Son kez... İyi Okumalar 🔥
______________
~jeongin~
Saçlarımı kurutmayı bitirdiğimde, fön makinesinin fişini çekerek banyonun dolabına bıraktım ve hemen banyodan çıktım.
Hafif ateşim vardı ve bu yüzden terlemiştim. Duş almak hem ferah hem de rahat hissettiriyordu. Bu ay da kızgınlığa girmek yerine sadece hafif ateşim oluyordu.
Geçen ay da kızgınlığa girecekmişim gibi ateşim yükselmişti ama sonra geçmişti. Bu durum tabi alfamı korkutuyordu. Hormon ilaçları yerine vücudumu güçlendirecek takviyeler alıyordum. Kendimi iyi hissediyordum ama alfam doğumun bana zarar verdiğine inanarak kendisini suçluyordu.
Ben duş aldığım için kocam bebeklerimizle başbaşa kalmıştı. Miniklerimize bakma konusunda o kadar iyiydi ki ben hiç zorlanmıyordum. Aksine tüm gün dinleniyordum.
Zaten alfam çok bir şey yapmama izin vermiyordu. Tüm günüm vitamin takviyeleri alarak dinlenmek ve bolca yemek yemekle geçiyordu.
Odaya geçtiğimde banyonun kapısını kapatarak bakışlarımı odada gezindirdim. Yatakta bıraktığım alfam ve iki omegam ortalarda yoklardı.
Kaşlarımı çatarak kapıya doğru adımladım. Muhtemelen bebeklerimiz uyuduğu için Hyung onları beşiğe bırakmaya geçmişti.
Tam kapıya yaklaşacaktım ki açılan kapıyla duraksayarak sırıtan alfama baktım.
IN: "Hyung bebeklerim nerede?"
Alfam iri adımlarıyla saniyeler içinde bana yaklaşarak tek kolunu belime sarmış ve beni tek seferde sert bir şekilde kendisine çekmişti. Göğsüne abandığımda elimi kaslı göğsüne bastırarak duraksadım.
CB: "Bebeklerimiz bu gece Felix ve Hyunjin ile kalacaklar"
Anlamadığımı belli eder bir şekilde kaşlarımı çattım. Ben bebeklerimi yanımda istiyordum. Onları bolca öpmek istiyordum.
IN: "Nasıl yani?"
Üzerime doğru eğilerek tek koluyla beni belimden sıkıca tutarken, diğer eliyle yanağımı okşamaya başlamıştı.
CB: "Yine sadece ateşin var. Vücudunun toparlanmasını sağlayacağız"
Yine konu benim sağlığıma geldiğinde yanaklarımı şişirerek başımı salladım. Ne demeye çalıştığını anlamıyordum.
IN: "Bebeklerime sarılmazsam vücudum toparlanamaz"
CB: "Bugün bebeklerimizin görmemesi gereken şeyler yaşanacak"
Hala ne söylemek istediğini anlamadığım için öylece suratına bakıyordum. Ne yaşanacağı, ne olacağı umrumda değildi bebeklerimi istiyordum!
IN: "Hyung anlamıyorum"
İki elini de yanaklarıma sararak yüzümü kendi yüzüne yaklaştırmış ve burnumun üzerine küçük bir öpücük bırakmıştı.
CB: "Mühürleneceğiz güzelim. Mühürleneceğiz ki hormonların tekrar normale dönsün, alfan olduğu için kızgınlık döngülerin düzelsin"
Gözlerimi sonuna kadar açarak ellerimi göğsüne bastırdım ve kendimi azıcık da olsa alfamdan uzaklaştırmaya çalıştım.
IN: "N-nasıl yani? Şimdi mi?"
Heyecandan kekelediğimde bana inat biraz daha gülerek başını sallamıştı onaylar anlamda. Kalbim öyle bir hızlanmaya başlamıştı ki tüm kaburgalarımı kıracaktı.
CB: "Şimdi omegam. Üç ay bekledik. En iyi çözümü bu"
Mümkünmüş gibi gözlerimi biraz daha açarak alt dudağımı ısırdım. Hyung beni her öptüğünde kendimi ona kaptırıyordum, her dokunuşunda mükemmel hissediyordum ama..
Ama bu farklıydı. Ben nasıl yapacağımı ne yapacağımı bilmiyordum. O kadar çekingen hissediyordum ki. Ya her şeyi batırırsam diye korkmadan edemiyordum.
Alfam bakışlarımdaki korku ve tereddütü gördüğünde bakışlarını yumuşatarak baş parmağıyla yanaklarımı okşamaya başlamıştı.
CB: "İstemiyorsan sorun değil güzelim. Sen ne zaman hazır hissedersen"
Ellerimi yanaklarımda duran sıcacık ellere bastırarak başımı hayır anlamında salladım. İstemiyorum değildi.. bilmiyorum.
Ben sadece kızgınlık dönemlerimde böyle istekler yaşayan birisiydim. Aklımdan hiç kötü düşünceler geçmemişti. Şu an da sanki başlarsak benim yüzümden bitiremeyecekmişiz gibime geliyordu.
CB: "Benim hatam. Önce sana sormalıydım, seninle konuşmalıydım. Söz konusu senin sağlığın olduğunda acele ediyorum bebeğim özür dilerim"
Hala ağzımı açıp tek kelime edemediğim için her şeyi daha da batırıyordum. Bunca zaman neden korksam, tereddüt etsem Hyung hep yanımda olmuştu. Her sorunu çözmüştü.
Bu konuda da ondan utanmak yerine onunla konuşmam gerektiğini biliyordum. Ne kadar uzun süredir birlikte olsak da istemeden çekiniyordum. Benim kişiliğim böyleydi.
IN: "H-hayır öyle değil. İstiyorum Hyung ama ben başaramam ki ben yapamam. Hyung ben her şeyi batırırım. Sonra çok utanırım, sonra utandığım için sana hiç bakamam, hiç sarılamam bir daha.."
Alfamın endişeli yüz ifadesi anında parladığında ve dudakları hafifçe kıvrıldığında hızlı olan konuşmamı durdurarak onun gözlerine baktım.
CB: "Utanacak bir durum yok güzelim. Sen bana istediğini söyle ve gerisini bana bırak. Söz veriyorum iyi hissetmeni sağlayacağım"
Dudaklarımı birbirine bastırarak sesli bir şekilde yutkundum. Keşke bunu daha öncesinde Felixle konuşsaydım. Böyle ne yapacağımı, ne söyleyeceğimi bilmiyordum.
IN: "Hyung.. ben galiba birazcık korkuyorum"
Onu çok az korktuğuma ikna etmek adına işaret ve baş parmağımı birbirine yaklaştırarak ne kadar "minicik" korktuğumu göstermiştim.
Gözlerimin en derinlerine bakan gözleri yavaşça parmaklarıma kaydığında elimi tutarak kendisine doğru çekmiş ve elimin üzerine sesli bir öpücük kondurmuştu.
CB: "Korkacak bir şey yok. İstediğin zaman dururuz"
Yanaklarımı şişirerek alnımı alfamın göğsüne bastırdım ve derin nefesler almaya çalıştım. Yanaklarım ve kulaklarım yaptığımız sohbet yüzünden mi kızarıyordu, yoksa birazdan yapacak olduğumuz şeyler için mi emin değildim.
IN: "Kalbim patlayacak sanırım"
Alfamın kıkırdamalarını duyduğumda alnımı biraz daha bastırdım sert göğsüne. Aslında kendimi buna hazırlamalıydım daha öncesinde. Böylece bu kadar gerilmek zorunda kalmazdım.
CB: "Kaldır başını güzelim"
Benim başımı kaldırmamı beklemeden ellerini tekrar yanaklarıma sararak başımı kaldırmış, önce kızaran yanaklarıma sonra da dudaklarıma bakmıştı.
CB: "Korkacak bir durum yok. Yavaş ve kontrollü olacağım, sen de istediğin zaman durmamı söyleyebilirsin"
Gözleri dudaklarımda olduğu için istemsizce alt dudağımı sert bir şekilde ısırmıştım. Ya utançtan, ya da kalp krizinden gidecektim bugün.
CB: "Isırma o güzel dudaklarını"
Parmaklarını çeneme sardığında hemen otomatik olarak dudaklarımı ısırmayı bırakmıştım. Belime sarılı olan koluyla beni kendisine doğru çektiğinde artık vücutlarımız birbirine yapışmış durumdaydı.
Başını hafif yana doğru eğerek üzerime eğildiğinde neyin geldiğini bildiğim için yavaşça dudaklarımı aralayarak gözlerimi kapattım.
Dudakları dudaklarımın arasına yarleştiğinde tek elimi omzuna, diğer elimi yanağına yasladım cesaret almak adına.
Önceki öpüşmelerimizden farklı bir şekilde yavaşça hareket ediyordu. Dudaklarımı kendi dudaklarının arasına sıkıca alarak yavaşça emiyordu.
Alt dudağımı bırakıp üst dudağıma geçtiğinde ben de onun alt dudağına tutundum. Öpüşmemizin arasında belime temas eden parmakları vücudumun yanmasına neden oluyordu.
Zaten ateşim vardı, bir de bu dokunuşları beni daha çok yakıyordu. Dudaklarımdan sesli bir şekilde ayrıldı. Ama dudaklarını dudaklarımdan uzaklaştırmadan tenimin üzerinde sürükleyerek önce yanağıma doğru gitti.
Yanağıma sulu öpücükler bıraktıktan sonra yine sıcak dudaklarını çıldırtıcı bir şekilde yavaşça tenimde sürükleyerek çene hattıma inmişti.
Bu öpücükleriyle istemsizce başımı kaldırdım rahat öpmesi için. Sıcak dudakları çene hattıma öpücük kondurdukça omzuna tutunduğum elimi biraz daha sıkıyordum.
Dudakları yavaşça boynuma doğru kaydığında bu sefer iki elimi de omzuna sardım. Vücudum zaten yanıyordu, sıcak ve yumuşak dudakları beni daha da çok yakmaya yeminliydi.
Dudaklarını sert bir şekilde boynuma bastırarak tenimi dudaklarının arasına aldığında hissettiğim zevk yüzünden tırnaklarımı omzuna geçirdim.
Dudakları arasına aldığı tenimin üzerinde dilinin baskısını hissettiğimde dişlerimi sıktım. Karnım karıncalanmaya, kasıklarım kasılmaya başlamıştı. Ama alfam asla durmuyor her seferinde daha da hızlanıyordu.
Dudaklarını boynumun her bir noktasında gezindirerek derimi dudaklarının arasına alarak emiyor, sonra ise emdiği kısmın üzerine dilini bastırıyordu.
Başını diğer tarafa kaydırarak önce feromon bezime ıslak bir öpücük bıraktı. Feromonlarım zayıf olsa da salgıladığımın farkındaydım.
Dudakları aniden mühür yerime değdiğinde omuzlarını sıkarak vücudumu ona doğru bastırdım. Ben ne yapacağımı bilmiyordum ama alfam dudak darbeleriyle vücudumu kontrol ediyordu sanki.
Mühür yerimi dudaklarının arasına alıp dilini üzerine bastırdığında kapalı olan gözlerim kaymıştı. Artık nefes dahi alamıyordum.
İstemsizce vücuduna doğru biraz daha sokularak ön tarafımı ona bastırdığımda bana cevap vermek adına dişlerinin arasında hafifçe sıkıştırmıştı mühür yerimi.
IN: "Hyung.."
Omegam bu hareketle çıldırırken ben daha kendimi kontrol edemiyordum. Dudaklarımın arasından titrekçe, inlemeye benzeyen kelimeler çıkıyordu.
Alt taraflarım o kadar çok kasılıyordu ki kendimi alfama bastırmadan edemiyordum. Alfamın şişen ön tarafına biraz daha sürtündüğümde bu sefer önümde hissettiğim zevk yüzünden dudaklarımın arasından küçük bir mırıldanma çıkmıştı.
CB: "Acele etme güzelim"
Ben bir şey yapmıyordum vücudum beni kontrol ediyordu. Boynumdaki öpücüklerin durduğunu hissettiğimde zevkten yaşaran gözlerimi kısıkça açtım. Alfamın sırıtan yüzünü görür görmez ise başımı diğer tarafa çevirmiştim.
IN: "Yah niye gülüyorsun!"
Bu sefer sesli bir şekilde kıkırdadığında omzunda duran elimle omzuna küçük bir şaplak attım. Bilerek beni utandırıyordu.
CB: "Çok tatlısın"
Omuzlarımı umursamaz bir şekilde kaldırdım. Hala yüzüne bakmıyor, bakamıyordum. Tekrar kendimi ona bastırmak için yanıp tutuşuyordum ama bunu yapamayacak kadar utangaçtım.
Yüzümü yan tarafa çevirdiğim için ona taraf dönülü olan yanağıma uzunca dudaklarını bastırmıştı.
Gözlerim dudaklarının baskısıyla usulca kapanıyordu ki ellerini tişörtümün eteklerinde hissettiğimde geri açmıştım gözlerimi.
Ben daha yüzümü ona doğru dönemeden alfam tek seferde tişörtümü kaldırarak çıkarmıştı. Hamileyken karnıma hep masajlar yaptığı için vücudumu görmüştü ama böyle çıplak değil.
CB: "Çok güzelsin Omegam"
Sesi o kadar derin çıkmıştı ki daha fazla bakışlarımı kaçıramadım ondan. Gözlerimi gözlerine kenetlediğimde o kadar aşkla bakıyordu ki bana..
Gözleriyle haykırıyordu beni sevdiğini ve ben bu bakışlar altında eziliyordum sanki. Sesli bir şekilde yutkunduğumda gözleri boğazımda kıpırdayan adem elmasına kaymıştı.
Göz temasımızı bozmadan yavaşça eğilerek adem elmama oradan da köprücük kemiklerime öpücükler bırakmıştı.
Öptüğü yerlerdeki sıcaklık daha da artıyordu. Benim vücudum sanırım alfamın dokunuşlarına tapıyordu.
Dudakları tenimden uzaklaştığında tekrar gözlerimi gözlerine diktim. Gözlerimin içine bakarak ellerini bel oyuntuma yaslamıştı.
İki eliyle benim belimi tek seferde rahatça kavrıyordu. Bu görüntü o kadar mükemmeldi ki..
Ellerini tenimde sürükleyerek yukarılara doğru kaldırdığında bakışlarım ellerinin üzerindeydi. Baş parmaklarını göğüs uçlarıma bastırdığında panik bir şekilde bakışlarımı alfamın yüzüne çıkardım.
Onun ise bu sefer bakışları gözlerimde değil vücudumdaydı. Öyle açlıkla bakıyordu ki tenime bakışları beni korkutuyordu.
Baş parmaklarını biraz daha göğüs uçlarıma sert bir şekilde bastırdığında alt dudağımı ısırdım. Parmaklarının baskısı zaten uyarılmış olan göğüslerimin biraz daha uyarılmasına neden oluyordu.
Changbin alt dudağını yalayarak üzerime doğru eğildiğinde nefesimi tuttum. Gözlerimi kapatmak istiyordum ama aynı zamanda bu görüntüyü izlemek de istiyordum.
Baş parmağıyla okşadığı göğüs ucumu sıcak ağzının içine aldığında belim otomatik olarak gerilmişti.
Nereye koyacağımı bilmediğim ellerimi göğsüme doğru eğilen kocamın saçlarının arasına daldırdım.
Sıcacık ağzının içinde emdiği göğüs ucumun üzerine dilini bastırdığında artık kendimi tutamayacak kadar zevk alıyordum.
IN: "Hyung.. ah. Ahh"
İnlemem onu daha da hırçınlaştırmış olacak ki elini sırtıma bastırarak beni biraz daha çekmişti kendisine doğru. Sesli bir şekilde ayrıldığı göğsümü bırakarak diğer göğsüme yönelmişti.
Kalbim sırtımda atıyordu ama alfam asla durmuyor aynı ustalıkla diğer göğsümü de öpüyor, emiyordu. Artık gerçekten nefessiz kalmak üzereydim.
Son kez emerek kızarttığı göğsümden uzaklaşarak nefes nefese bir şekilde alnını alnıma yaslamıştı. Ben ondan daha çok nefessiz kalmış durumdaydım.
Sanki az önce beni inletmemiş gibi sakin ve zarif bir şekilde dudaklarını burnumun üzerine bastırmıştı.
Sırtımda duran eli tenimi okşayarak usulca eşofmanımın lastiğine kadar kaymış, aynı yavaşlıkla lastiğin içine doğru sızmıştı.
Kalçamın üzerinde hissettiğim büyük el yüzünden aldığım birkaç nefes de boğazımda tıkanıp kalmıştı.
Gözlerimi irice açarak alfamın yüzüne baktığımda bana sakin bakışlarıyla bakıyordu. Tek eli rahat bir şekilde kalçamı sararak sıktığında gözlerimi kapattım.
Diğer eli de eşofmanımın içine dalarak kalçamı sıktığında alnımı göğsüne yasladım utançtan. İki eliyle kalçamı okşayan alfam ise halinden gayet memnundu anlaşılan.
Eşofmanım kalçalarımı yoğuran, okşayan ellere sorun çıkarmış olacak ki alfam aniden altımdaki kıyafetleri tutarak tek seferde aşağı doğru çekmişti.
Çıplak kaldığımı anladığımda ise alnımı daha sert bastırmışrım kocamın göğsüne. Yüzüne bakmadığım sürece sakin kalabilirdim bence..
Tek kolunu belime sararak beni kaldırmış ve yerde duran son kıyafet parçalarımı tekmeleyerek uzaklaştırdıktan sonra beni yere geri bırakmıştı.
CB: "Kaldır bakayım başını güzelim"
Boğuk sesini duyduğumda başımı hayır anlamında salladım. Başımı kaldırırsam sırada neyin olduğunu biliyordum ve ben bu yapabileceğimden emin değildim.
CB: "Kaldır hadi güzel omegam, kaldır göreyim o güzel yüzünü, gözlerini"
Beni kandırıyordu, yüzüne baktığım an beni utandıracaktı. Şu an beni çıplak görüyordu, tüm vücudum gözlerinin önündeydi. Yüzüne nasıl bakabilirdim ki?
Ellerini yanaklarıma yaslayarak yüzümü kaldırdığında gözlerimi kaçıramamıştım. Gülümseyerek bana baktığı için biraz da olsun rahatlamıştım.
CB: "Güzel omegam benimle mühürlenmek istiyor değil mi?"
Dudaklarımı büzerek hemen başımı onaylar anlamda sallamıştım. Changbin'in eşi olmak dünyanın en mükemmel hissiydi. Onun mühürlü eşi olmak ise daha da mükemmel olacaktı buna emindim.
IN: "İstiyorum"
Cevabımla kocaman gülümseyerek dudaklarıma hızlı bir öpücük kondurmuştu. Ben de gülümsemek istiyordum ama alt taraflarımda hissettiğim ağrı ve garip hisler gülmeme izin vermiyordu.
Alfamın bakışları gözlerimden arkama doğru kaydığında duraksamıştım. Sanki arkamda birisi varmış gibi bakıyordu.
Sert bir şekilde yutkunduğunda ve gözlerindeki bakışlar daha da yoğunlaştığında yavaş yavaş başımı arkaya doğru çevirdim arkamda neler olduğuna bakmak için.
Lakin karşılaştığım manzara yanaklarımın, kulaklarımın, tüm vücudumun kıpkırmızı kesilmesine neden olmuştu.
Arkamda olan dolabın kapağının üzerindeki boydan aynaya yansıyordu vücudum. Bel oyuntum, sırtım, kalçalarım, baştan sona her şey...
CB: "Çok güzelsi Jeongin, bana aklımı kaybettirecek kadar güzelsin"
Sesli bir şekilde yutkunarak başımı önüme doğru çevirdim. Yurkunmaktan boğazım yara olmuştu resmen. Alfam hala koyulaşmış bakışlarıyla aynaya bakıyordu. Sadece gözlerindeki duygular bile bana ne kadar aşık olduğunu belli ediyordu.
Tek kolunu sırtıma sararak beni sert bir şekilde kendisine doğru çektiğinde dudaklarımın arasındna küçük bir şaşkınlık nidası kaçmıştı.
CB: "Artık dayanamıyorum bebeğim"
Kollarımı kaldırarak boynuna saracaktım ki kalçamda hissettiğim diğer eliyle kollarım öylece omuzlarına düşmüştü.
Yatağa geçeceğimizi düşünüyordum ama anlaşılan aflamın böyle bir düşüncesi yoktu. Gerginlikten derin bir nefes alarak kocamın kollarının arasına sokuldum ve omuzlarına tutundum.
CB: "Acırsa söyle"
Başımı onaylar anlamda salladığımda yanağımı göğsüne bastırdım. Yüzüne bakamayacak kadar çok utanıyordum.
Parmaklarını az önce tüm vücudumu öptüğü için ıslanan deliğimin etrafında hissettiğimde dişlerimi sert bir şekilde sıkarak yanağımı göğsüne biraz daha bastırdım.
Orta parmağı deliğimin kenarında geziniyordu. Sanki bilerek tüm sıvımı kendi eline bulaştırıyordu. Bu noktada aldığım derin nefesler de yardım etmiyordu artık bana.
Parmağını deliğime bastırdığında dişlerimi daha sert sıktım. Kendimi kastığımın farkındaydım ama bu benim elimde değildi. İstemeden yapıyordum.
Kalın ve uzun parmağı deliğimin içine yavaşça girdiğinde gözlerimi de sıkıca kapattım. O kadar garip hissediyordum ki. Hafif bir sızı hissediyordum ama tatlı bir sızı gibiydi.
Tamamen içime giren parmağı yavaşça ileri geri doğru hareket ettiğinde rahatladığım için ciğerlerime birkaç nefes çektim.
Lakin bu rahatlığım pek de uzun sürmemişti. İşaret parmağı da deliğimin etrafını ezerek deliğime girmeye çalıştığında tırnaklarımı kocamın omzuna bastırarak hafif bir şekilde inledim.
CB: "Çok küçüksün Jeongin"
Alfamın sesini tanıyamamıştım. Kendisini uzun süre tuttuğu için şu an zorlandığını sesinden bile anlayabiliyordum. Ama onu düşünecek durumda değildim.
Deliğimin içinde hareket eden iki parmak yüzünden deliğimin etrafı yanıyordu. İçimdeki uzun parmaklar aniden makas gibi açıldığında sesli bir şekilde inleyerek başımı alfamın göğsünden kaldırdım.
IN: "Ahhh Hyung acıyor mmhhh"
Başımı kaldırır kaldırmaz alfam üzerime doğru eğilerek alnını alnıma yaslamıştı. Acıdığını söylememe rağmen hala hareketlerini durdurmamıştı.
CB: "Şimdi geçecek bir tanem"
Başımı hayır anlamında salladığımda sanki bana bunu kanıtlamak istercesine parmaklarını dibine kadar daha da derinime itmişti.
İç duvarlarımı sert bir şekilde ezen parmaklar yüzünden inleyerek belimi gerdim. Bacaklarım ayakta durmama rağmen benden kontrolsüz bir şekilde aralanarak alfama alan açıyordu.
Changbin'in parmakları her seferinde iç duvarımı ezdiğinde karnım, tekme yemişim gibi kasılıyordu. Bunu bilerek alfam durmadan parmaklarını açarak hem deliğimi genişletiyor, hem de duvarlarımı bilerek eziyordu.
IN: "Hyung d-düşeceğim yeter artık"
Mızmızlanarak konuştuğumda gülümseyerek eğilip yanağıma uzun bir öpücük kondurdu. Dudakları yumuşak bir şekilde yanağımı öperken parmağı öyle sert ve hızlı bir şekilde içime girip çıkıyordu ki ayakta durmakta zorlanıyordum.
CB: "Tutuyorum seni omegam, düşmene izin vermem merak etme"
Bunu kanıtlamak adına belime sarılı olan kolunu sıkılaştırarak beni tek koluyla kaldırdığında parmakları hala içimdeydi.
İçime yaptığı vuruşlar yüzünden dudaklarımın arasından mırıldanarak başımı omzuna yasladım. Sadece parmaklarının hareketiyle bile beni yormuştu, boşalmak üzereydim.
Aniden sırtım yatakla buluştuğunda içimde de boşluk hissetmiştim. Boşalmaya bu kadar yakınken parmaklarını içimden çıkarması aletimin sızlamasına neden olmuştu.
Ben mızmızlanamadan alfam dizlerini iki yanıma koyarak üzerimde doğrulmuş ve tişörtünü tek seferde çıkararak kenara fırlatmıştı.
Kasları o kadar büyüktü ki.. kaç yaşından spor yapıyordu tahmin bile edemiyordum. Yastık gibi kullandığım göğüs kasları kafam kadardı.
Karnına dizilmiş kaslar.. fazlasıyla seksi ve tapılası görünüyordu. Bu görüntü yüzünden bacaklarımı birbirine bastırdığımın farkında bile değildim.
Ben her ne kadar korksam da vücudum alfamı istiyordu. Açıkçası ben de içimde oluşan boşluktan sonra onu istiyordum, beni rahatlatmasını istiyordum.
Alfam aynı hızla eşofmanının iplerini çözmeye başladığında bacaklarımı biraz daha birbirine bastırarak bakışlarımı oraya indirdim. Üzerindekileri tek seferde indirerek onlardan kurtulmuştu.
Bakışlarım aletine kaydığında dudaklarım yavaşça aralandı. O şeyi pantolonun içinde nasıl tutuyordu anlamıyordum. O kadar kalın ve büyüktü ki.. sanki spor yaptığı için penisi de kaslanmış gibiydi.
Sırıtarak üzerime doğru abanmış ve ellerini başımın iki yanına yaslamıştı. Şokla irice açılmış gözlerimle gözlerine bakmaktan başka bir şey yapamıyordum.
Aniden aletimde hissettiğim el yüzünden kalçamı yatağa bastırdım sertçe. Ne ara tek elini aşağıya indirmişti haberim dahi olmamıştı.
Kocaman elini usulca aletimin etrafına sararak sıktığında gözlerimi kapatarak alt dudağımı ısırdım.
CB: "Biraz daha bekle güzelim birlikte boşalacağız"
Aletime sarılı olan elini daha da sıkarak baş parmağını aletimin üzerindeki deliğe bastırmıştı sertçe. Boşalmak üzere olduğumun farkında olması zaten yeterince utunmama neden oluyordu.
IN: "Mhhh dayanamıyorum artık Hyung"
Mızmızlanarak konuştuğum için hemen elini aletimden çekerek dudaklarıma hızlı bir öpücük kondurmuştu. Onun da artık dayanamadığının farkındaydım.
Dizleri üzerinde doğrularak ellerini bacaklarıma sardı. Uyluklarımı gıdıklarcasına okşayarak bacaklarımı kaldırdı ve beline sarmamı sağladı.
Deliğim durmadan kasılıyor, tekrar o doluluğu yaşamak istiyordu ve bu duyguları yaşamak beni o kadar panikletiyordu ki. Sanırım asla alışamayacaktım.
CB: "Kasma kendini güzelim tamam mı? Kasarsan daha zor olur"
Bunu yapmayacağıma söz veremezdim ama en azından yapmamaya çalışabilirdim. Kendi elini kalın aletine sararak çektiğinde kulağıma dolan tok ses yüzünden aletim tekrar kasılmıştı.
İçime girdiği an boşalmaktan korkuyordum..
Hafif üzerime doğru eğilerek tek elini yatağa yasladı diğer eliyle ise aletini deliğime doğru konumlandırdı.
Penisinin kalın başını deliğimin kenarında hissetiğimde hızla kollarımı kocamın boynuna sarıp sıkıca tutundum ona.
Yavaşça kendisini bana doğru itiyordu ama ben kendimi o kadar çok kasıyordum ki.. utançtan yüzüne dahi bakamıyordum.
Yanağımda hissettğim dudaklar yüzünden gözlerimi sıkıca kapattım.
CB: "Sakinleş küçüğüm, korkacak bir şey yok"
Dudaklarını tenimden uzaklaştırmadan konuştuğunda başımı onaylar anlamda salladım. Yanağıma kondurduğu öpücükler sayesinde rahatlamaya çalışıyordum.
Aniden kendisini içime doğru ittiğinde, deliğimi zorlayarak içime giren büyük alet yüzünden dudaklarımı araladım boğazım yırtılana kadar çığlık atmak için ama dudaklarımın üzerine kapanan dudakları yüzünden tüm çığlıklarım bastırılmıştı.
Sadece başını içime almam bile tüm deliğimin acıyla sızlamasına neden oluyordu. Gözlerimden istemsizce yaşlar yanağıma, oradan dudağıma kaydığında, tuzlu gözyaşlarım ikimizin dudakları arasında kaybolmuştu.
Alfam zorlandığımı bildiği için dudaklarıma küçük öpücükler bırakarak aletinin başını yavaşça içimde kıpırdatıyor, küçük hareketlerle ileri geri hareket ediyordu.
CB: "Şimdi geçecek omegam"
Dudakları dudaklarımdan uzaklaştığında derin bir nefes almaya çalıştım ama aletini bu sefer yarısına kadar içime ittiğinde hissettiğim doluluk yüzünden yatakta kıvrandım.
IN: "Ahh ahh Hyung çok büyüksün"
CB: "Özür dilerim, özür dilerim, şimdi bitecek söz veriyorum"
Dolu gözlerimi kırptığımda orada biriken yaşlar akmaya devam etmişti. Deliğimle sıkıca sardığım aletini biraz daha içime gönderdiğinde belimi yatakta gerdim.
Bu hareketimle onu tamamen içine almıştım. İkimiz de hissettiğimiz zevk yüzünden inlediğimizde seslerimiz bile senkronize olmuştu.
Aletinin başının içime yaptığı teması o kadar net hissediyorudm ki bayılmak üzereydim. Gözlerimi kısıkça açarak alfama baktığımda alnındaki damarları bile belirginleşmişti.
Benim acıdan kıvranmadığımı, rahatladığımı gördüğünde yavaşça içimde hareket etmeye başlamıştı.
Zorla içime giren aleti şimdi o kadar rahat bir şekilde içimde kayıyordu ki her hareketinde zevki parmak uçlarıma kadar hissediyordum.
Kendisini tamamen geri çekerek aletini tek seferde içime gönderdiğinde, penisinin başı iç duvarıma çarptığı an tüm vücudum uyuşmuştu.
Omurgam bıyunca sanki elektrik çarpmış gibi titremişti vücudum aldığım bu zevki hiçbir inlemeyla anlatamazdım.
IN: "Ahhhh Ahh Hyung"
Ellerimi çıplak sırtına sararak tırnaklarımı sırtına geçirdim. Sanki tutunmazsam vücudum zevkten titremeyi durdurmayacak gibiydi.
Aldığı inleme karşısında yarımağız sırıtan alfam az önceki yavaş hareketlerine zıt bir şekilde bu sefer daha hızlı kayıyordu içimde.
Her ileri-geri hareketinde vücudum sarsılıyor, gözlerim kayıyordu. Şimdi gerçekten anlıyorudm bulutların üzerinde uçmanın ne olduğunu. Bu duygu mükemmeldi..
Alfam tekrar kendisini geri çekerek tamamen içimden çıkmış ve aletini tek seferde sert bir şekilde içime gçnermişti.
IN: "AHHHH Changbin"
Aleti içimde öyle bir noktaya çarpmıştı ki ben bile şaşırmıştım dudaklarımdan çıkan inlemeye.
Gözlerimi zorla açarak alfama baktığımda kızaran kulaklarından ve sırıtmasından anlıyorudm bundan ne denli zevk aldığını.
Aniden içimde daha da büyüyen aleti hissettiğimde gözlerimi sonuna kadar açarak alfama baktım. Sanki mümkünmüş gibi aleti daha da büyüyordu..
CB: "Bir kez daha ismimle inlersen bu gece zor biter gamzelim"
Alt dudağımı ısırarak gülümsedim. Bunun bu kadar hoşuna gideceğini tahmin etmemiştim. Aleti tekrar içimde hızlı bir şekilde hareket etmeye başladığında gülümsemem anında silinmişti.
Hızlı hareketleri yüzünden bırak beni, yatak bile sallanıyordu. Her duvarımda hissttiğim kayma ve baskı biraz daha zevk almama, zevkten çıldırmama neden oluyordu.
Az önce bulduğu noktaya durmadan vuruşlar yaparak üstüste zevk noktamı ezdiğinde bu sefer sırtında duran ellerimi saçlarının arasına daldırdım ve siyah tutamlara tutundum sıkıca.
IN: "Ahhmmm Changbin çok iyi"
Bilerek ismini kullandığımda başını sırıtarak iki yana sallamış ve hareketlerini daha da hızlandırmıştı. Bacaklarım ne kadar sıkı beline sarılı olsa da düşecekmiş gibi hissediyordum.
Mümkünmüş gibi hareketleri giderek daha da hızlanıyor, aleti biraz daha sertleşerek iç duvarlarımı sertçe ezerek daha da zevk almamı sağlıyordu.
Alfam kendisini geri çekerek tekrar sert bir şekilde içime girdiğinde kasıklarımda hissettiğim acıyla inledim. Geç boşaldığım için kasıklarım patlamak üzereydi.
IN: "Mmmhhh Hyung boş-boşalmak istiyorum ahh"
İçime vuruşları o kadar sert ve hızlıydı ki doğru düzgün konuşamamıştım bile. Nasıl yorulmadan bu kadar hızlı olabiliyordu anlamıyordum.
Alfamın elini aletimin ettafında hissettiğimde belimi yataktan kaldırarak boğuk bir çığlık attım.
IN: "AHHHH"
İçime yaptığı sert vuruşlar yetmezmiş gibi aletimi de hızlıca çekmeye başladığında çekiştirdiğim saçlarını koparmak üzereydim.
Eliyle aletimi sıkıyor ve sıvazlayarak çekiyordu. Aldığım ikitaraflı zevk yüzünden gözlerimi sıkıca kapatarak kendimi daha fazla tutamadığım için alfamın eline bıtaktım.
CB: "Aferin güzelime"
Bacaklarım zangır zangır titriyordu. Daha fazla bilincimi açık tutacak durumda da değildim. Alfam kendisini tamamen geri çekerek sert bir şekilde içime girdiğinde karnımda hissettiğim sıcaklıkla bacaklarım da yatağa düşmüştü.
Gözlerimi açık tutamıyordum, ki zaten zevk yüzünden bakış açım bulanıktı. Alfam tamamen boşalmak için birkaç kez daha içimde hareket ettiğinde artık inleyecek halim bile kalmamıştı.
Üzerime doğru eğildiğini hissettiğimde saçlarında olan kollarımı boynuna sararak sıkıca sarıldım ona.
Boynuma kondurduğu ıslak öpücüklerden anlıyordum birazdan beni mühürleyeceğini.
Çok geçmeden dişlerini mühür yerime sert bir şekilde bastırdığında kısıkça inleyerek gözlerimden yaşların akmasına izin verdim.
Yavaş yavaş mührün oluştuğunun farkındaydım. Alfamı artık tüm kalbimle hissediyordum. Dişlerini kanattığı tenimden dikkatlice uzaklaştırarak tekrar boynuma öpücükler kondurmuştu.
Mühürlenmiştim..
Anlaşma üzerine evlendiğim, ama sonrasında deliler gibi aşık olduğum, iki çocuğumun babasıyla mühürlenmiştim.
Hayatımda verdiğim en doğru karardı alfamla evlenmek... Onun yanında her zaman mutlu olacağıma adım kadar emindim.
________________
Bitti...
Daha ateşli bir final olamazdı. İlk Jeongbin smut yazışımdı. Umarım heyecandan batırmamışımdır aldöelödşdfş
Biliyorsunuz ben soft kitap, deli gibi aşık Seme, green flag kadınıyım. Bu yüzden bu kitabım kaos sevenlere sıkıcı gelebilir ama ben hep güzel şeyler yazmayı seviyorum.
Hayatımızda zaten bolca negatiflik varken neden kendi yarattığım, kendi kurduğum evrene de bu negatiflikleri vereyim ki.
Her şey benim elimde, burası benim dünyam ve ben sadece iyiliğin, aşkın, dostluğun, sevginin olduğu bir dünya kurmayı seviyorum 🤭
Jeongin bebeğimiz de bu kitapta gerçek aşkını ve minik tavşanlarını bulduğu, Changbin bebeğimiz istediği o mükemmel, sevgi dolu aileye kavuştuğu için artık hepimiz mutluyuz.
Buradan tüm anlaşmalı/zoraki evlilik yazan yazarlara seslenmek istiyorum. Bu kitabı okuyun ve görün. Anlayın ki şiddet, tecavüz, zorbalık, kötülük, saçma aldatmalar olmadan da fic yazılabiliyor. Sırf tıkandınız, bölüm yazamadınız diye böyle şeyler yazmak yerine aşk yazın, sevgi yazın ☺️. Eminim ki okurlar da shiplerinin sevgi dolu anlarını, aşklarını okumak istiyorlar. Onları çıldırtacak sinir dolu anlamsız sahneleri değil...
İdollerimizi kullandığımız kitaplarımızda, onlara yazdığımız hayali hayatlarda onları böyle saçma konuların aleti etmeyelim 😘
Bir Keenblue 🦋 ficinin daha sonuna gelmiş bulunmaktasınız. Umarım bu bebeğimi de çokça sevmişsinizdir.
Başka ficlerimde ve özel bölümlerde tekrar buluşalım BLUEES'lerim 💓🦋


