Tomris yavaşça o günkü insanları buluyor ama baş kişiyi bulamıyor bulduğu kişilere eziyet edip bir lotus bırakıyor.🌸
Tomris, aylar süren araştırmalar sonucunda o geceye ait isimleri tek tek bulmaya başladı. Hepsi aynı şeyi yapıyordu: susuyorlardı. Kimisi korkudan, kimisi paradan, kimisi de suç ortaklığından.
Onları doğrudan yok etmiyordu. Onları geçmişleriyle yüzleştiriyordu.
Bir adam, karanlık bir otoparkta arabasına bindiğinde ön koltukta küçük beyaz bir zarf buldu. İçinde yalnızca iki şey vardı:
O geceye ait bir fotoğraf ve bir lotus çiçeği çizimi.
Başka biri evine döndüğünde kapısının önünde aynı sembolü gördü.
Şehirde fısıltılar yayılmaya başladı:
“Lotus’u bırakan biri var…”
Bu insanlar korkuya kapılıyor, polise gitmeye cesaret edemiyordu. Çünkü Tomris onlara zarar vermeden önce değil, vicdanlarını hedef alıyordu. Onları uykusuz bırakıyor, geçmişlerini her an hatırlatıyordu.
Ama ne yaparsa yapsın, zincirin en üstündeki isme ulaşamıyordu.
Baş kişi yok gibiydi.
Sanki biri tüm izleri bilinçli olarak silmişti.
Ve Tomris ilk defa şunu hissetti:
Bu sadece bir intikam hikâyesi değil…
Bu bir oyun.
O sırada Komiser Aras da aynı sembolü fark etti. Lotus artık sadece bir çiçek değil, bir imza haline gelmişti.
Ve Aras kendi kendine şunu söyledi:
“Bu kişi suçlu değil… bir mesaj veriyor.”
