan bahçeye çıktım.
Bahçesinde bir havuz vardı ve evin dışı kadar hoş ve görkemliydi. Çok geçmeden kolumda bir el hissetmemle irkildim. Gelen kişi Jimin'di "Korkuttum mu güzellik?" Diyerek sarhoş bir şekilde konuştu. Sarhoş olduğundan söylediklerini bilmediğini düşünüp umursamamıştım ama bana yaklaşmaya başladığında konuştuklarında ciddi olduğunu anlamıştım. "Jimin sarhoşsun uzak dur!" Diyerek bağırdım. Bana hızlı adımlarla yaklaştı ve beni duvarla arasına aldı. Ne kadar itmeye çalışsam da hareket etmiyordu. Elinin birini bacağıma götürdüğünde "Yeter!" Diyerek tüm gücümle onu ittim.
İtmeme rağmen yine de birşey yapıp beni köşeye kıstırmıştı. Elini tekrar bacağıma uzatmıştı ki biri onu üstümden çekti ve beni kurtardı.
Jimin korkuyla kaçtığında ben yere çökmüş ağlıyordum. Beni kurtaran kişi elleri ile yüzümü kendisine çevirmişti.
Tek gördüğüm kişi;
Lisa...