İyi Okumalar 🦋 _______________ ~changbin~ Elimde tuttuğum yüzüğe bakarak tekrar dikkatlice inceledim. Acaba güzel miydi? Jeongin'in zevkinin nasıl olduğunu bilmiyordum. Bu yüzden nasıl bir şey alacağıma da karar verememiştim. Sevmediği bir yüzüğü taksın istemiyordum. Beğendiği için hep parmağında taşımasını istiyordum. Bu yüzden çok abartıya kaçmadan sade alyans, üzerinde zarif taşların olduğu bir yüzük almıştım. Gerçekten kendimi o kadar işe kaptırmıştım ki Felix söylemese bunu yapmak aklıma bile gelmeyecekti. Yüzüğü takım elbisemin cebine atarak kendi parmağıma taktığım eşine baktım. Söz konusu Jeongin olduğunda aşırı düşünüyordum. Asla böyle birisi değildim. Yaptığım her hareketimde kararlı davranırdım. Ama onun mutlu olmasını istiyordum. Benimleyken rahat olmasını. Verdiği karardan asla pişman olmasın istiyordum. Ben annem ve babam gibi kavgalı değil de huzur dolu bir evlilik istiyordum. İşte mutlu bir evliliği sağlayamayacak kadar düşüncesiz olmaktan korkuyordum. Galiba Felix haklıydı. Biraz odundum.. azıcık. Daha fazla arabada kendi kendime düşünmeye devam edersem iş saati bitecekti. Bu yüzden hemen arabadan inerek şirkete geçtim. Her zamanki gibi çalışanların selamını güler yüzle almaya çalışarak olabildiğince hızlı bir şekilde asansöre bindim. Gergince elimi takım elbisemin cebine atarak yüzük orada mı diye kontrol ettim. Sanki kaçıp gidecekmiş gibi endişeleniyordum. İstediğim kata geldiğimi belli eden tiz ses duyulduğunda gömleğimin yakasını düzelterek boğazımı temizledim. "Efendim hoşgeldiniz" Ben üst kata çıkana kadar alt kattan haber verilmişti çalışanlara. Somi beni karşıladığında gülümseyerek selamını aldım. "Efendim tam zamanında geldiniz. Kontrol etmeniz gereken birkaç evrak var" Normalde olsa evrakları mail olarak göndermesini ister, eve gittiğimde incelerdim ama şu an şirkette kalıp Jeongin ile birlikte eve gitmek daha iyi bir seçimdi. CB: "Güzel. Bugün müsaitim" Somi de bunu duymayı beklemiyormuş gibi şaşırdığında hemen mimiklerini toparlayarak gülümsedi ve başını salladı. CB: "Önce Jeongin'e bakayım. Sonra odama geçelim" Daha yeni toparladığı mimikleri tekrar kendini belli ettiğinde bu sefer şaşırdığı için irileşen gözlerini kaçırmamıştı. Özellikle Jeongin'i sormam, ismini söylemem onu açıkça şaşırtmıştı. Asansörün önünde dikilmeyi bırakarak stajyerlerin olduğu kısma doğru yürüdüm. O kadar çalışanın arasından gözlerim onu çok rahatlıkla bulmuştu. Camın önünde stajyerler için ayrılmış kısımda oturmuş bilgisayarda bir şeyler yapıyordu. Anlaşılan stajyerlere ilk görevleri verilmişti. Cebimdeki yüzüğün hala orada olduğuna bir kez daha emin olduktan sonra yürüyerek sandalyede oturan bedenin arkasında durdum ve bilgisayarda yaptığı işe baktım. Üç boyutlu tasarım yapmaya çalışıyordu anladığım kadarıyla. Günü nasıl geçmişti bilmiyordum ama umarım bu sefer diğerlerinden kötü sözler, onu üzecek şeyler duymak zorunda kalmazdı. Dikkatini çekmek adına elimi sırtına yasladığımda hemen şaşkınca arkasına dönmüştü. Onun ani hareket etmesi diğer stajyerlerin de kafalarını bilgisayardan kaldırıp bana doğru bakmasına neden olmuştu. Ani dönüşünün ardından yanındaki kişinin ben olduğumu görür görmez gülümsedi. Azıcık gülümserken bile yanağında belli olan o çok güzel gamzeleri görmem benim de gülümsememe neden olmuştu. CB: "Nasıl gidiyor?" Üzerinde çalıştığı işi sorduğumda bakışlarını bilgisayara çevirerek çizdiği üç boyutlu görsele, sonra tekrar bana baktı. IN: "Birazcık zor" Dudaklarını büzerek konuştuğunda elimi saçlarının arasına daldırarak yumuşak saçlarını okşadım ve gerginlikten terleyen diğer elimi cebime atarak yüzüğü çıkardım. CB: "Yüzüğünü evde unutmuşsun" Bu sefer sesimi biraz daha yüksek tonda tutmaya çalışarak göz kırptım. Ardından ise seçmek için saatlerimi harcadığım yüzüğü çıkardım cebimden. O kadar şaşkın bakıyordu ki yüzüme gülmemek için kendimi zor tutuyordum. Gözleri elimde tuttuğum yüzüğe kaydığında daha da irileşti. Biraz daha böyle devam ederse gerçekten tatlılığına dayanamayıp güleceğim için hemen elini tutarak kaldırdım ve yüzüğü, yüzük parmağına geçirdim. Felix'in ölçüsüyle aynı ölçüde almıştım onun parmak ölçüsünü bilmediğim için ama şükürler olsun ki tam oturmuştu. Gözlerini kırpıştırarak parmağındaki yüzüğe sonra ise benim elimdeki yüzüğe baktı. Kısa süren şaşkınlığın ardından gülümseyerek bakışlarını bana çıkardı. IN: "Teşekkürler" Fısıldayarak teşekkür ettiğinde yumuşacık olan elini yavaşça bıraktım ve son kez saçlarını okşadım. CB: "Benim de burada yapacak birkaç işim var. Birlikte çıkarız" Hemen başını sallayarak beni onaylamıştı. Bakışlarım etrafa kaydığında diğerlerinin Jeongin'e baktıklarını görür görmez gözlerimi kısarak baktım onlara. En azından parmağındaki yüzüğü ve bizi görmüşlerdi. Tekrar Jeongin'in üzülmesini görmek istemiyordum. CB: "Akşam yemeğinde ne yiyelim?" Omeganın bakışları da diğerlerinin üzerinde gezindiğinde onları dert etmemesi için tekrar fısıldayarak konuştum. IN: "Bilmem ki Hyung. Sen ne yemek istersin?" Kendi sorduğum soru bana geri geldiğinde karar vermesi gerekenin ben olduğumu anladım. Jeongin hem okula gitmişti, okuldan sonra iş, bir de eve gittiğimizde yemeğin hazır olmasını beklemesini istemedim. Belki de gün içinde doğru düzgün yemek yememişti. Akşam yemeği de geciksin istemiyordum. En iyisi buradan çıktıktan sonra yemeğe gitmekti. CB: "Çıkışta yemeğe gidelim o zaman" ... Izgaranın üzerinde pişmek üzere olan etin daha iyi pişmesi için birkaç parçaya ayırdım ve her tarafının kızardığına emin olduktan sonra küçük parçaları önce Jeongin'in tabağına bıraktım. Parlak gözleriyle eti pişirmemi bekleyen omega tabağına bıraktığım parçayı ağzında atarak hızlıca çiğnedi. Tahmin ettiğim gibi acıkmıştı. Normalde olsa bu detayı asla düşünmezdim, aklıma bile gelmezdi. Bu yüzden Felix bana odun diyordu. Ama gerçekten Jeongin için her ince detayı düşünüyordum, düşünmeye çalışıyordum. IN: "Çok lezzetli olmuş hyung teşekkürler" Gülümseyerek konuştuğunda ızgaranın üzerine birıkaç parça et daha dizdim. CB: "Bolca ye" Başını onaylar anlamda sallamıştı. Felix'in de dediği gibi o kadar saf birisiydi ki dediğim her şeyi yapmaya hazırdı. Ama sadece ben dedim diye bir şeyi yapmasını istemiyordum. Onun kararlarını, onun düşüncelerini ve isteklerini de duymak istiyordum. Her ne kadar anlaşma üzerinde bir evlilik olmuş olsa da mutlu olalım, birbirimizi anlayalım istiyordum. CB: "Yarın Cumartesi. Evdesin dimi?" Suyundan birkaç yudum alarak başını salladı. Çoktan 30 eylül için nikah günü almıştım. Doktora gidip ön kontrolden geçmemiz iyi olacaktı. CB: "Doktora gidelim mi yarın?" Hareketleri duraksadığında elinde tuttuğu yemek çubuklarını tabağına bıraktı ve gözlerini yüzüme çevirdi. Bakışlarındaki endişeyi anlamak pek de zor değildi. CB: "Ön kontrollerden geçelim. Kan tahlili falan. İstemiyorsan, hazır değilsen sen istediğin bir zaman gidelim" Son cümlemi duyar duymaz hemen gözlerini irice açarak başını hayır anlamında salladı. Mimiklerini fazla kullanıyordu ve bu da onu daha tatlı yapıyprdu. IN: "Ben hazırım yarın gidelim Hyung" CB: "Bana fikirlerini ve isteklerini söylemekten çekinme Jeongin. Bu öyle bir durum ki senin isteğin, senin hazır olman en önemlisi" Onu zorlamak değildi amacım. Sırf ben dedim diye ben dediğimi de yapmak zorunda değildi. Sonuçta onun vücuduydu ve buna hazır olması daha önemliydi. Bakışlarını önüne doğru indirerek bir süre öylece sessizce durdu. Keşke sessiz durmak yerine içindeki endişeleri ve düşünceleri benimle paylaşsaydı. Böylece her şeyi onun istediği şekilde yapabilirdim. Bakışlarını tekrar gözlerime çıkararak başını salladı. IN: "Ben gerçekten hazırım. Gidelim yarın doktora" _________________ Ben Changbin'de aşk seziyorum sanki. Ama Jeongin hala tüm her şeye anlaşma olarak bakıyor 😋
Bölüm 11
{11} Yüzük
Bölüm sonu
8 yorum
CIGLIK ATIYRM OHQ CHANGBİN BANADA YUZUK WLIP OYLE YAPWTMISIN
heyecandan ve utanctan ben okuyamıyorum cok gergildim aq
Canım Yazar Hanım ım yeni bölüm nede kaldıı pleasssee at şunu artık
Binnie bu aşk, innie sen de aşıksın bebek ekmeğim
yapma jeong aşıksın kabul et
Bi iki bölüme açılır bunlar (yanii inşş)
Ohh be sonundaa kaç saattir bekliyorum
Bildirim geldiği gibi uçtum



