İçeriğe geç

Love Me (Jeongbin Omegaverse)

Bölüm 5 · 6 dk okuma

Love Me (Jeongbin Omegaverse)

Bölüm 5

{5} Teklif

İyi Okumalar 🦋

______________

Sabahın erken saatlerinde, elinde çantasıyla Seo İnşaat'ın devasa binasının önünde duruyordu Omega.

Camdan yapılmış, göğe yükselen modern gökdelen, onun gözünde sadece bir binadan öte, ulaşılmaz bir hayal gibiydi. Çelik kapıların ardında, şık giyimli çalışanların koşuşturduğu, ağır bir disiplinin hüküm sürdüğü bir dünya vardı... ve Jeongin o dünyanın bir parçası olmak için sabırsızlanıyordu.

Gerginlikle boğazını temizleyip adımını içeri attığında güvenlik görevlisi bayık bakışlarıyla onu süzdü.

"İsim, soyisim?"

"Yang Jeongin. Şey stajyer olarak geldim.."

dedi, sesi hafif titrerken. Heyecandan mıydı, yoksa bu disiplinin bir parçası olamamaktan korktuğundan mıydı bilmiyordu ama sesinin titrediği bariz ortadaydı.

Güvenlik görevlisi bilgisayara göz attıktan sonra ona boynuna asması için kart verdi.

"Stajyer odası, beşinci kat. Sizi kıdemlinizin yanına yönlendirecekler."

Jeongin kartı boynuna astı, parlak mermer zeminde adımlayarak kocaman şirketin içinde asansörü aradı. Asansöre binerken kalbi hızla çarpıyordu. Yıllardır hayalini kurduğu mimarlık dünyasına, ilk adımını atıyordu. Ve bu adımın bu kadar kolay ve hızlı olacağını düşünmemişti bile. Hepsi Changbin sayesindeydi ve ona ne kadar teşekkür ederse azdı.

"Burada elimden gelenin en iyisini yapacağım... Changbin hyung'u da, Felix'i de gururlandıracağım."

Omega asansörde yalnız olmanın verdiği cesaretle yumruğunu havaya kaldırarak kendi kendine konuştu.

Asansör kapısı açıldığında onu, ciddi yüzlü bir kadın karşıladı. Siyah topuklu ayakkabıları ve düzgün topladığı saçlarıyla disiplinin adeta vücut bulmuş haliydi. Disiplin bir insan olursa kesinlikle bu kadın olurdu.

"Yang Jeongin, değil mi? Ben kıdemlin, Jeon Somi. Bundan sonra direkt bana bağlı çalışacaksın."

Kadının bakışları yukarıdan aşağıya süzdü karşısındaki bedeni, gözlerinde hafif bir küçümseme parıltısı vardı. Ama sanki bu Jeongin'e özel değildi, herkese böyle bakıyordu. Belki de bakışları böyleydi.

Omega, asansör açılır açılmaz karşılandığı için biraz duraksamıştı. Kadın da gencin konuşmayacak olduğunu anladığında kendi sözlerine devam etti.

"Birinci sınıf öğrencisisin, öyle mi?"

Dedi, elindeki evrakları incelerken.

Jeongin ise sadece başıyla onaylamakla yetindi. İlk günün gerginliğiyle hala konuşamıyordu.

Somi dudaklarını büzerek küçümser bir gülümseme bıraktı elindeki evrakları okumaya devam ederek. Gözlerini bir an olsun kağıttan çekmeyerek okuduklarına şaşırmış gibi mırıldanmalar çıkıyordu dudaklarının arasından.

Omega o kadar gerilmişti ki arkasındaki asansöre binip ilk trenle Busana dönmek istiyordu.

"Enteresan. Normalde staj için en az üçüncü, bazen de ikinci sınıfta olmak gerekir. Ama anlaşılan bazı kişiler torpille de girebiliyor."

Jeongin'in boğazı düğümlendi, yüzü anında kızardı. Zaten yeterince gergindi bunun üzerine kendisini toparlayamayacağını anlamıştı.

Cevap vermek istedi ama sözleri boğazında kaldı. Çünkü kadın dediklerinde haklıydı. Kadının bakışlarında açık bir yargı vardı. Doğru olan bir şey daha fark etti kendisi belki bunu yüksek sesle söylemese, kabullenmese bile aslında Changbin'in adı gölgesi gibi üzerindeydi.

Onun şirketinde, onun sayesinde staj almıştı. Bunu ne hak etmişti, ne de bunun için savaşmıştı. Kim ne söylerse haklıydı. Belki de en başından bunun böyle olacağını tahmin etmeli ve kabul etmemeliydi.

"Bu konuyu uzatmaya gerek yok," dedi Somi, omeganın daha fazla kızardığını gördüğünde.

"Sonuçta patronun gönderdiği birisin. Hadi, seni biraz gezdireyim."

İçerisi devasa bir karınca yuvası gibiydi. Buradaki insanlar da en az karıncalar kadar tıkır tıkır çalışıyorlardı. Açık ofis düzeninde, bilgisayarların başında nefessiz bir şekilde çalışan mimarlar, çizim tahtalarının önünde notlar alan stajyerler vardı. Cam duvarların ardında toplantılar yapılıyor, projeksiyonlarda gökdelen tasarımları dönüyordu.

Jeongin, gözleri ışıldayarak her köşeyi inceliyordu. Cam duvarlar arasında kalan toplantı odalarında dönen yeni yapı örnekleri o kadar devasa ve mükemmeldi ki.

Seul'un bu kadar ihtişamlı ve düzenli bir şehir planına sahip olmasının en büyük payı Seo inşaat şirketindeydi.

Omega ne kadar parlak gözlerle etrafa bakıyorsa da, etraftaki kaçamak bakışlar da en az onun dikkatli bakışları gibi üzerinde geziniyordu.

Jeongin ise hevesini gölgeleyen bakışların farkındaydı. Tahtalar üzerinde çalışan Stajyerlerin yanlarından geçerken onların fısıldaşmalarını duydu.

Dün stajın ilk günü olmasına rağmen işe gelmemişti. Çünkü Felix onu evine davet etmişti. Ve anlaşılan stajın ilk günü Jeongin'in patron tarafından izinli olup işe gelmemesi bu fısıldaşmaların nedeni olmuştu.

"Bak, o çocuk işte, sanırım yeni gelen stajyer."

"Birinci sınıfmış, inanabiliyor musun?"

"Birinci sınıf mı? Yok artık."

"Bence belli, patronun ilgisini çekmiş olmalı. Yoksa başka türlü imkansız."

"Kesinlikle. Dün ilk staj günümüz olmasına rağmen izinliydi ve bugün ona özel olarak şirketi gezdiriyorlar."

Fısıldaşmalar Jeongin'in adımlarının ağırlaşmasına neden oldu. Kalbine bıçak gibi saplanan sözler, yüzünü ateş gibi kızarttı. Uzun bir süre staj arkadaşlarıyla birlikte olacağını biliyor olsa bile onlara taraf bakmamaya çalışıyordu.

Lakin fısıldaşmaları dinlemeye çalışırken saniyelik göz göze geldiği genç bir çalışan, küçümser bir gülümsemeyle dudaklarını kıvırdı ve başını salladı.

İnsanlar kendi aralarında başkaları hakkında kafadan kurma hikayeler uydurup, uydurduklarına inanarak hareket ediyorlardı. Ama küçük bir eleştiri veya düşünce olarak söyledikleri şeyin karşı taraf için ne kadar ağır olduğunun farkında bile olmuyorlardı.

"Ben patrodan beklemezdim açıkçası. Onun işini seven birisi olduğunu sanıyordum. Bulduğu her omegayı buraya aldığını bilmiyordum"

"Demek ki o kadar da abartılmamalı bu şirket, elini kolunu biraz da kalçasını sallayan girebiliyormuş"

Az önce gözgöze geldiği stajyer omeganın kızarmış yüzüne bakarak biraz sesli bir şekilde yanındaki arkadaşıyla fısıldaşmaya devam etti. Bilerek ses tonunu omeganın duyabileceği tonda tutmuştu.

Jeongin, daha fazla şey duymak istemediği için onların yanından hızla uzaklaştı ama kulaklarında uğultu yankılanıyordu. Biraz ileride olan bayan Somi'e yetişmek için hızlı atıyordu adımlarını, attığı her adımda gözleri daha da doluyordu.

Midesi düğümlenir gibi oldu. Elleri çantasını sıkarken nefesleri istemsizce hızlandı. Onlara dönüp bağırmak, hayır demek istedi, buraya, bu şehire, bu bölüme ne zorluklarla geldiğini haykırmak istedi. Ama şu an kendisini düşünmüyordu.

Onun yüzünden Changbin hakkında da kötü konuşmuşlardı. Kendisi olsa belki de sorun olmazdı ama ona yardım eden birisini de kendisiyle birlikte bu bataklığa sürüklemek istemiyordu.

Bu yüzden sadece sessizce yürümeye devam etti. Bayan Somi'nin karşıda birisiyle konuşmaya daldığını gördüğünde kendisini cam duvarlı odalardan birinin boş köşesine bıraktı. Kapıyı kapattığına emindi ve yere sinerek de camın karşısından geçen birisinin onu görmesini engellemişti.

Ellerini dizlerine koyup derin nefes aldı. Onun için bu staj hayaldi, ama başkaları için sadece küçümseme ve dedikodu malzemesiydi.

Ya her şeyi bırakıp gidecekti. Belki de kendisi için değil arkadaşının abisi için ya da bu dedikodular ve küçümsemeyle yaşamaya alışacaktı.

İkisini de yapamayacağını biliyordu. İşten çıkıp başka bir iş aramayı denese bile yine zaman kaybı olacağını biliyordu. Uygun iş asla bulamıyordu.

Bu staj sayesinde hem ders çalışacak hem de para kazanacaktı. Ama bu kadar bencil olup kendisini düşünen birisi değildi Jeongin.

Alnını da dizlerine yasladığı ellerinin üzerine yasladı ve burnunu çekerek derin bir nefes aldı. Belki de başka bir yolu daha vardı.

Bu dedikoduları kökünden kesecek, hem kendisi hakkında hem de Changbin hakkında dönen küçümsemeleri durdurabilecek bir yol.

Başını kaldırarak iki elini de yüzüne bastırdı ve gözlerini sıkıca kapatarak derin bir nefes aldı. Daha fazla düşünmek istemiyordu. Çünkü düşündükçe daha çok bataklığa batıyordu sanki.

Sırtındaki çantasından telefonunu alarak açtı ve gözleri dolu dolu olduğu için buğulanmış ekrana baktı. Sonrasını ise beynine değil, parmaklarına bıraktı.

...

Changbin&Jeongin

Gamzeli

Hyung

Ben teklifini

Kabul ediyorum

_____________

Ne teklifi AYEN NE DİYON SEN

Sonunda bölüm atmaya başladım. İyi tatil yaptım çaktırmayın.

Neyse artık çocuk yapsalar da ortalık şenlense. Angel’den beridir baba Changbin göremedik kitaplarımda 😭😭😭

Bölüm sonu

26 yorum