İçeriğe geç

Love Me (Jeongbin Omegaverse)

Bölüm 6 · 6 dk okuma

Love Me (Jeongbin Omegaverse)

Bölüm 6

{6} Endişe

İyi Okumalar 🦋 ______________ Gamzeli Hyung Ben teklifini Kabul ediyorum (16.34) Changbin hyung Jeongin? Başlamadın mı zaten bugün staja? Kabul etmiştin staj işini (22.43) Gamzeli Neden bu kadar geç-| Muhtemelen çok meşgul| Hyung Ben stajı demiyorum Diğer teklifini kabul ediyorum Changbin hyung Ne| Hangi| Bekle bir dakika| Jeongin Üniversitene ve stajına devam etmeni istiyorum Gamzeli Biliyorum Devam ediyorum zaten Bana bu şansı sunduğun için Gerçekten minnettarım hyung Ama ben diğer teklifini kabul ediyorum Şeyi nasıl diyeceğim ki| Evlenelim Changbin hyung Bu işte bir terslik var| Kabul etmeme konusunda ciddiydi| Bir şey olmuş olmalı| Ne oldu Jeongin Bir sorun varsa bana söyleyebilirsin Gamzeli Sorun yok hyung Ben sadece düşündüm Ve teklifini kabul etmek istediğimi anladım Changbin hyung Jeongin Ben ne söyleyeceğimi bilemiyorum Ama senin üniversitene ve kariyerine odaklanmanı istiyorum Bunun için çok gençsin Seni böyle bir sorumluluğun altına itemem Gamzeli Hyung En başından bana teklifi yapan sendin Ben de kabul ediyorum Changbin hyung Biri mi zorluyor seni| Felix de böyle bir şey yapmaz ki| Biliyorum Ama şu an uygun görmüyorum Gamzeli Tamam o zaman Uygun gördüğünde kabul ediyorum Sen ne zaman uygun görürsen Changbin hyung Kafasına koymuş| Daha çok genç| Jeongin Ben aslında birisiyle anlaştım Yakın zamanda evlenmeyi düşünüyoruz Gamzeli Ne| Bu neden beni bu kadar üzdü| Niye başkasına söyledi ki| Hani Felix başkasını bulamıyor demişti| Demek ki bulmuş işte| Tamam hyung Changbin hyung Üzüldü mü acaba| ... ~Changbin~ Dün işlerimi çok geç bitirmiştim. Eve vardığımda duş alacak halim bile yoktu. Gün boyunca ilk kez telefonu elime aldığımda ise tonlarca bildirim vardı. Telefona bakamayacak kadar da başım ağrıyordu ama bildirimler arasında Jeongin'den gelen mesajı gördüğümde anında gözlerim açılmıştı. Her ne durumda olursam olayım onun mesajına cevap vermek istiyordum. Farklı birisi olduğu apaçık ortadaydı, ilgimi de çekmiyor değildi. Ama her şey daha çok yeniydi... Mesajına cevap verdiğimde yaptığımız konuşma ise daha fazla kafamı karıştırmıştı. Bir anda sanki Jeongin gitmiş yerine başkası gelmişti. Evet onu çok yakından veya uzun süredir tanımıyorum ama biriyle beş dakika konuşmam bile onun kişiliğini anlamama yetiyordu. Ve ben Jeongin'i iyi tanıdığıma emindim. Teklifimi kabul etmeyeceğine o kadar emindim ki. Zaten son zamanlarda yoğunluk nedeniyle çocuk işini bile düşünemiyordum. Dün mesajlardan sonra ise uyumak yerine bakışlarımı tavana dikerek hayatımı düşündüm. Hayatım boyunca kendim için hiçbir şey yapmamıştım. Sadece anne ve babamı gururlandırmak, kardeşime iyi bir hayat sunabilmek için gece gündüz çalışmıştım. Ve bu üzerime yapışıp kalmıştı. Başkalarının hayatını düşünmekten kendi hayatımı yaşamayı unutmuştum.. Yaşıtlarım eşleriyle, çocuklarıyla tatile çıkarken bile ben çalışıyordum. Ki birini seveceğimi de pek sanmıyordum. Annemle babam benim evlilik hayatına nefret etmeme neden olmuşlardı. Koskoca adamdım, ama o kadar korkutucu geliyordu ki bana onlar gibi bir evlilik yaşamak, hergün kavga etmek, evde huzuru kaçırmak, çocukların psikolojisini bozmak... Bu yüzden anlaşma üzerinde bir evlilik yapıp çocuk sahibi olmak benim için en iyisiydi. En azından çocuğum olursa belki onun sayesinde kendime de zaman ayırmayı öğrenirdim.. belki.. Ama Jeongin'i bu işin bir parçası olarak düşünmek istemiyordum. O fazlasıyla iyi biriydi ve sevilmeyi hak ediyordu. Ben ona sevgi veremeyecektim... Bir tarafım da onun gibi birisinden çocuğum olmasını o kadar çok istiyordu ki. Ne olursa olsun okuması gerekiyordu. Gençlik yıllarının daha başındaydı ve verdiği bir karardan pişman olmasını da istemiyordum. Ki bu karar geri dönülemez bir karar. İşte bu yüzden bugün hastanedeki işlerimi bitirir bitirmez şirkete doğru yola koyulmuştum. Hem yeni gelen stajyerleri kontrol etmek istiyordum, hem de Jeongin'in ne durumda olduğunu görmek istiyordum. Ona bir anda böyle bir kararı verdiren neydi gerçekten merak ediyordum... Arabamı şirketin otoparkına bırakma gereği duymadan hemen önünde durdurdum. Çok fazla kalmayacaktım bu yüzden otoparkta süre harcayamazdım. Arabadan indikten sonra üzerimdeki takım elbiseyi düzeltmeye çalıştım ve dönen giriş kapısına doğru ilerledim. İçeri girer girmez kartımı cebimden çıkararak turnikeye okuttum. Attığım her adımda beni karşılayan çalışanları da selamlamayı unutmuyordum. Normalde hep gelir gelmez yönetim katına uğrar, işlerin ne halde olduğuna bakardım ama bugün onu yapamayacak kadar sabırsızdım. Hızlıca asansöre ilerledim ve beşinci kata tıkladım. İlk gelen stajyerleri kontrol etmek istiyordum. Jeongin'i görmeden kafamı toparlayamayacağımı anlamıştım. Asansör durduğunda hemen indim ve açık masa düzeninde çalışanların yanına doğru adımladım. Jeon Somi yüzündeki şaşkınlıkla bana doğru yürüdüğünde gülümsedim. Gerçekten geleceğimi haber vermemiştim bu da onları şaşırtıyordu. "Efendim bir sorun mu var?" Endişeli sesiyle sorusunu sorduğunda gülümseyerek başımı hayır anlamında salladım. Aynı zamanda da etrafa bakınıyordum. Bakışlarım tek bir kişiyi arıyordu.. "Bir sorun yok sadece kontrol için geldim" Somi gülümseyerek beni onayladı ve eliyle asansör tarafı gösterdi nazikçe. "Yönetim katına kadar eşlik edeyim size efendim" "Gerek yok aslında Stajyerleri kontrol için geldim" Somi'nin yüzündeki bakışlardan anlıyordum şaşırdığını. Normalde stajyerleri CV'leri kontrol ederek kendim alıyordum zaten ve kontrole de gerek kalmıyordu. Bunu ilk kez yaptığım için biraz şaşırmış olmalıydı. Ama kendisini bozmadan başını onaylar anlamda salladı ve geçmem için elini diğer tarafa uzattı. Adımladığımda o da yanımda yürümeye başladı. Şirketin tamamen cam olan duvar tarafındaki masalar stajyerler içindi. Oraya doğru adımladığımda hepsinin bilgisayar başında dikkatlice bir şeylerle uğraştığını gördüğümde gülümsedim. Gerçekten isteyerek ve hevesle yaptıkları belliydi. Özellikle şirketin onlara verdiği alıştırma ödevleri onlar için önemli gözüküyordu ve böyle kişilerle çalışacak olmak beni de mutlu ediyordu. Bakışlarım stajyerler arasında gezinirken bir süre sonra yüzümdeki gülümseme yavaş yavaş düştü. Bir sandalye boştu ve onun kime ait olduğunu gayet iyi biliyordum. İstemsizce kaşlarım çatılırken Somi'e taraf döndüm ve zaten onun bana baktığını gördüğümde mimiklerimi düzeltmeye çalıştım. "Bir kişi eksik gibi" "Evet efendim. En son gelen stajyer sadece bir gün geldi. O da dündü. Bugün de haber vermeden gelmedi. Ben sizin haberiniz var sandım" Başımı önüme eğerek onaylar anlamda salladım. İlk gün onun için izin alan bendim ve bugün de benim tarafımdan izinli sanmışlardı onu. Ama aslında değildi. İçimdeki endişe giderek büyürken derin bir nefes aldım. Jeongin bunu yapmayacak birisiydi. Böyle bir sorumsuzluğu asla yapmazdı. Kesin bir sorun vardı. Telefonumu cebimden çıkararak bir şeylerle uğraşıyormuş gibi yaptım ve Somi'nin yüzüne bakmadan konuştum. "Acil işim var gitmeliyim. Tekrar yine uğrayacağım. Sizlere kolay gelsin" Cevap beklemeden hemen oradan uzaklaştım. Asansörden iner inmez de Jeongin'i arayarak arabama doğru adımladım. O telefona da cevap vermeyince ne ara arabama binip Felix'in eski evine gittim inanın ben de hiç bilmiyordum. İlk kez kardeşim dışında birisi beni bu kadar endişelendiriyordu. Onunla aramızda olan bu şey neydi bilmiyordum. Nasıl benim kendime karşı olan kurallarımı yıkıyordu onu da bilmiyordum. Belki de kurdum kurduyla bağ kurmuştu ve bu içten gelen bir şeydi. Daha fazla kafamı karıştırmamaya çalışarak arabamı gelişigüzel binanın önüne bıraktım ve hızla binaya girerek merdivenlere doğru adımladım. Felix'in evinin önüne geldiğimde ise kapı ardına kadar açıktı ve kapının önünde iki orta boylarda bavul vardı. Mümkünmüş gibi bu daha da fazla kafamı karıştırmıştı. Ben artık Jeongin'i anlayamıyordum... Yavaş adımlarla eve doğru adımladığımda diğer odadan tıkırtı sesi gelmişti. Çok geçmeden de odadan kocaman bavulu sürükleyerek taşımaya çalışan Jeongin çıkmıştı. Bavul fazlasıyla ağır olduğu için nefes nefese kalmıştı ve saçları hafiften dağılmıştı. Tatlı gözüküyordu.. Bavulu çekiştirmeyi bırakıp nefeslenmek adına başını kaldırdığında gözgöze gelmiştik. Onun kaşları şaşkınlıkla çatılırken benim gözlerim sonuna kadar açılmıştı. Ona baktığım an sanki alfamın rahatladığını hissetmiştim. O bile endişelenmişti omega için. Kurdumun bana yüklediği bu beklenilmez duygular yüzünden kulağım istemsizce kızarırken karşımdaki şaşkın omeganın gözlerinin de dolduğuna yemin edebilirdim. ________________ Şalupşlup yalap hap şap diye şeyler yapın ama böyle olmaz kiii

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.